ÇAN’DAN HİLAL’E UZANAN ANITSAL YOL “URAY CADDESİ” (1) – Vahap KOKULU

1913.jpg

Adana Salnamesinde “İki taş iskele,iki ahşap iskele olmak üzere dört iskele “kayıtlı balıkçı köyü’nün adı “Mersindir.
Mersin Fener’i koca Akdeniz coğrafyası iş dünyasına adeta göz kırpmaktadır.(1880)
Anadolu’nun güneyinde, Akdeniz kıyısında bir “bucak” doğmaktadır. Nam-ı diğer Mersin Mutasarrıflığı. Mersin’e göçlerle yerleşenler “Kent”leşmenin birçok ögesini sür’atle yerine getirmektedirler.1886 Adana Mersin Demiryolunun açılması,Mersin’in bölgesel,ulusal ve uluslararası ticaret dünyasına açılmasının da miladıdır..(Nice 130.yıllara )
Nitekim Aynı yıl Mersin Ticaret Odası resmen legal olarak açılmaktadır. Bu oda Çukurova’da bir ilk ‘tir.(2)
1896 yılında on iki ülkenin Mersin’de temsilcilik, konsolosluğu faal durumdadır.
***
Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Türk, Arap, Kürt, Süryani ve Ermeni, Beyrutlu, Niğdeli, Lazkiyeli, Girit kökenli, Çerkez’i, Nusayri’si, Maroni’si, Alevi’si. Toros Dağlarından ulaşan murt ile kekik ve Akdeniz rüzgarına eşlik eden balık ve yosun kokuları ile yaşam keyfi veren, mahallelerini, evlerini,ibadethanelerini,ekmek teknelerini kurmaktadırlar.
En doğu’da Latin Katolik Kilisesi (1898), ortasında Eski Camii çeşmesi(1865) adeta kumsalla öpüşmektedir. Çeşme’nın mermer kitabesinin ilk dizesinde“Kıldı bu sahilde Han Abdülaziz icrayı ab” yazılıdır.
Çeşmenin sığındığı Mersin’in en eski anıt hilali, Sultan Abdülmecit’in annesi Bezmi Alem Valide Sultan vakfı yadigarı Eski Cami (1870) minaresine çıkan müezzinlerin gür sesi ile, Latin Katolik kilisesinin çan sesi, Akdenizin ama sakin ama hırçın dalgalarının sesi ile karışarak bir ulvi senfoniyi bu coğrafyaya dinletmektedir. Ezan ve Çan seslerine karışan kumru, serçe ve saka kuşlarının ötüşleri kente hakim olan doğal ve bitip tükenmeyen musikidir. Bir de Martı’ların, barış güvercinlerinin kanat çırpışları.
***
Akdeniz’e uzanan taş, tuz ve gümrük adları ile anılan iskelelerinin hamalları, açıkta duran gemilerden iskelelere yük,yolcu taşıyan teknelerin tayfaları,tüccarlar,simsarlar,denizciler,Ama Hristiyan,ama Müslüman,vakit geldiğinde hemen yanı başlarındaki ibadethanelerine dağılmaktadırlar. Dualar bereket, huzur ve barış üzerinedir. Çan’dan Hilal’e uzanan anıtsal yolun yapı taşları belki de bu duaların her bir cümlesinin kutsallığının somut işaretleridir.
Frenk ve Camişerif adları Mersin’in doğusundaki iki ibadethanenin yarattığı her hanesinin dış kapısı yasemen dalları ile süslü,her hanesinin bahçesinde muhakkak bir limon veya turunç ağacı olan mahallelerin adıdır..
Bu anıtsal yolun adı hemen güneyindeki birkaç taş veya ahşap iskelenin varlığına izafeten “İskele Caddesi”olur..Latin Katolik Kilisesinin hemen kuzey doğusunda tren istasyonu ve çevresinde depolar, işyerleri verimli Çukurova topraklarının ilk beton sakinleridir.İstasyondan iskelelere ulaşan yolların sağına ve soluna açılan işyerlerinin ilk ticari unvanları “Frenkçedir ama ticari işbirliklerin “dost”luğun izlerini taşımaktadırlar.
***
Çan’dan Hilal’e uzanan yolun en doğusunda yer alan kalafathane Mersin limanı yükleme boşaltma hizmetlerini ifa eden mavna’ların,römorkların,teknelerin bakım onarım tesisi olarak yerini almıştır. Kalafathane kumsalına mavna ve teknelerin çekilmesi veya denize bırakılmalarındaki şölen ve heyecanın tanıkları kalmış mıdır Mersin’de?..Ne ustalardı o insanlar? Kalafathane yaşasaydı, kurumsallaşsaydı Mersin’de bir tersanenin ilk adımlarının temsilcisi olacak mıydı?
Latin Katolik Kilisesinin Çan’ı ve Bezmi Alem valide Sultan’ın Eski Camii’nin Hilal’i arasında uzanan yolun tam ortasına ön cephesi mermeri dantel gibi işlenmiş Hükümet binası (1901)yapılandırılır. Güç Osmanlı’nındır.
***
Bu anıtsal sokağın ilk ve son onur konuğu  eşsiz kahraman genç bir paşa’dır.
O, Mustafa Kemal Paşa’dir.
Henüz 37 yaşındaki Mustafa Kemal Paşa Adana’dan trenle Mersin’e 5 Kasım 1918 Salı günü gelir ve caddenin doğu ucundaki Karamancılar Konağında bir gece konaklar.
Mustafa Kemal Paşa o evde yaptığı tarihi toplantıda “Silahlarınıza sahip çıkınız, harp bitmedi, asıl harp bundan sonra başlayacaktır. Silifke sınırı ve Toros eteklerindeki karakolları arttırın, depodaki silahları ve cephaneleri dağ köylerine dağıtın” emrini verir.
Karamancılar Konağının ışıkları sabaha kadar yanar. 6 Kasım 1918 günü sabahı ilk buharlı trenle Mustafa Kemal Paşa Adana’ya uğurlanır.Uray Caddesi ve Karamancılar Konağı bu şerefli ev sahipliğinin unutulmaz tarihi mekanıdır.

Uray Caddesi Mersin

Uray Caddesi Mersin

Artık bu iş ve ticaret dünyası zenginliği ekmek kapılarına bir adresler bulmanın zamanı gelmiştir.
İstasyon’la Hükümet binası arasındaki bölüm “İstasyon” caddesi; Hükümet binası ile Eski Cami arasındaki bölüm “Hükümet “Caddesi olur.İstasyon ve Hükümet’le başlayan adresler birleşir ve 1925 yılında Belediye’nin öz Türkçesi “Uray”adını alır.
Mersin’e buharlı tren’in ulaşmasını (1886) milad olarak alınırsa, Mersin Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte tam 37 yıldan beri yerel ve Uluslararası iş dünyası olmanın zenginliğini de yaşamaktadır. Mersin’de Osmanlıdan yadigar zengin mozaik ve bu mozaiğin temeli üstün ticari iş ahlakına dayalı teamüller ve terbiye zenginliği, Cumhuriyetin süratle gelişmesinin ve çağdaş ticaret hukukun egemenliğinin ivmesi olmuştur. Uray Caddesi bu başarıya ulaşmada emsalsiz bir ortam olmuş ve ticari hayatın gelişmesini ;cadde etrafındaki kurumları ile kuruluşları ile işyerleri ile kucaklamıştır.
Valilik Makamı, Adliye ve Devletin en seçkin kurumları Hükümet Binası içerisinde saygın yerini almışlardır. Hükümet Binasının hemen yanı başındaki Defterdarlık kurumu Türk maliyesi ve hazinesinin göz bebeği olarak işlevini sürdürmektedir.
Türkiye’nin en eski bankası TC Ziraat Bankası muhteşem bir mimariye sahip bina da (1892) caddenin ortasındadır. Hemen ilerisinde ise yabancı sermayenin temsilcilerinden Selanik Bankası (1926) ile ticari hayatın gelişmesine güç vermektedirler.
Mersin kent yönetimi, Belediyenin ilk binası bu cadde üzerinde Hükümet binası yanı başında yer almaktadır.(1922-1958)
Uray Caddesindeki ticari faaliyetleri icra eden tüccarlar ve ortaklıklar çevredeki illerin ve ülkelerin en seçkin müteşebbislerinden oluşmaktadır. Kayseri kökenli Mersinliler demir ve inşaat sektörü malzemeleri ticareti, Güneydoğu illeri kökenli Mersinliler bakliyat ve hububat ticareti, Beyrut ve Halep kökenli Mersinliler pamuk ve bakliyat üzerine uluslararası ticaret ve deniz lojistik işlevinde Mersin ve ülke ekonomisine güç katarlarken, Mersin’in narenciye ürünleri üretim ve pazarlaması ile güçlenen yaş sebze ve meyve sektörü temsilcileri müteşebbisler Uray Caddesinin bir diğer yüzü olarak Uray Caddesi ekonomik yaşamında yerlerini almaktaydı.
Uray Caddesi Mersinlilerin eskilerine ve yenilerine bir ekmek kapısı cadde olmuştur. İstihdamın kaynağı değil, denizi olmuştur. Mersin’in nüfusunun ve Mersin hedefli Anadolu’dan göçlerin hızla artışının temel sebepleri arasına Uray Caddesi ve çevresindeki iskelelerdeki istihdam imkanları olduğunu belirtmek mümkündür.
Uray Caddesinde iş ve ticaret hayatının sağladığı kazançlar Mersinlilerin sermaye birikiminin başlangıcı olarak Mersin ekonomi tarihinde yerini almıştır. Bu yoğun ekonomik ve ticari hayatın içerisinde Azakhan,Taşhan gibi anıtsal mekanları nasıl unutabiliriz?
Uray Caddesi ve çevresinde konuşulan dillerde Mersin’de uluslararası ticari hayatın en önemli göstergesidir. Uray Caddesi ticari sakinlerinin dili Türkçedir, Arapçadır, Fransızcadır, İngilizcedir, Rumcadır.
Uray Caddesindeki yoğun ticari faaliyetler ve bu caddedeki Devlet kurumlarının varlığı birçok yan sektöre de mekan olmuştur. Konsolosluklar,avukat ,gümrük komisyoncusu yazıhaneleri, noterler, seçkin kırtasiyeciler ve matbaalar, yerel gazete hazırlık ve basım evleri, kibar ve titiz berberler, tüccar terziler, Ortadoğu ve Çukurova mutfağının en leziz tatlarını sunan aş evleri, lokantalar.
Uray Caddesi sakinlerinin dinlenme ve hoşça vakit geçirme mekanları da Uray Caddesinin yakın çevresinde yerini almıştır. Sahilde iskele manzaralı Ziya Paşa Gazinosu, Mersinli Ahmet Kıraathanesini en başta ve saygıyla hatırlayabilir ve son olarak bunlara Uray Caddesinin batı ucundaki Tüccar Kulübünü (1927)ekleyebiliriz.
Uray Caddesinin Mersin yaşam kültürü ve ekonomisindeki yerini ve Mersin’in istikbaline olan katkılarını yazmak bu derginin sınırlı sayfalarına sığmayacaktır..Bu vazife üniversitemizin bir bilimsel araştırma çalışması adayı olarak orta yerde durmaktadır.
Uray Caddesinde Latin Katolik Kilisesi,eski Maroni Kilisesi olan Nusratiye Camisi, Eski Camisi, Ziraat Bankası külliyesi, İl Kültür Müdürlüğü binası ve son olarak Hükümet binası çok başarılı restorasyon ve yenileme çalışmaları sonucu geleceğe taşınacak sağlam bir yapı ve görünüme kavuşmuştur. Bu konuda emeği geçen ,projeleri başlatan ve yürüten gelmiş geçmiş tüm kent yöneticilerimizi ayrıca gönüllü bağış sahiplerini kutluyor ve teşekkür ediyoruz.Bu makale sebebiyle Uray Caddesi ile ilgili, yapılabilecek diğer çalışmaları ve vazifelerimizi ve önerilerimizi yüksek izninizle sıralamak istiyoruz.
• Mustafa Kemal Paşa’nın Mersin’i ilk ziyaret ettiklerinde misafir olduğu Latin Katolik Kilisesi karşısındaki Karamancılar Konağını bu aziz hatıraya uygun bir işleve hukuken kavuşturabilecek miyiz?
• Uray Caddesindeki restorasyon işlemleri başarı ile biten TC Ziraat Bankası binası ve külliyesi devletimizce “Uray Kültür ve Sanat Merkezi-Müzesi”olarak Mersin’lilere bir an önce hediye edilmesi mutluluğunu yaşayacak mıyız?
• Tarihi Hükümet binası karşısındaki betonarme eski valilik binası daha önce Mersinlilere verilen söz sebebiyle yıkılarak ve yerine bir park yapılarak tarihi Hükümet binası tüm heybeti ile Uray Caddesinin bir mücevheri olarak ortaya çıkarmanın şerefi hangi Sn.Valimize ait olacaktır?
• Nusatiye Camii (Eski Maroni Kilisesi)’ne uygun bir minare yapılması için daha ne bekleyeceğiz.(Bu cami İl Kültür ve Turizm yeni yerleşkesi tam karşısındadır)
• Uray Caddesinin batı ucundaki çirkin beton yığını olarak boşuna duran Azakhan’ın , tarihi gerçeğine uygun olacak şekilde yeniden inşa edilme adına hukuki problemleri çözümlenecek midir?
• Uray Caddesinde o tarihi ve aziz dokunun çirkince çökmesine neden olan betonarme kamu kurumları yapılmamasını dilerken, ,mevcut tarihi ve eski binalar süratle restore etmeye artık ne zaman başlanacaktır?
Çan ve Hilal veya Çan ve Ezan arasındaki anıtsal yol yorgun ama mağrur yapısı ile Mersin’in geleceğinin iftiharıdır. Bir alternatifi yoktur ve olmayacaktır. Bu caddede yer almış, emek vermiş, Mersine, Mersinlilere hizmet etmiş tüm kamu yöneticilerini, iş adamlarını, esnafını, emekçisini, bürokratını sevgi ve saygıyla anıyoruz.
Uray Caddesinin yeni bir yapıya kavuşmasında verilecek emeklere de, projelere de peşinen teşekkür ediyoruz.Biz Mersinliler bu konuda her türlü vazifelendirmeye hazırız.
Çan ve Ezan sesini dinleyerek bu yolda bir yürüyüşe ve Mustafa Kemal’in konakladığı evin duvarına dokunmaya ne dersiniz?

(1) Bu yazımda yararlandığım kaynaklar Avukat, eski Baro Başkanı Sn.Şinasi Develi’(95) nin “Dünden Bugüne Mersin “adlı kitabı ve Sn.Saadet Bilir’in rahmetli yerel tarihçi Gündüz Artan’ın yazılarından derlediği “Gündüz Artan’ın penceresinden Mersin” adlı 678 sayfalık kitabıdır.
(2) Bu vesile ile Tarsus’ta Türkiyenin ilk Ticaret ve Sanayi Odası 1876 yılında illegal olarak açılmış olmasını bölgedeki ticari örgütlenmenin bilincinin emsalsiz işareti olduğundan iftiharla söz etmek gerekir.

İktisatçı. Solist, korist, sunucu, prog.cı. Sanat derneklerinde yönetici. Mersin ve Mersinli-ler sevdasıyla "Şurup Tadında" yazar.

scroll to top