Helenistik Dönemde Mersin – Nedim Ardoğa

Uzuncaburç.jpg

Helen Yunan halkının kendilerine verdiği isimdir. Yunan koloni çağında Helenler Anadolu kıyılarında çeşitli koloniler kurdular. İlimizde bunun en iyi bilinen örneği Soli (ya da Soloi) yani bugünkü Mezitli’dir. Soli kentini MÖ 8. yüzyılda Rodos adasından gelen Dorlar kurdular. Ancak/ Soli halkı diğer Yunan halklarıyla yakın ilişkide olmadığı için, farklı bir Yunanca şivesi ile konuşuyor ve diğer Yunan halkları tarafından bir ölçüde dışlanıyordu. Zaten Soli MÖ 5. yüzyıldaki Yunan Pers Savaşları sonunda özerkliğini koruma kaydıyla Anadolu’yu ele geçiren Persler’e bırakıldı. Buna karşılık Kelenderis (Aydıncık) ve Nagidos (Bozyazı) kentleri Sisam adasından gelenler tarafından kolonileştirildi. Bu iki kent Soli’nin aksine, Pers Yunan Savaşı’nda Yunan tarafına yakındılar.
Helenistik dönem Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’na karşı yaptığı büyük sefer ile başladı. Büyük İskender bu sefer sırasında MÖ 333 yılının ilkbahar aylarında Gülek geçidini geçip, Tarsus l a geldi. Serinlemek için girdiği Berdan Irmağı’nda yüzüp de hastalandığından, bir süre zorunlu olarak Tarsus’ta kaldı. Buna rağmen bu süre içinde ilimizin batı kıyısını ele geçirdi. Büyük İskender Milattan Önce 11 Haziran 323 tarihinde, bu günkü Irak’taki Babil kentinde öldü. Sadece 33 yaşındaydı ve yetişkin bir çocuğu yoktu. Tek çocuğu ölümünden sonra doğdu. Bu durumda Babil’de toplanan generalleri İskender’in yardımcısı durumunda olan Perdikkas’ı kral naipliğine seçtiler. Diğer generaller ise satrap (eyalet valileri) oldular. Ne var ki sistem işlemedi. Satraplar arasında anlaşmazlık çıktı. İskender’in mezarı konusundaki bir anlaşmazlığı çözmek için Mısır satrabı l. Ptolemaios Soter’a karşı sefer düzenleyen Perdikkas bir ihanet sonucu öldürülünce, 321 yılında ikinci bir bölünme anlaşması kaçınılmaz oldu. Lübnan’da Triparadisus adlı bir yerde yapılan toplantı sonunda, imparatorluk 21’e bölündü. Çukurova (o günkü adıyla Kilikya) Filosseno adlı bir generalin payına düştü. Ama Filosseno güçsüz bir satraptı ve bir süre sonra toprakları Tek gözlü namıyla bilinen Batı Anadolu satrapı Antigonus’un eline geçti. Antigonus satrapların en güçlüsüydü ve İskender İmparatorluğu’nu diriltmeye çalışıyordu. Fakat diğer satraplar Antigonus karşısında birleşince, 301 yılındaki Ipsus Savaşı’nda o sırada 81 yaşında olan Antigonus hayatını kaybetti ve toprakları artık her biri bağımsız olan diğer generaller arasında paylaşıldı. Bu paylaşmada Suriye ve Çukurova’da Irak Kralı l . Seleukos Nikator l un payına düştü. Seleukos’un kurduğu imparatorluğa Selevkiler (ya da Selevkoslar) denilir. Seleukos Nikator Anadolu l nun büyük bölümüyle İranl ı ele geçirdi ve ele geçirdiği topraklarda çeşitli kentler kurdu. İlimizde Silifke (o zamanki adıyla Selukia) kenti Seleukos Nikator tarafından kurulmuştur. Seleukos ayrıca yeniden imar ettiği Antakya kentini de imparatorluğunun iki başkentinden biri haline getirdi. (Kendi adını taşıyan diğer başkent ise Irak’taydı.) O dönemin kentleri arasında bugünkü Mersin yerinde kurulmuş olan, fakat kuruluş tarihi bilinmeyen Zephyrion ile Fenikeliler döneminden kalan Anemoryum (Anamur) kenti de vardı.
Mısır kralı l. Ptolemaios Soter ve l. Seleukos Nikator ömür boyu dost kaldılar. Fakat ölümlerinden sonra, MÖ 274 yılından itibaren ardılları arasında bir dizi savaş çıktı. Altı etap süren bu savaşlarda Çukurova bir kaç defa el değiştirdi. MÖ 168 yılına kadar süren bu savaşların i l k döneminde Mısır’daki Ptolemaios Krallığı Çukurova’ya hakim oldu. (Hatırlanacaktır, 2013 yılında düzenlenen İSK Arkeoloji Günlerinde Profesör Mustafa Sayar i l i m izde ki Ptolemaios yadigârlarını tanıtmıştı.) Ancak tarihte Büyük Antiocus adıyla anılan Selevki Kralı III. Antiohos MÖ 198 yılında Panyum Savaşı sonrasında Ptolemaios devletini yenmeyi başardı.
Selevkiler İ mparatorluğu en geniş döneminde Hindistan’a kadar uzanıyordu ve imparatorluğu denetlemek için Selevkiler bir Helenleştirme politikası güttüler. Gerek Selevki ve gerekse Ptoleaos dönemlerinde bölgenin başlıca kentleri Helenistik kentler haline geldi.
Selevkiler ilimizin batı yarısını oluştıran Dağlık Kilikya’yı Olba gibi küçük yerel krallıklar aracılığı ile yönetiyorlardı. Türkiye’nin antik tarihi hakkında kitap yazan British Institute of Arcaeology at Ankara eski başkanı Seton Lloyd bu yerel krallıkları Tapınak Devlet olarak adlandırmaktadır. Din Bereket Tanrıçası diniydi. Buna göre yerel kral ve kraliçeler aynı zamanda kentin en büyük rahibi (veya rahibesi) olarak hizmet görüyorlardı. Bu krallıklara yeterli tarım toprağı bırakılıyorj gerisine el konuyordu. Seton Lloyd bu Helenleştirme sürecinin Roma İmparatoru Augustos zamanına kadar yani yaklaşık 300 yıl kadar sürdüğünü ileri sürüyor.
Bu dönemde aslında Yunan kökenli olmayan yerel halk arasında Helenistik kültür iyice yerleşti . Ün lü Yunan filozoflarından bazıları da bölgemizde yaşadılar. Bunların en önemlisi olan Mantık biliminin kurucularından Hrispissos (MÖ 279-206) büyük bir ihtimalle Soli’liydi. Aratus (MÖ 315-240) ise şairdi. Tarsuslu filozoflardan en tanınmışları ise Antipater (? -Mö 1 30) ve Zeno’ydu MÖ 206).
Selevkiler Krallığı MÖ 2. yüzyıl ortalarında bir iç savaşa sahne oldu. Çocuk yaştaki kralın naibi olan Diodotus Tryphon isyan etti ve bir süre için ülke ikiye bölündü. Mesela Tarsus Diodotus Tryphon yönetimine geçerken, Silifke merkeze bağlı kaldı. Gerçi isyan MÖ 139 yılında bastırıldı. Ama bu isyandan s o n r a S e l e v k i l e r k e n d i l e r i n i toparlayamadılar. Donanmaları yok oldu. Çünkü donanma isyan sırasında Diodutus’la iş birliği yapmıştı ve isyan bastırılınca cezadan korkan kaptanlar ayrılıp korsanlık etmeğe başladılar. (Ayrıca kısa süre önce Roma İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılmış bulunan Kartaca devletinin kaptanları da korsanlara katılmış olabilirler.)
Bu korsanlara tarihte Kilikya Korsanları denilir. Kilikya korsanları Alanya ve Silifke arasındaki girintili çıkıntılı kıyılara yerleşip Doğu Akdeniz’de terör estirmeye başladılar. (Lloyd korsanların doğuda Mersin’e kadar olan bölgeyi kontrol ettiği görüşünde.) Korsanlar o kadar dehşet salıyorlardı ki, bir süre sonra halk arasında Klikyalı ismi korsan anlamına kullanılmağa başlandı. iç kısımdaki (bugünkü Konya’nın Bozkır ilçesi) İsaura Krallığı da onların müttefikiydi. Deniz kuvveti kalmayan Selevkiler onları kontrol edemiyorlardı. Olba Krallığı ise sahildeki topraklarını bırakmak zorunda kaldı. Onlarla başa çıkabilecek tek güç büyümekte olan Roma İmparatorluğu idi. Ama Romalılar başlangıçta korsanlara karşı müsamaha-lıydılar. Çünkü korsanlar insan ticaretine başlamıştı ve esir pazarlarında Romalı çiftlik sahiplerine boğaz tokluğuna hizmet edecek çiftlik işçisi temin ediyorlardı.

Helenistik Dönemden Kalan Ören Yerleri Tapureli (Diğer Foto : Uzuncaburç)

Ancak korsanlar kendi açılarından büyük bir hata yapıp, İtalya kıyılarına da saldırmaya başlayınca işin rengi değişti. Roma sonunda korsanlara karşı harekât başlattı. 30 Mart 2015 tarihinde İSK de Kilikya Korsanları hakkında bir konferans veren Huntington Üniversitesi profesörü Mark R. Fairchild’a göre, sırasıyla Marcus Antonius, Sulla, Servilius Vatiaı Marc Antony gibi isimler korsanlara karşı harekât yürüttüler. Fakat kalıcı bir çözüm bulunamadı. Sonunda Roma senatosu Triumvira üyesi Pompeius Magnus ya da kısa adıyla Pompey’i olağanüstü yetkilerle bölgeye gönderdi. Profesör Fairchild Pompey l e verilen yetkilerin eşi görülmedik yetkiler olduğu görüşünde. Bu durum Kilikya korsanlarının ne büyük tehdit olduğunun da bir işareti. Pompey MÖ 66 yılında önce savaşıp korsanları yendi; daha sonra da teslim olup ta iş birliği yapacak olan korsanlara toprak vereceğini ilan etti. Bu vaat işe yaradı ve korsanlar tövbe edip, Pompey l nin kendilerine tahsis ettiği topraklara yerleşmeğe başladılar. Korsanlara ait 1300 gemi de yakıldı.
Pompey’nin korsanları yerleştirdiği kentler arasında Adana ve Mallus (bugünkü Karataş ilçesine bağlı Kızıltahta köyü) gibi yerler vardı. Ama korsanlara tahsis edilen en önemli yer Soli’ydi. Pompei bu amaçla Soli’yi yeniden inşa ettirdi ve adını da Pompeipolis koydu. Bu gün Mezitli Viranşehir’de gördüğümüz örenler Pompey tarafından yeniden yaptırılan kentin örenleridir. Bundan üç yıl sonra ise zaten bütün Selev ki toprakları Roma İmparatorluğu yönetimine girdi.
Selevki Devleti yıkıldı, ama iç Anadolu’da (daha önce bir dönem Selevkilerl e bağlı olan) Helenistik Kapadokya Krallığı Roma himayesinde varlığını sürdürüyordu. Roma İmparatorluğu MÖ 25 yılında Archelaus adlı Kapadokya kralını Dağlık Kilikya’ya vali olarak atadı. Archelaus ta başkentini Mazaka’dan (yani bugünkü Kayseri’den) Erdemli l nin batısındaki Ayaş beldesinde yer alan Elaiussa Sebaste’ye taşıdı. Ayaş ve Kumkuyu beldelerinde yer alan antik yapılar büyük ölçüde Archelaus döneminden kalmadır. MS 17 ‘de Kapadokya ‘da tamamen Roma İmparatorluğu’na bağlandı.

İçel Sanat Kulübü Temmuz-Ağustos-Eylül 2017 tarih ve 216 nolu bülteninden alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top