ATATÜRK’ÜN MERSİN’İ 3. ZİYARETİ – SEMİHİ VURAL

Krizmon-Konağı.jpg

ATATÜRK’ÜN MERSİN’İ 3. ZİYARETİ
20–31 Ocak 1925
EŞİ İLE ON BİR GECE KONUĞUMUZ
Trenle Konya üzerinden 13 Ocak 1925 günü Adana’ya gelen M. Kemal Paşa, Dörtyol ilçesinde ve Adana’da bir hafta kaldıktan sonra 20 Ocak 1925 Salı günü saat 11.45’te trenle Mersin’e gelmiştir. Mersin’e Cumhurbaşkanı olarak bu ilk ziyaretinde Gazi, sivil giyimliydi ve yanında eşi Latife Hanım, 2. Ordu Müfettişi Fahrettin (Altay) Paşa, Bayındırlık Bakanı Diyarbakır Mebusu Pirinççizade Fevzi, Adana Mebusu Ramazanoğlu Niyazi, Rize Mebusu Ahmet Kudsi, Adana Valisi Hilmi (Uran) Beyler ile yaverleri bulunuyordu.

İSTASYONDA KARŞILAMA
İstasyonda, kalabalık bir topluluk tarafından büyük sevgi gösterileriyle karşılandılar. Mersin Valisi Hilmi Cerit Bey, mülki zevatı takdim etti. Sait (Merzeci) ve Nezihe (Siren) adında iki öğrenci Gazi’ye ve eşine birer buket çiçek verdiler. Buketlere iliştirilen yaldızlı bir kartta
“Gazi Babamız Mustafa Kemal Paşa!
Mümkün müdür düşman çıksın seninle başa?
Aziz milletinle kahraman ordunla binler yaşa!” yazılıydı.
Bu sırada musiki öğretmeni Fehmi (Özgüner) Bey, sözlerini yazıp bestelediği marşı öğrencilere söyletmiştir.
“Hoşgeldin ey halaskar kumandan
Hoşgeldin ey münci- i alişan
Sayende güldü bu nasiyeler
Yaşa Kemal Paşa sen bin yaşa.
Güzel Mersin baştan başa
Kutluyor sizi Gazi Paşa
Aziz vatan ilham ile
Yaşa Paşam, binler yaşa.”
Kısa süren karşılama töreninden sonra otomobillerle konuk olacakları eve geldiler. Mersin’de istirahat etmek üzere uzunca bir süre kalacakları önceden bildirilmiş olduğundan, yöneticiler Mersin’in o yıllarda en güzel konağı olan Tahincilere ait, çevresi açık, havadar ve korunması kolay bu binayı uygun bulduklarını önererek Ankara’nın muvafakatini almışlardı.

KONUK OLDUĞU KONAK
Gazi ve eşinin Mersinlilerin konuğu olacakları öğrenilince şehrin en görkemli konağı olarak bu ev seçilmişti. Atatürk’ün ilgililere “Beni misafir edecek bir Müslüman evi yok muydu” diyerek hoşnutsuzluğunu belirttiği anlatılsa da kent merkezinde çevresi açık, havadar ve korunması kolay konumuyla tercih edilmesi yerinde olmuştur.
Konağın sahibi Fedon Tahinci ve Mersinliler, Gazi ile eşini en iyi şekilde konuk etmek için hazırlanmışlar, ek eşyalarla mefruşatı güzelleştirmişler ve kendileri başka eve taşınmışlardır. (Fonda Tahinci’nin verdiği bilgiye göre, Fedon Tahinci’nin annesi, konuklara ve hizmetçilere yardımcı olmak için evin bir odasında kalmıştır.)

HALKLA BERABER
Mersin’de 11 gün kalan Gazi, bu sürede çeşitli konularda incelemelerde bulunmuştur. Belirsiz zamanlarda konaktan sivil kıyafette çıkarak çarşı ve mahalle aralarında geziler yapmış, esnafla dükkânlarında; halkla ve kayıkçılarla mahalle kahvelerinde sohbet etmiştir. ( O günlerde kadın hakları ve kıyafet devrimi konularında çalışmakta olan Atatürk, Mersinli yöneticilerin ve milletvekillerinin de katıldığı bir sohbet toplantısında Müftü Abdullah (Gökçel) Efendiye bir soru yöneltir.
(Müftü Abdullah Efendi’nin torunu Uğur Ersoy, bu konuyu şöyle nakletmektedir.)
Müftü Efendi, bir din adamı olarak sizden şahsi bir ricam var. Latife Hanım’a dini konularda nasihatta bulunabilir misiniz?
– Emredersiniz Paşa Hazretleri, konu nedir?
– Konu kıyafet. Latife Hanım yüzü gözü açık dolaşıyor.
– Ben hanımefendiyi gördüm. Kılığında kıyafetinde dinimize aykırı bir durum yok. Beni mazur görün, bir nasihat gerektiğine inanmıyorum.
Paşa o sırada aralarında konuşmakta olan milletvekillerine dönerek
– Bakın, Müftü Efendi ne diyor. Biz galiba bazı hususları yanlış biliyoruz. Bunu söyleyen büyük bir din âlimi.
Büyükbabam, kıyafetin bir detay olduğunu, dinimizde asıl olanın inanç, dürüstlük, temizlik ve kötülüklerden uzak durmak olduğunu Kur’andan örnekler vererek anlatıyor.” Bir Efsane Bir Demet İnsan. 1995, sf. 100 )
Latife Hanım da Mersinli hanımların samimi ilgisinden memnun olmuştur. Mersin’in tanınmış terzilerinden Bedia Dellul (yeğeninin verdiği bilgiye göre), Latifte Hanım’a birkaç elbise dikmiştir.
Mersinliler her gün evin karşısında toplanarak Gazi ve eşine sevgi gösterilerinde bulunmuşlardır. Geç saatlere kadar süren gönülden gösteri ve seslenişlerden duygulanan Gazi’yi bayraklar ve çiçeklerle süslenmiş balkondan Mersinlileri güleç yüzle selamlarken çekilmiş bir fotoğraf vardır.
O yıllarda Cuma günleri öğleden sonra (şimdi Karayollarının bulunduğu) alanda cirit oynanır, 40–50 atlının katıldığı oyunları kalabalık meraklılar zevkle ve heyecanla seyrederlerdi. 23 Ocak Cuma günü öğleden sonra Gazi, maiyetiyle birlikte gelip oyunları seyretmiştir.

ZİRAAT ODASININ YEMEĞİ
Mersin Ziraat Odası Başkanı Hacı Ömer (Kutay), Süleyman Fikri (Mutlu) Bey’ler ve Hıdırzade Ali Efendi Gazi’yi konuk olduğu evde ziyaret ederek, Pazar günü öğle yemeği ziyafetine, davet ettiler.
25 Ocak Pazar ılık ve güneşli bir gündü. Gazi, eşi ve maiyetiyle (şimdi Karayollarının bulunduğu) alanda çiftçilerin traktör ve diğer ziraat aletleriyle yaptığı geçit törenini izlediler. Oradan Osmaniye Mahallesinde (o sırada Hıristiyan Köyü denirdi) Mavromati ailesinden Milli Emlake, oradan mücahit Veli Haşim, İsmail Safa ve diş hekimi Rasih Beylere geçmiş olan Portakal bahçesinin iki katlı köşküne geldiler. (İdris El Sünusi bu köşkte bir süre misafir edilmişti.) Davette Vali Hilmi Cerit, Mithat (Toroğlu), Muhsin (Yampar), Tekkeli Hacı, Maraşlı Ali, Hüseyin (Yampar), Müftü Abdullah (Gökçel), Sadık Paşa (Eliyeşil), Müftüzade Bahattin (Gökçel) Beyler de vardı. Kahveler içildikten ve hasbıhalden sonra yemek salonuna geçildi.
Köy yemekleri ve yerel yemekler hazırlanmıştı. Çorbalar, bulgur pilavı, hamur işi yemekler Gazi’nin çok hoşuna gitmişti.
Yemekte Mersin’in ihtiyaçlarını soran Gazi’ye, Mersin’de lise açılması, liman yapılması, Mersin-Silifke şosesinin durumu ve Ziraat Bankasının çiftçiye daha fazla kredi vermesi gibi konular arzedildi. Gazi, lise hakkında Maarif Vekiline duyurarak çare arayacağını; şose için Mersin ve Silifke Valilerinin işbirliğiyle çalışmaları gerektiğini, olağanüstü bir hal olmazsa limanın mutlaka yapılacağını ifade etti. (Aynı yıl “Mersin’de tesisat ve tekemmülatı lazimeyi cami bir liman tesisi hakkında kanun çıkarılmış ve 1927 yılına kadar bitirilmesi kaydıyla ve Sayıştay vizesine tabi olmadan 8 milyon lira ödenek ayrılmış fakat Doğu İlerindeki isyan, liman inşaatına olanak vermemiştir.)
Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kurulduğunu duyuran Gazi’ye Müdafa-i Hukuk Cemiyeti yöneticileri, Fırkanın ilde kurucuları olacaklarını bildirdiler. (Sonraki günlerde parti müfettişi tarafından seçilen Müteşebbis Heyet, Gazi’ye takdim edilmiştir.)
Yemekten sonra H. Ömer Bey, “Paşam, hava güzel, uygun görürseniz meyveler bahçede beğenilenden yensin” dedi. Bahçede herkes eliyle koparıp yediler. Gazı “İlk defa elimle portakal, mandalina kopararak yiyorum, bahçecilik çok zevkli …Mersin çiftçileri, görüyorsunuz ki bu muhitin toprağı çok verimli. Bakınız bu ağaç ne güzel büyümüş, meyvesi de bol ve nefis. Portakalcılığın inkişafı ve yurdumuzun kıymet mahsulleri arasında mevki alması lazım.” diyerek çiftçilikten hoşlandığını belirtmiş, kurmak istediği çiftlik için bir yer bulmalarını istemiştir.
Hacı Bey, Silifke’de Rum Bodosaki’den kalan boş halde ve suyu olan beşbin dönümlük çiftlik bulunduğunu, dönümü on liradan elli bin lira edeceğini, burası az gelirse yakınındaki bir arazinin de alınabileceğini söylemiştir.
Gazi, bu öneriyi beğenmiş, O gece Türkocağı Sinemasında (şimdi Kurum Sinemasının yerinde) film seyrederken Silifke’den gelen çiftlikle ilgili bilgiler Gazi’ye iletilmiştir.

SİLİFKE’YE DOĞRU
Silifkeliler Atatürk’ün Adana, Mersin ziyaretinde o yıllarda İçel ilinin merkezi Silifke’ye geleceğini öğrenmişlerdi. Gazi’nin Mersin’e geldiğini haber alan Vali Vekili Fahri Bey, konuk edilecek evi hazırlatmıştı. Mersin’e giderek karşılanması önerisi, milletvekili Hafız Emin (İnankur) Bey’in Mersin’de olduğu gerekçesiyle uygulanmadı. Sadık (Taşucu) Bey, Taşucu Belediye Başkanı ve Bucak Müdürü ile Mersin’e gittiler.
Pazartesi günü öğle saatlerinde Sadık Bey ve Taşucu heyetini kabul eden Gazi, yol durumunu sordu. Otomobille geldiklerini, onarımın sürdüğünü ve Silifkelilerin sabırsızlıkla beklediklerini öğrenen Gazi, “Silifke’ye yarın gidiyoruz, gecikmeyelim. Biz askeriz, zahmetli de olsa gideriz” dedi.
27 Ocak Salı günü öğle yemeğinden sonra Gazi, eşi Latife Hanımı Mersin’de bırakarak çiftlik yerini görmek üzere otomobille yola çıkmıştır. Kürklü bir palto ve kalpak giyen Gazi’nin yanında İkinci Ordu Müfettişi Fahrettin (Altay) Paşa, Bayındırlık Bakanı Diyarbakır Milletvekili Fevzi, Rize Milletvekili Ahmet Kutsi ve İçel Milletvekili Hafız Emin (İnankur) Beyler vardı. Sadık (Taşucu) Bey, Taşucu Belediye Başkanı ve Bucak Müdürü önde gidiyor, mihmandarlık yapıyorlardı. Yol çok bozuktu. Bir ay kadar öncesinden onarıma başlanan şosede, Adana’dan gelen İstihkâm Taburu çalışıyordu. Önemli yerlerde karakollar kurulmuş, tabur onarımla uğraşırken güvenliği de sağlamıştır.
Öğrenciler yollara dizilmiş, atlı gençler Lemas’a kadar gitmişlerdi. Birkaç otomobilden oluşan konvoy saat 18’de Silifke’ye vardı. Hava kararmış, poyraz çıkmıştı. Törenle karşılanan ve gece Hacı Hulusi (Açıkbaş) Bey’in evinde konuk edilen Gazi, poyrazdan rahatsız olmuştu. Sabah olunca yanındakilere “Silifke’nin poyrazı hakikaten deli imiş. Hatta ne delisi, zırdeli. Bu gece beni hiç uyutmadı” diyerek yakınmıştı. (Bu ev 1982 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılmış ve 27 Ocak 1984’te Atatürk Evi olarak açılmıştır.)
Ertesi gün Gazi, Türkocağı İdman Yurdu Lokalini ziyaret ederek Silifkelilerin dileklerini dinlemiştir. Otomobille Taşucu’na giderek öğle yemeğini Sadık Beyin (Taşucu) evinde yemiş, gece bu konakta misafir edilmiştir.
29 Ocak 1925 Perşembe günü, Tekfur (Tekir-Olukbaşı) Çiftliği arazisine gidildi. Abidin Paşa’nın kurduğu, sonra Rum Bodosaki’ye geçen ve onun kaçmasından sonra Milli Emlake intikal eden araziyi gezen Gazi, çiftlik kurulmaya pek elverişli olmasa da satın almaya karar vermiş ve Mersin’e dönmüştür. (1)
31 Ocak Cumartesi günü Gazi, eşi ve maiyeti, istasyonda Mersinlilerin coşkulu sevgi gösterileriyle ve törenle Adana’ya uğurlandılar. 2 Şubat 1925 Pazartesi günü trenle Konya üzerinden Ankara’ya döndüler.
(1) Gazi, satış ihalesine katılabilmek üzere Sadık (Taşucu) Beye 10 Mayıs 1925 tarihli vekaletname göndererek İhalede 36 bin lira bedelle Mustafa Kemal’in aldığı arazi 8 Temmuz 1925 gün ve 4, 5, 6 sayısı ile 12000 dekar olarak Tapu Siciline geçti.
Gazi Çiftliğinde, kiremitli iki katlı çiftlik binası (balkonlu üst kat yatı, alt kat idare yeri), memur evleri, fırın, mutfak, yemekhane, hangarlar, depolar, tamir atölyesi, ahırlar ve Tarım Okulu açılacak bina yaptırıldı.
Tarım Okul açılamayan bu bina ilkokul olarak kullanıldı. Alman hükümetinin hediye ettiği traktör ve tarım aletleri kullanılan çiftliğe, Rusya’dan cins inekler, Halep’ten inek ve boğalar getirildi. Modern ahırlar, kümesler yapıldı. Kıbrıs’tan getirilen turfanda sebze ve bakla tohumlar, üretilerek yurdun her tarafına dağıtıldı. İtalya, Iran ve Irak’tan getirtilen çeltik üretimi yapıldı.
Atatürk 1935 yılında 683. sayılı Tarım Kredi Kooperatifini kurmuş ve 1 numaralı üyesi olmuştur. Atatürk, 1937 yılında beş çiftliğinin köylülere dağıtılmasını emretmiştir.
Binaları harap olan çiftlik 1950 yılında iskân edilen Bulgaristan göçmenlerine ve köylülere tevzi edildi.
Türk Kooperatifçiler Birliği tarafından her yıl Kooperatifçilik Bayramı burada kutlanmaktadır.
“Bina, 1994 yılında taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmişti. 2000 yılında Kültür Bakanlığı tarafından rölöve, renovasyon ve restorasyon projesi hazırlatıldı. Projeyle, tarihi özellik taşıyan yapının ilk kuruluş amacına uygun olarak yeniden kullanımının sağlanması ve bir bölümünün müze olarak düzenlenerek ulusal kültüre kazandırılması hedeflendi.
Mersin’in 85 km batısında yer alan Gazi Çiftliği, pek tanınmayan, pek tanıtılmayan bir
Ata yadigârıdır. Çiftlik, Silifke’nin Atayurt beldesi sınırları içindedir.
İçel Sanat Kulübü bu çiftliği tanımak için 13 Şubat 2005 tarihinde Silifke Gazi Çiftliği’ ne bir gezi düzenlemişti.
Atatürk, Mersin ve Silifke yöresine önem verdiğini pek çok gezisiyle vurgulamıştır. Türkiye’de ilk Tarım Çiftliği ve ilk Tarım Kredi Kooperatifi Atatürk’ün girişimi ve talimatlarıyla Silifke’de kurulmuştur. Her iki kurumun da ilk üyesi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ata’nın bir tarım aracı/traktör üzerinde görüldüğü fotoğraf da Silifke/Tekir Gazi Çiftliği’nde çekilmiştir.

Tarihçe
Osmanlı döneminde Abidin paşanın kurduğu daha sonra Rum asıllı Bodosaki mülkü olan Tekir köyünde çiftlik vardı. Kurtuluş Savaşından sonra hazineye devredilmişti. Gazi Mustafa Kemal 27 Ocak 1925 tarihinde ilk kez Silifke’yi ziyaret etmişti. Tarım konusunda da örnek bir kurum yaratmak isteyen Mustafa Kemal, Sadık (Taşucu) Beyle görüşmelerinde bu konu üzerinde görüşmüşlerdi. Anılan çiftlik daha sonra Sadık Bey tarafından Mustafa Kemal adına satın alındı. 36 000 TL bedelle satın alınan çiftlik arazisi 12 607 dönüm idi. Kısa süre içinde hayvancılık ve sebze yetiştirilmeye başlanan çiftlik örnek bir tesis haline geldi. Çiftlik için gerekli olacak ilk kez traktör biçerdöver gibi araç gereç Almanya’dan satın alınmıştı. Deniz yoluyla Taşucu’na gelen kargonun sahile çıkarılması için bir iskele inşaatı da gerçekleştirilmişti. Bu iskele 1950’li yıllara kadar kasabaya hizmet vermişti. Ankara’dan çiftlik yönetimine Nazım Bey müdür olarak atandı. Çiftliğin Devletleştirildiği 1938 yılına kadar görevini sürdürdü.
Çiftliğe hayat veren Olukbaşı köyünden çıkan Olukbaşı deresidir. Alındığında çiftlik arazisi içinde hiçbir tesis yoktu. Arazi ıslahı yanında bayındırlık işleri de gerçekleştirilmişti. Kanallar üzerinde altı küçük beton köprü, bir güvenlik binası, bir müdürlük ofisi, lojmanlar, makine ve onarım atelyeleri, fırın, mutfak, ürün ambarları, depolar ve akaryakıt deposu yapıldı.
Atatürk Silifke’ye 1935 Şubatında, dördüncü gelişinde manevi kızı Ülkü ile Çiftlik evinde iki gece üç gün kaldılar.
Gazi Çiftliği, Atatürk’ün emriyle ilk kez Türkiye’de 1935 yılında kurulan Tarım Kredi Kooperatifi’ne devredildi. Toprakların bir kısmı tarım yapmak isteyen köylüye verildi. İçindeki yapı da İlkokul halinde düzenlendi. 1938 yılında devletleştirilen Çiftlik Atatürk’ün ölümünden sonra giderek yozlaşmaya bırakıldı, sonunda terk edildi.

75 yıl sonra
Yeniden Gazi Çiftliği, Ulusal Tarım Müzesi olma yolunda
Dönemin Mersin Valisi Hüseyin Aksoy bu yapının onarılması ve kamuya kazandırılması için 2009 yılında bir dizi çalışmalar başlattı.
23 Şubat 2010 tarihli habere göre
Restorasyonu tamamlanan Gazi Çiftliği’nin bakanlıkça özel müze olarak işlevlendirilmesi için gereken hazırlık ve çalışmaları yapılacak. Projenin kısa zamanda hayata geçirilmesi öncelikle bu müzeye işletim ve personel desteği konusunda netlik kazandırılması gerektiği vurgulanıyor.
Yakın tarihte yapılan, Müzeye konulacak her türlü belge, bilgi ve doküman, tarıma dayalı eşya, aletlerin araştırılıp temin edilmesi konusunun karara bağlandığı toplantıda, Gazi Çiftliği’nin hemen yanındaki 641 parselde bulunan eski karakol binasının da bakanlıkça kamulaştırıldığı, Atayurt Belediyesi’nin tahsisini istedikten sonra katkı payıyla onarımını gerçekleştirebileceği de gündeme geldi.
Tekir köyünün adını Atayurt beldesi olarak değiştirmek kolay olmalı ama Gazi Çiftliği’ni onarıp topluma bir “müze” kazandırmak oldukça zor. Adı Gazi Çiftliği Müzesi olsa da…

ATATÜRK MERSİN’DE “Hayali Cihan Değer ”  Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız.

Biyografik Bilgi

scroll to top