HALK BİLİMCİ AÇISINDAN ;YEDİ UYURLAR – Arşt. Turan Ali ÇAĞLAR

Eshab-ı Kehf Söylencesi:
Söylencenin kısa özeti şöyledir: Tarsus valisi putperest Dakyanus, hak dinine inananlara büyük eziyetler eder. Bu eziyetten kurtulmak isteyen Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş ve Şazenuş adlı gençler saklanacak bir yer ararken, yanlarına Kefeştatayyuş adlı çobanı ve Kıtmir adındaki köpeği de alarak bir mağaraya saklanırlar. Burada 309 yıl uyuduktan sonra uyanırlar. İçlerinden birini yiyecek alması için kente gönderirler. Ödediği paranın 300 yıllık olduğunu anlayan esnaf, bu kişiyi yöneticiye çıkarır. Bunların yaşam öyküsünü dinleyen yönetici ve halk, ermiş olduklarına karar verip gelen kişiyi gizlice takip ederler. Takip edildiğini anlayan, ivedilikle mağaraya girip arkadaşlarına durumu anlatır. Ermişler,   birlikte iki rekât namaz kılıp, mağaranın derinliklerinde sır olurlar.

Bu söylence, Kuran’ın Kehf (mağara) suresinin 9 – 26 ayetleri arasındaki 18 ayette yer aldığı için kutsallaşmıştır. O nedenle Türkiye’de; Efes, Tarsus ve Afşin’de, öteki Müslüman ülkelerde de 7 yerde bulunduğu varsayılır.

Bu söylencenin tarihsel gerçekleri yansıtan ögeleri şunlardır:

a-Olayın geçtiği yer bir mağaradır. Her eskiçağ kültünde (inanç) mağaraya tapınma yer alır. Bu inanca göre mağaralar, bu dünyadan öteki dünyaya giriş kapısıdır. Örneğin, Hun ve Göktürk inançlarında “Ata- mağaralar” kültü vardır.
b-Dağlar da eskiçağ kültlerinde birer tapınç objesidir. Tarsus Eshabı Kehf’indeki bu konik biçimli dağ, yakın yöresinin en yüksek noktasıdır. Bizans döneminden beri, o tepenin adına “Bencülüs” denilmiştir. Bunun gibi kimi dağların, değişik uluslarda kutsallıkları bilinir: Türk kültündeki Ötüken, Arap kültündeki Hira, Yahudi kültündeki Türi Sina, Ermeni kültündeki Ararat, Japon kültündeki Fuji Yama, Doğu Afrika kültlerindeki Kilimanjaro, Yunan kültündeki Olimpos gibi…
Dağ kültünün ritüel biçimleri unutulsa da günümüz yörükleri içinde yaşayan bir olgu olarak sürüp gelmesi ilginçtir. Yıllar önce Toroslarda araştırma yaparken, bir yörükle aramda şöyle bir konuşma olmuştu: “Sürüyü çobansız olarak dağa salarken, dağın kurdundan, hırsızından korkmuyor musun?” “Hayır. Onları dağa teslim ediyorum. Çünkü dağa güveniyorum,” demişti. Kanımca bu yanıt, ötesi binlerce yıla giden bir kültün ürünüydü.
c-Eskiden kutsal olan yerler, din ve tapınma biçimi değişse de yeni inanca uyum sağlayarak kutsallıklarını sürdürürler. Efes’teki Meryemana mağarasının arkaik dönemde bir Kibele tapınağı iken sonraları Artemis tapınağı olduğu, daha sonra da halkın Hıristiyanlaştığı dönemde, Kibele ve Artemis tanrıçaları unutularak, Meryemana tapınağı biçimine dönüştüğü bilinmektedir. Keza, Tapduk Emre’nin gelip dergâh kurduğu yer, Fyrig’lerin eski kutsal merkezlerinden birinin yeridir.
d-Bir başka konu, söylencede adı geçen kişi adlarının Grekçe, Romalı, Kıpti ya da Arap adlarından olmayıp, eski Anadolu insan adları (Luvi ya da Hitit) olmasıdır. Hitit adlarının sonunda sıkça yer alan (ta, na) ekleri ile (ş) sesi, yedi uyurların adlarında da geçmektedir. Anitta, Arinna, Hattuşaş, Labarnaş… gibi. Buna, yöremiz ozanı Tarsuslu Âşık Mahrumi, bir şiirinin 3 ve 6 dörtlüklerinde şöyle bir soru ile açıklama getirir;
…….
Bunlar birer Hitit gibi,
Aranmıyor, kayıp dibi.
Mernuş ve Debernuş ismi
Size garip gelmiyor mu?
……
Kibele’nin torunları,
Bizler olduk yarınları.
“Anadolu Erenleri”
Kulağa hoş gelmiyor mu?

e- Söylencede geçtiği gibi, tarihte Dakyanus adında bir yönetici yoktur. M. S. 250 yıllarında geçtiği varsayılan bu olay zamanında, bazı tarihçeler Decius (Dekyus), bazı tarihçiler Teyezosis’in yönetici olduklarını söyler.
f- Bu söylencenin bazı varyantlarında, Hıristiyanlık mücadelesi veren bu gençlerin,       (namaz kıldıkları ?) görülür. Buna karşın, burası Hıristiyanların kutsal bir yeri olması gerekirken, Müslümanların kutsal bir yeri görünümündedir.
Bütün bu olabilirliklerin ışığında; Eshabı Kehf mağarasının tarihin bilinmeyen günlerinden beri kutsallığı kabul edilen bir yer olduğu, yedi uyurların da (Sümerlerden beri 7 sayısı kutsaldır.) arkaik dönemlerde kahramanlığı kutsanmış kişiler oldukları sonucu çıkmaktadır. En güzel anlatımıyla, Aşık Mahrumi’nin dediği gibi, bunlar birer “Anadolu Erenleri” olmalıdır.        Eshabı kehf çevresinde oluşan inançlar:
Eshabı Kehf’in güneyindeki mezarlık, halkın ölülerini defnetmek için çok rağbet ettiği bir yerdir. Hastalıklardan kurtulmak, çocuk sahibi olmak ve kısmetini açtırmak isteyenler burayı ziyarete gelir. Dilek tutularak bez bağlanır, duvara taş yapıştırılmaya çalışılır.
Mağaranın girişinde deve biçiminde bir “günah taşı” bulunur. Üzerinden atlayıp, altından yedi kez geçilirse günahlardan arınılacağına inanılır. Mağaranın yarıklarından damlayan sudan içenlerin çocuk sahibi olacakları ve hastalıklarından kurtulacaklarına inanılır.
Kadir ve kandil gecelerinde, buradaki camiye gelip namaz kılınır ve dua edilir. Hacca gitmeden önce buraya uğranıp dua edilir.

Turan Ali Çağlar
Halkbilim Araştırmacısı

TURAN ALİ ÇAĞLAR

TURAN ALİ ÇAĞLAR

Öğretmen. Halk Bilimi Araştırmacısı. Yöre kültürü üzerine bir çok makalesi var. Roman ve birçok ödüllü hikaye yazarı.

scroll to top