AKKAHVE ‘nin SANATÇILARI : TEOMAN KARAHUN – (Doğan AKÇA – 5/16 )

Akkahve’de bir gurup daha vardı, siz bilmezsiniz. Onlar belki de Akkahve’yi ilk keşfedenler, o müthiş keyfi ilk tadanlardı. Liseyi 1953/54 yıllarında bitiren, isimlerini sanat dünyasına daha lise sıralarında iken duyuran seçkin insanlar.
O dönemi yaşayan kime sorsanız önce üçünün adını sayacaklardır size. Teoman Karahun, Ziya Arman, Ercan Belen. Biri daha vardır bu üçlüden hiç ayrılmayan. Ama o şiirden çok düz yazıya, özellikle gazeteciliğe meraklıdır. Nitekim Güngör Yerdeş ileride önemli bir gazeteci olacaktır. Bu guruba zaman zaman Ali Püsküllüoğlu, Abidin Subaşı, Turhan Oğuzbaş’ta katılır ve yer gök şiir olur, Akkahve kahvelikten çıkar bir sanat mabedine dönüşürdü. (Zaman içinde bu güzel insanların hepsini gücüm yettiğince anlatacağım size.)
Mersin Lisesinde şiir gecelerini başlatanlar, şimdiki Devlet Opera ve Balesi’nin görkemli salonunda şiir akşamları düzenleyip salonu şiir severlerle dolduranlar, ilk kostümlü şiir gecesini düzenleyenler (Hocaları Ziya Arıkan’ın yönetiminde) yine onlardı. Ve işte o gece Şair Nedim’i bir Lale Devri dekorunda canlandıran Teoman Karahun.
Teoman Karahun Akşehir’de doğmuş, fakat daha üç yaşında iken Mersin’e gelmiş. Teoman yaklaşık 19 yıl Mersin’de yaşamış. Lise yıllarında şiirleri Varlık, Yeditepe, Türkdili, Kaynak gibi önemli dergilerde yayınlanmış ve 2-3 yıl sonra bu güzel şiirleri Varlık Yayınları kitap haline getirmiş “Acı Su” adıyla yayınlamıştı.
A.İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla ilişkiler Yüksek Okulu Radyo ve Televizyon bölümünden mezun olan Teoman da bir çok arkadaşımız gibi 1960’lardan sonra şiiri gerilere itti yaşamındaki yerinden, gazetecilik öne çıktı. Ve bu macera onu ta TRT Haber Dairesi Başkanlığına kadar götürdü. Gazeteciler Cemiyeti’nin “röportaj’ ve “seri röportaj'” dallarında verdiği “Altın Kalem” ödüllerini aldı.
Ama şiir hiçbir zaman yaşamından tamamıyla çıkmadı. Belki yayınlamadı ama hep yazdı. Bazan Ankara’da, çok seyrek olarak Mersin’de buluştuğumuzda bu 40-45 yıllık anılar üşüşür tepemize ve o güzel günleri damla damla yaşarız. Mersin’e her gelişinde Teoman’ı birkaç saat kaybederiz. Artık o kayıp saatlerde Teoman’ın ne yaptığını biliyoruz.
“Sonra anılar sökün eder uzaktan
Bir başıma dolaşırken caddeleri
Mersin, deniz kenarı, Akkahve
Bir ev, şöyle inik perdeleri”
diyen Teoman’ın yine içini yıldız basmış, yine Mersin’in sokaklarında, yine bir başına o perdeleri inik evi aramaktadır.

SEVGİ
Şu Ankara şehrinin sokaklarında
Dolaşırken bir kız yanıma gelse
Ben senin yıllardır beklediğin
Aradığınım dese.

Nasıl şaşırırım  bilemezsiniz
Yok canım derim, içimde
Kıvanç başaklar gibi biter
Umut yeşerir gözlerimde.

Sonra anılar sökün eder uzaktan
Bir başıma dolaşırken caddeleri
Mersin, deniz kenarı, Akkahve
Bir ev, şöyle inik perdeleri

Bu annem işte bana gülen
Gözlerinde telaşların en güzeli
Geç kalma diyor, yorgunsun
-Üstümde geziniyor eli-

Şu sevdiğim kız sarı saçlı
Çok sigara içme diyen
Eli elimde akşamlan
Sımsıcak türküler söyleyen.

Ben Külebi gibi değilim
Karanlıklar içinde bazen
Umudumu yitiriyorum.
Korkuyorum yalnızlıktan.

Hani onun soğuk günleri vardı ya
Diyordu ki, böyle havalar üşütmez beni
Varın bir de bana sorun siz
Bir hançer ki yüreğimde yepyeni

N’olursa olsun diyorum kendi kendime
Bu benim yalnızlığım tükenmeyecek
Zehir gibi rüzgarlar yöremde
Gün günden daha kötü esecek.

Çiçekler açacak bahçelerde
Birbirinden güzel kadınlar, kızlar
Yollarda çocuklar, caddelerde
Gökyüzünden kopup gelen yıldızlar.

Sonra bizim yaşamımız sürünürcesine
Biber gibi, kahr gibi zehirzemberek
Bir bıçak gibidir açlık biliyorum
Şu ense köküme ansızın
Bir gün nasıl olsa inecek.

Şimdi halimi bilemezsiniz
Güçsüz ırmaklara döndüm, acı sulara
Bir büyük şehirde yapayalnız,
Gömüldüm karanlıklara…

Teoman KARAHUN

Bu yazı  “İçel Sanat Külübü” Aylık Bülteni “Temmuz 1995 – 38. Sayı” sından alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top