GİRİŞ

MKM1.jpg

MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ – Sayfa 10-11   “Kitabın başına dönmek için bu satırı tıklayınız…

17 Mart 1923, Mustafa Kemal Atatürk’ün Mersin’e geldiği ve Mersinlilere ünlü hitabında, “Mersinliler, memleketinizin hakiki sahibi olunuz” dediği tarihtir. O konuşmanın yapıldığı Millet Bahçesi’nin içinden geçen Atatürk Caddesi, bugün Cumhuriyet Alanı ile bütünleşmiştir. Cumhuriyet Alanı, Atatürk Anıtı ve onun arkasında yükselen anıtsal yapı, o günden kalan kültürel izler taşır; sanki Mersin halkının Ata’nın o çağrısına uyma çabasının somut ürünleri, günümüze ulaşmış yaşayan simgeleridirler.
Atatürk’ün anıtına maddi-manevi kucak açan, çocukların her dönem üzerindeki yazıyla tanıdığı “Ne Mutlu Türküm Diyene” binası, yenilerin Mersin Kültür Merkezi ya da Opera Binası diye andıkları bu yapı, eski Halkevi’dir.
Artık bir “şehir efsanesi” haline gelen bu anıtsal yapı, birçok gizi barındırır.
Bilinenin, görünenin ötesinde zaman-mekân-insan boyutlarıyla araştırdıkça şaşırtıcı değerleri ortaya çıkan, içi tarih, anı, efsane, öykü dolu bir yapıttır.
Mersin Halkevi Binası, mimari olarak başlı başına bir değerdir:
2005’de Türkiye İnşaat Mühendisleri Odası’nın kuruluşunun 50. yılında “50 Yılda 50 Eser” projesi ile saptanan Türkiye‘de Cumhuriyet döneminde yapılmış 50 eserden ve beş devlet binasından biri olarak seçilişi ayrıntılarıyla I. Bölümde incelendi.
Bu güzel yapı, mimarlık kavramlarına göre de irdelendi,sınava girdi sanki. Hep “pekiyi”, tam not aldı.
II. Ulusal Mimarlık Akımı ve tüm mimari ölçütlere göre ayrıntılı bir değerlendirmeyi yine bu bölümde bulacaksınız.
Kısa bir süre kendi haline terk edilse de, amaç dışı ve pek hor kullanılsa da, eski Halkevi Binası’ndan Mersin Kültür Merkezi’ne dönüştürülen bina, başarılı bir restorasyon örneği olarak da adeta “küllerinden yeniden doğan” bir eserdir.
Şu gerçek bile bu yapıyı mimari açıdan tekrar tekrar yorumlamamıza değer kılıyor: Bu bina 1946 yılında tamamlandığında Mersin’in nüfusu 33bin 148 idi. Aynı bina bugün de bir milyona yaklaşan nüfusuyla Mersin’e Kültür Merkezi, Devlet Opera ve Balesi ve Arkeoloji Müzesi olarak hizmet verebilmektedir.
Gerçek bir “şehir efsanesi”dir Mersin Halkevi Binası. Bu efsanenin baş kahramanı Vali Tevfik Sırrı Gür’ün I. Bölüm’de verilen açış konuşması ve çeşitli kaynaklardan derlenen bilgiler veriliyor. Binanın yer seçimini, yapım sürecini, malzeme teminindeki yöntemleri, teknik kadroyu ve mimari organizasyonu anlatırken, Mersin Halkevi Binası’nı ilk planlanmasından günümüze, çarpıcı öyküleri ve kahramanlarıyla, yine bir “Çılgın Türkler” efsanesine dönüştürüyor.
Halkevleri, Türkiye genelinde Cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği efsanelerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu’da halk eğitimiyle ilgili bir kurum ya da kuruluş yoktu. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Atatürk’ün başlattığı eğitim seferberliği sürecinde çeşitli kurumlar yeniden yapılandırılmış, bu bağlamda da Türk Ocakları kapatılıp yerine Halkevleri teşkilatı kurulmuştu.
1932’de başlayan örgütlenme bir yıl sonra Mersin’de de yaşam bulmuştu. Eski binalarda başlayan Mersin Halkevi çalışmaları 1946’dan itibaren de asıl binasında sürdürülmüş, ülke çapında ün kazanmıştı.
II. Bölümde, Türk Ocakları’nın kapatılışıyla Halkevleri’nin açılış öyküsünü, Mersin Halkevi’nin açılış ve etkinliklerini değişik kişilerin ağzından ve kaleminden, anılardan ve belgelerden aktarmaya çalıştık.
III. Bölüm, Halkevleri’nin, dolayısiyle Mersin Halkevi’nin 1952’de kapatılışından günümüze, bazen hüzünlü, daha çok coşkulu değişik evrelerini, ama artık Mersin Kültür Merkezi olarak, Mersin Devlet Opera ve Balesi ile Mersin Müzesi olarak öykülerini anlatmaktadır.
Başta belirttiğimiz ”şehir efsanesi”nin en önemli, onur verici evresi de, 1976 yılı sonunda Kültür Bakanlığı’na devredilen ve uzun yıllar mali sıkıntılardan dolayı harap halde kalan ve kullanılamayan binanın, Mersin Halkı’nın desteği ile kullanıma açılmasıdır.
1989 yılında Hanri Atat, İrfan Solmazer, Kudret Ünal ve Semihi Vural’ın öncülüğünde, Mersin Kültür Merkezi’nin onarımını sağlamak amacıyla Mersin Kültür Merkezi Derneği kurulmuş, Mersinlilerin ve Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın da destekleriyle bina 1992 yılında, ilk açılışında olduğu gibi Madam Butterfly operasıyla tekrar hizmete açılmıştır. Şu anda bina Mersin Kültür Merkezi Müdürlüğü işletiminde; Devlet Opera ve Balesi ve Mersin Müze Müdürlüğü olarak hizmet vermekte ve zaman zaman uluslararası kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.
Mersin Halkevi binası 1940’lı yılların çiçeği burnunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kısıtlı olanaklarına, halkın yoksulluğuna rağmen kısa sürede tamamla¬narak, Mersinlilere hizmet vermeye başlamıştı.
Günümüzde bilim ve teknik gelişti, görece zenginleştik ama Halkevi benzeri yapıları yaratamıyoruz.
Eski Halkevi, kimine göre Mersin Kültür Merkezi ya da Opera binası, yine ilk yapıldığı günkü mesajı veriyor:
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE. “Şehir Efsanesi” yaşıyor.
60 yıllık öyküsünde Mersin halkına kültür, sanat ve eğitim hizmeti veren yapıyı, önce onu anlatan yazılarla tanımaya, anıları, hakkında yazılanları toplayıp, az bilinenlerini de derlemeye, çizimleri, resimleri ve insani değerleriyle birlikte bir kolaj oluşturmaya çalıştık. Umarız Mersin Halkevi Binası hak ettiği kapsamlı çalışmalara da kavuşacaktır.
Bu kitabı, bize bu anıtsal yapıyı kazandıran insanların anısına, şükranla sunuyoruz….Kitabın devamı için bu satırı tıklayınız…………

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top