ANAMUR’DA ÇOCUK OYUNLARI – 4 – Çınar ARIKAN

DÖRT BÖLÜMDEN OLUŞAN BU YAZI DİZİSİNİN BAŞINA DÖNMEK İÇİN BU SATIRI TIKLAYINIZ

11-BEŞ TAŞ: Oyuncular karşılıklı olarak birer, ikişer, üçer, dörder eş şeklinde olabilen tek veya grup  oyunudur.
5 adet yuvarlak tipte veya kırılmış taşlardan 1,5x 1,5 cm ebadında taş alınır. Bu oyunda iyi bilmeyene avantaj verilmek üzere ilk sıra verilir ve oyun başlar.
1-İlk oyunda taş yere normal şekilde birbirinden ayrı olacak şekilde atılıyor. Bir tanesini elinde tutuyor. Diğerini yerden alırken elindeki taşı havaya atıyor (yerden alıp) havaya attığı taşı beraberce kapıyor. Bu işlemi 4 taşa da yapıyor. Yerden alış sırasında tek tek alma işlemini yapıyor. Birinci veya diğer taşları alırken, elinin diğer taşlara değmesi halinde el öbür oyunculara geçer.
2-İkinci oyunda yine elde bir taş vardır. Bu taş havaya atılırken, yerdeki taşlar ikişer ikişer alınır. Havadaki taşta kapılır. Değme olayında veya kapamama durumunda el değişir.
3- Taşlar yine yere atılır. Elde bir taş vardır. Birincide eldeki taş havaya atılırken bir taş yerden alınır. İkincide bir taş havaya atılırken 3 taş birden yerden alınır. Diğer taşlara değilmesi halinde el yine el değiştirir.
4-Beş taş elde iken biri havaya atılır. Diğer taş yere konur. Havaya atılan taş kapılır. Tekrar eldeki taş havaya atılarak yerdeki dört taş toplanır ve havaya atılan taş kapılır. Havadakini kapamaz ise  veya yerdeki taşları  toplayamazsa el (oyun sırası) diğer oyuncuya geçer.
5-Beş taş elde iken biri havaya atılır. Dördü elde kalır. İşaret parmağı ile yere değilir ve havadaki taş kapılır.
6-İşaret parmağı, orta parmak (sol el) üzerine kenetlenir. Baş parmak ve kenetlenmiş el uçları yere konur. Köprü yapılır. Yüzük parmağı ve serçe parmak yere değmez. Taşın beşi de alınır. Biri elde kalır. Sağ el ile sol bilek altında sokularak köprü üzerinden ters yöne atılır.
Karşı oyuncu düşen bu dört taştan birisini “köle” olarak belirler.
Köprünün altından köle olmayan taşlar eldeki taş havaya atılırken ittirilerek geçirilmeye çalışılır. Havadaki taş da bu anda tekrar kapılır. Köle olmayan taşlar 3’itişle köprü altından geçirilebilir. Köle taşı ise birlikte eldeki taş havaya atılınca ittirilerek köprü altından geçirilmek zorundadır. Eğer geçirilemez ise veya havadaki taş kapılamaz ise oyun sırası diğer oyuncuya geçer.
Köle taş mutlaka en son köprü altından geçirilir. Diğer taşlar itilirken köle taşa değmemelidir. Değerse oyuncu değişir. Üçlükte bir taş köprü altından geçirilemezse oyuncu değişir.
7 – Oyuncu taşları avuç içinde tutar. Diğer oyuncu yine bu taşların içinden birini yine “köle” olarak belirler. Avuç içindeki taş gurup halinde yine havaya atılıp el üstünde tutulur. Taşlar el üstünde tutulurken (el üstüne çıkarılırken ) herhangi birisi (köle haricinde) düşse el değişmez. İki tanesi düşse yine el değişmez. Ancak elin değişmemesi için kölenin yanında mutlaka bir taşın olması. Ve köle taşın yere düşmemesi gereklidir.
El üstünde bütün dört taş, köleyle birlikte 3 taş, 2 taş kaldığını düşünürsek: Bu taşları tekrar havaya atarak avuç içi ile kapmak gereklidir. Kapış sırasında herhangi bir taşın düşmesi elin değişmesine yol açar.
Beş taş oyununda bir oyuncu hiç sıra vermeden ve oyun kurallarına uyarak istediği kadar oyunu devam ettirebilir
Grup oyununda iki kişi, iki kişiyle karşılıklı oynuyorsa veya üç kişi üç kişi ile oynuyorsa 1. hata yapıp çıkınca 2. kişi, 2.kişi hata yapıp çıkınca 3.kişi birinci, ikinci oyuncunun kaldıkları yerden oyunu devam ettirirler.
İkinci bir oyun başlasa bile ilk hakkında çıkan oyuncunun eli (diğer grup oyuncularına el geçinceye kadar) yenilenmez. Diğer Grup oyun oynayıp çıkınca yeniden oynayabilir.
Beş taş oyunu konuşulan cimcisine oynanır. Oyuncu gurupları ve kişiler başta kaç cimcisine oynayacaklarını konuşurlar. 7. maddede belirtilen köleli kapma sırasında köleyle birlikte kaç taş kapılabilir ise, karşı oyuncu ya o kadar cimci vurulur.
Cimci; Diğer oyuncunun elinin üstüne kazanan oyuncunun parmaklarının birleştirerek sert bir şekilde vurmasıdır.
12- KURTAR: Bu oyun için 4’er, 5’er kişilik iki oyuncu gurubu kendi aralarında eşleşirler. Bu bir kovalama oyunudur. İlk kaçacak gurup iyi koşamayacağına inanılan guruptur. Kovalayacak olan gurup ise arkadaşları arasında iyi koşar diye bilinen çocuklardır. Bu oyunda çocuklar arkadaşlarının iyi koşup koşmadıklarını bildikleri için kovalayacak gurubun tespiti kolaydır.
Bir meydanlığın ortasına 1 metre çaplı bir daire çizilir. Birinci grup kaçar. Diğer oyuncu grubu bu kaçanları kovalar. Her hangi birini yakaladığı anda “yat” der. Ona değmiş veya onu yakalamıştır. O vurulan çocuğu alır, getirir, dairenin içine girdirir. Başına oyunculardan biri bekçi olur. Diğerleri kovalamaya devam eder.
Kaçan grubun üyeleri bir yandan yakalanmadan kaçarlarken bir yandan da dairenin içinde vurulmuş olan arkadaşlarının kurtarılması için çalışırlar. Bekçiyi atlatarak eline veya herhangi bir yerine değdiği anda arkadaşını kurtarmış olur. Bekçi ise kurtarmaya gelenleri vurmaya çalışır.
Bütün oyuncular vurulup dairenin içine getirilmediği sürece oyun devam eder. Bir kişi kalsa dahi diğer arkadaşlarını vurulmadan kurtarma hakkına sahiptir.
Bütün kaçanlar vurulup daire içine getirilince bu sefer de kovalayanlar kaçar. Kaçanlar kovalarlar. Oyun böylece tekrar edilir.
13-DONDUM: Bu oyunda bir kişi çeşitli sayışmalarla ebe olarak seçilir.
Diğer 2,3,4,5 oyuncu kaçarlar. Bu tek kişilik ebe onları kovalayarak, onları vurmaya çalışacaktır. Her hangi birisini kovalarken vurabilirse o kişi ebe olur. Kaçan oyuncular ebe kendilerini kovalarken “domdom” diyerek olduğu yerde kalıp oturma hakkı vardır. Bu durumda kaçanı vuramaz. Yalnız kaçan gurup üyelerinden herhangi birisi gelip kendisine dokununcaya kadar “domdom” diyen öğrenci bulunduğu yerden ayrılamaz. Oyuna katılamaz.
14-TAŞTAYIM-TOPRAKTAYIM: Bu oyun için en az dört kişi gerekir. 5,6,7,8 kişi ile de oynanabilir. Bir kişi ebe seçilir. Diğerleri 15 X 15 cm ebadında birer taş alırlar. Bu taşlar onların kurtarıcılarıdır.
Ebe oyuncuları vurmak için arada dolaşır. 4 kişi arasında oynanıyor ise oyuncular 6 – 7 metre ara ile taşlarını koyarlar. Her taşın üstünde bir oyuncu vardır. Oyuncular karşılıklı, çapraz, yan yana diğer bir oyuncu ile karşılıklı olarak yer değiştirebilirler. Yer değiştirme anı, topraktayım anıdır. Bu anda ebe olan herhangi bir oyuncuya değebilirse, o oyuncu ebe olur. Yakalayamadığı sürece ebe kalmaya devam eder.
İsteyen istediği oyuncu ile anlaşarak yer değiştirir. Taş üstündeki oyuncu, taştayım halindedir. Oyuncular, ebe, taş üstündeyken vuramaz.
15-TOPAL KARGA: Bu herhangi bir belirlenmiş saha içerisinde oynanan bir oyundur. Voleybol ve basketbol sahası gibi ya da sınırları belirlenen aynı büyüklükte bir saha içinde oynanır. Sahanın herhangi bir  yeri yuva olarak kabul edilir. Bir köşesi, ebe olana (Topal Karga olan) çocuk buraya durur. Diğer kişiler saha içerisinde yer alırlar. Topal karga tek ayağı ile koşup diğer oyunculardan birini yakalamak zorundadır. Oyuncular normal ayakları ile koşarlar. Herhangi biri yakalanıp, vurulup ebe oluncaya kadar topal karga ebeliğine devam eder.
Ebe olan kişi koşmaktan yorulduğunda saha içinde durup dinlenemez ancak, gidip yuva olarak ayrılan bölümde dinlenebilir .
Oyuncular “Topal karga, topal karga, beni yakalayamaz” diye ebeyi kışkırtırlar.
16-PEMBENİNE: Bir kişi anne olur. (Pembe nine) bir kişi de oyuncular başı olur. Pembenine oynanan sahanın orta yerine oturur. Diğer kızlar etrafında yer alıp onlarda otururlar. Eğer oyunu erkekler oynuyorsa Anneleri Pembe nine) mutlaka kız olacaktır.
Oyun başı oturan gurubun etrafında dönerek şöyle söyler:
– Pembe nine, pembe nine şanıyla,
Nasıl gitsem eniştemin yanına,
Bahçelerde demet demet maydanoz,
Ağaçların yaprakları salyangoz,
Pembe nine, pembe nine ….
Pembe nine oyuncuların başı olan nineye seslenir:
-Ne var nine, ne var nine?
– Bizim oğan sizin kıza ne demiş?
– Evin arkasına saklan da seni kaçırayım demiş.
-Hangisini? Diye pembe nine sorar.
Baş oyuncu nine ise birini seçecek ve onunla beraber yeniden başta verilen şarkıyı beraberce söyleyecekler.
Bu şekilde bütün kızlar bitip bir tek pembe nine kalıncaya kadar oyun devam edecek.
Pembe nine tek başına kalınca ağlamaya başlar. Diğer oyun başı ona sorar:
-Pembe nine, pembe nine niye ağlıyorsun?
Pembe nine ses vermez. Aynı şarkı tekrar söylenecek .
Tekrar sorulacak:
-Pembe nine, pembe nine niye ağlıyorsun?
-Kızlarımı kaçırdılar … der.
-Ayaklarını göstersem bilir misin? diyerek baş nine ayaklarını açıp, zıplayarak yana geçer. Kızlar onun arkasından ayaklarını gösterirler.
Pembenine ilk ayağa:
– Bu değil, der.
Diğer ayak gösterilince:
-İşte bu, der.
Aynı şekilde bütün kızlar sıra ile ayaklarını gösterip pembe ninenin etrafına dizilirler. Pembenine kızlara:
-Nerdeydiniz? Der. Kızlar da ona:
-Teyzemizdeydik, derler. Amcamızdaydık, derler. Buna benzer sıra ile cevaplar verecekler. Her hangi bir yer söylerler.
-Ne yediniz? diye sorulunca kızlar sıra ile bir kaç tane meyvenin adını  söylerler.
Pembenine bu sefer:
– Hani bana, der.  Daha sonra bütün kızlar:
-Avucumuzu yala, avucumuzu yala, derler.
Pembenine elindeki asasını kaldırıp, kızlar böyle deyince, onları asası ile dövmek için kovalar.
Daha sonra eşlerden biri diğerinin yerine geçerek oyuna devam edilir.
17 -BİR KOL BİR CAN: Oyuncular eşit sayıda iki gurup olurlar. 4,5,6’lı gurup yapılır. Bu guruplar altı metre ara ile birbirlerine paralel iki çizgi çizerler. Ya da bu oyunu veleybol sahasının bir bölümünde oynarlar. Gurubun bir kısmı yazı tura oyunu ile bu iki çizginin arasına girer. Diğer grup ise ikiye ayrılarak çizilen çizginin arkasına geçerler. Saha dışında yer alanlar topu karşılarındaki saha dışındaki arkadaşlarına atarlar. Bu atışlar sırasında içerde yer alan oyunculara topu çarptırmaya çalışırlar. Gruptan vurulan çıkar.
Her oyuncunun bir can hakkı vardır. Vurulduğu anda saha dışına çıkar. Pas atma ve vurmak için atışlar sırasında oyuncuların topu kapma hakkı vardır. Kapılan her top için atışlar sırasında oyuncuların topu kapma hakkı vardır. Kapılan her top için içteki oyuncular bir can sahibi olurlar. Buna bir kol da denir. Oyuncular kaptıkları  top kadar kol sahibi olurlar. Bütün kolları vuruluncaya kadar oyuncular kendileri oynayabilecekleri gibi, vurulmuş olan arkadaşlarını da saha içerisine çağırıp ona bir can kazandırabilirler.
Dıştaki oyuncuların (kalecilerin) amacı kol kazandırmadan canları vurmaktır.
İçteki oyuncuların amacı ise can vermeden kol kazanmaktır. Böylece de oyuna devam etmektir.
Bütün canlar ve kollar vurulmadan oyun grupları yer değiştiremezler. Can ve kollar bitince kalede olanlar içe, içte olanlar da kaleye geçerler. Topu kaptırmamak için atışlar  yerden de yapılabilinir.
DERLEYİCİ TANITIM RORMU:
Adı Soyadı : Çınar ARIKAN
Doğum Yeri-Yılı: Anamur-1957
Baba Adı: Hamdi
Ana Adı : Pakize
Mesleği : İlkokul Öğretmeni
İş Adresi: Anamur Halk Eğitimi Merkezi Müdür yardımcısı
Ev Adresi: Yeşilyurt Mah.No.87  Tlf: 4089 Anamur – İÇEL
Kısa Özgeçmiş:
İlk, orta, lise tahsilimi Anamur’da yaptım. İçel Eğitim Enstitüsünden mezun oldum. Yurdun çeşitli  yerlerinde ilkokul öğretmenliği yaptım. Çeşitli dergi, gazetelerde folklor  araştırmaları ve yazılar hikayeler yazmaktayım. Halen Anamur Halk Eğitimi merkezi Müdür Yardımcılığı görevini yürütmekteyim.
DERLEME YERLERİ:
İçel İli, Anamur İlçesi:
1. Malaklar Köyü – Kadılar Mahallesi
2.Karalarbahşiş Köyü
3.Gercebahşiş Köyü
4.Çeltikçi Köyü
5.Anamur-Sultan Alaattin Mahallesi
DERLEME TARİHİ:.
29 Nisan 1991’den- 12 Haziran 1991’e kadar.
DERLENEN KİŞİLER:
1. Veli Kılıç-Karalarbahşiş KöyÜ-Mustafa oğlu 1962
2. Fatma Arıkan-Kadılar -İbrahim kızı, 1964
3. Fazilet Sayın-S.Alaattin Mah. 1947
4. Mehmet Yıldız-Kadılar, Ahmet oğlu, 1954
5. Fatma Yıldız – Çeltikci Köyü, 1962
DERLEMEYE KATKIDA BULUNAN ÖĞRENCİLER:
Malaklar Köyü Kadılar Mahallesi 1990-1991 yılı 5.sınıf öğrencileri.

Biyografik Bilgi

scroll to top