GÜLTEKİN ÇEKİ’NİN ARDINDAN – NİHAT TANER

Gültekin-Çeki.jpg

“Ne geçen günlere yad et, ne de atilere kan”, “Kara gözlüm efkarlanma gül gayri”, “Unutulmuş birer birer, eski dostlar eski dostlar”… Bu güzel şarkılar bestekar Gültekin Çeki’nin eserleri. 22 Mart Salı, güzel bir bahar akşamı. Sayın Çeki ile telefonda yaklaşık bir saat konuşuyoruz. İşte o sohbetten bölümler:

Babamın adı Mehmet Sermet Çeki’dir. Kendisi aslen Kıbrıslı idi. Ana tarafım Antalyalıdır. Babam Gümrük Muhafaza Teşkilatında önce mıntıka memuru, bilahare amiri olarak görev yapmıştı. Ben Antalya’da dünyaya geldim, sene 1927. Babam Antalya’dan Taşucu’na tayin oldu. Taşucu’ndan sonra Mersin’e geldik. İlkokula Gazipaşa’da başladım, birinci ve ikinci sınıfı orada bitirdim. Üçüncü sınıfa geçince Çankaya’da okudum. Daha sonra Çankaya İlkokulu kapandı ve 1937 senesinde bizi yeni açılan İleri İlkokulu’na aktardılar. 4. sınıfa ileri İlkokulunda başladım. Öğretmenim Naciye Merzeci ciddi, disiplinli ama sevecen bir insandı. Başöğretmenimiz Niyazi (Arığ) Bey tonton, mükemmel bir kişiydi. Sınıf arkadaşlarım arasında Turhan Özgüner vardı. Hukuk okudu, milletvekili oldu. Daha sonra bazı nahoş olaylar yaşadı.

Edip Buran ağabeyin Mersin sporuna çok hizmeti olmuştur. İlkokulda futbola başladım. O yıllarda birçok spor dalında sporcu ve müsabaka sayısı hayli fazlaydı. ilk lisansımı Mersin idman Yurdu Kulübü adına beş dalda çıkartmıştım. Mersin’de öylesine bir spor atmosferi içerisinde yaşadık ki spor tutkusu içimize sindi. İdman Yurdu’nun Deniz Şubesi vardı. 50 metre kurbağalama yüzerdik. Yüzmede Sudi Abaç ile çekişirdik.
Futbolcu “Küçük” Ahmet vardı. 100 metre koşuda ya o birinci olurdu, ya da ben. Birçok spor dalıyla ilgilendim. İzcilik, dağcılık, binicilik, kayak, akrobasi, yüzme, boks, futbol, aletli jimnastik…

Çocukluk yıllarımdan itibaren müziğe merakım vardı. Müzik zevkini Mersin’de öğretmenlerim Makbule Hanım ve Vesile Hanımlardan aldım. Sesim güzeldi. Lisede okurken Halkevi Müzik Korolarına katıldım. Spora olan merakım ve sevgim nedeniyle Gazi Eğitim Enstitüsüne girdim. 1949 yılı 24 Şubat günü babam vefat etti. Bana tek vasiyeti “Sesini kullan, vazgeçme bundan” idi. Bunu aklımdan hiç çıkarmadım. Aynı yıl Gazi Eğitim’in Beden Eğitimi Bölümünden mezun oldum. Öğretmenlik ve Müdür Yardımcılığı yaptım. 1953’te askere gittim. Askerdeyken ilk beste denememi yaptım: “Kaderim gurbette çekilen çile”. Rast makamında bestelemiştim. Ama daha sonra prozodi hatası yaptığımı anladım. Çeşitli makamda besteler yaptım. Ancak bazı makamlar bazı hissiyatla daha fazla uyuşuyor. Buna dikkat etmek lazım.

Terhis olunca Ankara’ya gittim. Müzik ve sporla ilgim sürüyordu. Samanpazarı civarında Esenpark isimli bir gazino vardı. Bir ses müsabakası yapılacağını öğrendik. Çocukluk arkadaşım Silifke, Ovacıklı Hilmi Evren ile müracaat ettik. Ben birinci oldum ve “Ankara Ses Kralı” seçildim. Kupamı ses sanatçısı merhume Mualla Mukadder Atakan’dan almıştım.

17 sene Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu’nda görev yaptım. 1954’te Ağrı Dağı’na bir kafile götürdük. Rahmetli Asım Kut ve ben kafile başkanı olarak giden ekipteydik. Ağustos’un son günü sabah erkenden Doğu Beyazıt’tan yola çıktık. 3 Eylül’de 7 kişi 9 saatlik tırmanışla zirveye çıktık. Bu çıkışımız dağcılık ve kış sporları federasyonu tarafından tertiplenen ve 1954 programına alınan ilk resmi tırmanış oldu. Bu tarihi olayda kafile başkanı olmak değerli bir anımdır.

Bir konseri izlerken koro şefi İsmail Baha Sürelsan Hocayı tanıma fırsatım oldu. Adanalı arkadaşım rahmetli udi Mustafa Dilhun ile kendisiyle görüşmek istedik. Üstad o yıllarda TZDK Tarım Baş Müşaviriydi. Bize ders vermesi ricamızı kabul etti. Son derece titiz ve tertipli bir kişiydi. Evine girince ayakkabılar çıkarılır, iki terlik poşeti bizi beklerdi. Ben önce hanende olarak çalıştım. Eski şarkılardan başlayarak Türk Müziğinin temelini bize öğretti. Yetişmemiz için çok çaba harcadı.

Türkiye Amme İdaresi Kursuna katıldım. Organizasyon, metot ve hizmet konularında çalıştım. 1977’de Beden Terbiyesi Genel Müdür Yardımcısı iken emekli oldum ve Antalya’ya döndüm. O arada Antalya’da güzel bir apartman inşaatı başlamış, üçüncü kat seviyesine gelmişti. Hocama da bahsettim. Murat 124 arabamla Antalya’ya geldik. Evi gördü beğendi. İnşaat bitince Sürelsan Hocayı yine arabamla Antalya’ya götürdüm. Tahta kutusuyla beraber hayli ağır olduğu için kanununu bagaja koymak istedim. Razı olmadı, yol boyunca hep kucağında taşıdı. Çok değerli hocam ve aziz dostum Mustafa Dilhun ile uzun yıllar süren bir topluluk oluşturduk, Antalya Türk Müziği Korosunu kurduk…

Sohbetimizin üzerinden bir buçuk ay geçti. Gültekin Bey ciddi bir rahatsızlık geçirdi ve üstad 4 Mayıs 2016 Çarşamba sabahı hayata veda etti. Türk Sanat Müziğine kazandırdığı birçok eserle unutulmazlar arasında yer alan büyüğümüzü rahmet ve saygıyla anıyoruz.

İçel Sanat Kulübü 211. Aylık Bülteninden Alınmıştır.  .

İnşaat Yüksek Müh. Mersin'in yerel tarihi konusunda araştırmaları ve belgeliği, bir çok makalesi var. Bir çok STK da aktif üye.

scroll to top