ANAMUR’DA ÇOCUK OYUNLARI – 3 – ÇINAR ARIKAN

DÖRT BÖLÜMDEN OLUŞAN BU YAZI DİZİSİNİN BAŞINA DÖNMEK İÇİN BU SATIRI TIKLAYINIZ

7-SOĞUCAK KARPUZ : Oyuncular kabakcıbaşı oyununda olduğu gibi guruplara ayrılır, Her gurubun bir başı olur.
Oyun başlayış sırası tespit edildikten sonra aynı kabakcıbaşında olduğu gibi karşı guruba gelen, diğer gurup başkanı söz olarak değişik söyleyişler yapar.
– Seke seke selam verdim aldın mı?
– Aldım.
– Ben buraya niye geldim bildin mi?
İkinci gurubun başkanı “Bildim” derse  aynı kabakcıbaşında olduğu gibi göz kapama ve isimli karpuz çağırma işlemi yapılır.
Eğer ikinci gurubun başkanı “Bilmedim” derse, birinci gurup başkanı ona şöyle der:
– Ebem hamamdan çıkmış, soğucak soğucak karpuz ister.
Yine göz  kapayarak oyuncu çağırma işlemine geçilir. Oyun el değişmeleri ile devam eder. Büyüklere saygıyı anlatan bir oyundur.
8- ÇİVİ ÇAKMASI : Bu oyun en az iki kişi arasında oynanan bir oyundur. Üç,  dört, beş kişi ile de oynanabilir.
Çocuklar bu oyunu yaylada çeşme önlerinde; çayırlarda, çimenlerde ve çamurlu yerlerde oynaya  bilirler: 45-50 cm. uzunluğunda 4-5 cm çaplı ucu kurşun kalem şeklinde sivriltilmiş ağaçlarla (yuvarlak) oynanır.
Bu oyunda amaç çiviyi çamura çakmak,(*4) çakarken de kendinden önce çakılmış olan çiviyi düşürterek ütmektir.
İlk atması gereken çocuk belli edildikten sonra 1.çocuk çivisini  çamura çakar. 2.Çocuk çakılı çivinin yanına çivisini çakarken öbür çiviyi yerinden çıkartıp yere düşürmek için  öbür çiviye çarptırarak çakar. Çivi düşer ve çakılı olduğu yerden çıkarsa, çıkan çivi, ikinci çiviyi çakan çocuğun olur. Buna alma ya da ütme denir.
Bazen atılan çivi yere düz olarak düşer. Yani çakılmaz. Bu durumda ikinci, çiviyi atan Çocuk, yerdeki yatık çiviye değdirerek çivisini çakarsa ütmüş olur. Çiviyi alır. Çiviler düşmezse, karşılıklı atışlarla düşürünceye kadar devam edilir.
Üç-dört çocuk beraber oynadıklarında isteyen çocuk istediği çiviye atış yapar. Herkes kendine oynayabileceği gibi eşerine de oynayabilirler. Bu durumda oyuncunun biri çiviyi üttüğü anda  bütün çiviler ütülmüş olur.
Bu iş bazen öyle iddiaya biner ki, 30-40 çivi ütüp, üttürenler olur. Çiviler kış mevsiminde ütüldü ise akşam sobada  yakılır.
Çivilerin güzelliğine göre “acar” veya’ gıcır” adı verilir.
Acar bir çivi ile oynayan çocuk isterse bu çivisini ütüldüğünde vermez. Elindeki çividen birini vererek, aynı çivi ile oyununu sürdürür.
9- BIŞŞIK : Bu oyunda gurup oyunudur. En az yedi-sekiz kişi ile oynanır. Bazen küçükler, bazen büyükler ya da karışık oynanır. Bu biraz da seyirlik bir oyundur. Oyuncular ve oyuna katılmayanlar için bir eğlence kaynağıdır.
Genellikle oyun, oyunun kurallarını bilmeyenlerle oynanır. Oyunu bilen bir kişi veya iki kişinin olması yeterlidir.
Uygun bir oturma anında oyunun kurallarını  bilen iki çocuk gidip baş parmaklarının iç kısmına siyah (kara-kömür karası) sürerler. Bu iki kişi gurubun değişik iki ara yerine otururlar.
Ellerini kimseye göstermezler ve “Gelin çocuklar bir oyun oynayalım” diyerek diğer çocukları meraklandırırlar. Diğer çocuklar, “ne oynayalım” diye sorunca da “Bışşık oynayalım” derler. Diğer çocuklar oyunun kurallarını bilmedikleri için.”O nasıl bir oyun ?” derler, İki çocuk da sıra ile oyunun kurallarını açıklarlar. Herhangi bir yerden başlayarak yandakinin suratını sıkıp “Bışşık” demek suretiyle çok zevkli bir oyun oynanabileceğini anlatırlar. Diğer çocukları ikna ederek. “Bışşık” oyununa başlanır.
İlk çocuk baş parmağı ve işaret parmağı ile yanındakinin yüzünden sıkarak “bışşık” der. Sıra ile ikinci üçüncünün, üçüncü dördüncünün vb. gibi devam eder. Ellerinde kara olan iki çocuk ise elleri ile yanındakinin yüzüne bışşık dediklerinde ellerindeki kara çocuğun yüzüne çıkar. İkinci  dolanışta burnundan, yahut yüzünün değişik bir yerinden tutup, bışşık dediğinde çocuğun suratı gittikçe değişir. Çocuğun yüzü acayip bir hal alır. Herkes oyuncular ve oyunu takip edenler yüzü kara olana baktıkça gülmeye başlarlar. Yüzü kara olan da kendi yüzünün kara olduğunu bilmediği için güler. Herkes güler. Uzun süre oyunculardan biri açık vermezse oyun sürer.
Oyun böylece bir hayli devam ettikten sonra yüzü kara olanlara “aynaya bak” ‘denir. Aynada yüzlerini gören bu oyuncular yıkamak için hemen çeşmeye koşarlar. Bu oyun kış günlerinde gülmek için oynanan bir oyundur.
10- ÇÖP GÖMMESİ : Deniz kenarına yüzmeye gelen çocukların aralarında oynadıkları bir oyundur.
İki kişi arasında oynanır. Deniz kenarında, kumlukta temiz bir yerde  iki çocuk karşılıklı olarak bir metre ara ile dizleri üzerine otururlar. Aralarındaki  kumu ters V şeklinde yığarlar. 4-5 cm. uzunluğunda siyah bir Çöp alınır. Oyuna hangi oyuncunun başlayacağı boş-dolu bulma oyunu ile tespit edilir.
Birinci oyuncu bu çöpü eli içine alarak bir eliyle çöpü kum içinde götürürken, diğer, eliyle geriden kumları tekrar eski vaziyetine getirir. Çöpü yığının bilinmeyen bir noktasına bırakır. Bıraktıktan sonra kum yığınının son noktasına varıncaya kadar aynı işlemi devam ettirir.
Birinci oyuncunun amacı çöpü nereye gömdüğünü (bıraktığını) İkinci oyuncuya sezdirmemektir. Çöpü saklayarak iki eli ile düzeltir ve tekrar ters V şekline getirir. Karşısındakine  “Bul bakalım” der.
İkinci oyuncu birinci oyuncunun el hareketlerini takip ederek çöpü nereye bıraktığını sezmeye çalışır. Parmaklarını birbirine kenetleyerek kum yığının çöpün saklandığına inandığı bölümüne avuç içleri ile kapatır. Birinci oyuncu onun elinin kenarlarını çizer. Çizilen noktanın arasındaki kumlar karıştırılarak çöpün o bölgenin içinde olup olmadığı tespit edilir. Çöp bulunmuş ise, çöpü bulan bir sayı alır ve çöp saklaması kendine geçer. Eğer işaretlenen  bölümün içinde çöp çıkmadı ise, diğer bölümlerden, çöp çıkarılır. Çöpü saklayan bir sayı alır ve çöp saklamaya devam eder. Önceden belirlenen bir sayıya ulaşılıncaya kadar oyuna devam edilir. Ya ödül ya ceza vardır. Oyun “kölesine” de olabilir.
(*) ÇINAR ARIKAN: M. Kadılar İlkokulu Müdürü
Bu yazı  “Mersin Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Yayın Organı” olan “İÇEL KÜLTÜRÜ”  Mayıs 1992 – 21. Sayısından alınmıştır.
“Yumuktepe.com” notları:
(*4) “çivi” yani sivriltilmiş sopaların bir ucundan tutulup, gerinilip mümkün olduğunca hızlı, kuvvetli bir şekilde çamura atılıp saplanmasına “çakmak” deniyor.

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top