AKKAHVE ‘nin SANATÇILARI : VEDAT FUAT BELLİ – (Doğan AKÇA – 1/16 )

Benim kuşaktan herkes bir Akkahve’dir tutturmuş gider. Hatta Semihi Vural kardeşimiz bir Akkahve dergisi bile yayınlar. Bir toplantıda kendilerinden Akkahve’yi yine sanata ayırmalarını istediğimizde Sayın Kaya Mutlu (1) “Ne yapalım yani, içki içilen, tavla oynanan bir yermi yapalım” demişti. Çünkü Sayın Kaya Mutlu Mersin’de hiç okumamış ve o zamanın Akkahve’sini tanımamıştı.
Evet, Akkahve’nin bir lokanta kısmı vardı ve orada yemekle beraber içki de içilirdi. Ama Hasan Babanın eşinin çaldığı piyano eşliğinde verilen bir şölendi o yemekler. Tavla, oyun kağıdı ise kesinlikle yoktu.
Sanatçı takımı da zaten yemek yiyecek kadar parası olmayan hatta bir çay içip akşama kadar oturup sohbet eden insanlardı genelde.
İşte ben eğer gücüm yeterse çoğu arkadaşım olan bu Akkahve ve sanatçılarını tanıtmak istiyorum, size. Onları tanıdıkça Akkahve’yi de tanıyacak ve nasıl bir yer olduğunu göreceksiniz. (2)
Kimden başlayayım diye düşünürken, geçenlerde Hüseyin Sevim Hocama daha iyi bakılsın diye ricada bulunmak için Balcalı’da Prof. Dr. Vedat Fuat Belli’yi ziyaret ettim. Ve Vedat Abiden başlamaya karar verdim.
Vedat Abilerle biz Mahmudiye Mahallesi 159 sokakta araları en fazla 100 metre olan iki evde otururduk. Bizden 5 yaş büyüktü ve biz orta okula başladığımız yıllarda O mezun olup İstanbul Tıp Fakültesinde okumaya gitmişti. Ama tatile geldimi soluğu Akkahve’de alırdı. 3-5 yıl sonra, yani biz 16-17 yaşlarına geldiğimizde Vedat Abi bizi de sohbetine kabul etmeye başladı.
Ben, Ergun Evren, Salo Koen, Yüksel Arcan, Sabahattin Kaplancık gibi bir çok arkadaş etrafını sarar ne anlatsa ağzımız açık dinlerdik. İyi şiiri kötüden ayırmayı, Türk Sanat müziğinin güzelliklerini, aşkın, dostluğun kutsallığını hep Vedat Abinin bu sohbetlerinde dinlemiş özümsemiştik.
O günlerden bu yana unutamadığım, galiba sevgilisinin evlendiğini anlatmak için “ve ellerin Meryem kadar bakire değil” dediği şiirini aşağıda sunuyorum. Umarım sizde seversiniz.
Şiiri doğru hatırlayıp, hatırlamadığımı sormak için Vedat Abiyi aradığımda “Yapma be, beni ta lise yıllarıma o sahili olan Mersin’e götürdün. Şimdi Mersin’i limanlı ama imansız yaptılar, bizim hiç bir hatıramıza saygı göstermediler, her şeyi yok ettiler” dedi.

TEK SEVGİLİYE
Uzun bir tren sesi götürür seni
Çekip karanlık gecelerin bağrından.
Gençliğimizi bir yudumda bitiren
Bu şehrin zalim hatıralarından.

Ve şimdi sen bir resimden ibaretsin
Çıplak duvarında bir bekar odasının
Hala sarhoş masalarımda adına  ağlanır
Hala eski bir şarkı gibi hatırlardasın.

Biter bir gün özlenenler ve umut
Bizi kendimize götüren bahçe
Ve ellerin Meryem kadar bakire değil
Ve güzelden başkasın, düşündükçe

Bu yazı  “İçel Sanat Külübü” Aylık Bülteni “Mart 1995 – 34. Sayı” sından alınmıştır.

(1) Mersin Belediye Başkanı

(2) Söz konusu yazıların tamamı 15 ayrı yazıdan oluşan bir dizi olarak ” KAYBOLAN MERSİN nin ARDINDAN ” başlığı altında bu sitede sunulmaktadır.

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top