1 – F – YAŞAYAN BİR “ŞEHİR EFSANESİ”

MKM5.jpg

Açıldığı günlerde Mersin Halkevi. Hemen önündeki kumsaldan denize girilebiliyordu. İnşaatın bilgi tabelası henüz sökülmemiş. Fotoğraf: Yücel Türkili

MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ – Sayfa 30-34   “Kitabın başına dönmek için bu satırı tıklayınız…

1943 yılında Mersin’e vali atanan Tevfik Sırrı Gür kısa sürede Mersin’de çeşitli eğitim binalarını yaparak hizmete açmıştı. Halkevi binasının da Vali Tevfik Sırrı Gür’ün deneyimleri ve esaslı mimarlık araştırmalarının sonucunda yapıldığına hiç şüphe yoktur. Mersinliler’in dünyaya açık olduğunu, zengin kültürel yapısını ve sanata yatkınlığını bilen Tevfik Sırrı Gür, zamanla ün kazanacak bir yapıyı hayal etmiş, Halkevi binası’nın planları hazırlanırken bunu dikkate almış olmalıdır.
Ayrıntıları bırakıp, genelini düşündüğümüzde:
Mersin Halkevi, sosyolojik mozaiğe uygun olarak, halkevinin fiziksel yapısına yansıması, güzel, ironik bir birlikteliği yansıtır.

1 – F1 – VALİ TEVFİK SIRRI GÜR’ÜN AÇIŞ KONUŞMASI ; TARİHİ BİR BELGE...
Halkevi binasının açılışında Vali Tevfik Sırrı Gür’ün yaptığı konuşma, bugün bize Halkevi’nin yapımı hakkında bilgiler verir. Konuşmayı Şeref Defterinden aktarıyoruz:
Üç yıldan beri düşündüklerimi ve seyrimi ve neticeyi 29 Ekim 1946 salı günü açılış töreninde şöyle anlatmıştım:
Asil Türk Milletinin kurtarıcısı, modern Türk Devletinin kurucusu rahmetli ebedi şefimiz Atatürk’ün aziz varlığını huşû ile anarak …
Aziz İçelliler;
Halkevinizi hizmetinize açıyorum.
Ben ne mes’ut bir insanım ki, milli mimarimizin en güzel bir eseri olduğu kadar halkevi mimari tekniğinin de az eksikli bir örneği bulu¬nan bir kültür kaynağının milli medeniyetimize mal edilmesi yolunda mutlak bir muvaffakiyet sahibi edilmiş bulunuyorum.
Ben ne talihli bir idare amiriyim ki, inşa malzemesinin ve elemanlarının en az ve çok pahalı olduğu yıllarda böyle muazzam bir işe başlamak cür’etini ve imkânlarını veren medeni ve takdirkâr bir cemiyetin başında vazifeli bulunuyorum.
24 yıl evvel yapılan çelik bünyeli ve yüksek gayeli Türkiye yapısının manevi temellerinden birisi olan Halkevlerinden, ben, idare hayatımda şu içinde bulunduğumuz milli hizmete verilmesine delâlet etmiş bulunmakla, milli gayelerinin en yüksek bir derecesine ulaşan ve yurttaşlık, memurluk vazifelerini yapan insanların duydukları manevi huzur ve saadetleri içinde, nefsinde bambaşka bir benlik hissediyorum.
Halkevlerinin milli terbiye ve medeni tekâmülümüz karşısındaki ağır ve mes’uliyetli vazifelerine inananlar arasındayım. Ve bir Halkevinin siyasi ve şahsi his ve hırslardan uzakta kalarak okul muhitleri dışında hisleri yükselten, fikirleri genişleten milli bir mabet olduğuna inananların ön safındayım. Elazığ, Harput, Pertek, Hozat, Mağden ve Muş’tan sonra Mersin bu altıncı Halkevi yapısını tasavvur ederken İçel ve Mersin halkının seviye durumu da göz önünde bulundurularak kendisinden beklenen her hizmeti yapabilecek vasıflarda bulunması lüzumunu hissediyordum.
Bu büyük işe başlama kararını verirken, maddi ve manevi mes’uliyetlerin ağırlığını da tamamı ile tayin etmiş bulunuyordum. Bu mes’uliyetleri, otuz üç yıllık idari ve ameli hayatımdaki adedi dört, beş yüzü aşan milli yapılar serisine daha bir tane eklemek his ve hevesini tatmin yolunda yalnız nefsime karşı değil, büyük parti idarecilerinin ve aziz İçel halkının iş yapma konusunda şahsıma karşı gösterdikleri itimatlar dolayısı ile cemiyete ve devlete karşı taşımakta bulunuyordum. Bu yapı belli bir tahsisatın belli şekillerde husule getirdiği bir netice değil, şahsa tevcih edilen salâhiyet ve mes’uliyetlerle halk kütlesinin inanaraktan yaptıkları his ve fikir birliğinin bir neticesi olarak kabul olun¬malıdır.
Büyük partimizin idarecileri Halkevi’mizin yapılması için projelerin hazırlanması ve mümkün şekillerle inşa edilmesi hususunda şahsıma kayıtsız ve şartsız bir salâhiyet vermişti. Bu bütün ömrümün en heyecanlı ve o nispette endişeli bir hadisesi olmuştur. Bana bu tarihi itimat ve şeref bahşeden parti genel sekreteri Memduh Şevket Esendal’a ve daire kurulu sayın üyelerine karşı daimi olarak taşıdığım minnet ve şükranlarımı yüksek huzurunuzda arz etmek bir vazifemdir.
Bu, proje hazırlamak ve faydalı bulduğum şekilde inşa tarzını tayin etmek salâ-hiyet ve mes’uliyet haddi, parti il teşkilatının ve aziz halkımızın gösterdikleri sevgi ve itimat ile muzaaf derece¬lere yükselmiş ve artık ikinci belki de sonuncu devresine girmiş olan ömrümün nihai saadet haddini tayin eden bir durumu husule getirmiştir.
Teknik. mes’uliyetleri göze alarak projeleri hazırlamak ve bu şekilde yapılmasına karar vermek ve muhiti, alâkadarları bu karara inandırmak mümkün olabilirdi. Ancak, emsali inşaata göre işin muhtaç olduğu milyonları temin etmek mevzu’un en hayati tarafıydı.
İşte yurttaşlarım, ben, bu milli gayemin tahakkuk ettirilmesi yolunda halkımızın fikir birliği ve kese yardımı yapacağına emin olarak bu büyük inşa davasına atıldım.
İçelliler, hepinize minnettarım. Bu milli mabedin yapılması ve tamamlanması için ne dedimse, sevinerek inandınız, ne istedimse inanarak verdiniz. Ben, söylerken ve isterken ve sizler sevinirken ve inanırken, hiç bir zaman Cumhuriyet kanunlarının çerçevesi dışına çıkılmadı. Bazılarınızdan doğrudan doğruya mal ve para teberruunu istedik. Sevinerekten verdiniz. Bir çoklarınızdan muhtaç olduğunuz petrol, benzin, otomobil, kamyon lastiği şu ve bu malı alırken bir teberru dileğinde bulunduk. Az ve çok demeden ödediniz.
Daha evvelki yıllarda muhtelif suretlerle toplanarak bankada bu inşa karşılığı olarak saklı bulunan 42.000 küsur lira iki buçuk yıl içinde yalnız inşaat için benim emrime 1.028.750 lira ödediniz. Bu yapının mobilya ve tesi¬satı için de yüksek parti tarafından gönderilen 89.000 lira ile beraber hesabın son sahifesi 1.117.750 lirayı buldu.
İdare tarihinde hiçbir idare memurunun mazhar olmadığı bu şerefli itimadı işte, yüksek huzurunuzda seyirini anlatıyor ve hesabını veriyorum.
Para ve muhasebe işleri ile parti il idare heyeti kararı ile üç kişilik bir komite meşgul olmuştur. Bir banka muhasebesi kadar muntazam ve emin ve İş Bankası hesapları ile muvazi bulunan bu muha¬sebe işinin kemalinde sayın arkadaşımız Şükrü Şıhman ve muhasebe memurları Hamdi ve Yakub’un isimleri¬ni şükranla anarım.
Benim hazırladığım esas proje üzerinde ciddi etüdler yaparak güzel bir hale koyan yüksek mimar Arif Hikmet ve yüksek mimar doktor Mukbil Gökdoğan ve dış cephedeki mimari incelikleri tayin eden yüksek mimar Ertuğrul Menteş’in gösterdikleri yardım, nezaket ve hareketlerinin tatlı hatırasını daimi surette mu-hafaza etmekteyim.
Yapının bütün tafsilat resimleri, fenni hesapları ve umumi inşaat, murakabe ve idaresi mükemmel ve faziletli bir işadamı olan on beş yıllık iş arkadaşım yüksek mühendis Matisner tarafından temin edilmiştir. Bu yapının her noktasında, her cüz’ünde yüksek mühendis Matisner’in bir emeği, döktüğü terlerin birer hatırası vardır.
Belediye reisi Fuat Morel’in her rica edilen hizmeti yapmasındaki manânın inceliğini ebedi bir hatıra olarak saklayacağım. Süleyman Çavuş, bu temiz ve imanlı Türk çocuğu, ömrünün üç yıla yakın bir devresini bu yapının inşa işlerine geceli ve gündüzlü olarak hasretmiştir. Bu mes’ut günden en çok pay alanlardan birisi de kendisidir. Ambar memuru Hilmi Çevik, Sürveyan Muzaffer, kendilerine alenen teşekkür etmeyi vazife bildim. İş arkadaşlarımızdandır.
Bu idarecilerin isimlerini sevgi ve saygı ile sayarken bütün mobilyayı yapan değerli san’atkar Niyazi Talu, Kayseri’li Yunus, Gümüşhane’li Osman ve Süleyman ustalar gibi ve elektrik tesisatçısı Mustafa Kavukçuoğlu ve kısmen ağaç işlerini yapan Mersin’li Selim Gülener ve dülger işlerini yapan Mersin’li marangoz Mehmet Dil ustalar gibi yüzlerce işçi ve ustalara bu milli mabedin vücut bulmasında ameli birer unsur olduklarını işaret ederek alenen teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Bu binanın projelerin hazırladığı zaman usul bakımından yapılması iktiza eden bu keşifnameyi yaptırmaktan içtinap etmiştim. Çünkü, iki milyon liradan üstün olacağına ihtimal verdiğim bir neticeden cesaret ve maneviyatımın müteessir olacağımı sanıyor ve tamamen sayın halkımızın kese yardımına inanmakla hareket etmekte faydalar tasavvur ediyordum.
Yanılmamışım, arkadaşlarım 2.800.000.-TL. olarak tahmin edilen inşa bedeline mukabil 486.529.-TL.’si malzeme ve 485.398.- TL.’si işçilik bedeli olarak 971.938.- TL sarf edilmiştir. Henüz ödenmemiş 80.000 TL.’lik bir hesabı da ilâve edersek yapının (1.051.938) liraya başarılmış olduğu görülür.
Bu yapı beher katı 4 800 m2 olmak suretiyle iki katta 9500 m2 dir. kesme taş cephesi ile, demir çatıları ile, muazzam betonarmeleri ile metrekaresinin 110 lira etrafında bir bedele mal edildiği anlaşılıyor. Bu bedel son üç yıl içindeki rayiçlere göre yarı ve yarıdan az bir bedeldir. Yapıya 944 yılının şubat ayında başlanıldı. 945 yılında araya lise binasının yapılması hizmeti de karıştığından iki yıl, sekiz ay durmadan devam etti.
Bu milli eserin vücuda getirilmesi için ayni ve nakdi yardım edenlerin bir bir huzurunuzda yad etmek imkânımız olmadığından müteessirim.
Muhtelif suretlerle nakdi ve ayni bir 10, 20, 30, 40 bin lira teberruda bulunan ve bulunulmasına delalet eden arkadaşlarımız çoktur.
Mustafa Gazioğlu, Nazım Miskavi, Muhittin Ayaz, Şefik Kabaş, Arel şirketi şeriklerinden Emrullah Ahmet Gönen, Şadi Eliyeşil, Mustafa Erdiş, Ali… , Hamit Demirel, Şefik Hariri, Necati Hancıoğlu, Kadri Sabuncu, Fuat Barbur… Bütün köylülerimiz, sayılamayacak kadar çok olan vefakar halkımız, milli tarihimizde daima hayırla anılacak hayırlı insanlardır.
Teşekkür kelimesi, hislerrimi ifadeye kâfi değildir.
Sayın İçel’liler;
Bu kutsi yapı hepimiz için hayırlı ve feyizli olsun.
İçelliler’i candan tebrik ederim.  11 Kasım 1946
İçel Valisi Tevfik Sırrı Gür

Fotoğraf Altyazısı : Açıldığı günlerde Mersin Halkevi. Hemen önündeki kumsaldan denize girilebiliyordu. İnşaatın bilgi tabelası henüz sökülmemiş. Fotoğraf: Yücel Türkili.…………………Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız…………………..

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top