1 – D2 – HALKEVİ BİNALARI

Atatürk-Caddesinden1.jpg

Atatürk Caddesi boyunca uzanan begonvilla pergoleleri altından çekilmiş fotoğrafta, Halkevi restorasyonu başlatılmadan önceki yıllardan bir görüntü.

MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ – Sayfa 24-30   “Kitabın başına dönmek için bu satırı tıklayınız…

Cumhuriyetin ilk yıllarına ait imar faaliyetlerini gösteren grafik (çalışmaları SV), hızlı yapılanmanın en iyi ifadesidir. Halkevi Binaları dönemin bu yoğun imar faaliyeti içinde yer alır. ..
Bu döneme ait belgeleri izlediğimiz zaman, genel bir seferberlik havası içinde çalışıldığını görürüz. Şu sözler dönemin atmosferini yansıtır:
“Yoktan var eden Atatürk’ün neslisin…”
…Halkevi binalarına büyük önem verilir. Halkevi bir muhit için bir elektrik fabrikası, park, kışla ya da bir mabed kadar gerekli görülür…

HALKEVİ BİNA ÜRETİM SÜREÇLERİ
Halkevi binaları Halkevi Öğreneğinde (talimatname) belirtildiği üzere CHP tarafından sağlanmaktadır. …CHP yön kurulunca bulunur, döşenir ve düzenlenir. …
İl ve ilçelerde Partinin katkılarının yanısıra halktan toplanan “teberru”lar ile Halkevi binaları yapılır.…Halkevi bina projelerini, yarışma, sipariş ya da Bayındırlık Bakanlığı yolu ile elde eden parti, Halkevleri’nin bina konusunu çözmek için 1940 yılında bir “bina programı” yapmış ve bunu gerçekleştirmek üzere genel sekreterliğine bağlı bir “Müşavir Mimarlık Bürosu” kurmuştur. …1940 yılından itibaren Halkevleri’nin bina sorununun çözümünde, “planlı ve sistemli” bir şekilde çalışmak için …yeni binaya ihtiyaç duyan Halkevleri’nin binalarını yapmaktır. …

MİMARLARIN ZİHNİNDE HALKEVLERİ 
Mimarların zihninde Halkevleri ve Halkevi binaları, “Cumhuriyet rejiminin” her sahnede memlekete bahşettiği inkişafların, bir numunesidir. …
…Halkevi binaları, halkı eğitmek için birer araçtır. Müşavir mimarın raporu, partinin ideolojik aygıtı olan Halkevi binalarının görevlerini açıkça tanımladığı gibi, mimarın yüklendiği ideolojik görevleri de göstermektedir. Bu binalar, “memleketimizin en mühim ve en şerefli binaları” olacaklardır. Birçok yerlerde, bütün kültür ihtiyaçlarını karşılayacak, halka ve gençliğe Cumhuriyet devrimizin esaslarını ve ruhunu tanıtarak bunlara asil bir terbiye verecek Halkevleridir….
…Halkevleri, salt eğitim değil, kültür merkezi yapıları olarak toplumun üst gelir grubuna da hitap eder…

HALKEVİ BİNALARININ MİMARİ İRDELENMESİ

1 -D2a – KONUM VE KENTLE İLİŞKİLER
…Ulus-devlet ülkenin dört bir yanında …”Cumhuriyet Meydanları”nı kurmuştur. Halkevi binaları yeni kent merkezi olan Cumhuriyet Meydanları üzerinde yer alır. …Protokolde Validen sonra halkevi başkanı geldiği gibi, kentte de Vilayet Konağından sonra ikinci önemli yapı Halkevi Binası gelir. ..
…Halkevleri yalnızca halkın eğitim ihtiyacını karşılamak için değildir, yeni rejimin varlığının ve gücünün temsilcisidir. …
Resmi yapı “imge”si ile bütünleşen Halkevi binaları, bugün silinmeye çalışılsa bile “kamusal bellekte” yer etmiş yapılardır. Yapıldığı dönemde olduğu gibi bu gün halâ kentlinin “bilinçsel haritası”nı tanımlayan “odak” yapılardır.
…Kent içinde “hakim” olmanın da ötesinde, Halkevinin denizden algılanışına da dikkat edildiği görülür. Mersin halkevi, Halkevi üzerinde yazılı olan vecize ve binanın simetri aksında yer alan Atatürk heykeli ile denizden algılanabilecek niteliktedir. Mersin Halkevi binası binanın önündeki alanın Cumhuriyet Meydanı olarak tanımlanmasına neden olur. Halkevleri Cumhuriyet Meydanı gibi önemli bir kentsel alanı belirleyebilecek derecede kayda değer yapılar olarak algılanmaktadır.
Halkevi, binaları ile de, dini mekânlara alternatif olarak yer alır. Bu anlamda yeni “ulus-devlet”in simgesi olmakla birlikte din dışı toplanma mekânları olarak yeni “laik” kimliğin de sembolüdürler. Halkevi binaları İzmit ve Isparta’da bir cami, Kars ve Mersin’de bir Kilise yanındadır.
Mersin’in alnında yer alan Halkevi (Binası) tamamlanmak üzere olan “Tek Parti” döneminin son zafer anıtıdır.
Yapı yüzünde yer alan yazı, en büyük siyasi lider Atatürk’e ait “vecizeler” ve Ata’nın gençliğe hitabıdır. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözü, Vali Tevfik Sırrı Gür’ün “tasavvur” etmiş olduğu Elazığ ve Mersin Halkevi binalarının cephesinde yer alır.
Bu ifade döneminde çok ilgi çekmiş olmalı
Mısır Kralı Faruk Akdeniz’de bir gezinti sırasında dürbünle gördüğü bina için Mersin’de karaya çıkar. Merak edip binanın ne olduğunu öğrenir. Üzerindeki “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazısını okuyunca: – Anladım, der. Bu sözler Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleridir…(Şeref Gökçel)
Kral Faruk’un Mersin ziyareti 30 kasım 1947 tarihinde Yeni Mersin gazetesinde haber olmuştu.

1 – D2b – PROGRAM (İşlev)
Halkevlerinin örgüt yapısı, bina programını belirler. Bu program, kütüphane, şubeler ve salondan oluşur. ..Halkevlerinde “bahçe” önemli bir mekândır. ..
Halkevleri önünde bir “meydan” düzenlenmesine çalışılır. Ancak meydan kavramı, bahçe ve avlu ile karıştırılmaktadır. Meydanın düzenlenme sebeplerinden en önemlisi, halkın toplanmasını sağlamaktır. Böylelikle meydana bağlı olarak başka bir yapı öğesi ortaya çıkar: Hitap Balkonu.…Girişin üzerinde aynı zamanda saçak görevi gören balkon, hitap için düşünülür. Liderin, (parti başkanı, Halkevi Başkanı ya da ziyaret eden önemli siyasiler) Halkevinden halka seslenebilmesi için “hitap balkonu” şarttır. …Bu mimarın tasarım sürecine de yansır. Erke hizmet eden mimar, doğal olarak plânlamada, erkin halkla iletişim problemine de çözüm arar. …
…Halkevlerinde kapalı mekâna ait bina programı ve bu programın ele alınışı ise şöyledir. Kütüphane, Halkevinin kurulabilmesi için ilk şartlardan biri olması nedeniyle binanın en önemli birimlerindendir. …Her Halkevinde en az 50 kişinin bir arada okuma imkanı verecek olan okuma salonları yapılması istenir. Salon(lar) Halkevinin diğer önemli bölümüdür. Halkevinin büyüklüğüne bağlı olarak ya da ayrı işlevlere bağlı olarak birden fazla salon bulunur. …
Halkevleri’nin, temsil salonları ve tiyatro şubeleri ile Türk tiyatro tarihinde büyük rolü olduğu şüphesizdir. Bu salonlar yaklaşık 60 yıl sonra bugün bile (farklı yönetimlere ait olarak) bulunduğu bölgenin en büyük ya da en iyi salonları olarak kullanılmaktadır. …(tiyatro) temsil salonlarına büyük önem verildiği ve Halkevi binaları için ciddi harcamalar yapıldığı görülür.

SPOR SALONU
Dönemin pek çok genci, basketbol v.b. gibi oyunlarla Halkevlerinde tanışır. Parti binası da Halkevleriyle birlikte ele alınır. Ve daha önce Parti’de yer almayan müfettiş çalışma ve mesai odaları programa eklenir.
Halkevleri faaliyette bulunduğu dönemde kendi programı dışındaki bir işleve de cevap verir: Konaklama. Dönemde tüm ülkede otel sıkıntısı vardır. Özellikle vilayet Halkevlerinde misafir için ayrılmış bir salon, oda ve banyodan oluşan bir “hususi ikametgah” (misafirhane) bulunur. Halkevlerinin en önemli misafiri “değişmez genel başkan” Atatürk”tür. ..
…(Bazı) yarışma şartnamelerinde “Atatürk Katı” veya “Atatürk Dairesi” olarak programda verilmiştir.
…Kent meydanlarından bina içine giren ilk Atatürk heykellerinden biri, Mersin Halkevi’ndedir. Ana giriş holünde binanın simetri aksanında ve aynı zamanda Meydan üzerindeki “Gazi Heykeli”nin aksında olan bir Atatürk heykeli bulunur.
(2000 yılında yapılan yenileştirme sırasında kaldırıldı. S.V.)
…Halkevi’nin (iç) duvarlarında Vali Tevfik Sırrı Gür’ün isteği üzerine, Ressam Nurettin Ergüven’in 1946 yılında yaptığı Mersin’in doğal güzelliklerini konu edinen resimler bulunur.

PLANLAMA
Halkevi Binalarında genel olarak dikkati çeken işleve dayalı kitle arayışıdır. Kendi içinde bina programı iki ana bölüme ayrılır. Birincisi salon, ikincisi ise şubeler ve kütüphaneden oluşan eğitim bölümüdür. Modernist bir yaklaşımla yapı kitlesi, işlevlere göre ayrılır. …Bu modernist yaklaşımın aksine planlama örnekleri de söz konusudur. Mersin Halkevi’nde ön yüz, cephe etkisi önemlidir. Meydanı tamamlayan, denizden algılanışı gözönüne alınan yapıda simetrik ön cephe tasarımı hakimdir. Arka cephe ise tümüyle göz ardı edilir.

1995 yılında Semihi Vural, Gündüz Artan kent için bir tanıtım broşürü hazırlar. Çizimlerini Siren Yılmazer’in yaptığı çalışma. Bu broşürde Kültür Merkezi kent merkezindeki yerini almış görünüyor.

1995 yılında Semihi Vural, Gündüz Artan kent için bir tanıtım broşürü hazırlar. Çizimlerini Siren Yılmazer’in yaptığı çalışma. Bu broşürde Kültür Merkezi kent merkezindeki yerini almış görünüyor.

TEKNOLOJİ VE MALZEME
Halkevleri’nin büyük bölümü betonarme yapı teknolojisiyle inşa edilmiştir. Halkevi binalarının tasarımlarında yerel malzeme ve olanakların yapım kolaylığı nedeniyle gözönüne alındığı bilinir. Ancak yerel yapım olanaklarından yararlanılmadığı, betonarmenin yaygın kullanımından anlaşılır. Bu yıllarda Anadolu’da bulunan geleneksel yapım teknikleri araştırılması gereken önemli bir konudur.
…Halkevlerinde kullanılan malzeme, yapıldığı kentin ekonomik olanakları ile belirlenmektedir. Bölgenin olanakları veya mekânın öneminden kaynaklanan malzemenin kalite farkı, ince yapı malzemelerinde ve özellikle döşemede okunur. …Malzeme seçiminde gösterilen özen Halkevlerine verilen öneme işaret eder. …Halkevlerinde kullanılan malzemenin kalitesi de daha önce belirtildiği gibi rejimin varlığının ve gücünün işaretidir. …
Halkevleri’nde malzemenin kalitesi ve detaylarda gösterilen özen, özellikle merdivenlerde görülür. Merdivenlerde kullanılan malzeme genellikle mermerdir. …
… Müşavir Mimarlık Bürosu ile parti, vilayetlerde ve kazalarda Halkevi Binalarında “muhitte bulunan malzeme”nin kullanılmasını kabul eder. …Yerellik, taşın meşruiyetini ispat etmek için kullanılırken, gerçekte yerel olandan çok, her bölgede olduğu varsayılarak genel-geçer kılınmak istenen taşın yaygınlığı örtük olarak istenir. Bu klasik akademik tarih anlayışının “II. Ulusal” (Mimarlık) olarak özetlendiği döneme denk düşer. Taş, hafızalarda “yerel” olandır. “Yerel” olan ulusallaştırılır. Bu tavır yerel kimlikleri, tek bir bayrak altında birleştirme ve kaynaştırmaya çalışan ulus-devlet ideolojisine uygundur. Taşın tercih edilme sebepleri, kolay bulunur olması, Anadolu iklimine uygun olması ve kalıcı bir malzeme olması ile açıklanır. …

MİMARİ BİÇİMLENDİRME
Şüphesiz mimari biçimlendirme, mimari ürünün kentle ilişkisi, planlama, malzeme gibi daha önce ele aldığımız konuları da içerir. Burada ayrı bir başlık altında, dönemin mimarlarının, ortaya koydukları mimari ürünler hakkındaki düşüncelerini, söylemlerini aktarmaya çalışacağız. Mimarların zihnindeki kavramların açığa çıkarılması amaçlanmıştır. …
Halkevi yayınlarında da …”muhite uygun”, malzemenin doğasına uygun, orana dayalı, bezemesiz, yalın bir mimari anlayış benimsenir. Bu mimari Türk geleneğine uygundur, fakat geçmişi taklit etmekten dikkatle kaçınır. Devrim gibi, Halkevleri mimarisi de yeni nesillere doğru olanı göstererek, binaları ile “mimari inkişafta rehberlik” etmekle görevlidir. …
1946 yılında Mersin Halkevi (Binası) gibi anıtsal bir projenin uygulanması, Parti’nin Halkevi binalarını “prestij” binası olarak görmekten pek de kolay vazgeçemediğinin işaretidir. …geçmişle (tarihle) ilişki önemli bir konudur. Konya, Antalya, Mersin’de kentin geleneksel mimari dokusu mimar için bir hareket noktasıdır.

1-D3 – HALKEVİ BİNALARI İÇİN ELEŞTİRİLER
Halkevi binalarına getirilen eleştiriler yalnızca Halkevleri’ne özgün değil, dönemin genel mimarlık anlayışına paraleldir. …Mimarların Halkevi binaları için eleştirileri daha çok Müşavir Mimarlık Bürosu’nun tasarımlarına yöneliktir. …”Türk” olmamak, “Milli” olmamakla eleştirilir… (Eleştirilerin) bir başka nedeni ise geniş bir yapı alanının, dolayısıyla mimarlar için önemli bir gelir kaynağının “müşavirlik” bürosuna bağlanmış olmasıdır…
…1946 yılı ile birlikte Meclis bütçe tartışmalarında devlet inşaatlarındaki harcamalar gündeme gelir. …
Eleştirilerin bir başka sebebi binaların yörenin iklim şartlarına uygun olmayışıdır.
Parti için özel bölümler ayrılması ve Milli Şef İsmet İnönü için bir loca yapılması da kayda değer. Locaya Şeref Salonu’ndan açılan bir kapı ile özel bağlantı sağlanmıştı. Türkiye’de ilk İnönü Heykeli de Mersin’de yapılmıştı. (Salamon Gatenyo ile söyleşiden S.V.)
Neşe G. Yeşilkaya’nın kitabında yerinde görüp ayrıntılı incelediği 39 Halkevi binası var. 21 Halkevi binasının mimarı belli, adı var. Ama hepsi ya yıkılmış ya da başka hizmetlerde kullanılıyor.
Sadece Mersin Halkevi Binası amacına uygun “Kültür Merkezi” olarak işlevini sürdürüyor.

Atatürk Caddesi boyunca uzanan begonvilla pergoleleri altından çekilmiş fotoğrafta, Halkevi restorasyonu başlatılmadan önceki yıllardan bir görüntü.

Atatürk Caddesi boyunca uzanan begonvilla pergoleleri altından çekilmiş fotoğrafta, Halkevi restorasyonu başlatılmadan önceki yıllardan bir görüntü.

1-E – KÜLLERİNDEN DOĞAN YAPI: MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ…
Mersin Halkevi Binası açıldığı 1946 yılından kapatıldığı 1952 yılına kadar Halkevi olarak kullanıldı. Bu tarihten sonra çeşitli kurumlar tarafından kullanılan yapı 1976 yılına gelindiğinde artık oldukça yıpranmıştı.
Bina, 1977 yılı başında Kültür Bakanlığına devredildi. 1983 yılında uzun süre işlevsiz bırakılan binada, kapsamlı bir restorasyon başlatıldı.
Kültür Bakanlığı restorasyonundan sonra yeni işlevler verilen binanın 9 mart 1992 tarihinde Mersin Kültür Merkezi olarak açılışı yapıldı. Ana işlev olarak Türkiye’nin dördüncü opera bale kurumu olan Mersin Devlet Opera ve Balesi oluşturuldu. 1947’de Mersin Halkevi’nde Madam Butterfly Operası sahnelenmişti. MKM perdelerini bir kadirbilirlik olarak, yine Madam Butterfly Operası ile açtı. Ancak kendi kadrosu ile sahneye konan Necati Cumalı’nın “Boş Beşik” Balesi, 3 ocak 1993’te Mersin’in Kurtuluşu programı içinde sahnelendi.

1-E1 – RESTORASYON ÇALIŞMALARI 
Eski Mersin Halkevi Binası, Kültür Bakanlığı’na devredildikten sonra Ankara’da hazırlanan projelerine göre restorasyon aşamasına girmişti. I. ihalede restorasyon işini Mimar Bekir Göksoy kazanmıştı. 1988 yılına gelindiğinde tahsisat yetersizliğinden olumlu bir gelişme olamamıştı. Ancak 10 Haziran 1988 tarihinde Mersin’de başlayan Eski Mersin Yapıları Haftası’nda çeşitli etkinlikler yapılmış, bu arada Halkevi restorasyonuyla ilgili Mimar Bekir Göksoy da konuşmacı olarak programda yer almıştı. Konuşma konusu: Restorasyon Yöntemleri ve MERSİN HALKEVİ BİNASI ile Örneklenmesi idi.
Mimarlar Odası Mersin Temsilciliği Bülteni’nin Temmuz 1988 sayısında yayınlanan konuşmasından yapı ile ilgili bölümü aktarıyoruz:
“Halkevi yapısı 1946 yılında inşası bitmiş ve kaynak araştırmasını gerektirmeyecek biçimde bütünüyle ayakta duran bir yapı idi. Ancak üst yapısı tahrip olmuş, iç mekânları kullanıma uyumsuz ve büyük ölçüde sağlıklaştırma gerektiren bir durumdaydı. Restorasyon öncesi yapıda yer alan fonksiyonlar, daha sonra da devam edeceği için, ayrıca bir uygun fonksiyon araştırmasına da gerek yoktu.
Yapının en önemli özellikleri olan kitle ve dış cephe açısından orijinaline tamamen sadık kalarak, iç mekân bölünmelerinde fonksiyon şemasına uygun hale getirecek bazı küçük değişikliklerle ve ısıtma, soğutma, sıhhi tesisat ve elektrik tesisatı tamamen yenilenerek ve özellikle Tiyatro Salonu en yeni tekniklerle, simultane, klima, sahne düzeni ve akustik şekillenme özellikleriyle Mersin’in ihtiyacına cevap verebilecek çok maksatlı bir salon haline getirilmiştir.”
Bekir Göksoy – Mimar – Müteahhit
Ancak bir yıl sonra ihale yenilenecek ve restorasyon işinin tamamlanması başka bir ekip tarafından yapılacaktır.

RESTORASYON SIRASINDA YAŞANANLAR 

İLHAN ÇEVİK 
Devlet Güzel Sanatlar eski Müdürü İlhan Çevik’in anılarından:
1983 yılındaki tiyatro salonu restorasyonunda çatı açılmadan önce, Ergüven’in iki büyük yağlı boya tablosunu yerlerinden sökerek, korumak amacı ile Akkahve’ye, Mersin Belediyesi Taş Binası’na taşıyıp duvarına monte eder. 12 metrekarelik üçüncü bir tabloyu kurtarmak mümkün olmaz. Çatıdan düşen kiremit ve moloz parçaları bu resmi parçalar, yok eder. Ancak o sırada Belediye Binası’nda da inşaat başlamıştır. Bir ihbar üzerine gördüğü manzara şok edicidir. Duvarlardan sökülen Nurettin Ergüven’in tabloları yerlerdedir. Çimento bulaşığı, harç v.s. içinde tanınmaz halde olup yer yer delinmiştir. Tablolar tekrar Halkevi’ne taşınır. Giriş merdivenlerinde itfaiye arazözü ile tazyikli su ile yıkanır, kurutulur ve İlhan Çevik tarafından onarılır.

SEZAİ EREN
Halkevi binasının restorasyonunda, sahne bordürü hariç kartonpiyer ve alçı asma tavan işlerini yapar. Doğru modelleri ortaya çıkartmak için rölöve çizimlerinden ve eski fotoğraflardan yararlanır. Giriş lobisindeki Atatürk heykelinin tamir ve bakımını yapar.
Nurettin Ergüven’in duvar resimlerini korumak amacı ile yerlerinden söküp Mersin Belediyesi başkanlık katı duvarlarına monte eder.

İBRAHİM ŞAYAN
1980 yılından günümüze MKM’nin demir işlerini yapan İbrahim Şayan’ın anlattıklarından:
* Eski çelik çatı sisteminde, yabancı bir ekibin yaptığı anlaşılan ilginç demir işçiliği vardı.
*Restorasyon aşamaları: I.İhale’yi Betim İnşaat, II.İhaleyi Günba İnşaat Firması almış, ihalelerin her biri iki kademeli olmuştu.
*Yapıldığı dönemde inşaatta çalışan yaşlı marangoz usta anlatmıştı: – Eski spor salonunun çatı makasları ahşaptı. Mezbahadan kan temin edip tutkal olarak kullanmıştık… Restorasyon sırasında çelik makasa çevirdik. Bu çatıdan sökülen katran keresteler yağmalanırken kimse karşı koyamamıştı…
*Bodrumda bulunan fırdolayı kanal tüneller 1,5×2 m ölçülerindedir. Sahne sağında iki baca ile ilişkilendirilmişti. Bugün I. Bacaya kalorifer sistemi bağlandı. Tünel sistemi bugün Müze tarafına geçit vermiyor. Güvenlik amacıyla arası örülüp kapatıldı.
* Yanan Çırağan Sarayı’ndan getirilen iki bronz-kristal avize, inşaat sırasında zarar görmesin diye, demir/saç levhadan sandık yapılıp içine konur. Betim İnşaat’ın Van’lı ustaları inşaat mahallindeki odalarda yatmaktadır. Tahsisat yetersizliğinden bir süre ücretler ödenemeyince, işçiler sandığı söküp, avizeyi parçalayıp hurdacıya satarlar.
*Restorasyon sırasında bina üç küçük yangın geçirir.
1- Çatı makaslarında kaynak yapılırken akan elektrot hava kanallarının izolasyon bez sargılarını tutuşturur.
2- Çalışmalar sırasında giriş fuayesindeki koltuklar, nedeni belirlenemeyen bir şekilde tutuşur. Eflatun Manizade ile birlikte söndürülür.
3- Tünel içinde biriktirilen atık kağıtlar tutuşur. Yakınından geçen enerji kablosu zarar görmekten zor kurtarılır. Şehir itfaiyesi çağrılarak yangın söndürülür.
*İspanya’dan Beyrut’a giden Kral Faysal Mersin’e uğrar. Alelacele Ankara’dan erkân gelir. Mersinli Ahmet Kireççi’nin de katıldığı bir güreş müsabakası düzenlenir.
Yeniden yapılanarak restore edilen ve Mersin Halkevi Binası’ndan Mersin Kültür Merkezi’ne dönüştürülen bina için Mozaik Dergisi’nin 1993 yılı 10. sayısındaki S.V. yazısından bir özet:

Mersin Devlet Opera ve Balesi MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ
“Mersin Halkevi Binası bölgesel yapı malzemeleri kullanımı, kent dokusuna uyumlu abartısız görünümü yanında işlevi ile de bir planlama harikasıdır. Altmış yıl sonra bugün bile iklim koşullarına uyumlu yapısı, akustik özellikli ana salonu, fuayeleri, pratik rahat iç mekân çözümleriyle örnek bir mimari sergiler. Yapımı sırasında uygulanan hareketli, değişken perde ve sahne değişim düzeni ile Türkiye’deki en modern tiyatro salonudur.”

1-E2 – HALKEVİ BİNASI’NIN MİMARİ YORUMU 
Şimdi Mersin Kültür Merkezi olarak yaşayan Eski Halkevi Binası, Cumhuriyet Dönemi ilk sivil mimarlık yapıtlarından biridir. Vali Tevfik Sırrı Gür tarafından Şubat 1944 tarihinde temeli atılan Halkevi Binası, 1946 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda hizmete açılmıştı.
1 Mart 1947 günü Madam Butterfly operası Ankara’dan sonra Anadolu’da ilk kez sahnelenmiş, hareketli sahneli tiyatro salonu perdelerini halka açmıştı. Böylelikle Türkiye’nin görkemli kültür yapısı, kapalı spor salonu, 1200 kişilik tiyatro salonu ve en kapsamlı halkevi dershaneleri ile Mersin Halkevi binası olarak tarihe geçti.
Deniz kenarında, 1960’lı yılların başında denizin doldurulması ile açılan ve kıyı boyunca uzanan İnönü caddesi’nden yedi basamakla eskinin Millet Bahçesi’ne ulaşılır. Millet Bahçesi’nin kuzeyinden geçen “Kışla caddesi” Halkevi’nin yapılması ile birlikte “Atatürk Caddesi” adını alır. Bina önündeki alan Cumhuriyet Alanı olur.
Alanın içinden geçen cadde “tören günleri”nde araç trafiğine kapatılarak, sadece “resmi geçitlere” izin verilirdi. 2002 yılında alan yeniden düzenlendi. Millet Bahçesinden kalan son ağaçlar kesildi, alan-bahçe-cadde bütünleştirildi. Zemine granit levhalar döşenerek, alanın “peyzajı”(!) yeniden yapıldı.
Törenler sırasında alanda çelenk koyma için ayrılan küçük yeşil bahçecik içinden Atatürk Heykeli yükselir. Meydana hakim durumdaki MKM’nin önündeki heykelin iki yanından 10’ar adet tribün tarzı basamakla heykel arkasındaki küçük bahçeye girilir. Ulaştığımız yeşil alanın önündeki yol, Mersin Halkevi Binası’nın önünden, ön cephesi boyunca uzanıp, bir yandan Arap Ortodoks Kilisesi, diğer yandan Vali Konağı ile buluşur.
Ana giriş simetri eksenlidir. Üç kemerli giriş portiğinin platformuna, beş basamaklı merdivenle çıkılır. Portik üzerinde, üst kattan çıkılan üç gözlü hitap balkonu vardır.
(Burada bir hatırlatma gerekiyor. Kıyıdaki yoldan yükselen basamak sayısı: 7+10+5=22 Bu da yaklaşık 3.50 m. Lik bir yükselti demektir.)
Bodrum kat-temel ilişkisinde ilginç bir alt yapı sistemi görülür. Binanın oturduğu yığma taş temel sistemi, onu kuşatan dış duvarlar boyunca, altında 1.50×2.00 m ölçülerinde tünel/dehliz ile çevrelenir. Altında yürünebilen ortaçağ firar yollarını düşündüren bu tünel sistemi, üzerinde yükselen Halkevi binasını rutubet, su baskını gibi olumsuz etkilerden de korumaktadır. Eski Mersinli Salomon Gatenyo’nun anlattığına göre, ilk yapıldığı yıllarda özellikle kış günlerindeki temsillerde bu tünel ağızlarında yakılan ateşlerle sağlanan sıcak hava bir hamam külhanı gibi çalışır, binayı ısıtırmış. Teknik müdür Muzaffer Erturhan’ın ifadesine göre deniz seviyesinin de altında olduğu bilinen bu tünellerde, Mersin’i sel bastığı günlerde bile herhangi bir su toplanması tespit edilmemiş.
İlk yapıldığında Halkevi spor biriminin halter salonu olan ve şimdi orkestra çalışma salonu olarak kullanılan bölümdeki tribünlerde beton içinde demir yerine çelik balya şeridi ya da somya çemberi benzeri bir malzeme kullanılmış.
Bodrum, zemin ve I. Katlı yapının zemin katının ortasına tiyatro salonu yerleştirilmiştir. Ön cephelerin yüzeyleri kesme taş işçiliği ile, bezemesiz yapılmıştır. Yan cephelerde yığma taş duvarlarda taş işçilikleri azaltılmış, kalan duvar yüzeyleri de çimento esaslı sıva ile kaplanmıştır. Çatıda ise çağdaş beton ve çelik kafes örtü sistemi benimsenmiştir.
Selçuklu-Osmanlı Türk Mimarlığı’nın sivil örneklerinden esinlenerek yapılan bina seçmeci bir üslubu yansıtır.
Anadolu özgün mimarlık örneklerinden Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası, Sivas I. Keykavus Darüşşifası eyvanı ya da Tokat’ta Pervane Bey Darüşşifası gibi, Topkapı Sarayı Cariyeler Hastanesi cephelerine gönderme yapılarak Selçuklu ve Osmanlı Mimarlık örneklerinde gördüğümüz geleneksel modüler kemer/eyvan cephe sistemi MKM’nin güney ön cephesinde örnek alınmıştır.
Taşıyıcı duvarlar ve çatı örtüsü geleneksel yapısal öğeleri oluşturur. Kesme taş duvarların olanakları geleneksel yapı işlemlerinde esas iskeleti kurar. Bu sistemle yapılan yapı tasarımında örtünün oturtulması çoğu kez sorun yaratır. Duvarlar gibi sürekli taşıyıcılar yanında, kolonlar gibi tek tek taşıyıcılar sonunda çatı sisteminin örtü öğeleri ile buluşacaklardır. Mersin Kültür Merkezi Binası’nda geleneksel taşıyıcılarla, çağdaş örtü sisteminin dengeli birlikteliğini görüyoruz.
Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi kesme taş ve kemerli yığma yapı sistemi, Mersin’in kuruluşundan beri mimarlar ve yapı ustaları tarafından benimsenmiş ve geleneksel duruma gelmiştir. Dış cephesini tasarlayıp planlarını çizen Mimar Mukbil Gökdoğan Anadolu’nun geleneksel mimarisinden esinlenip binaya saçaklı bir çatı oturtmuştur.
Çelik çatı makasları üzerindeki hatıllar ahşaptır.
Son onarımda kiremit altı ondülin profil levha uygulanmıştır.
Kartonpiyerlerinin “Türk üçgeni” tarzındaki ayrıntıları mimarı tarafından tasarlanmıştır. Yığma tekniği ile yapılan inşaatta, kiriş, lento ve döşemelerde betonarme kullanılmıştır.
Ancak, görgü tanıkları Dr. Özcan Özçürümez ve Av. Şeref Gökçel‘in ifadelerine göre özellikle zemin betonu içinde demir yerine kargı kullanılmıştır.……..Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız………………………………..

Biyografik Bilgi

scroll to top