3 – C – ALKIŞIN GÜCÜ

Sokakta-Konser.jpg

MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ – Sayfa 91-94   “Kitabın başına dönmek için bu satırı tıklayınız…

Kültür Merkezi Derneği kurulmadan önce Mersin’de…
Arkadaşımız Necla Akbulut o günlerde gazeteci kimliği ile bir gözlem yapıyor.

“Yıl 1989 Mersin Kültür ve Sanat Festivali kapsamında bir sanat olayı gerçekleşiyor. “Romeo ve Jülyet Balesi” Mersin Fuar alanındaki Büyük Sahne’de Devlet Balesi sanatçıları tarafından sergileniyor. Mersinli sanatseverler ve Mersin halkı (Mersin halkı diyoruz çünkü salon dolmayınca, fuar alanında gezintiye çıkan halkı ücretsiz davet etmişti, görevliler.) 4 000 kişilik bir kalabalık oluşturmuştu.
O gece kuğu gibi süzülen sanatçıların nefis görüntüleri, görkemli büyük orkestranın harikulade müziği ve gözlerimi kapadığımda hala bir film karesi gibi, gözlerimin önüne gelen başlangıç tablosu dışında bir olay daha etkilemişti beni.
ALKIŞIN GÜCÜ
Oldum olası bir sanatçı son şarkısını söylerken veya tiyatro sanatçıları son selamı verirken izleyicilerin hemen kapılara yönelmesi beni çok üzmüştür. O gece bir bale eserinin sergilenmesine hiç de uygun olmayan bir mekanda böylesine kalabalık bir topluluğun, kapıya yöneleceğini düşünen ben şaşkınlık içinde kaldım. Çünkü Romeo Jüliet Balesini Ankara’da bir sezonda 7 000 (evet yedi bin) kişi izlemişken Mersin’de bir gecede Açıkhava Tiyatrosunu dolduran 4 000 kişi, biri bile dışarı çıkmadan ayakta 15-20 dakika avuçları patlarcasına alkışlamışlardı.
Sahne ve yayın hayatının içinde olanlar değil 15-20 beş dakikanın bile ne kadar uzun olduğunu çok iyi bilirler. O gecenin bitiminde dönemin Devlet Opera ve Balesi genel Müdürü Erol Gömürgen başta olmak üzere, sanatçıların birçoğunun gözlerinin hafifçe ıslandığını gördük.
Tüm sanatçılar yoğun duygularla yüklü dorukta bir gece yaşamışlardı. Hemen ertesi günü yaptığımız bir röportajda sayın Genel Müdür Erol Gömürgen Türkiye’nin dördüncü yerleşik Opera ve Balesini Mersin’de açacaklarını, Radyo mikrofonlarından duyuruyordu. Bu gün üç beş günde bir oyun, operet, bale, opera izleyebiliyorsak görkemli bir sahnede, sekiz yüz – bin kişilik topluluklara söyleyebiliyorsa sanatçılar KANLIDİVANE’de, yetkilileri etkileyen ve Opera’nın bir an önce açılması yönünde harekete geçiren öğelerin başında o dinmek bilmeyen alkışların da payı olsa gerek diye düşünüyorum…
Ne mutlu bize, biz Mersinli Çukurovalı sanatseverlere. Artık bir Kültür Merkezimiz var.
Madam Butterfly’lar, operalar, baleler, şan resitalleri izliyoruz ve avuçlarımız acıyıncaya kadar alkışlıyoruz. Biliyoruz gelecekte Ankara, İstanbul, İzmirli sanatçılar dışında Mersinli sanatçıları da izleyeceğiz.

Emeği geçen değerli valilerimiz ve Mersin Kültür Merkezi derneği başkan ve üyeleriyle birlikte tüm sanatseverlere teşekkürler…
Alkış’ın Gücü sanatın gücünden doğuyor.
EY SANAT ne büyük, ne yücesin sonsuza kadar varol, ışığını saç dünyaya. Sonsuza kadar yaşa…sonsuza kadar.
KARŞI GİRİŞİMLER
Mersin Halkevi Binası restorasyonu yapıldıktan sonra bina içinde yer almak isteyen pek çok kurum ve kuruluş başvurusu olmuştu. Hele bunlardan biri, şimdi hafifçe gülümseyerek anımsadığımız, baskın bir konuma da gelmişti.
1992 yılında Mersin Üniversitesi kurulmuştu; ama henüz bir bina sağlanamamıştı. Bu bina arayışı içinde Halkevi binasının Mersin Üniversitesi ana binası olması için bir kampanya yapıldı. Üniversite yönetiminin dışında, onu destekleyen küçük bir grubun girişimi ile başlatılan çalışmada, halka anlatmak ve kamuoyu yaratmak için, Halkevi binası resminin altında Mersin Üniversitesi yazılı duvar afişleri basılıp dağıtıldı.
Mersinliler yine sanattan yana oldular. Çeşitli engellere, yokluklara, karşı çıkışlara rağmen, Türkiye’nin 4. Devlet Opera ve Balesi’nin Mersin’de kurulması için çaba gösterdiler.

AÇILIYOR
Mersin Kültür Merkezi 09 mart 1992 tarihinde “eksikleriyle” açılır.
Mersin Kültür Merkezi’nin açılış konuşmasını o sırada Kültür Bakanı olan Fikri Sağlar yapar ve bir çok vaatte bulunur.
Fikri Sağlar açış konuşmasında,
“Mersin’in çağdaş sanatların Anadolu’ya yayılmasında başka bir yeri var. Mersin’i uluslararası, Akdeniz Kültür ve Sanat Merkezi yapmak istiyoruz. Çok yakında Atatürk Evi de çağdaş müze ve kitaplık olarak hizmete açılacaktır.
Mersin Belediyesi Eski Binası (Taş bina) “sembol yapılar” grubunda “Kent Evi” olarak düzenlenecektir.
Burada senfonik orkestra salonu, kütüphane, ve sanat galerilerinin yapımı hızla sürdürülüyor. Mersin Uluslararası kültür etkinliklerinin merkezi olacaktır” dedi.
(9 Mart 1992. İçel Sanat Kulübü Bülteni I.sayısı)

MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ’NDE DEVLET OPERA VE BALESİ 
İçel Valisi Çetin Birmek kendisiyle yapılan söyleşide şunları söyledi:
“Devlet Opera ve Balesi’nin açılmasıyla Mersin sanat yönünden Türkiye’nin dördüncü ili olmak yolundadır. Mersin’in Akdeniz’e ve Anadolu’ya açılan bir kültür penceresi olmasından Mersinliler ne kadar gurur duysa azdır. Devletin atılımını yaşatmak bize ait. Derneklerin ve basının desteğinin sürdürülmesi gerekir. Sanatsal yönden daha iyi günler beklediğimiz Mersin hızla gelişecektir.
Uzun yıllardır restorasyon çalışmaları süren Halkevi binasının hizmete girmesinde emeği geçen tüm kişi ve kuruluşlara saygılar. Özellikle sayın Teoman Ünüsan ile Hanri Atat ve İrfan Solmazer’in çabaları ile kurulan “Mersin Kültür Merkezi Derneği” ve bu dernek kanalı ile yürütülen maddi manevi katkıları göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülen etkinliklerde Derneğin yeni ufuklar açacağına inanıyoruz. ” Mozaik Dergisi

Kartpostalda restorasyondan sonra gece Mersin Kültür Merkezi, 1995

Kartpostalda restorasyondan sonra gece Mersin Kültür Merkezi, 1995

MERSİN DEVLET OPERA VE BALESİ
Mersin Devlet Opera ve Balesi 3 Ocak 1993 tarihinde kendi kadrosu ile “Boş Beşik” bale eserini sahneler. O akşam kuliste heyecan büyüktür. Dönemin MDOB Kurucu Müdürü Yaşar Esgin’in, duygulu anıları var.
Mersin Devlet Opera ve Balesi 10. yıl kitabından:
“Kuruluş dönemimizdeki Genel müdürümüz Prof. Erol Gömürgen’le “Müdürlük” tabelamızı Operanın kapısına iki paslı çivi ile tutturduğumuz soğuk ve yağmurlu bir kış günü tarih 08.12.1991 idi. Bakan onayı ile dört adet memur, sanatçı olarak da ben atanmıştık. Yaklaşık 20 gün sonra da üç dansçının atanmasını yaptırabildik. Rahmetli eşim Feryal ile özverili arkadaşlarım Levent Güngör ve Erdoğan Şanal. Evet üç dansçı ve bir operacı ile Mersin’de temsiller yapmamız düşünülemezdi tabii.
18.12.1991 de ileriye yönelik sanatçı seçimleri için başlayan çalışmalar temmuz 1992’deki sınavla belirlenir. Sınav için 1700 sanatçı Mersin’e gelir, elemelere katılır.
…O dönemde kafamda iki hedef vardı; Mersin Opera ve Bale sahnesini 29 Ekim 1946 akşamı yaşandığı gibi Madam Butterfly operası ile açmak, ikincisi de; Mersin Opera ve Balesi’nin ilk temsilini bir Türk eseri ile yapmak. Bu iki hedefe ulaşmak beni hep mutlu etmiştir.

…Benim genç Operamda yapılan özverili çalışmaların kaynağında sevgi yatmaktadır; bugünlerde arayıp bulamadığımız, bulduğumuz zaman da ortaya koymakta geç kaldığımız SEVGİ.”

Mersin 17 3 1994
Mehmet Ali Sulutaş
Kültür Merkezi’nin açılışından sonra Mersin Devlet Opera ve Balesi etkinlikleri salon dışına taşar, turneler başlar. Kültür Merkezi Derneği tüm bu etkinliklere desteğini sürdürür. Mehmet Ali Sulutaş kentli olmanın heyecanını duyarak şunları yazmış:

– Mersin Devlet Opera ve Bale yöneticileri bir özveriyle açıkhava halk konserlerini kentin belirli yerlerinde sık sık gerçekleştirmek istiyorlar.
Bu konserlerden ilki 5 mart 1994 cumartesi günü öğleden sonra Kültür Merkezi önünde verildi. Yüzlerce Mersinli ücret ödemeden çok sesli müzikle tanıştı. Kulağı bu tip müziğe alışık olanlara da şef Nezih Seçkin yönetiminde orkestra, koro ve solistler doyumsuz zevk verdiler. Büyük Macar dansı, Küçük Macar dansı, El Travatore, Rusticana, Carmen, Habanera, La Traviata…
Genç bir orkestra olmasına karşın, Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, büyük olgunluğa kavuşmuş olduğunu kanıtladı. Orkestra ikinci Açıkhava konserini 17 mart Perşembe günü , saat 15 00’de MKM (Halkevi) önündeki Millet Bahçesi beton alanda verdi.
Atatürk’ün Mersin’e gelişinin 71. yılı devlet töreni kapsamında ücretsiz konserde Atatürk’ün sevdiği Türk ve batı müziğinden örnekler seslendirildi. Kodallı’dan “Güzelleme”, Çaykovski’den “Kuğu Gölü” oynandı.
Mersin Kültür Merkezi Derneği’nin düzenlediği bu etkinliği İçel Çevre Gönüllüleri Derneği, İçel Sanat Kulübü gibi kuruluşlar desteklemektedir.
Aynı akşam İçel Sanat Kulübü ve Brezilya Büyükelçiliği işbirliği ile, Joel Bela Soares Piyano Resitali Mersin Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde verildi.……………Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız……………………..

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top