HUĞ’DAN GÖKDELENE MERSİN – 3.BÖLÜM

Kent-Dokıusu.jpg

1950’li yıllara kadar Mersin Kent Dokusu – Tolga-Tülin Ünlü’den
BÖLÜM: 2 MERSİN KENT DOKUSU
Eski Mersin Kent dokusu geniş tabanlı bir üçgen içerisinde geliştiğini belirtmiştik. Mersin kent dokusunun deniz kıyısı boyunca oluşmaya başlaması, yer seçiminin deniz ve ova ürünlerine ulaşması açısından çok uygun görünümdedir. Sahile paralel verimli alüvyon ova toprağı dağ yamaçlarına yaslanır.
Mersin Kenti yerleşim alanı Akdeniz’in kıyısı boyunca uzanır. Kentin batısındaki Müftü Deresi’ne yaslanıp, Toroslar’a doğru uzanmaktadır. Yamaçlardan bakıldığında verimli geniş bir ovanın düzlüğüdür. Kuzeybatısında, ilkçağlardan beri yerleşim merkezi olan Yumuktepe yer almaktadır.
Yaylalardan bakıldığında ova çukurda uzun bir düzlük gibidir. Geçit vermez muhteşem Toroslar, kuzeyde adeta bir duvar oluştururlar. Fakir akarsular batıdan doğuya uzanan ovayı, kuzey-güney yönünde dilimlere ayırır.
Hayrettin Ergun ArşiviPrehistorik dönemden itibaren yerleşim izleri taşıyan Mersin’in batısında antik yerleşim, Soli-Pompeipolis kenti, doğusunda ise, yolçatı özelliği ile dünyanın en eski kentlerinden Tarsus, gizli pamuk savaşlarına kadar önemini korumuştur. Amerikan İç Savaşı nedeniyle başlayan pamuk bunalımı, Tarsus ve çevresini etkilemiş, pamuğun yanında tüm malların ticareti, Mersin’i zorlamış, büyüyüp gelişmesinde etkili olmuştur.
Tarsus’un Fransız Konsolosu Jille’in dediği gibi, daha önce 1830’larda sahilde Huğ denilen, çamur sıvalı, kargı ve sazdan yapılmış kulübelerle bir kaç da bina görülmekteydi. 1836 yıllarında teknolojinin ilerlemesi ile buharlı gemilerin kullanılmaya başlaması, sığ iskelelere imkân verebilen Mersin kıyısının önem kazanmasına neden olur. Bu nedenle Gökçeli’ye bağlı bu köye büyük kayıklar ve küçük gemiler uğramaya başladı. İlk imar yapılanması da beraberinde getirdi.
Huğdan Gökdelene (316)1832 yılında Mersin çevresini işgal eden Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Mısırlı İbrahim Paşa, ordunun yiyecek gereksinimi için Suriye ve Mısır’dan tarımı bilen insanlar getirir. Ziraatın başlaması bölge imarına katkı sağlar. Pamuk ekiminin de başlaması nüfus yoğunluğunu da beraberinde getirir. 1861–1865 Amerika İç Savaşı sırasında Çukurova’ya ithal edilen Amerikan pamuk tohumunun bölge tarımına etkisinin büyük olduğu, bu arada 500 ton Alman tohumu getirildiği biliniyor.
Osmanlı yönetiminin, Tanzimat Fermanı’yla yabancılara önemli haklar sağlaması Mersin’e ilgiyi yoğunlaştırıyor.

YÖNETİMDE GELİŞME
1852 Mersin İlçe Oluyor
Sultan Mecit’in Mersin’le ilgili bir fermanında, Osmanlı yönetiminin, Mersin hakkında fazla bir bilgisi olmadığı gözlenir. Sadeleştirip günümüz Türkçe’siyle sunuyoruz:
… Mersin İskelesi olarak anılan yerde, deniz kenarındaki kumsallar üzerinde, dükkân ve evler yaptırmak için bazı kimseler, bu kumsalların kendilerine kiraya verilmesini eyaletten istemişlerdir. Vilayette yapılacak işlemi merkezden sorması üzerine bu ferman çıkarılmıştır. İstanbul Defterdarlığı’nda, Mersin İskelesi ve çevresi hakkında kayıt bulunmadığı gibi, bir vakıf arazisi de olup olmadığı anlaşılamaması üzerine, Vakıflar Bakanı, Müş’ir Hacı Ahmet Hasip Paşa tarafından Bab-ı Ali’ye verilen önerge ile, bu gibi kumsalları İzmir ve benzeri yerlerde olduğu gibi, Bezmi Alem Sultan Vakfı’na verilmesini ve bu yolla vakıflar gelirinin artacağı açıklanarak, Mersin çevresi ve kumsallarında isteyenlerin satın alabilmesi, isteyenin kiralayabilmesi önerilmişti. Durum Bakanlar Kurulu’nda onaylanarak, bu doğrultuda padişah emri çıkarılmıştır. Kumsalda bazı kimselerin, mağaza ve dükkân yaptığı söylentileri var; burada sonradan vakıftan veya başka yerlerden senetler verilmiş ise, geçerli olmayacaktır.

Hayrettin Ergun arşivi

Hayrettin Ergun arşivi

Mersin Kariyesi halkının edindiği ev, dükkân, bağ, bahçe ve diğer arazinin yer sahiplerinin isimlerinin ve sınırlarının ölçümlerinin ve ne kadar kira ödentisi karşılayabileceklerinin açıklanarak, Vakıflar Müdürü ve mühendis işbirliği ile incelenerek, buralara eskiden verilmiş senetler gözetilecek ve bunlar hazine tarafından değiştirilip, yenilenerek geri verilecektir. Hayrettin Ergun arşivi
Kumsala sonradan verilmiş senetler geçerli olmayacak, bunların diğerleri ile iki bölüm defterinin haritasının gönderilmesi, kumsal ile köyün boş yerlerine istekli var mıdır? Varsa kimlerdir? Bunların sınırları, miktarları ve isteyenlerin isim, marka, unvan içerdiği listenin Vakıflar Bakanlığı’na gönderilmesi…
Huğdan Gökdelene (319)Anılan kumsallar kent çekirdeğinin oluşmaya başladığı, şimdiki Uray Caddesi’nin bulunduğu kıyı şerididir. 1993’de yanan, Eski Camii Külliyesi’nin önündeki çeşme üzerindeki kitabeden (yazıttan) buranın o kumsallar olduğunu öğreniyoruz.
Mersin’in, ticari ağırlıklı, kent dokusunun bu hat üzerinde ve şimdiki Atatürk Evi Binası’na kadarki sahil boyunca oluşmaya başladığını söyleyebiliyoruz.
Mersin’de uluslararası yoğun ticaret, kozmopolit bir yapıyı da beraberinde getirir. Çok sayıda bina yükselirken, kente gelen tüccarlar buralara işyeri ve acenteler kurmakta, pek çok ülke konsolosluklar açmaktadır.

1864 Mersin İlçe (Kaza) Merkezi Olur
1855 yılında tüm Mersin toprakları Sultan Mecit Fermanıyla Vakıf olmuştu.
Bu arada Bağdat Demiryolu ve Süveyş Kanalı için bölge ormanlarından kereste sağlanması ve bunların ticareti, iskeleye talebi arttırmıştı. Buna paralel kıyıda iskele sayısının dokuza yükseldiği gözlenir. Bu sırada Lübnan’da başlayan mezhep kavgaları, yeni kurulan bu ticaret kentini cazip kılar. Yine 1860’larda başlayan Amerikan İç Savaşı, Osmanlı Devleti’nin İngilizler’e verdiği destek, daha sonra Fransız ve Almanlar’ın da bölgeye girmelerine neden olmuştur.
1860’larda 496 hane, 190 dükkân, 6 kahvehane, 2 fırın, 2 mahsara, 1 hamam, kent dokusunu oluşturmaya başlar. Tarsus’a bağlı bir bucak iken, 1864’deki Vilayet Nizamnamesi ile birlikte, Mersin İlçe (Kaza) statüsüne ulaşır. Mersin’e bağlı üç bucak ve 79 köyü vardır.
Adana Vilayet Salnamesi’ne göre, 1869 yılında Mersin’de bir Belediye Meclisi bulunmaktadır. 1883’de İngiliz, Fransız ve Levanten bankacılar ortaklığı ile 67 km.lik Adana-Mersin demiryolu yapımına başlanmış, 1886 yılında hat işletmeye açılmıştır.

Huğdan Gökdelene (321)Mersin Ticaret ve Sanayi Odası
18 Aralık 1886 yılında “Mersin Ticaret Odası” adı ile kurulmuş, Türkiye’nin en eski odalarından birisidir.
1926 yılında Oda’ya kayıtlı üye sayısı yaklaşık 250’dir. Bunun 184 adedi ferdi, 65 adedi şirkettir. Kayda göre, 112 Türk, 22 yabancı uyrukludur. 134 adedinin de tabiiyeti belli olmasa da tümünün yabancı firmalar olduğu görüşü
Annuair Commercial adlı yayın tarafından destekleniyor.

20 yıl içinde Mersin hızla büyür. – 1888 Yılında Mersin, Liva (Sancak) Olur
Mersin Liva olunca, ilk mutasarrıf Mehmet Nazım Paşa kentin imar planı ile yakından ilgilenir. Su sorununun çözümlenmesine çalışır. Eğitime kaynak yaratmak için Maarif Oteli’nin yapılanmasına önayak olur.

Huğdan Gökdelene (323)1892 Adana Salnamesi’yle Mersin İsmi Verilir
1892 tarihli Adana Salnamesi’nde, 1847 yılından beri Mersin, bir köy adı olarak görünmektedir. Mersin İskelesi nedeniyle kent dokusu yoğunlaşmaya başlar.
Bu yılların sayımına göre düzenli caddeler oluşmaya başlamış, 85 büyük mağaza, çarşı dükkânları gelişmiştir.
1901 nüfus sayımında nüfus 23 443 olmuştur. Hükümet Konağı yapılmış, 3 camii, 4 sübyan mektebi, 1 kız okulu, 1 rüştiye, 1 postane, 2 otel, 3 hamam, 4 han, 5 kilise ve 1584 hane sayılıyor. Buna 12 ülkenin konsoloslukları da eklenmelidir. 15 kahvehane, 5 çeşme, 3 değirmen, 1 fabrika ile çeşitli atölyeler de kent dokusuna katkıda bulunur.

1924 Mersin İl Olur
Mersin İskelesi’ni kullanılmaya başlanması sadece Çukurova’nın değil, batı komşusu İçel (Anamur, Silifke, Gülnar, Mut, Ermenek) ve kuzey batısında yer alan Konya ve Karaman’ın ve kuzey doğusunda yer alan Niğde-Aksaray bölgesinin ekonomik üretiminin de dünyaya açılmasına olanak sağlamıştır. Aslında, İçel-Konya-Karaman bölgesinin dışa açılım kapısı, Mersin İskelesi kuruluncaya kadar Taşucu İskelesi olmuştur fakat Mersin İskelesi büyüdükçe, açılım merkezi de Taşucu’ndan daha doğuya, Mersin’e kadar kaymıştır.
1924 yılında il merkezi Mersin olur. Bir kaç yıl sonra 1933 yılında çıkarılan 2197 sayılı kanunla İçel ve Mersin illeri birleştirilir. Mersin artık İçel ilinin merkezi, merkez ilçesi olmuştur.

1976 yılına ait bir hava fotoğrafında Mersin

1976 yılına ait bir hava fotoğrafında Mersin

Yıl 2008
06.03.2008 tarih ve 5747 sayılı kanun gereğince Belediyeler bakımından Mersin’deki yeni yapılanmalar şöyledir:
1- Adanalıoğlu, Bahçeli, Dikilitaş, Karacailyas, Kazanlı, Yenitaşkent, Bağcılar, Huzurkent Belediyeleri, mahalleleri ile birlikte Akdeniz Belediyesine bağlanmıştır.
2- Davultepe, Tece, Kuyuluk, Belediyeleri mahalleleri ile birlikte Mezitli Belediyesine bağlanmıştır.
3- Dorukkent, Arpaçsakarlar, Yalınayak Belediyeleri de mahalleleri ile birlikte Toroslar Belediyesine bağlanmıştır.
4- Çiftlikköy Belediyesi de Yenişehir Belediyesine bağlanmıştır.
Böylece Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı Akdeniz, Toroslar, Yenişehir’le birlikte Mezitli ile sayı 4’e yükselmiştir. Bu dört yerleşimde İlçe teşkilatı kurularak Kaymakamlık statüsüne geçmiştir.

1960'larda Mersin İstasyon Meydanından İstiklal Caddesine bakış

1960’larda Mersin İstasyon Meydanından İstiklal Caddesine bakış

ESKİ MAHALLELER
Şinasi Develiden aktardığımız bilgiye göre Eski Mersinde altı mahalle vardı.
Bunlar, Kiremithane, Hamidiye, Mesudiye, Mahmudiye, Cami Şerif ve İhsaniye mahalleleridir. Daha sonra bu en eski altı mahalleye Nusratiye, Bahçe ve Yeni Mahalle eklenmiştir. Eski Hıristiyan Köyü de Osmaniye Mahallesi adını almıştır.
İlk mahallelere göz atacak olursak:
Eski kent, yerli halkı oluşturan etnik guruplara göre mahallelere ayrılmıştır. Bu mahalleler yaşama biçimi ve toplumsal ilişkiler açısından birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış gibidir. Beyrut kökenli Hıristiyan Araplar, kentin varlıklı kesimini oluşturmuşlardır. Kıyıdaki oldukça lüks yapılarda yaşamaktadırlar.
Giritli Mahallesi’nde karşılıklı ‘mübadele’ (değişim) sonucu yerleştirilen Girit Türkleri oturur. Homurlu Köyü’ne Bulgaristan’dan gelen göçmenler yerleşmişlerdir. Buralarda evler iki yanı kaldırımlı, toprak yollar boyunca dizilmiştir. Çoğu tek katlıdır. Büyük bahçeler içindedir. Bazıları ise bitişik olup, üç yanı bahçe ile çevrilmiştir.
Yerli halk kentin eski mahallelerinde oturmaktadır.

Mersin istasyon binası - İMeriç Alkan arşivi

Mersin istasyon binası – İMeriç Alkan arşivi

Osmaniye Mahallesi
Eskilerin Şamut dediği mahalle, Rum ustaların, sanat erbabının yaşadığı, aynı zamanda, sebze, meyve üretimi yapılan bir Hıristiyan Köyü idi. Arıcılık, değirmencilik işlerini de yine bu insanlar yapıyordu.
Yeni tesis edilen portakal bahçelerine, Tarsus’un İskiliç Köyü’nden, Gökçeli Bucak Ağaları hizmeti için, ilk olarak sekiz Rum aile getirilmişti.
Bölgedeki varlıklı Türkmen ailelerine yardımcı olan, hizmeti üstlenecek erkeklere Tutma veya Dutma, kadınlara da Rumlu, Urumlu denirdi.
Bu halkın Lozan Anlaşması’na kadar kaldığı ve çocuklarının eğitimine özen gösterdikleri bilinmektedir. Bu köyde lise öğrenimi verdiklerini, kurdukları okullardan öğreniyoruz. O günlerden kalan cami binası da eski Aya Nikola Kilisesi’dir aslında.

Eski MersinÇankaya
Mahmudiye ve Bahçe Mahallelerinin buluştuğu bu mahalle eskiden “yanık mektep” civarı diye bilinirdi. Bu mahalledeki önemli bir yapı Tevfik Sırrı Gür Lisesidir. Eski fotoğraflarda bu alan kentin spor merkezi gibi görülür.

Mesudiye Mahallesi
Bugünkü Metropol binasının güneyine yaslanır. Mersin’in 50 hanelik en eski altı mahallesinden biridir. Dik kesen sokak planlarıyla Prof. Herman Jansen’in çalışmalarına uyum göstermektedir. Mesudiye Mahallesi’nde altı taş, üstü bağdadi yapılar ağırlıkta idi. Bugün bile eski karakterli taş yapılar az da olsa görülebilir.
1900’lerin başında Mesudiye Mahallesi’nde buhar gücü ile çalışan, yılda 300 ton pamuk işleyerek 200 ton bez üreten bir fabrika işletmeye açıldı.

Atatürk Mersin'de portakal bahçesinde  19 Kasım 1937

Atatürk Mersin’de portakal bahçesinde 19 Kasım 1937

İhsaniye Mahallesi
1899 yılında Girit’ten göç edenler için yapılan evler Kuruçeşme’nin kuzeyindedir.
O dönemde Giritli Mahallesi olarak anılıyordu. Girit göçmenleri genelde kasaplık yapıyorlar, konsinye hayvan alıp, burada kesip satarak geçimlerini sağlıyorlardı. Mahallede yerler adeta hayvan dışkılarıyla kaplıydı. Bu mahalle için Ahmet Şerif’in yazdıkları düşündürücüdür.
…Mersin’in bir caddesi hariç tutulursa, diğer sokakların durumu belediyenin yüzünü ağartacak gibi değildir. Dar pis sokaklar, çamurdan geçilemeyecek bir durumdadır. Hele Girit Muhacirleri’nin yerleştirildikleri mahalle bütün bütün iğrenti vericidir.
Kentle arasında yeşil alanlar, bahçeler ve mezarlık bulunuyordu.

Oysa Lozan ile mübadele anlaşmasında (1924) en güzel evlerin bulunduğu mahalle Girit’ten yeni göçlere açılır. Eski fotoğraflarda Havuzbaşı olarak anılan semt (Yeni) Girit Mahallesi olmalı.

Hamidiye Mahallesi
Eskiden Medrese Mahallesi olarak anılan mahalle 1890’larda adını II. Abdülhamit’ten almıştır. Şinasi Develi’ye göre Çopurlu Köyünden Müftü Mehmet Efendi, ailesiyle bu mahalleye gelerek bu mahallenin kurucusu olmuştur. 1902 yılında Mersin Müftüsü Abdullah Efendi de buraya bir ilkokul yaptırmıştır. Bina halen kullanılmaktadır.

Mersin eski sokakÇardak Mahallesi
Eski fotoğraflarda izlediğimiz, bugünkü Halkevi civarındaki Huğ ve Çardak’lardan oluşmuş ilkel bir mahalle idi. Vali Tevfik Sırrı Gür döneminde ortadan kaldırıldı.
İlginçtir 17 Mart 1923 tarihinde Mustafa Kemal’in konuşma yaptığı yer burasıdır. Çünkü önünde geniş bir alan vardı. Burası Millet Bahçesi oldu. Şimdi Kültür Merkezi önündeki alan.

Cami-i Şerif Mahallesi
Mığrıbi (Abdullah) Camii’nin adından dolayı, bu isimle anılır. En eski altı mahalleden biridir.
Bugün Mersin içinde dönemini yaşatan yanyana üç evin bulunduğu, önündeki meydanla bütünleşen kent ölçeğindeki en korunmuş örnektir. Bu evlerin bulunduğu sokak, bütünüyle korunacaktır.
Bu mahalle içinde doğudan batıya uzanan Fabrikalar Caddesi de anılmaya değer. Caddenin adı Mersinli Cemal Paşa olarak değişti. Olmadı şimdi kent dokusunda sadece bir rakamla belirtiliyor.

Atatürk MersindeMahmudiye Mahallesi
Adını II. Mahmut’tan alan mahalle ekonomik kriz nedeniyle 1828’de eski Tarsus iç göçü ile meydana gelen gayrimüslim mahallesidir. 1800’lü yılların sonlarına doğru hızla gelişip, yoğun yapılaşmaya ve farklı etnik nüfusa açılan bir mahalle özelliğindedir. Şimdi Gökdelenin olduğu yerde Bodosaki Efendi’nin tekstil, yağ, çeltik ve buz tesisleri yer alıyordu. Cumhuriyet Döneminde Çukurova Grubuna geçen fabrika alanında şimdi Mersin Metropol yükseliyor.

Bahçe Mahallesi
Bahçe Mahallesi hep huğlardan oluşmuştu. Tarım işçilerinin kurduğu ve yaşadığı Fellah mahallesidir, ağırlıklı olarak Arapça konuşulur. Bahçe Mahallesi’ndeki evler bağdadi, çardak ve huğlardan oluşmuş düşük kaliteli yapılardı. Şimdi bile birkaç eski yapı bulunabilir. Bağlık bahçelik bir mahalle idi. Eskiden kendine ait bir mezarlığı vardı. Şimdi bile örnek birkaç kutlu kişinin mezarı sevenleri tarafından ziyaret ediliyor.

Eski bir Mersin evi. Çizim; Tuncay Özgenel

Eski bir Mersin evi. Çizim; Tuncay Özgenel

Kültür Mahallesi
Levantenlerin ve varlıklı kişilerin mahallesidir. Eskiden deniz kıyısı boyunca sıralanan yalı evleri şimdi “Altın Anahtarlar” olarak isimlendirilen apartman bloklarıdır. Şehrin eski alışveriş caddesi olan Atatürk Caddesinin devamı olan cadde kentin 15–20 yıldan bu yana yeni alışveriş merkezi olmaya çalışıyor. Kültür Merkezi, sinema ve tiyatro gibi kültür kurumları da bu mahallededir.

Nusratiye Mahallesi
Önceleri Doğu Anadolu’dan gelen halkın oturduğu mahalle olarak bilinirdi. Şinasi Develi adının kaynağını Osmanlı gemilerinden aldığı şeklinde açıklıyor. Nitekim “Nusrat” mayın gemisi de Tarsus’ta sergilenmektedir.

Kiremithane Mahallesi
Şam ve Laskiye’den gelen insanların yerleştiği, Mersin’in ilk kiremit çatılı mahallesidir. Denizcilik işleri ve ticaret mesleğine sahip halkı vardı. Farklı Arapça aksanı konuşulduğu bilinir. Kiremithane mahallesi bir merkez kimliğindedir. Cami, hamam, fırın, okul çevresinde oluşan yapılar genelde düşük kaliteli olmasına karşın, yerel özellikleri ve tarihi ile korunma gerektiren kent içinde özgün kalmış bir bölgedir.
Göçmenler için kurulan İhsaniye, Mahmudiye gibi mahalleler artık bu kimliklerini yitirmiştir.

Fazıl Tütüner KoleksiyonuYenimahalle
Jansen Planına göre yapılanan, dönemine göre yeni bir mahalle idi. Hatta planda mahallenin doğu tarafında bir tayyare meydanına yer verilmesi düşündürücüdür. Genelde o dönemde doğu illerinden gelenler buraya yerleşmişlerdi.

Karaduvar Mahallesi
Karaduvar Fellah halkın yerleştiği, bahçeci, tarım köyü iken ATAŞ Tesisi’nin kurulmasından sonra Mersin kent sınırları içine alınmıştır. Romalı Şair Avienus’un bir liman kenti dediği, şimdi balıkçı barınağı olan mahalledir. (Kayıp kent Anchiale burası olmalı.)

Cumhuriyet Meydanı. Hayrettin Ergun arşivi.

Cumhuriyet Meydanı. Hayrettin Ergun arşivi.

Frenk Mahallesi ve Uray Caddesi
Eski ismiyle Frenk Mahallesi’ndeki Yoğurt Pazarı ve çevresi Levanten halkın oluşturduğu ticaret merkezinin yanı sıra bir köylü pazarı niteliğindeydi. Çevresinde bir kaç ahşap kulübe, tütüncü, demirci dükkânları sıralanmaktaydı. Hayrettin Ergun arşivi
1974 Mimar Şevki Vanlı’nın planlamasına göre; 1976’dan beri “sit alanı” kararı olan bölgedir. Uray Caddesi boyunca sağlı sollu pek çok dini ve sivil mimarlık örneği yapıların iyi korunmuş olduğunu söyleyebiliriz. Aynı yönde, kuzeydeki Mücahitler Caddesi ile Uray Caddesi’ni birbirine bağlayan sokaklardaki pek çok bina tadilat görmüş, tamirat amaçlı şekil değiştirmiştir. Basit onarım esasına uyulması gerekirken, bu yapılmamıştır.
Buradaki bazı binalar yıkılmış olmasına karşın sit planında bir ironi olarak hala yeralır. Orta kalitedeki yapım şekilleri ile halen işlevini sürdüren, pek çok işyeri ve konut bulunmaktadır. Yüzyılı aşkın süredir çevre ekonomisine ve ticaretine yön veren çekirdek bölgedir. Latin Kilisesi, Mersin Orta Okulu, Mağazalar Karakolu, projesine ve aslına uygun yeni restorasyonu yapılan Taş Han, basit onarımla, yeni işlevler verilerek hayata geçirilen İçel Sanat Kulübü Binaları anılmaya değer yapılardır.

Jansen planına göre yapılanan Yeni Mahalle. Ali Merzeci arşivi

Jansen planına göre yapılanan Yeni Mahalle. Ali Merzeci arşivi

Bu arada 12 Eylül hukukuyla Mücahitler Caddesi üzerine Jandarma Komutanlığı binası oturmuştur. Bugün bir çıkmaz haline getirilen Mücahitler Caddesi, eski adıyla Pazar Caddesi eskiden Mersin’i Adana yoluna bağlıyordu.
Frenk Mahallesi’nin en eski ve büyük caddeleri; İstasyon ve Hükümet (Uray) Caddeleri’dir. Yapı kalitesi yüksek, zengin ve çağına göre görkemli binalar kent dokusu içinde bu yörede yapılanıyordu.
Günümüze gelen iyi örnekler buradadır. Yollar beyaz renkli sert kireç parke taşıyla kaplanmıştı. Kaldırımların üzerlerini örten oluklu saç (lamarin) sundurma örtüleri bulunmaktaydı.
Bu caddenin tarihsel sürecine bakarsak: Mersin’i vareden özellikle pamuk dışsatımı için yapılanan bu cadde üzerinde; denize uzanan hemen her sokağın ucunda bir iskele yer alıyordu. Belediyenin iskelelerden aldığı gelirlerin dört yıl süreyle bağışlanması koşuluyla, 1901 yılında, günümüz Uray Caddesi’nde bulunan kesme taştan, iki katlı hükümet konağı inşa edilmişti. Cadde üzerinde bankalar ve liman işlerine ait kurumsal yapılar sıralanmıştı. Yine bu cadde üzerinde iş hanları, kiliseler, sefarethaneler bulunuyordu. Caddenin deniz tarafında doğudan batıya, Alman İskelesi, Belediye İskelesi, Azak Han ve Taş Han’ın eteğinde Taş İskelesi, Gümrük Meydanı ve Gümrük İskelesi vardı. (Günümüzde Gümrük Meydanı ve binalarından hiçbir iz kalmamıştır.)

Ertan Aykın'ın yorumuyla Mücahitler Caddesi

Ertan Aykın’ın yorumuyla Mücahitler Caddesi

Gümrük Meydanı
Mersin’in ilk kartpostallarında bu alan için “Çeşme Meydanı” ibaresini görürüz. Fransız İşgali ile yeniden düzenlenip onarılan meydanın zeminine kesme parke taşı döşenir. Sonraları ortadaki çeşmenin üzerindeki ahşap, şadırvanımsı dekorasyon sökülüp yerine “jardenya” tipi ferforje dekoratif çatı oturtulur.
Bu arada uzun yıllar bu alana adını verecek bina, Gümrük Binası inşa edilir. Daha sonraları çeşmenin yerine değişik zamanlarda dekoratif süs havuzları yapılır. Sonuncusu ise, dünyaca ünlü mimarımız Şevki Vanlı’nın havuzu da kompresörle kırılıp nedensiz yok edildi.
Meydanın batı yönü, Belediye Bahçesi, Millet Bahçesi, Aşıklar Parkı, Kilise Bahçesi gibi, zengin bir yeşil doku içinde, parke taş döşemeli yollarla Kışla Caddesi’ne bağlanıyordu.
Yoğurt PazarıGümrük İskelesi ile Mersin Tren İstasyonu arasında bir dekovil hattı vardı. Ağır yük taşımacılığı, özellikle pamuk balyaları için kullanılıyordu. Bu hat istasyondan gelip, gümrük binası önünden bir “U” çizerek geri dönüyordu. Bugünkü Uray Caddesi’nin adını, o zaman üzerinde bulunan Belediye=Uray Binasından almış olduğu söylense de, bu U çizen raydan
U-ray dan ötürü bu isim konmuş olmalı. Bir başka ray sistemi, Mersin Tramvay Hattı, yine Gümrük Meydanı’ından başlıyordu.
Şeref Gökçel anlatıyor: “Halkevi yapılmadan önce Vali Rüknettin Nasuhioğlu, Kilise’nin yanından ve Vali Konağı’nın yanından birer yol açarak, buralardan Atatürk caddesi ile Silifke caddesi arasındaki bağlantıyı (Jansen Planı’na uygun olarak. S.V.) sağladı.
Babam Ahmet Bey çarşıdan eve dekovil arabasıyla gider gelirdi; üstü açık dekovil vagonu üzerinde, elinde şemsiye ile güneşten korunduğunu anımsıyorum”…

Gümrük Meydanı - (eski hali) Kartpostal

Gümrük Meydanı – (eski hali) Kartpostal

Doğu – batı yönündeki güzergâh, Müftü Köprüsü’ne kadardı. Ulu Cami yanındaki Karamehmetler Pasajı’nın bulunduğu bina Kamer Sineması da sahipleri tarafından yıktırıldı. Oysa bu binanın özellikle sağ kuzey bölümü, 100 yıllık eski Avrupa Emperyal Oteli’nden günümüze kalan kısmı idi. Otelin oradan sökülen ana giriş kapıları, bugün İçel Sanat Kulübü Nevit Kodallı Salonu’na takılarak kurtarılmış sayılabilir.
Doğu – batı yönündeki bu caddeye paralel, kuzeyde Silifke Caddesi yapılanmaya başlıyor, Bahçe, Kiremithane ve Müftü Mahalleleri’ni bağlayarak batıya uzanıyordu.
Doğu – batı yönündeki bu caddeleri, kuzey güney doğrultuda kesen ilk cadde, halk arasında Hastane Caddesi adıyla anılır. İlk ismi Bozkurt Caddesi’dir. Cumhuriyet’in ilanından sonra Kuvayi Milliye Caddesi adını almıştır.
Mersin’in ilk valilerinden Ali Rıza Ceylan ilk asfalt ve kanalizasyon işlerini bu caddede başlatmıştı. 1938’de kanalizasyon döşenen cadde, o yıllarda asfaltlanmıştı. Şimdiki Metropol civarında sona eriyordu. Buradan doğuya Hıristiyan Mezarlığı, Beşyol’a uzanıyordu.

Harettin Ergun arşivi

Harettin Ergun arşivi

Bu caddeye paralel, Zeytinli Bahçe caddesi de, Kuvayi Milliye Caddesi gibi kentin dokusunu kuzeye taşıyan ana arterler olarak düşünülmüş olmalıdır.
Başka bir yol, Mersin’in kültürel höyüğü, Yumuktepe’den başlayan Soğuksu Caddesi’dir. (Adını Yumuktepe eteğindeki Soğuksu adlı küçük bir pınardan alır. Çevresinde açılan kuyulardan motopomplarla çekilen zeminaltı suyu, tepe üzerindeki depoya, oradan da şehre verilirdi.) Aslında bu cadde Kamer Sineması ile Cemak Pasajı’nın arasında sahile kavuşurdu. Bu aykırı güzergâh Soğuksu Deresinin yatağını izliyor olmalı
Cemal Paşa (Fabrikalar) caddesi boyunca fabrika, imalathane ve atölyeler sıralanıyordu.
Kuruluşu 1830’lara dayanan Mersin, İstanbul’a alternatif metropol gösteriliyor.
İlk yerleşimiyle, Mersin ağaçları arasında kurulan huğ, çardak ve tahta kulübelerden oluşan yapılar topluluğuydu şarkılarda kalan Mersin.Mersin 3

Pozcu
Mersin Kentinin Batı Yakası bir Pozcu Mahallesinden başlayıp yeni Mersin’e Yenişehir Belediyesi’ne dönüştü
1952 yılında bir yapı kooperatifi olarak başlayan girişim yeni bir Mersin yarattı. Ressam mimar Nuri Abaç’ın parselasyonunu yaptığı m2’si bir liradan arsa satışı gerçekleştirilen günümüzün Bahçelievler/Pozcu Mahallesi böyle doğdu. 1960’lı yıllarda oluşan yeni mahalle, 30 yıllık sürede hızla değişime uğramış, ortadirek ve varlıklı ailelerin yaptırdığı, küçük bahçeli tek veya iki katlı bazıları havuzlu evler kısa sürede yerlerini kimliksiz apartmanlara bırakmıştır.
1994 yılında kurulan Yenişehir Belediyesi aslında bu Bahçelievler Mahallesinin ne kadar geliştiğinin göstergesidir. Mersin kentinin Batı Yakası bir Pozcu Mahallesinden başlayıp yeni Mersin’e Yenişehir Belediyesi’ne dönüştü

Şevket Pozcu
1893 yılında İstanbul’un Beşiktaş semtinde doğan Şevket Pozcu aslında Düzceli bir “Çerkez” ailesinden gelmektedir. İlk gençlik yıllarından itibaren ticaretle uğraşmış, İstanbul da Nuri Demirağ’la tanışıp, Anadolu’da birlikte bazı inşaat işleri de üstlenen Pozcu, dünyanın birçok yerini de ziyaret etmişti. 1938 yılında Mersin’e gelerek arazi satın alan Pozcu kurduğu çiftliklerde Türkiye’de ilk kez portakal şarabı üretmiştir. Çeşitli ürünlerini yurt dışına da ihraç etmiştir. Mersin’in çehresini değiştiren Şevket Pozcu Aliye Pozcu ile evliydi. 1933 yılında Bursa’da öldü. Oğlu Derya Pozcu Mersin’in tanınmış iş adamıdır.

FRANSIZ İŞGALİ’NİN ETKİSİ
“Kilikya, hakiki Türk namuskârlığının koparılmaz bir parçasıdır.” Piyer Loti

İngilizler, 17 Aralık 1918 günü Mersin’i işgale başlamışlardı.
20 Kasım 1919’da İngiliz kuvvetleri çekilmiş, yalnız Fransız birlikleri kalmıştır.
Taş Han müfreze karargâhı olarak kullanılmış, eski Vilayet Binası (Hükümet Konağı), işgal komutanlığı olmuştu.
Yumuktepe üzerine de gözcü birlikler yerleştirilmişti. Buradan ikmal için bugünkü Cengiz Topel Caddesi, denizden tepeye doğru anayol olarak açılmıştı.
Huğdan Gökdelene (53)Mersin’de Fransız İşgali döneminde Yumuktepe’de izinsiz kaçak kazılar yapıldığı da biliniyor.
1920 tarihli Paris kaynaklı Mersin Şehir Planı, elimizdeki en eski plan özelliğindedir. Tipik ızgara tarzındaki bu planlamada zamanına göre iyi bir örnek sayılabilir.
Bu yıllarda geçmiş günlerin deniz saldırılarından hasar gören, Askeri Kışla Binaları, İngiliz Yağ Fabrikası’nın onarıldığını görüyoruz.
Şimdiki Kasaplar Çarşısı o yıllarda “şehir sebze hali” olarak “Akdeniz ve Türk Mimarlık öğeleri” dikkate alınarak planlandı ve inşa edildi.
Prekast cepheli beton kaplamalı karşılıklı Sursuk binaları Fransız İşgali sırasında yapılmış olmalı. Bitişiğindeki Kurum Sineması bu yıllarda yenilendi.
Yine işgal yıllarında, Gümrük Alanı ve Gümrük Binaları yeniden yapılandı.
Daha önceleri Gümrük Meydanı ile Müftü Mahallesi arasına Tramvay Hattı yapılmıştı. Fransız işgali döneminde seferler durduruldu. Ardından hat sökülerek İstasyon ile Gümrük Meydanı arasındaki Uray caddesine eşya taşımak üzere döşendi. Fransızlar savaş nedeniyle müşteri bulmakta zorlanan tramvay hattını Gümrük meydanıyla Tren Garı arasındaki bir kilometrelik Uray Caddesi boyunca uzanan yola döşerler.
Şinasi Develi’ye göre iki dekovil hattı daha vardır. 1- İstasyon – Bodosaki Fabrikası arası. 2)- İstasyon-Hamit Molla Fabrikası arası.

Kilikya Pulları
İşgal yıllarının en güzel tanığı Kilikya Pulları’dır. Pul sıkıntısına düşen dört postaneden, (İngiliz, Fransız, Avusturya, o sırada her devletin kendi postanesi hizmet vermişti) ellerindeki pulları sürsaj yaparak kullanmış oldukları anlaşılıyor. Çeşitli ülkelerin ilginç pulları, Mersin’in işgal yıllarından izleri günümüze taşıyor.
İsmet İnönü, Kurtuluş hareketini TBMM’inde anlatırken: ‘Mersin Cephesindeki direniş ve başarıyı, tarihimiz ve bizden sonraki kuşaklar övünç ile anacak ve yüce olaylardan biri olarak değerlendirecektir’ demiştir.

Mersin de BayramCUMHURİYET DÖNEMİ’NDE KENT DOKUSU
Cumhuriyet Dönemi’nde bazı Ermeni ve Rum ailelerin Mersin’den ayrılmaları önceleri meslek erbabı ve zanaatkâr alanında, kent yapım işlerinde usta-kalfa sıkıntısı yaratmış olmalı. Zamanla yerli halk ve kalan azınlıklarla açık kapatılmıştı.
Zaten yaşanan ekonomik krizler nedeniyle yapılaşma otuz yıl kadar gecikmiştir.
1927 yılına kadar ayrıntılı yerleşim ve nüfus bilgileri azdır. Birinci Dünya Savaşı, Milli Mücadele Yılları, işgaldeki kaç-kaç ile adeta nüfusta azalma yaşanır. Ekonomi geriler.
1900 yılında şimdiki Mersin Metropol’ün yerinde zaten bir Un Fabrikası kurulmuştu. 1927’de Elektrik Fabrikası adıyla bilinen jeneratör ile üretilen elektrik, ahşap direkli havai hatlarla kente düzenli olarak verilmeye başlandı.
1930’lara kadar sekiz-on otel yapıldı. Mersin’i tehdit eden sellere karşı önlem alındı. Cumhuriyet dönemi ilk yıllarında yapılan kuşaklama kanalı ile su baskınlarına engel olundu. İçme suyu şebekesi kurulmaya başlandı. Çok iyi bir arıtma tesisi kuruldu. Yakın zamana kadar ev bahçelerinde emme basma tulumba bulunurdu. Bugün Tulumba Durağı olarak anılan yer de aslında, Müftü Köprüsü yanındaki büyük pompadan bir anıdır.
Bu yıllarda otuzbeş yıl hizmet verecek Vapur İskelesi inşa edilmiştir.
Bu dönemde kentte kuzeye doğru yerleşim yerleri, kıyı boyunca ticaret yapıları ve yönetim yapıları gözlenmektedir.
Dünya Savaşı sonrasında başlayan “Tarımda Makineleşme” ve nüfus artışının getirdiği nedenlerle, iç göçten Mersin de payına düşeni almıştır.
1960 yılından sonra, ülke ortalamasının üzerinde nüfus artışı ve buna paralel yapılaşma görülür.

Mersin de sel1968 Sel Felaketi
25 Aralık 1968 tarihinde Mersin’de o güne kadar görülmemiş yoğunluk ve sürede yağan yağmurlar yörede su baskınlarına neden olmuştu. Ancak anılan tarihte, Mersin Çayı’nın önünde sayfiye amaçlı kurulmuş olan köprü gazinonun önü, suların sürüklediği çalı, ağaç benzeri döküntüyle tıkanmıştı. Sular yükselince oluşan basınç bir süre sonra barikatı yıkınca ardındaki potansiyel farkı, büyük dalga etkisi yapmıştı. Sular çevredeki evleri basmış, apartmanların birinci katlarındaki eşyalar bile, bu etkiyle balkon kapıları ve pencerelerden dışarıya uğramıştı. Kent selden çok zarar görmüş, tarihi Müftü Köprüsü de yıkılmıştı. Şehirde halk sandallarla ulaşım yapmış, afet bölgesi ilan edilmişti. Sadece Mersin merkez değil, Tarsus ve Silifke de bu afetten etkilenmişti. (Bu kitabın yazarı Semihi ve Ayşe Vural bu yağışlı günde İstanbul’da evlendiler.)

Prof.Dr.Herman Jansen'in Mersin Kent Planı. (Tolga-Tülin Ünlü'den)

Prof.Dr.Herman Jansen’in Mersin Kent Planı. (Tolga-Tülin Ünlü’den)

Jansen Planı
Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte planlama çalışmaları ciddi bir duruma girmişti. Mersin kenti İmar Planı için Avusturyalı şehirci Prof. Dr. Herman Jansen görevlendirilmiştir. İmar planının 1932 tarihli olduğu söylense de, onaylanma tarihi 1938 yılıdır.
2005 yılında Mersin Üniversitesi’nde yapılan “Tarih içinde Mersin Kolokyumu”nda şehir plancıları Tolga Ünlü ve Tolga Levent, Jansen Planı’nın etkileri konulu çalışmaları yayımladılar. Bu çalışmanın “rekreasyon alanları ve yaya koridorları” bölümünde şöyle denilmektedir:
(Jansen’in ‘Mersin Şehri İmar Planı’nında görülen) “Rekreasyon sisteminin bir diğer parçası da “yeni yönetim merkezi”dir. (civic center). Bu alanda Atatürk Parkı olarak adlandırılan bir park ile birlikte bir Tiyatro binası, Halkevi, Vali Konağı, Belediye Binası (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bina) ve Halk Fırkası binaları yer almaktadır. Günümüzde Atatürk Müzesi ve Kültür Merkezi arasında kalan bu alan, yeni “yönetim merkezi” olarak belirlenmiş, böylece kamusal hizmet veren kullanımlar Uray Caddesi’nin batısına doğru taşınmıştır. Bu alanda bulunan Arap Ortodoks Kilisesi’nin de kütüphaneye dönüştürülmesi öngörülmektedir. Bu alana verilecek servisler kuzeyindeki taşıt yolundan sağlanacaktır. Ve bu yol kesinlikle yayalara kapalı olacaktır. Bu alan içinde öngörülen kullanımlardan bazılarının hayata geçmemesine rağmen alanın günümüzde de benzer yönetimsel ve kamusal işlevler tarafından kullanıldığı görülmektedir.
Bu alansal kullanımların yanı sıra bunların da birer odak noktası olarak kullanıldıkları denize dik ve yatay yeşil koridorlar tasarlanmıştı. Bu koridorlar bir yönüyle rekreasyon sisteminde süreklilik sağlarken, diğer yönüyle kentin hemen hemen her noktasının deniz ile ilişkilenmesini sağlamaktadır.”
Jansen Planı’nı incelediğimizde mevcut durumu koruyarak kuzeye ve batıya doğru gelişen bir planlama görüyoruz. Mevcut yollar korunarak ve bazıları genişletilerek ulaşım iyileştirilmiştir.
Mesudiye, Camii Şerif, Yenimahalle, Jansen’in planlamasına göre yapılanmıştır. İstiklal Caddesi batıya uzatılmış, Yeni Müftü Köprüsü’ne bağlanmıştır. (Uygulaması 1976’da gerçekleştirildi.) Buna paralel olarak bir Çevre Yolu tasarlanmıştır. Bu yol şimdiki Fasih Kayabalı ve Bahçeler Caddesi’dir. 109. sokak kuzeye doğru devam ettirilmiş, Çevre Yolu’na bağlanmıştır. Ayrıca buna paralel daha batıda II. derece bir yol daha önerilmiştir.
Yeni yerleşim alanları ise daha batıya, Müftü Deresi ile 159. sokak arasındadır. Burada sosyal ve rekreatif tesislerle bütünleşen bol yeşil alan öngörülmüştü.
Tasarımı yapılan Çevre Yolu’nun güneyinde yeşil bir bant bırakılarak, mevcut konut dokusu ile bu bant arasında bir sıra konut adası düzenlenmişti.
Kuzeyde Devlet Hastanesi’nin doğusunda yeni bir kent dokusu, yeni yerleşim alanları tasarlanarak “Amele Mahallesi” olarak adlandırılmıştı. Bu üslup tüm Jansen planlarında görülen bir olgudur. Düşük gelirli kesimlerin oturumu için öngörülen mahalle, “Tayyare Meydanı” kenarındadır.
Plan bütününde ise batıya doğru yayılan kent dokusu yanında kuzeyde bağlık ve bahçelik alanlarla, meskûn alana bağlanan yeni bir yerleşim ünitesi, doğuda ise büyük bir Tayyare Meydanı ve bunun güneyinde endüstri sahası ve liman sahası öngörülmüştü. Bu alan demiryolu ile desteklenmektedir. Mezbaha, Baytar Enstitüsü ve Panayır yerine de yine bu doğu kanadında yer seçilmiştir. Mevcutta görülen Liman ise sahilin doldurulması ile gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.
Kent dokusu arasına küçük bahçeler için alanlar bırakılmış, bunlar büyük yeşil alanlarla desteklenmiştir. Kentin kuzeyi ise tamamen büyük bahçeler ve tarlalar olarak planlanmıştı. Bu anlayış o gün tarıma, özellikle narenciyeye verilen önemi vurgulamaktadır.
Jansen’in planında korumacılık anlayışı oldukça belirgindir. Mevcut kent dokusu bırakılırken, kısmen genişletilen, kısmen yeni açılan yollarla giderek büyüyen kent ulaşımı çözümlenmeye çalışılmıştır.
Jansen’in Ankara için hazırladığı plan gibi, nüfus artış hızı doğru saptanamamış ve kent yayılmaya başlamıştır. 1935 nüfus sayımında 28.924 olan nüfus, 1960’da 68.485’e ulaşmıştır.
Mersin 41925’de 23.000 civarında nüfusa sahip olan Mersin’e, Atatürk geldiğinde, Mersin-Silifke yolunun çok kötü olduğu söylenir. Atatürk eşini Silifke’ye bu nedenle götürmez.
O zamanki yerel deyimle Silifke’ye gitmek, “deveye hendek atlatmak”tır. Silifke’ye develerle üç-dört konaklamayla veya “yaylı” denilen at arabalarıyla gidilebilirdi.
1930’da İktisat Vekâleti Türkiye’de transit ticaretin gelişmesi için serbest bölgeler öneriyordu. Başı çeken İstanbul’un peşinden İzmir ve Mersin geliyordu. Ancak yarım yüzyıl sonra 1985 yılında uygulanmaya geçilebildi. Yeni bir iç göç yaşatan bu karar özellikle doğu illerinden gelenlerle Mersin nüfusunda adeta bir patlama oldu.
1944–1947 yılları arasında, şehrin imarı için çalışan Vali Tevfik Sırrı Gür zamanında, Şehir Stadyumu, Türkiye’nin en güzel Halkevi Binası, önündeki Tören Alanı ve Atatürk Heykeli inşa edildi. Yine Gür döneminde Lise Binası hizmete girdi, Tüccar Kulübü Binası yapıldı.
Bizce 1945 yılında T.Sırrı Gür tarafından yaptırılan en önemli yapılar arasında, kente olağanüstü güzellik verip, karakter sağlayan, “Begonvilla Çiçek Pergoleleri”dir. Sıcak günlerde konsolos çiçekleriyle örtülü bu promenad yolları, Türkiye’de hiç bir kentte yoktur. Ne yazık ki bu doğal örtü ortadan kaldırılıyor. Kiminin altında satış kulübeleri (kiosklar) yapılırken, kimilerinin doğal çiçek örtüsü kaldırılıp, yerine, zevksiz, plastik çirkin çatı örtüleri takılıyor. 2010 yılında bazı (Vali Konağı önündeki) elemanlar yenilendi Ancak pek çoğu kaldırıldı. Şimdi Kültür Merkezi arkasında, Müze önündeki yolun üst kaplaması hiç yok.
İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler “askeri amaçlı”, Mersin-Ulukışla arasında asfalt bir yol yaptılar. 1980’e kadar bu yol kullanıldı. Bugün bile bazı bölümleri o eski yoldan kalan güzergâhtır.
Merkezi Mersin’de bulunan Cenup Yolları Amirliği adındaki devlet kuruluşu, 1950 yılında Amerikan yardımı ile başladı. Daha sonra adı 5.Bölge oldu. Mersin-Silifke-Mut yolu 1956’da açıldı. Batıya bağlanan karayolu ise 1960 sonlarında açılabildi.
Şehir merkezinden geçen, doğu batı arasında uzanacak İstiklal Caddesi bu yıllarda açılmaya başlandı, 1970’lerin sonlarında tamamlandı. Yine 1978–80 arası “Çevre” Yolu tamamlanarak, Tarsus’a ve Adana’ya ulaşan çift yola bağlandı.

2010 Sadece Vali Konağı önünde ve doğusundaki parkta "göstermelik" duruyor

2010 Sadece Vali Konağı önünde ve doğusundaki parkta “göstermelik” duruyor

1954 yılında yapımına başlanan Mersin Limanı, sadece Çukurova’nın değil, Anadolu’nun en önemli deniz kapısı olmuştur.
Bugünkü liman 1961’de hizmete girdiğinde, kentin ilk kurulduğu ana arter, artık sahilden 500 m. içeride kalmıştır.

Mersin Limanı
Türkiye’nin Akdeniz sahilinde bulunan en büyük modern limanı olan Mersin limanının ilk inşaat çalışmaları 1928 yılında başlatılmış, o dönemde 140 m. uzunluğunda DDY iskelesi inşa edilmiştir. Şimdiki Modern Limanın mevki durumu şöyledir. Enlem arzı: 36° 46′ 37” kuzey, boylam tûlü: 34° 36′ 50″ doğudur. 2394 mt. Doğu, 1549 mt. güney mendireği ile çevrilidir. 4.700 metrekare korunmuş su alanı, 1.200.000 metre kare geri sahası, batı kesiminde balıkçı barınağı ve yat baseni olarak hizmet vermektedir. Serbest Bölgeye de hizmet veren rıhtımla birlikte toplam 3897 m. rıhtım bulunmaktadır.
Liman girişinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Müdürlüğü önünde Mersin Turizm Tanıtma Müdürlüğü vardır. Liman Tesislerinden sonra Mersin’in Atatürk Parkı sahil boyunca uzanır. Limandan sonra hemen sağ tarafta Mersin Valiliği vardır. Mersin Limanı için kıyı doldurulurken kazanılan alan Atatürk Parkı olarak kamuya hizmet verir. Son yıllarda burada açık ve kapalı kültür yapıları inşa edilmiştir.

Mersin Limanı

Mersin Limanı

1970’lerde şehrin kuzeyinden geçen Çevre Yolu kişiliksiz yapılanmaya neden olurken, batı yönüne, Pozcu’ya giden kısmı da aynı tip beton yapılarla kuşatıldı.
Yukarıdaki anı fotoğrafında, sol yandan itibaren: Yerinde Mersin Oteli, Ziraat Bankası var. Üç kemerli Ziyapaşa Gazinosu şimdi PTT nin deposu olarak kullanılıyor. Üst katı boş. Onun yanındakinin yerinde PTTnin yeni binası yapıldı. Tek penceresi görünen yapı Taşhan onarıldı ve yaşıyor.. Ve denizin yerinden İsmet İnönü Bulvarı geçiyor.
50’li yıllarda “Bahçelievler”den oluşan gerçek Bahçeli evler mahallesi de kırk yıl içinde kabuk değiştirdi. Adı kaldı. Sahil Yolu üzerindeki “lebi derya” iki katlı taş yapılar da yerlerini, apartmanlara, çok katlı yapılara terk ettiler.

Mersin Lİmanında rölyefler

Mersin Lİmanında rölyefler

Bu yoğun merkez ve çevre yapılanmaları, bir zamanlar “Güneyin İncisi” durumundaki Mersin’i ve kent yeşil dokusunu adeta kazıyıp yok etmektedir.
MERSİN’DE MİMARİDE İZ BIRAKAN YABANCILAR
Rumlar Mavromati
Araplar Kiremithane Mahallesi
Maruniler Nusratiye Cami
Hollandalılar Mersin Limanı
Çingeneler Çardak Mahallesi
Alman Herman Jansen
Macar Mister Matisner
İtalyanlar Kasaplar Çarşısı (Eski Hal)
Giritliler Girit Mübadele Evleri
Polonyalılar Latin kilisesindeki siyah Meryem Tablosu

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top