3 – F – G – İMECEYLE KURULAN OPERA

Hürrem-Sultan-Balesinden.jpg

MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ – Sayfa 100-104   “Kitabın başına dönmek için bu satırı tıklayınız…

Rana Evcim

Rana Evcim’im Hanri Atat’la yaptığı röportaj Cumhuriyet Gazetesinde “İMECEYLE KURULAN OPERA” adı ile yayımlanmıştı.

…”Tabii, Mersin’deki yerli halkın sanata yatkın olmasının da bu başarıdaki¬ rolünü göz ardı etmemek gerekir. Civar dağlardan gelen her arabanın taş ocağından inşaata bir taş getirmesi duyu¬rulmuş. Halk bu imeceyi severek benim¬semiş.”

İlk anda bu başarının şanslı rastlantılar sayesinde gerçekleştiği düşünülebilir, ama asıl önemli etken, aydın bir devlet adamının önderliğinde evrensel sanatları benimsemeye, çağdaş uygarlıklar arasında yer almaya kararlı bir Mersin halkının varlığıdır. Hanri Atat’tan Mersin’lilerin bütün sanatlara, özellikle de müziğe meraklı olduğunu öğrendim.
…”Geçen ay¬larda bir piyano konseri verilecekti. Topal bir piyanomuz var, ama konser verilmesi için yeterli olmadığını anladık. Kon¬ser günü durumu seyirciye anons ettik ve Mersin’e bir konser piyanosu almak için çıkış kapısında hazırlanan kampanya masasına bağış yapmalarını istedik. Hemen o gün tam yüz milyon TL toplandı.
Gördüğünüz gibi sanata destek vermek konusunda kararlıyız.
…Teoman Unüsan’ın vali olduğu dönemde, Erol Gömürgen’in de desteğiyle, Mersinliler başlangıçta opera binası olması için inşa edilmiş olan bu yapıyı gerçek işlevine kazandırmaya karar vermişler.

…Opera binasının özgün işlevini kazanması için savaş vermiş olanlar, bugün geçerli olan Mersin Kültür Merkezi adını da yanıltıcı buluyorlar. İktidarın çok sık değiştiği, kültürel değerlerin ve sanat dallarının güvenceden yoksun kaldığı bu dönemde binanın mutlaka opera ve bale sanatlarının icra edildiği bir mekan olduğunu vurgulamak amacıyla, “Mersin Opera Binası” olarak anılmasını istiyorlar.

Mersin ülkemizin güneyinde önemli bir kültür merkezi bu şehir. Çağlar boyunca, uygarlıklar boyunca bu stratejik değerini korumuş. Bugün de sanatı ve eğitimi destekleyen varlıklı, aydın kişilerin öncülüğünde geleceğe umutla bakan bir kent olma özelliğini gururla taşıyor.

Kentin merkezindeki İçel Sanat Kulübü bu kalkınmanın yüreğini oluşturuyor. Kulübün bulunduğu sokağa Sanat Sokağı adı verilmiş; az ileride de Nevid Kodallı Sanat Merkezi ve İçel Sanat Kulübü Müzesi bulunuyor. Derneğin merkez binası eski bir askerlik şubesiymiş. 1989 yılında birkaç mimar, karikatürist ve iş adamının bu sivil örgütü oluşturmasından son¬ra bina derneğe kiralanmış.

İçel Sanat Kulübü’nün aylık bülteni, her ay 2 bin adet basılan bu dergi halka parasız dağıtılıyor. …Derneğin bina¬larında sanat işlikleri ve oturma yerleri var. Ayrıca sınıflarda, çeşitli kurslar düzenleniyor.. Kulüp, sosyal toplantıla¬rın, konserlerin odak noktası. Bu altyapının Mersin Devlet Opera ve Balesi ‘ne katkısı ve desteği büyük. Her şeyden önce, bütün temsiller yakından izleniyor; bütün sorunları biliniyor, çözüm için çalışılıyor.
…Bu güzel tabloya bakıldğında anlıyoruz ki çağlar boyunca birikmiş olan kültürel zenginlik, Akdeniz’i ısıtmayı sürdürecek. Darısı bütün Türkiye’nin başına.

13 yıl önce, eski bir Mersinli dost Meriç Alkan, şöyle diyordu:

MERSİNLİ OLMAK 

Bugün Mersin’de büyük sanat etkinliklerine mekan olabilen bir Kültür Merkezi var. Çocukluk anılarımızda önemli yeri olan ve yok olup gideceğinden korktuğumuz o Halkevi sinemasının yıllar sonra onarılıp Mersin Kültür Merkezi oluşunun öyküsünü dinlerken Mersin Kültür Derneği ile tanışıyorum. Mersin Kültür (Merkezi) Derneği, Kültür Bakanlığı ile işbirliğine girerek bu eserin ortaya çıkmasını sağlamış. Ancak, bir tek cümle ile kısaca ifade ettiğimiz bu sonucun ardında Ankara ve Mersin’de verilen bir uğraş ve İrfan Solmazer, Sudi Abaç, Semihi Vural, Teoman Ünüsan, Kudret Ünal, Ahmet Gül ve Hanri Atat gibi değerli isimler var.

Zamanında Mersinlilerin çok sınırlı olanaklarla ve büyük bir özveriyle yaptıkları bu binaya sahip çıkıp, bugün Türkiye’nin dördüncü Devlet Opera ve Balesine mekan olmasını sağlayan kişilerin isimlerini binanın bir duvarında okuyabilmek anlamlı olmaz mıydı diye düşünüyor insan.

MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ DERNEĞİNİN AÇILIŞTAN SONRAKİ KATKILARI
Yoğun emek ve içtenlikle yaptığı çalışmalardan sonra, Mersin Kültür Merkezi Derneği üyeleri, Mersin Kültür Merkezi’nin açılış gecesine davet edilmediler. Bu belki bir tavır değildi, farkında olmamaktı, unutulmaktı. Başkan İrfan Solmazer, Dernek’ten istifa etti. Bu günden sonra “değişmez başkan” Hanri Atat oldu.
Mersin Kültür Merkezi Derneği, yönetim kuruluna özellikle Mersin Devlet Opera ve Balesi müdürlerini de alarak, kuruma sürekli yararlı olmaya çalıştı. Kurucu Müdür Yaşar Esgin görevde kaldığı sürece Dernek’te de çalıştı. İrfan Solmazer’in Dernek’e geri gelebilmesi konusunda Fazıl Tütüner’le birlikte çaba gösterdi. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’yla ortak projeler yapıldı. Orkestra’nın daimi şefi Emin Güven Yaslıçam ile ilişkiler sürdürüldü. Çukurova Senfoni Orkestrası Mersin Kültür Merkezi’nde konserler verdi.
Esgin’in görevden alınıp, Nuran Çapanoğlu Müdür olduğunda Dernek’le ilgilenmedi. Ardından Melih Seskır müdür olduğunda, dernek-kurum ilişkileri yoğun düzeyde arttı. Sahnelenen prodüksiyonlarda zaman zaman konuk sanatçıların uçak biletleri (2000 dolar gibi), bazı sanatçıların kişisel ihtiyaçları, oyunların kokteyl/çiçek giderleri Dernek tarafından karşılandı, Dernek kimi zaman etkinliklere ev sahipliği yaptı. Mersin Kültür Merkezi Müdürü Kerim Kıcıman da Dernek yönetimine girdi. Binanın ve ekipmanın bazı küçük gereksinimlerini yine Dernek karşılamaya çalıştı.
Çalışmalar arasında dernek tüzüğünün III. maddesinde belirtilen “Tiyatro” için özellikle çaba gösterildi. İl Kültür Müdürlüğü’nün oluşturduğu İl Kültür Müdürlüğü Tiyatro Topluluğu “Scapin’in Dolapları” adlı eseri sahneledi.
Tiyatro Kitapçığı
İl Kültür Müdürlüğü desteği zayıfladığında Kültür Merkezi Derneği “Tiyatro Topluluğu”nu devam ettirmeye çalıştı. Ferhan Şensoy’un “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı” adlı oyunu sahnelendi. Yıllar içinde Opera müdürleri hep Dernek’in yönetim kurulunda oldular.
Mersin Kültür Merkezi Derneği Opera’ya sürekli destek vermeye çalıştı.
Bu bölümün devamına, ileriki sayfalarda “piyano” ve “festival” konularında değinilecektir.

Opera merdivenleri önünde ilk konser. 1944PİYANONUZ VAR MI?
Mersin Kültür Merkezi Derneği Opera’ya destek vermek amacıyla çeşitli etkinlikler yaratır. Bunlardan birisi de “piyano resitalleri”dir. Türkiye’nin ünlü piyano sanatçıları Mersin’e davet edilir. Mersinliler bu resitallere ilgi gösterirler. Ancak Mersin Kültür Merkezi’nde resital verecek düzeyde kaliteli piyano yoktur. Gülsin Onay’ın konuk sanatçı olarak resital verdiği bir gecede, ünlü orkestra şefimiz Hikmet Şimşek de salondadır. Bu eksikliği gören Hikmet Şimşek konser arasında sahneye çıkarak resitalde dinleyici olan Vali Gökhan Aydıner’e hitaben yaptığı kısa konuşmada Mersinliler’e bir emir verir: – Bu muhteşem salona yakışan bir piyano alınız…
Bu ödevi de başaracaktır Mersinliler.
Mersin Kültür Merkezi Derneği “piyano alınması” için bir kampanya başlatır. İlk bağış İçel Sanat Kulübü’nden gelir. Kültür Bakanı Fikri Sağlar’dan destek istenir. Bu amaçla düzenlenen bir “piyano gecesi” kokteylinde Fikri Sağlar gelip bir konuşma yapar. Devlet olarak önemli bir bütçe ayırdıklarını, hatta Mersin’le birlikte İzmir Devlet Opera ve Balesi’ne de “piyano” sağlanacağı müjdesini verir. Gelen para “iyi bir piyano” için yeterli olmaz. Yine Dernek kanalı ile piyano parasının eksiği tamamlanarak siparişi verilir. 25 Ağustos 1996 tarihli İSK gazetesi’nde Necla Akbulut’un Hanri Atat’la bir söyleşisi yayınlanır. …MKM Derneği başkanı sanatseverlere müjdeli haber veriyor…alt başlığı ile başlayan yazıda, H.Atat: – …Piyanomuzu aldık, Yamaha marka piyano, eylül başında Mersin’e geliyor. Piyano 2.75 uzunluğunda, 1.60 genişliğinde ve 1.03 m yüksekliğinde konser piyanosudur.
Artık Mersin Operası kuyruklu bir konser piyanosuna sahip olabilecektir. Piyano için özel bir oda yapılıp kilitlenir. Anahtarı Mersin Kültür Merkezi Derneği Başkanı Hanri Atat’tadır. Konser vermek isteyen derneklere bağış karşılığı verilir.
Yeni piyano ile ilk konser yine Mersin Kültür Merkezi Derneği tarafından düzenlenir. Gülsin Onay’ın solist olarak katıldığı resital 23 Ekim 1996 tarihinde Mersin Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilir.
25 Kasım 1996 tarihinde İçel Sanat Kulübü gazetesinde Görkemli Bir Konser başlığı ile yazan Nevit Kodallı, 16 Kasım akşamı Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nın konserinden övgü ile söz ederek; – Mersinliler her fırsatta anlamlı sanat olaylarına daima ilgili ve duyarlı davranmaktadırlar. Bu da hemşerilerimizin, çağdaş ve evrensel kültür düzeylerinin bir ölçüsüdür. Gönül isterdi ki, Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet Operaları da normal temsillerinin dışında Mersin Devlet Opera ve Balesi gibi bu türden sürekli konserler ve benzeri aktiviteleri yapsınlar…
Ardından Fazıl Say, 15 Aralık 1996 Pazar günü akşamı saat 20:00 de Mersinliler’le buluşur.

III-G – 10. YILINDA MERSİN DEVLET OPERA ve BALESİ

Mersin Kültür Merkezi Derneği 1989 yılından 2001 yılına kadar çeşitli şekillerde Mersin Kültür Merkezi’ne ve Mersin Devlet Opera ve Balesi’ne destek verdi. O günden bu yana geçen 10 yıl içinde çeşitli etkinlikler, gerek binanın kültürel çalışmalarına, gerekse fiziksel ihtiyaçlarına çözüm buldu, umut oldu. Mersin’in mayasında var sanat ateşi… Nitekim Mersin Kültür Merkezi Derneği’nin bir toplantısında önerilen Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin 10. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri cesurca önerilerle uluslararası bir müzik festivaline dönüştü. 24 Ocak 2001 günü saat 14:00’da Mersin Kültür Merkezi Derneği 10. toplantısında MKM Derneği yanında, İçel Sanat Kulübü, Mersin Polifonik Korolar Derneği ve Mersin Filarmoni Derneği, Mersin Liselileri Derneği gibi dört sanat derneği ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret Borsası gibi kurumlar da katıldı. İşte böylece Mersinliler bir kez daha “sanat için” bir araya geldiler, kolları sıvadılar. İlk düşüncede MDOB’nin 10. yıl kutlamaları için buluşanlar, çıkan kıvılcımı bir “festival ateşi”ne dönüştürdüler.

2001 YILINDA KUTLAMA DÜŞÜNCELERİ

MERSİN DEVLET OPERA VE BALESİ’NİN SANAT YAŞAMINDA 10. YIL 
Mersinli Ülker Arıkan’ın Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin gerçekleşme öyküsünü anlatan yazısından aktarırsak:
“.. 2001 yılı başına gelindiğinde Mersin Kültür Merkezi Derneği’nin genel kurulunda Mersin’de uluslararası bir müzik festivali düzenlenmesi dile getirilir. Bu düşüncenin hayata geçirilmesi için deneyim sahibi değerli bir isim Merih Fereli’ye ulaşılması gündeme getirilir. Semihi Vural bu gelişmeyi İstanbul’daki Mersin Liseliler Derneği başkanı Meriç Alkan’a bildirip, sayın Fereli’ye ulaşmasını Mersin’deki bu girişimi ona anlatmasını, tavsiyelerini almasını ister. Sayın Fereli Mersin’in konuya ilişkin heyecanını anlar, hak verir. Ancak ilk festival gerçekleştirmek zordur, devam ettirmek ise daha da zordur,der. Gene de ilgiyle ilk adımların atılması için yönlendirici fikirler verir ve her türlü yardıma hazır olduğunu belirtir.…
2001 sonlarında Hanri Atat, Fazıl Tütüner, Semihi Vural, Mürsel Esirgemez, Erdoğan Şanal, Davut Oğuzcan, Tülay Bardakçıoğlu, ve Selma Yağcı’nın katıldıkları toplantıda Mersin Opera ve Balesinin 10. kuruluş yıldönümünün bir festivalle kutlanması konuşulur.

Bu girişim aynı zamanda başka bir ilkin de habercisidir. Türkiye’de ilk kez sivil toplum örgütleri dayanışmasıyla, tüm kentin iradesi ve güç birliğiyle bir festival hayat bulur.”.…………..Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız……………………..

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top