FREDERICH BARBAROSSA ANITI – Nedim ARDOĞA

Barbarossa-Anıtı.jpg

….Almanca yazılışıyla Friedrich Barbarossa
(1122-1190) Avrupa tarihinin önemli bir ismidir. 1152’de Almanya Kralı oldu. Ama esas önemli olan yönü imparator oluşuydu. 1155’de kılıcıyla İtalya Krallığı’nı da ele geçirince, Papa tarafında Roma Germen İmparatoru ilan edildi. Daha sonra imparatorluğuna Kutsal sıfatı da eklendi. İyi bir komutan olarak bilinir. Gücünü o zamanın ağır zırhlı birlikleri olan şövalyelerinden alırdı. (Resim Brunswick Universitesi arşivinden)
Asıl adı 1. Frederich’ti. Barbarossa ünvanı sakal renginden ileri geliyordu. Barbarossa İtalyanca’da “Kırmızı sakal” anlamına gelir. Almanlar ise Rotbrat derler. (Bizim Barbaros’umuz da yine kızıl sakalından ötürü bu unvanı almıştır.) Gelelim bu imparatorun Göksu ile olan ilgisine.
Kudüs kenti Haçlılar’ın elindeydi. Fakat 1187 yılında Selahaddin Eyyübi Kudüs şehrini ele geçirdi. Bunun üzerine Papa 8. Gregory yeni bir haçlı seferi için çağrıda bulundu. Papanın çağrısına üç önemli hükümdar olumlu yanıt verdi. Fransa Kralı 2. Philip (Augustus) ve İngiltere Kralı 1. Richard (Aslan Yürekli) deniz yoluyla Filistin’e ulaştılar. 14 Mayıs 1189 tarihinde yola çıkan Frederich ise Filistin’e karadan gidiyordu. Çok güçlü bir ordu oluşturmuştu. Yolu üzerindeki Macaristan’dan da bazı birliklerin katılımıyla Bizans topraklarına giren bu ordu sözde Bizans’a dosttu. Ama kimi düzensiz birlikler Filibe ve Edirne kentlerini yağmaladılar. Bizans İmparatoru da bir an önce bu belalı konuktan kurtulmak içi n Frederich’in ordusunu derhal Anadolu’ya yönlendirdi.
O tarihte Anadolu büyük ölçüde Anadolu Selçukluları’nın yönetimindeydi. Frederich de Selçuklular ile savaşmak için gelmemişti. Savaşmadan Anadolu’yu geçebilirdi. Zaten Selçuklu sultanı 2. Kılıçarslan da savaştan yana değildi. Ne var ki tıpkı Bizans topraklarında olduğu gibi Selçuklu topraklarında da düzensiz birlikler çevreye zarar veriyordu. Buna karşılık kimi aşiretler de geçen orduya vur kaç saldırıları düzenliyorlardı. Üstelik Kılıçarslan yaşlanmıştı ve oğulları arasında en güçlüsü olan Kudbettin Melikşah babasının aksine savaş taraflısıydı. Bu sebepten Frederich yer yer savaşarak ilerliyordu. Akşehir’i alarak Konya önlerine geldi ve 18 Mayıs 1190 tarihinde şehri 5 gün süre ile işgal ettikten sonra, güneye yani Mut üzerinden Silifke’ye yöneldi.
Frederich Konya’nın işgalinden 23 gün sonra, yani 10 Haziran 1190 tarihinde Silifke yakınlarında Göksu’da boğuldu. Ayrıntılar çok net değil; ama herhalde atı ile ırmağı geçmeğe çalışıyordu. Birliklerin geçmesi için köprü kurulmuş, ne var ki köprüden geçmek istemeyen Frederich, atını suya sürmüştü. Ancak, Frederich (ve muhtemelen atı) zırhlar içindeydi ve bu ağırlıkla ırmak içinde rahat hareket etme ya da yüzme imkanı yoktu. At ırmağın akıntısına karşı gelemeyince, imparator da suya kapıldı. Günümüzde ayrıntıları inceleyenler, Frederich’in tam ırmağı geçerken, bir kalp krizi geçirmiş olabileceğinden de şüpheleniyorlar. Mümkündür; sonuçta Almanya ikliminden gelen 68 yaşındaki imparator Silifke’nin Haziran sıcağına uyum sağlayamamış olabilir. Öte yandan imparatorun serinlemek için suya girmiş olabileceğini ileri sürenler de var. Ama bu sav pek taraftar toplamıyor.
Frederich’in iç organları Tarsus’ta, kemikleri ise Lübnan’daki Sur kentinde toprağa verildi.
Aradan 781 yıl geçti. 1971 yılında Almanya Büyükelçiliği Frederick Barbarossa’nın öldüğü nokta olduğuna inanılan yerin yakınında bir anıt yaptırdı. Anıt Silifke’den kuzeye giden 715 no’ lu devlet karayolunun 9. kilometresinde ve yolun hemen doğusuna yaptırıldı. Burası kuzeyden itibaren karayolunun hemen yanı başında yola paralel giden ırmağın yoldan ayrılarak, doğuya döndüğü yerdir. Irmağın karşı kıyısında Ekşiler köyü yer alır.
Ancak bu anıta anıttan ziyade kitabe demek gerekir. Çünkü anıt bir kaide üzerine Türkçe ve Almanca yazılmış kısa birer metinden ibarettir.
Anıt’ın üzerindeki Türkçe metin şöyledir: “Selçuklu Sultanı Kılıçarslan II ile ülkesinden barış içinde serbest geçiş için bir anlaşma olan Roma-Germen İmparatoru Frederik I Barbarossa 10 Haziran 1190 tarihinde ordusunun başında Filistin’e giderken bu civarda Göksu ırmağında boğulmuştur!’
(Türkçe hatalarıyla dolu olan bu metni olduğu gibi aldım. Demek bunca yıldır bu bozuk Türkçe kimsenin dikkatini çekmemiş.)
Anıt üzerindeki yazıt tam olarak gerçeği yansıtmamakla birlikte, iyi niyet ifade etmektedir. 2011 yılında karayolu genişletme çalışmaları sırasında anıtın yeri de kaydırıldı ve yazıtın üzerine bir de heykel konulması gündeme geldi. Ne var ki Anadolu’da savaşmış olan yabancı imparatorun heykeli tepki doğurduğundan, sonunda bu projeden vazgeçildi.
İçel Sanat Kulübü’nün Mayıs-Haziran-Temmuz 2014 tarih ve 203 sayılı Bülteninden alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top