AKKAHVE ‘nin SANATÇILARI : ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU–(Abidin SUBAŞI–16/16 )

AKKAHVE
ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU (Yazan ABİDİN SUBAŞI)
….Yıl 1951. Yazın öğretmenimiz, daha sonra can dostumuz, arkadaşımız (rahmetli) Cahit Öztelli, Adana Erkek Lisesi’nde okuyan, daha o günlerde edebiyat dergilerinde ve yerel gazetelerde adını duyurmuş Ali Püsküllüoğlu’nu, öğrenimini, iyi bir sanat ortamı olan Mersin Lisesi’nde sürdürmesi için Mersin’e çağırır. Arkadaşlarımızdan birini de (Oktay Baloğlu) karşılamak ve yerleştirmek üzere görevlendirir.
Mersin Lisesi’nde okumakta olan Ercan Belen, Teoman Karahun, Oktay Baloğlu, Mustafa Canpolat, Ergun Evren, Turhan Oğuzbaş, Necmettin Önel, Tarsus Amerikan Koleji’nden hafta sonları aramıza katılan Duran Karaca, Mete Akyol, Engin Ünsal, Tuncer Karamustafaoğlu yine Tarsus’tan pek sık olmasa da Ahmet Nadir Caner, Necati Darendelioğlu, Sami Aşar’la ve bizlerle tanışıp kaynaşması, kimimizle sürekli dostluklar kurması, bir yıl bile sürmeyen Mersin’deki konukluğu sırasında ve Akkahve’de olmuştur.
Ali de diğer Akkahve’liler gibi Akkahve’nin o sıcak sanat ortamında bulunmuş, o masalarda şiirler yazmış, okumuş, söyleşiler yapmıştır. Mersin’e uzun süreden beri gelememiş olmasına karşın, Akkahve, onun bir şiirine konu olmuşsa, (İçel Sanat Kulübü Bülteni Şubat 1997) bu, hem Mersin’in hem de Akkahve’nin anılarındaki yerini koruduğunu gösterir.
Ali Püsküllüoğlu’nun Mersin’deki konukluğu kısa sürdü, demiştim. Gerçekten de 1952 öğretim yılı bitmeden, rahatsızlığı nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığınca İstanbul’da bir hastaneye gönderilmiş, uzun süren tedavi sonucu, öğrenimini yarıda bırakmak ve İstanbul’da yaşamak zorunda kalmıştır (1953).
Burada daha çok basın dalında çalışarak, yaşamını sürdürmeye çalışırken, şiirleri de Türk Dili, Varlık, Hisar, İstanbul, Yeditepe, Yenilik gibi dergilerde yayınlandı.
İstanbul’dan Ankara’ya göçerek (1960) buraya yerleşen Püsküllüoğlu, 1983 yılına kadar Türk Dil Kurumu’nda Dil Uzmanı ve Türk Dili Dergisi’nin hazırlayıcısı olarak görev yaptıktan sonra, bu kurumun tüzel kişiliğine hukuk dışı olarak son verilmesi üzerine emekli olmuştur.
Ali Püsküllüoğlu, bizim kuşaktan arkadaşlar arasında, yaşamını, hem de çok küçük yaştan bu yana, kalemiyle kazanan, belki de tek arkadaşımız. Emekli olduktan sonra da, eski Türk Dil Kurumu’nun işlevini tek başına yüklenmiş, dil konusunda çok değerli yapıtlar, sözlükler, şiir kitapları, ansiklopediler, çocuk kitapları, Türkiye’nin önde gelen kitapevlerince yayınlanmıştır.
İkisi ödül almış 12 şiir kitabı, çoğu tekrar tekrar basılmış 14 sözlük, dil üzerine yazılmış 4 kitap, 4 antoloji, çocuklar için 5 kitap, 2 anlatı ve bir çeviri olmak üzere toplam 42 kitabının tamamını burada vermek, yer darlığı nedeniyle olanaksız. Ancak birkaçını yazmakla yetineceğim.

Şiir Kitapları
Pembe Beyaz (1955)
Karanfilli Saksı (1958)
Sırtımızda Kızgın Güneş (1965)
Gül Sevgili Vurdum (1984)
Seçilmiş Şiirler (1996)

Seçkiler
Sevgi Şiirleri Anotolojisi (1955)
Şiirimizin Dört Ahmedi (1959)

Sözlükler
Öztürkçe Sözlük (1966)
Çağdaş Türkçe Sözlük (1988)
Arkadaş Türkçe Sözlük (1995)
Türkçe Deyimler Sözlüğü (1995)
Türkçe Sözlük (Büyük 1995)
Edebiyat Sözlüğü (1966)

Anlatı
Efsaneler (1971)
Türk Halk Öyküleri (1982)

İşte kısaca Ali Püsküllüoğlu. Daha uzun, daha kapsamlı Ali Püsküllüoğlu’na benim gücüm yetmez. Onu da daha yetkili kalemlerin, edebiyat tarihçilerinin, Türk Dili uzmanlarının yapacağına kesinlikle inanıyorum.
İşte sevdiğim şiirlerinden biri;

AY, ANADOLU DAĞLARI
Ay, O her zaman gülümseyen
Hiç acıkmayan
Hiç yakınmayan
Hiç yenilmeyen
Anadolu dağlarının üstünde.

Anadolu dağları ki
Bir yanı uçurum
Bir yanında sis boran
Hüzünlü bir ağıttır orda gece.

Dolanır gider aşağıdan
Bir su: Seyhan’dır, Fırat’tır.
Bir ova, sarıdan doğru yeşile.
Bir insan, yağız.
Bir türkü, söylenmedik.

“Dolanı ay dolanı
Bıldırcın derler bir kuş var, güzel değil
Ama kuşkusu deli eder insanı”
Atıyorum kurşunumu karanlığın içine.

UNUTMA ONLARI 1976

*Bu yazı “İçel Sanat Kulübü” Aylık Bülteni “Nisan 1992 – 58. Sayı” sından alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top