3 – D – E – NEREDE KALMIŞTIK ?

Türkiyenin-4.-Opera-ve-Balesi.jpg

MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ – Sayfa 95-98   “Kitabın başına dönmek için bu satırı tıklayınız…

Nisan 1992 yılında yayın hayatına başlayan İçel Sanat Kulübü’nün “dergi” formundaki bülteni kesintisiz günümüze kadar geldi.
İlk sayısının kapağında Ertan Aykın’ın Halkevi gravürü yer alıyor. Altındaki yazı şöyle:Türkiye'nin 4. Opera ve Balesi 1

Türkiye’nin dördüncü Devlet Opera ve Balesi perdelerini açtı,

VE MERSİN DEVLET OPERA VE BALESİ KURULDU
O dönemde Kültür Müdürlüğü’nde çalışan Durmuş Öner, Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nün kuruluşunda görev almıştı.
Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlükleri Genel Koordinatörlüğü’nü yapan Öner; İçel Kültür ve Turizm Şube Müdürlüğü’nden 15.03.1991 tarihinde Mersin Devlet Opera ve Balesi kuruculuğu görevlerine atanır.
1990’lı yıllar Mersin için bir Rönesans sayılabilir. İçel Sanat Kulübü, Mersin Kültür Merkezi Derneği gibi sanat ve kültürün yanında ekonomik örgütlenmeler de başarı kazanmıştı. Bunlardan birisi Mersin için önemli bir kurum haline gelecek olan “Mersin Deniz Ticaret Odası”nın kurulmasıdır.

Mersin’de Devlet Opera ve Balesi kuruldu ve Mersin Kültür Merkezi’nde etkinliklere başladı.

Mersin’de Devlet Opera ve Balesi kuruldu ve Mersin Kültür Merkezi’nde etkinliklere başladı.

OPERANIN ÖYKÜSÜNÜ DURMUŞ ÖNER’İN KALEMİNDEN,
Mersin Deniz Ticaret Odası Dergisi’nden aktarıyoruz:
“Cumhuriyet Türkiye’sinde Dördüncü Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü Kuruluşunun ve Bir Restorasyonun Öyküsü
– Mersin’de 1940’lı yıllarda kültürel-sanatsal etkinlikler yaygınlaşmış, Vali Tevfik Sırrı Gür’ün önderliğinde yapılan Halkevi Binası bu etkinliklerin merkezi olmuştur.
Bu binada 1950’ye kadar operetler temsil edilir, senfonik konserler verilir. 1950 – 1970 yılları arasında sanatsal etkinlikler azalır. Bina çeşitli okulların, kursların hizmetinde kullanılır. Salon sinema hizmetlerine verilir. Yılların ihmali ile hizmet veremez duruma gelince de restore edilmek amacıyla sahne 1976’da tamamen kapatılır. Restorasyon ihalesi ancak 1983’te açılır. Her yıl keşif bedelinin çok altında ödenek ayrılır. Ayrılan ödenek ancak temmuz/ağustos ayında serbest bırakılarak, eylül/ekim ayında ihale edilir. Kalan 2-3 ay içinde iş bitirilemez. Birim fiyatlara konan %60 artışla restorasyon ertesi yıla devreder. Bu uygulamayla yılın en az sekiz ayı öldürülmüştür. Aynı uygulama yıllarca sürer. Bu arada binada yapılan, onarılan bölümler ertesi yıl eskir, bozulur; çark yeni baştan işlemeye başlar.
Halkevi Binası Mersin’de halkın, tiyatro, opera, bale. v.b. izleyebileceği sahne ve salonu olan tek binadır. Ama halk restorasyonun seyrini sadece seyretmektedir. Durağan da olsa sanata dönük özlemleri hep vardır. Ancak birilerinin bu özlemi seslendirmesi beklenmektedir.
1985’ten sonra Mersin’de otel lobilerinde devlet kurumlarının, özel kuruluşların sahnesiz salonlarında mini piyano keman, yaylı sazlar, nefesli sazlar kenteti v.b. konserleri düzenlenir. Mersin birdenbire 40 yıl öncesinin canlılığına kavuşur. Üç beş kişinin çabası ile sağlanan bu canlılık giderek büyür. Gözler restorasyonu hala devam eden Halkevi’ne çevrilir. Orada ise uyku sesiz ağırlığını sürdürmektedir. Öte yandan, belediyenin düzenlediği festivallere Kültür Bakanlığı’na bağlı kuruluşlar davet edilir. Devlet Halk Dansları, Çocuk Balesi, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları Mersin’de sık sık izlenmeye başlar.
Sanata gösterilen ilgi o denli yüksek ve canlıdır ki, bazı sanat kurumlarının yerleşik olarak Mersin’de etkinleştirilmesi gündeme gelir. İlk olarak 1988’de Devlet Senfoni Orkestrası kurulması kararlaştırılır. Adana parlamenterleri daha atak davranınca Senfoninin Adana’ya kurulması ağırlık kazanır. Ancak kuruluş aşamasında “Devlet Senfoni Orkestrası Müdürlüğü”nün başına Çukurova sözcüğü getirilir. Mersin’i de içine alan kuruluş Mersin’e çekilmeye çalışılır. Başarılı da olunur bir ölçüde. 1989 sonunda orkestra üyelerinin atamaları Mersin’e yapılır. Mersin’e tam yerleştirilmişlerdir ki Adana parlamenterleri, savaşı gereksiz gören bir iki İçel parlamenterinin de kayıtsızlığından yararlanarak Senfoniyi Bakanlık emriyle Adana’ya kaydırmayı başarır. Mersinli sanatseverler ve Mersin’de yerleşen sanatçıların gözyaşları arasında perde iner.
Halkevi restorasyonu sürmektedir. Ayrılan ödenek-serbest bırakılan ödenek eylül-ekimde açılan ihale uygulaması değişmemiştir. Bu kısır döngü merhum Turgut Özal’ın Mersin’i ziyaretlerinde verdikleri bir direktifle değiştirilir. Artık ihaleleri İl Özel İdaresi üstlenecek Bakanlıkların ancak temmuz/ağustos ayında serbest bırakabildikleri ödenek gelinceye kadar, restorasyon ocak-temmuz arasında İl Özel İdaresince yürütülecektir.
Sanatseverlerin özlemleri sokağa dökülünce, örgütlü hareketin gerekliliği ortaya çıkar. Sayın A. İrfan Solmazer, başkanlığında Mersin Kültür Merkezi Derneği kurulur. Halkevi restorasyonunun ivedilikle bitirilmesi için Bakanlık göreve çağırılır.
Mersin’de Senfoni kaybedilse de özlemler büyümüş, evlere, kapalı salonlara sığmaz olmuştur. 1989 eylülünde festival kapsamında İstanbul Devlet Opera ve Balesi “Lüküs Hayat”, Ankara Devlet Opera ve Balesi, “Arşın Mal Alan”, “Romeo Jüliet” eserlerini açık havada sahneler. Her temsil en az üç bin kişi tarafından büyük ilgi, beğeni ve hayretle izlenir; bir o kadar seyirci de fuar alanında, sokaklarda, evlerde eserleri izleyememenin öfkesini seslendirir. Toplumun her kesiminden , Anadolu’nun her köşesinden gelen izleyicilerin eserleri sonuna kadar büyük bir dikkat ve merakla izlemeleri ve hayranlıklarını kendi ağız, ton ve vurgularıyla dile getirmeleri organizasyonu gerçekleştirenleri büyülemiştir. Sosyal statüsü ne olursa olsun, hangi yönden gelirse gelsin, bu insanların bir güzellik karşısında aynı duygu ve düşünceyi, aynı hayranlığı sergilemeleri sanatın Mersin’de ayrıcalıklı bir işlevle yerleşik kurumlar oluşturmasının gerekliliğini göstermiştir. Üç dört yıldır, Mersin’in gündeminde olan yerleşik sanat kurumları kurulması konusu, bu tezahürat karşısında yeni bir ivme kazanır. Söyleşilerimiz artık bu konu üzerinde yoğunlaşır. Devlet Opera ve Balesinin Genel Müdürü Erol Gömürgen Halkevi’nde Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kurulabileceği düşüncesini seslendirir. Bu satırların yazarı da bu düşüncenin hemen kamuoyuna da aktarılmasını önerir. TRT’de yapılan bir röportajla Mersin’de Devlet Opera ve Balesinin kurulmasını muştulayan ilk duyuru yapılır…
Halk artık Halkevi Binas’ının restorasyonunun bir an önce bitmesini istemektedir. Bu istek Vali Teoman Ünüsan önderliğinde yeni katılımlarla da güçlenerek gittikçe yükselen bir tonda dillendirilmektedir. Dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek o güne kadar verilen ödenekleri de aşan bir miktarı (yaklaşık bir milyar TL) restorasyonun bitirilmesi için tahsis eder.
27 Ekim 1990’da Mersin’de Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kurulması Bakanlar Kurulunca karalaştırılır. Halkevi restorasyonu hızla sürmektedir.
28 Şubat 1991’de Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nün kuruluş çalışmalarını yürütmek üzere Durmuş Öner göreve çağırılır.
15 Mart 1991 tarihinde Mersin’de görevlendirilir. Bu süre içinde Halkevi Binası’nın kullanımıyla ilgili olarak Mili Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında daha önce yapılmış olan protokol gözden geçirilir. Çeşitli yazışma, görüşme ve tartışmalar sonucunda bina Kültür Bakanlığı ‘na kazandırılır. Ancak Kültür Bakanlığı’nın pek çok birimi binadan yer istemektedir. Üst üste yapılan toplantılar, gergin günlerden sonra İl Halk ve Çocuk Kütüphanesi, Folklor Araştırma Merkezi, Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nin İl’de başka binalarda hizmet vermesi, Halkevi Binası’nda ise Kültür Merkezi, Mersin Müzesi, Devlet Opera ve Balesi’nin yerleşmesi kararlaştırılır. Restorasyona, Opera ve Bale’nin çalışma koşullarına uygun yeni bir yön verilir…
(Mersin Devlet) Opera ve Balesi Resmi Gazetede çıkmış, hayata geçirilmek için ilk adım atılmıştır. Ama daha ilk adımda yetkili yetkisiz kişilerin engellemesiyle karşılaşılır. Kuruluş çalışmalarını yürütmek üzere Halkevi’nden bir oda istenir, verilmez. Büro gereçleri binadan içeri sokulmaz. Üst düzey yetkililerin devreye sokulmasıyla bir oda sağlanabilir.Opera ve özellikle Bale sanatını kötüleyici sözler fısıldanır kulaktan kulağa. Hatta kimilerince Mersin’de Opera kurulursa kendi milletvekillerinin istifaya çağırılacağı yolunda mesajlar verilir. Ama kendi kendini inkâra varan bu mesajlar yerini bulmaz. Daha önce Devlet Senfoni Orkestrası kaybedilmiştir. Fakat bu kez, Devlet Opera ve Balesi – Gaziantep’in, Samsun’un çağrısına Mersin’de birkaç politikacının reddine ve isyanına karşın- kaybedilmez. Sanatseverler kucak açar, kuruluş kararına imza atan Bakanlar Kurulu Üyeleri sahip çıkar ve Türkiye’nin Dördüncü Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kuruluş çalışmaları Halkevi Binası’nın restorasyon çalışmalarının hızına koşut olarak sürdürür. Bina on ay içinde sanatsal işlevine hemen hemen hazırdır.
Bu arada, her türlü engellemeye karşın Devlet Opera ve Balesi’nin kadroları sağlanmaya çalışılır. Uzun süre opera ve baleyi tanımadıkları için sevmeyenler etkili olur. Etkililer etkisiz hale getirilir. Bu kez on kişilik orkestra, beş kişilik koro v.b. gibi garip sayılar konuşulur. Tartışma sürer. ..Ağustos 1991’de bir sekreter çalışmalara katılır.
Büyük mücadeleler sonucunda Maliye ve Gümrük Bakanı merhum Adnan Kahveci ikna edilerek kasım 1991’de 150 sözleşmeli, 35 idari kadro alınır. O güne kadar çalışmalara Ankara’dan katılan Yaşar Esgin 9 Aralık 1991’de vekaleten Müdürlüğe atanır. Bir müdür yardımcısı, iki şube müdürü bir ayniyat saymanı, bir sayman, bir sekreter, bir memur ile yola devam edilir.
1991 yılının son aylarına gelindiğinde restorasyon çalışmaları yine kesilmek üzeredir. Kültür Bakanı sayın Durmuş Fikri Sağlar’ın gönderdiği yaklaşık iki milyar TL. ödenekle darboğaz aşılır. Restorasyon devam eder.
Mersin Kültür Merkezi Derneği’nin bağışladığı ses ve ışık cihazları da monte edilerek mart 1992’de turne etkinlikleriyle perdeler açılır.
Temmuz 1992’de sözleşmeliler için açılan sınavı kazanan sanatçı ve teknik personel ekim 1992’de görevdedir. Repertuvara alınan eserler çalışılmaya başlanır. Mersin Devlet Opera ve Balesi 29 Ekim 1993’te kendi kadrosuyla Mersinlilere küçük bir bale gösterisi sunar. Orkestra, piyano eşliğinde şan konseri verir.

Ancak, uçup giden zamanın elinden bir şeyler alıp kalıcı kılmak için, yaşadığım ya da tanığı olduğum süreçte çok sesli müziğe opera ve bale sanatına emeği geçenleri anmadan geçmek haksızlık olacak. Mersinliler opera ve baleye sahip çıktılar; emek verenlere de sahip çıkacaklar elbet. Bundan böyle de yalnız Devlet Opera ve Balesi’ne değil bütün sanat kurumlarına “sahip ve hakim” olacaklarını umuyor ve diliyorum.”
III-E – TEŞEKKÜRLER
Durmuş Öner Devlet Opera ve Balesi kuruluşunda katkısı olan kişi ve kurumlara bir teşekkür listesi hazırlamıştı.
“Öncelikle,
Mersin’de çok sesli sanat etkinliklerine, bu etkinlikler için ortam ve mekan hazırlanmasına destek olan, katkı sağlayan bütün yetkililere, kamu görevlilerine özel kuruluşların temsilcilerine, Mersin halkına, özellikle Halkevi restorasyonunu başlatan Sabahattin Çakmakoğlu’na, restorasyonun uzamasına gösterilen tepkileri derleyip, Kültür Merkezi Derneği’ni kurarak restorasyona ivme kazandıran, Opera ve Balenin kuruluşu için imkanlarını seferber eden sayın İrfan Solmazer’e; aynı yolda destek veren sayın Hanri Atat’a; 1990’da gönderdiği büyük ödenekle restorasyondaki tıkanıklığı açan ve Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin kurulmasına önderlik eden sayın Namık kemal Zeybek’e; restorasyonun hızla bitirilmesi için olağandışı uğraş veren Sayın Teoman Ünüsan’a Devlet Opera ve Balesi’ne giden yolda restorasyonda ve Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin kuruluşunda önemli katkıları olan sayın Durmuş Fikri Sağlar’a; sahip olduğu şansı ve bulduğu fırsatı Mersin için kullanarak Türkiye’nin 4. Devlet Opera ve Balesi’ni kazandıran Sayın Erol Gömürgen’e, Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin etkinliklerine ivedilikle başlamasına çok yakın bir ilgi ve sevgiyle destek olan sayın Çetin Birmek’e teşekkürlerimi sunuyor, Opera ve Bale gerçeğini ve gerekliliğini anlayarak ilk kadroları veren Adnan Kahveci’yi şükranla anıyorum.
KİŞİLER
Adalet Akıncıgil, Afife Sözmen, Ahmet İmamoğlu, Albert Botros, Ali Adalıoğlu, Ali Osman Akça, Aline Atat, Altay Bayram, Aydın Çıkar, Ayla Gediz, Ayşegül Akıncıgil, Bahar Milli, Barbaros Yarkın, Binay Kokulu, Bülent Oktay, Cihad Lokmanoğlu, Claudia Şaşati, Derya Pozcu, Durmuş Öner, Ercan Atakan, Erkan Savucu, Erdal Hatungil, Esat Yılgör, Erdoğan Çiftçioğlu, Erol Makzume, Ersan Yavuz, Ezel Topuzoğlu, Fatma Gür,Fazıla Çiftçioğlu, Fazıl Tütüner, Ferit Barbur, Gabriel Makzume, Gazanfer Uğural, Gülay Özçürümez, Gülen Atakan, Güngör Şıhman, Gürbüz Çorbacıoğlu, H.F. Tomaschek, Hasan Bayram, Heike Hope, İbrahim Şayan, İhsan Akıncıgil, İlyas Yılgör, İsa Öner, İskender Botros, İskender Şelfun, İsmet Barlas, İsmet Geliç, Jan Taşcı, Jozef Atat, Jozef Konar, Klod Atat, Kristin Botros, Kudret Ünal, Mehmet Akif Işık, Mehmet Bingöl, Mehmet Milli, Mestur Başaran, Milye Barbur, Mina Lokmanoğlu, Mine Yavuz, Mişel Şaşati, Muharrem Göktayoğlu, Muna Taşcı, Murat Kölük, Mustafa Doydu, Mübeccel Bingöl, Nadir Sucularlı, Nami Ünel, Natali Botros, Necati Karşılıklı, Necla Akbulut, Neşe Oktay, Neşe Söyleyen, Neyran Öner, Nihal Karşılıklı, Nihat Sözmen, Nur Barbur, Nurettin Horoz, Olcay Bayram, Orvilla Ünel, Ömer Tezcan, Özcan Özçürümez, Özdemir Hanoğlu, Paola Ok, Pembe Taylan, Pervin Horoz, Remon Kumdereli, Remzi Bellek, Reşit Gediz, Rezan Elbeyli, Rezzan Hatungil, Rezzan Tezcan, Samsa Karamehmet, Sema Akyürek, Semihi Vural, Sevim Kölük, Suphi Akyürek, Taner Horoz, Tanzer Dinçer, Tevfik Gür, Tufan Bolkan, Tülin Bolkan, Uğur Lokmanoğlu, Uta Tomaschek, Ünal Akdağ, Ünal Şıhman, Vahide Kumdereli, Yaşar Esgin, Yolanda Şelfun, Zuhal Karamehmet.
KURUM VE KURULUŞLAR
Kültür Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Kültür bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı Kültür Merkezi Daire Başkanlığı, İçel Valiliği, Mersin Belediye Başkanlığı, Akdeniz Bölge / Mersin Garnizon Komutanlığı, Mersin Kültür Merkezi Derneği, Mersin Liseliler Derneği, TRT Çukurova Bölge Müdürlüğü, Mersin Vapur Donatanları Derneği, Mersin Deniz Ticaret Odası, ATAŞ, Çukurova Sanayi, Berdan Tekstil, Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Mesiad, İmisk, Özel Toros Lisesi, Evrim Dil Kursları, Kazançlar AŞ. , İçel Soroptimist Kulübü, Test Teknik Dershanesi, Akdeniz Gazeteciler Cemiyeti, Mersin Gazeteciler Cemiyeti, İçel Sanat Kulübü.
Durmuş Öner’in Dip Notu:
1- Kişi adları alfabetik sırayla verilmiştir.
2- Bu yazıda dile getirilen gelişmeler ve adlar, Restorasyonun ve Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin kuruluş öyküsünden bir kesittir.
İSME ADANAN KOLTUKLAR…
Mersin Halkevi binasının yapımındaki bilinç onu bu denli değerli kılıyor. Bina 1990’lı yıllarda yine halk katkısı ile onarılırken, Mersin Kültür Merkezi Derneği, tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter’in 1960’lardaki bir çalışması örnek alınmış, salonun koltukları bağış sahiplerine sembolik olarak satılmıştı. Koltuk numaralarının yanında minik metal plaketlerde, şimdi çoğu vefat eden bağış sahiplerinin adı yazıyordu.
2000 yılındaki onarım sırasında koltuklar yenilenirken, isimler korunamadı. Hani derler ya, “kendi gitti adı kaldı yadigar!”.……………..Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız……………………..

Mersin için acaba hangi bina bir “simge” olabilir? Fotoğraf: Mustafa Eser

Mersin için acaba hangi bina bir “simge” olabilir?
Fotoğraf: Mustafa Eser

Biyografik Bilgi

scroll to top