İÇEL SANAT KULÜBÜ – Fazıl TÜTÜNER

Yetmişli yıllarda Mersin’de kültür merkezi, konser salonu, tiyatro, opera, bale, filarmoni veya oda orkestrası, koro, üniversite, konservatuar, sanat derneği, dergi yayınları, sanat galerileri yoktu.
Oysa Mersin’in üzerinde kurulu bulunduğu toprak parçasında binlerce yıl öncesine kadar uzanan
uygarlıklar, buradan Akdeniz’e ve dünyaya açılmışlar, ticari ve kültürel alışveriş içinde bulunmuşlar, anıtlarını, tiyatrolarını,  kültür mirası olarak bırakmışlar. Buralarda kültürler, dinler, mal taşıyan gemiler buluşmuş.
İkibin yıl önce antik Korikos kentinde, Akdeniz kentlerinin paralarını değiştiren sekiz döviz büfesi varmış. Çok öncelere gitmeye gerek yok, kırklı yılların Mersin’inde Mersinliler, raylar üzerinde değişebilen bir sahnesi olan zamanın Halkevi’nde tiyatrolar, konserler ve operetler izliyorlar, sanat sergileri açıyorlar. Zamanın, sonradan yitip giden Akkahve’sinde yazarlar, sanatçılar, edebiyatçılar buluşuyor, Mersin’in sanat gündemini tartışıyor. Yetmişli yıllarda fakat, insanlar bir zamanların o görkemli, artık terk edilmiş ve on yıllardır sahnesinde hiçbir etkinliğin gerçekleşmediği, eski Halkevi’nin, eski Akkahve’nin önünden geçerlerken, geçmişinde sanata ev sahipliği yapmış olan bu kentten, sanatın göç etmiş olmasından hüzün duyuyorlardı.
Oysa o yıllarda, yetmişlerde Mersin büyük bir ekonomik hareketlilik içinde. Sanayi yatırımları, limanın trafiği ve önemi artıyor, iç ve dış ticaret, transit taşımacılık büyüyor, kent her taraftan özellikle doğudan ve İç Anadolu’dan göç alıyor. Doğa güzel, toprak bereketli, ticaret ve sanayi zenginlik üretiyor. Oteller, lokantalar açılıyor, insanlar başka kentlerden, ülkelerden gelip yazlık ev satın alıyorlar. Mersin bir ticaret, tarım, sanayi ve tatil kenti olma yolunda ilerliyor.  Fakat ne kültüre, ne sanata herhangi bir yatırım yok. Orta dereceli eğitim kurumları dışında hiçbir kültür altyapısı yok.
Mersinliler devletin Mersin’e, herhangi bir kültür kurumu kurmuyor olmasından, özellikle eski Halkevi binasının ve altı yüz kişilik konser salonunun onarımının yıllarca sürüncemede kalmış olmasından tedirginler ve bekliyorlar. Küçük bir grup kentli ise beklemek yerine enerjilerini birleştirip, Mersin’e kültürel, sanatsal canlılığı nasıl getirebileceklerini düşünüyorlar. İçlerinde mimar, ressam, avukat, tüccar, ev hanımı, öğretmen var. Kadın – erkek, genç – yaşlı, entelektüel – sade vatandaş karışık bir gurup. Toplanabilecek küçük bağışlarla yer kiralamak veya satın almak pek mümkün gözükmüyor, ne yapacakları meçhul ve soyut. “İçel Sanat Kulübü” adında bir dernek kuruyorlar.  Uzun yıllar askerlik şubesi olarak kullanılmış ve o anda boş ve işlevsiz olan, özel idarenin uhdesinde bulunan iki katlı eski bir Mersin evini,  kültür ve sanat amaçlı kullanmak üzere Vali Teoman Ünüsan’a müracaat ediyorlar ve devlet kültür ve sanat amaçlı kullanmak üzere binayı İçel Sanat Kulübü’ne tahsis ediyor.
Bu küçük insan gurubunun bir araya gelmiş olması ve devletin kendilerine bir bina tahsis etmiş olması, Mersin’in ilerde ülkenin, belki de Akdeniz’in önemli kültür ve sanat kentlerinden birisi olacak olmasında belki ilk temel taşı olmuş olacak. Bu insanlar ne kadar önemli bir başlangıç adımı atmış olduklarını yıllarca sonra fark edecekler, çünkü başlangıçta kuruluşu olağan ve küçük bir olay olan bu dernek, yıllar geçtikçe kentinin ve insanlarının gelişmesine önemli katkılar sağlayacak. Ülkede tanınacak, Mersin içinden ve dışından Mersin’e önerilen birçok kültür ve sanat projesinde ilk muhatap kabul edilecek, Mersin’de birçok ilki başlatacak.
Kendilerine tahsis edilen iki katlı eski askerlik şubesi binasının sadece üst katı kullanılabilir durumda, yürürken zemin sallanıyor, yağmur yağınca çatıdan akan suları toplamak için değişik yerlere kovalar konuyor. Önce üst mekân onarılıyor, orta salonun duvarları sergi alanları, orta mekân şiir söyleşileri, dinletiler, toplu yemekler için kullanılıyor. Odalar resim atölyeleri oluyor ve kurslara başlanıyor. Değişik yaşlardan, gelir guruplarından, mesleklerden insanlar geliyor. Rengârenk bir fikir, sanat ve yaşam topluluğu ortaya çıkıyor, kente hangi vesile ile olursa olsun yabancı bir kültür, sanat, bilim, devlet adamı gelse, birileri koluna girip, ancak bu tek katı kullanılabilen binaya getiriyor. Henüz Devlet Opera ve Balesi, Orkestrası, Korosu yok. Mersin Üniversitesi ve Konservatuar kurulmamış.  İçel Sanat Kulübü müzik, edebiyat, felsefe, tarih,  resim, heykel, fotoğraf, arkeoloji ve doğa meraklıları için kentteki tek vaha oluyor.
Binanın bahçesinin duvarları yok, bahçenin zemininde toprak betonlaşmış, üzerinde arabalar, kamyonetler park ediyor. Alt katın zemini toz, toprak. Bahçe duvarlarla çevriliyor, ağaçlar ve bitkiler ekiliyor, bahçenin ve alt katın zemini düzenleniyor, karo ve mozaikle kaplanıyor, yontu ustaları duvarlara yontularını yerleştiriyor. Yeme içme hizmeti verecek mutfak yapılıyor, Mersin’in uzun bahar ve yazlarında artık açık havada da ağaçlar altında toplanılıyor, sohbet ediliyor, bahçe buluşma yeri oluyor, konuklar ağırlanıyor. Arada bir kürsü bahçeye taşınıyor. Türkiye’nin birçok ünlü ve değerli insanı İçel Sanat Kulüplülere sesleniyor. Bir konuk sanatçı “belki de, sizlerin başarısının nedeni, hem sanatçılardan hem sanatseverlerden oluşmanız, biz yalnızca sanatçılardan oluşan bazı dernekler kurduk, yürütemedik”   diyor. Belki de başarının sırrı Mersinliler’in uygar, barışık, başka ve farklı olana meraklı ve hoşgörülü olan tavrında yatıyor. Burada değişik dinlere mensup insanlar birlikte yaşamışlar, şehir mezarlığında yan yana gömülmüşler.
Sokakta kullanılmayan iki eski Mersin evi daha var, zamanında defterdarlık olarak hizmet vermişler, yıllarca öncesinin tozlu evrakları ile dolu, Vali Özdemir Hanoğlu’dan bu iki bina da kültür ve sanat amaçlı kullanılmak üzere isteniyor. Başarı ortada, devlet binaları İçel Sanat Kulübü’ne kiralıyor. Sonradan gelen bir vali yüzlerce insanın katıldığı ve ard arda gösterilerin sunulduğu bir sokak şenliğinde “sizin burada yarattığınız bu hareketi, ben görev yapmış olduğum birçok ilde yaratmak istedim, olmadı” diyor. Yeni devralınan binalardan birisinin alt katında Mersin’in ilk ciddi sanat galerisi “Teoman Ünüsan Sanat Galerisi” açılıyor. Mersin Deniz Ticaret Odası ve Mersin Kültür Merkezi Derneği parasal katkıda bulunuyorlar. Mersinliler her onbeş günde bir ülkenin tanınmış bir görsel sanatçısını tanımaya, yapıtlarını izlemeye başlıyorlar. Resim satın alanların, resim yapmaya başlayanların, sanat konuşan insanların sayısı artıyor.
Yeni alınan diğer binanın zemin katı bir konser ve konferans salonuna dönüştürülüyor. Kulübü birkaç kez ziyaret etmiş ve İçel Sanat Kulübü’nü ülkeye bir model olarak önermiş Kültür Bakanı Fikri Sağlar salonun tefrişine bakanlığının katkısını sağlıyor. Mersin’in çıkartmış olduğu ünlü bestecinin ismi veriliyor salona: “Nevit Kodallı Resital ve Konferans Salonu.” Nevit Kodallı Hoca Mersin’e yerleşiyor, salona daha önce alınmış olan elektronik piyanodan sonra ilk ciddi piyano satın alınıyor, çok sesli müzik çalışmaları başlatılıyor. Kulübün binalarının arasında veya sokakta dolaşanlar piyano, flüt, keman, gitar tınıları ve şarkılar duyuyorlar. Ortalık cıvıl cıvıl. Kulübün bünyesinden fışkıran müzik gurupları salonlarda, sokaklarda, şenliklerde müzik yapıyorlar, çevre ilçelerden davet alıyorlar. Gençler bir tiyatro gurubu kuruyorlar, Mersin Festivali’nde bir ödül alıyorlar.  Nevit Kodallı hoca koro çalışmaları başlatıyor. Çalışmalar coşuyor ve İçel Sanat Kulübü ilk dernek doğumunu gerçekleştiriyor:  Mersin Polifonik Korolar Derneği kuruluyor.
Üç binada hizmet veriyor artık İçel Sanat Kulübü. Müzik odaları, kütüphane, sekreterya, toplantı odaları kullanıma açılıyor. Gönüllüler yanında artık profesyonel elemanlar da çalıştırılmaya başlanıyor, sayıları altıya kadar yükseliyor Bir sanat galerisi daha kazandırılıyor Mersin’e: Ayşe Uğural ve Müfide İlhan Sanat Galerisi. Vali Şenol Engin ve İstanbul Mersin Liseliler Derneği katkıda bulunuyorlar.. Artık hizmet bekleyen üyeler değil, bütün kent. Valiler, Kültür Müdürleri, Belediye Başkanları, çevre ilçeler, köyler  istekte bulunuyorlar,“Siz yaparsınız” diyorlar. İçel Sanat Kulübü hepsine ortak proje önerileri götürüyor, ortak projeler gerçekleştiriliyor.
İçel Sanat Kulübü binaları arasında bir sokak var. Sokak isteniyor belediyeden bu kez ve sokak trafiğe kapatılıyor, pembe taşlarla kaplanıyor. Adı oluyor “Sanat Sokağı.” Etkinlikler sokağa taşıyor. Almanya’dan gelen elli kişilik Bergkamen okul orkestrası konserini sanat sokağında veriyor. Sergiler arada bir sokağa taşınıyor. Birkaç kulüp üyesi sokakta “Altemira Sanat Galerisi” ni açıyor. Kulübü gezen Kültür Bakanı İstemihan Talay’a Sanat Sokağı’nda ki harap ve terk edilmiş tarihi Gülnar Oteli binası gösteriliyor ve kurtarılması isteniyor. Bina devlet tarafından satın alınıyor, restore ediliyor ve “Kültür Bakanlığı Mersin Resim ve Heykel Müzesi”ne dönüştürülüyor. Sanat Sokağı önemli bir kuruma daha kavuşmuş oluyor. Sahne kuruluyor sık sık sanat sokağına, insanlar sokakta konser dinliyor. Konserler kulübün mekanlarında ve sokağında kalmıyor, çevredeki antik kentlere, Kanlıdivane’ye, Uzuncaburç’a da taşınmaya başlıyor. Bu konserlere binlerce insan arabalarıyla, otobüslerle bazen yağmura rağmen geliyor. Kurulacak Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin ilk çalışmalarını başlatacak, kurumun ilk orkestra şefi olacak Azerbaycanlı Prof. Nazım Rızabey, Ankara Operası’ndan davet edilen şan sanatçılarının antik Kanlıdivane kentinde sundukları bir konserden sonra, İçel Sanat Kulüplülere “siz burada Mersin çapında bir iş yaptığınızı sanıyorsunuz, oysa yaptığınız iş dünya çapında” diyor.
Mersinlilerin ısrarlı arzuları ve katkıları ile sonunda Halkevi binasının restorasyonu tamamlanıyor, bina “Kültür Merkezi” oluyor. Binanın bitmesini hızlandırmak ve katkı sağlamak için kurulmuş olan “Mersin Kültür Merkezi Derneği” üyelerinin ve yönetiminin büyük çoğunluğu İçel Sanat Kulübü üyelerinden oluşuyor, Mersin Devlet Opera ve Balesi bu binada çalışmaya başlıyor. Kültür Merkezi Derneği ve İçel Sanat Kulübü bu kurum ile birçok küçük, büyük konser gerçekleştiriyor, kurum ile kent arasındaki iletişim kanallarından oluyorlar.  Kültür Merkezi Derneği bağışlarla sahnenin,  salonun ses ve ışık düzenini, sonraki yıllarda da birçok gereksinmesini karşılıyor.
Mersin Üniversitesi kuruluyor. Kulüp Üniversite ile ortak konferanslar, paneller düzenliyor. Üyeler arasında artık üniversite hocaları da var. Beraberliklerden        “Mersin Felsefe Günleri” projesi doğuyor. Ülkenin tanınmış felsefe hocaları Mersin’e davet ediliyor, üç gün süren etkinliklerde düşünce insanları dinleniyor, fikir alışverişleri gerçekleştiriliyor ve son günler hep antik bir kentte panel ardından konserle son buluyor. Doğa, tarih, sanat, felsefe ve katılanların yaşama sevinci iç içe geçiyor.
Başlangıçta tek sayfa yayınlanmaya başlanan kulüp haberleri zamanla kentin tek ve en uzun soluklu kültür yayınına dönüşüyor. İçel sanat Kulübü Dergisi her ay bin – binbeşyüz adet basılıyor ve ücretsiz dağıtılıyor. Kentin etkinlikler programı bu dergide yer almaya başlıyor. 2004 yılı başlarında yüzotuzuncu sayısına ulaşıyor. Eliter bir sanat dergisi değil, amaç kentin yakın ve uzak tarihini, kültürel ve doğal zenginliğini, sanatını, edebiyatını, daha güzel ve uygar bir kent yaşamını tartışan, etkinlikleri yorumlayan, büyük ustaları tanıtan, öğrencisinden entelektüeline kadar talep gören bir dergi oluyor. Özel sayılar, özel ekler çıkartılıyor. Kent hakkında araştırma yapmak için kente gelen herkese kaynak olarak İçel Sanat Kulübü Dergi Arşivi gösteriliyor. Bir süre ikinci yayın olarak İçel Sanat Gazetesi çıkartılıyor.
Mersin’de Akdeniz’in ve Toroslar’ın doğa güzellikleri birbirine karışır. Akdeniz, Toroslar’la ve onun dik, yüksek ormanlarla kaplı denize bakan yamaçlarıyla, kumsallarıyla, portakal ve muz bahçeleri ile, Adana il sınırından Antalya il sınırına kadar Mersin’i ülkemizin en uzun deniz kıyısına sahip ili yapar. Toroslar zengin bitki örtüsü,  ormanlarla kaplı yüksek dağları, çıplak zirveleri, yaylaları, ince uzun vadileri, çağlarcaları ve mağaraları ile güzelliklerle doludur.  Bu güzelliklerin içine binlerce yıllık geçmişten antik kentler, kaleler, mabetler, yontular, anıt mezarlar serpiştirilmiştir. Buralarda dolaşan insanları doğa ve tarih başka türlü etkiler. İçel Sanat Kulübü bu güzelliklerin içine, araştırarak, inceleyerek, keşfederek, zevkine vararak, sonra yazarak, bilgi aktararak kesintisiz onbeş yıldır her hafta sonu insanları taşıyor.
Dağlarda, antik kentlerde, paneller, konserler, şenlikler, kamplar, doğa yürüyüşleri, tırmanışlar, kültür gezileri, yamaç paraşütü etkinlikleri düzenliyor.  İnsanların araba ile yola çıkıp, bir ağaç altında piknik yapıp yine aynı yerden kente dönmeleri yerine, insanlara doğanın ve tarihin içine girmelerini, görmelerini, tanımalarını, yürümelerini, tırmanmalarını, mutlu ve sağlıklı yaşamalarını öneriyor. İki kez Gözne Belediyesi ile birlikte ulusal dağcılık şenliği düzenliyor. Bu gezilerin, yürüyüşlerin kulüpteki başlatıcısı, rehberi, doğa ve sağlıklı yaşam tutkunu, dağcı Erdal Şenel için, rahatsızlanmasından ve köşesine çekilmesinden sonra İçel Sanat Kulübü, vefa örneği göstererek, “Erdal Şenel Ulusal Fotoğraf Yarışması” düzenliyor. Bazı üyeler doğa yürüyüşleri, kültür gezileri düzenleyen turizm firmaları kurmaya başlıyorlar.
İçel Sanat Kulübü Neustadt a.d. Weinstrasse Kenti  Halkeğitim Merkezi tarafından Mersin’i tanıtıcı bir konferans vermek ve Mersin fotoğrafları sergisi açmak için Almanya’ya davet ediliyor. Ardından İçel Sanat kulübü üyesi bir ressamın sergisi açılıyor, kardeşlik ilişkileri kuruluyor, belediye başkanları gidip gelmeye başlıyor. İçel Sanat Kulübü ressamları Almanya’da, Alman sanatçılar İçel Sanat Kulübünde karma sergiler açıyorlar. Kardeş şehrin seksen kişilik çocuk korosu Mersin’e geliyor, Mersin Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu ile ortak konserler veriliyor. Kulüp üyeleri Almanya’ya davet ediliyorlar ve evlerde ağırlanıyorlar. İçel Sanat Kulübü ve binaltıyüz üyeli Herrenhof Sanat derneği kardeş dernek, insanlar dost oluyorlar, karşılıklı ziyaretler artıyor. Kulüp dergisinin bir sayısı Türkçe-almanca çıkartılıyor.
Mersin’e gelen sanat, kültür ve bilim guruplarına İçel Sanat Kulübü kollarını açıyor, projeleri ile ilgileniyor ve katkıda bulunmaya çalışıyor. Antik liman kenti Kelenderis’te Prof. Dr. Levent Zoroğlu’nun yönettiği Konya Selçuk Üniversitesi kazılarına, yedi bin yıllık bir kültürler tarihini içinde barındıran Mersin Yumuktepe’de Prof. Dr Veli Sevin ve Prof. Dr. İsabella Caneva’ın yönettikleri İstanbul Üniversitesi ve Roma Lecce Üniversitesi kazılarına, Prof. Dr. Eugenia Stella  Schneider yönetiminde Elaiussa – Sebaste kazıları için Roma La Sapienza Üniversitesi’nden gelen kazı heyetlerine yardımcı olmaya başlıyor. Kazı heyetlerinin kalabilecekleri ev temininden, çok çeşitli gereksinmelerine kadar yardımcı olunuyor. Kulüp başka kentlerden gelen bu bilim insanlarına üs oluyor. Altyapısından, olanaklarından ve ilişkilerinden onları yararlandırıyor. Bu beraberlikler o kadar ilerliyor ki, her yıl “Mersin Arkeoloji Günleri” düzenlenmeye başlanıyor. Çeşitli  Üniversitelerden eski uygarlıklar uzmanları, kazı heyet başkanları, müze yetkilileri Mersin’e davet ediliyor, bildiriler sunuluyor, üç gün boyunca birlikte olunuyor, sonra İçel Sanat Kulübü Dergisi özel sayı çıkartıyor, ya da dergide bildiriler yayınlıyor. Bir doktora tezi kitap olarak kulüp tarafından yayınlanıyor. Mersin Müzesi’nin bir bilim heyeti ile gerçekleştirdiği “Tapureli Kurtarma Kazısı”nı İçel Sanat Kulübü finanse ediyor. İçel Sanat Kulübü’nün yaptıklarından, misyonundan, dinamizminden etkilenen üniversite hocaları “4. Uluslararası Demirçağları Sempozyumu”nu Mersin’de kulüp ile birlikte düzenliyorlar.  Çeşitli zamanlarda köylülerin bulduğu ve satmak istedikleri eski eserleri kulüp sponsor bularak satın aldırtıyor ve Mersin Müzesi’ne bağışlattırıyor. 2003 yılında 8. Arkeoloji Günleri’nde İçel Sanat Kulübü ilk kez “Kültür Mirası’na Katkı Ödülleri” dağıtmaya başlıyor. ”Kültür ve Kimlik” adlı programı nedeniyle NTV televizyon kanalı ve bölge arkeolojisine yaptığı katkıdan dolayı Prof. Dr. Semavi Eyice ilk ödülleri alıyorlar.
Bu üçyüz üyeli küçücük sivil toplum örgütü kuruluşu 1989 yılından, bu günlere, 2004 yılına kadar, hiçbir zaman sadece kendi üyelerine hizmet etme peşinde olmamış, geniş kitlelere hizmet vermeyi ilke edinmiştir. Bu nedenle kent İçel Sanat kulübü’nü kucaklamış ve desteklemiştir. Zamanın yeni bir halkevi versiyonu, kentin kültür müdürlüğü, belediyelerin kültür ve sanat danışmanı ve kültür birimi gibi çalışmıştır. Mersin’de yurtdışı kültür, sanat ve kardeşlik ilişkilerinin başlatıcısı ve yönlendiricisi olmuştur. Bir halk eğitim birimi, bir sanat yuvası, güzelliklere uzanan bir yolun başlangıcı olmuştur. Bu yolda yürüyenler yeni meraklar, yeni uğraşlar, yeni zevkler edinmişlerdir. Birçok yeteneğin, kurumun, fikrin doğmasını tetiklemiştir İçel Sanat Kulübü. Mekânlarını dar bir dernekçilik anlayışı ile kullanmamış, başka derneklerin etkinliklerine de açmıştır. Kadın ve erkek birlikte çalışılmış, hiçbir partinin, tek bir görüşün, bir kişinin veya bir çıkar gurubunun egemenliğine girmemiştir. Özgürce, topluca düşünülmüş, tartışılmış, düşünce ve proje üretilmiş, sonra da topluca çalışılmış, fikir verenler ve çalışanlar ayrı, ayrı insanlar olmamışlardır. İnsanlar etnik kökenlerine, inançlarına, politik görüş veya görevlerine, zenginlik derecelerine, kariyerlerine, statülerine, geldikleri yörelere bakılmaksızın buyur edilmişler, gemiler sahibi bir insanla bir esnaf veya bir ev hanımı veya bir hekim yan yana ve gönüllü çalışabilmişlerdir. Kurumun bir seçkinler kurumu, sadece sanatçılardan veya entelektüellerden veya yüksek gelirlilerden oluşan bir topluluk olmamasına çaba gösterilmiştir.  Kendisine devlet tarafından tahsis edilmiş binalara toplumun malı olarak bakılmış, sponsorlarının emanet ettiği bağışlar bir şeylere öncülük edilerek, Mersin’de ilkleri başlatarak, topluma hizmet edilerek borç geri ödenmeye çalışılmıştır. Başkanlar, yönetimler, üyeler değişmiş, fakat kulübün ilkeleri, amaçları, farklılığı ve ruhu değişmemiştir.
Geçen yıllar içinde kentteki kültür ve sanat kurumlarının çoğalmış,  kent halkının kültüre, sanata gereksinme, arzu ve duyarlılığı artmıştır. İçel Sanat Kulübü, Mersin’in artık uluslararası kültür ve sanat etkinlikleri gerçekleştirebileceği düşüncesini tartışmaya başlamış ve mekânlarında kentin kültür insanlarını davet ettiği çeşitli toplantılar düzenlemiştir. Bu fikir 2002 yılında kentin ve kurumlarının geniş katkı ve katılımıyla ve İçel Sanat Kulübü’nün de verdiği büyük güçle “Mersin Uluslararası Müzik Festivali”nin başlamasıyla bir örneğini bulmuştur. Başlangıcından bu yana İçel Sanat Kulübü Mersin Uluslararası Müzik Festivali’nin yönetiminde ve yürütülmesinde yer almaktadır. “Mersin Uluslararası Şairler Buluşması” ve “Mersin Uluslararası Sinema Festivali” bugün kentte planlanmakta olan diğer uluslararası etkinliklerdir. Mersin bir kültür ve sanat kenti olma yolunda ilerlemekte ve İçel Sanat Kulübü’nün, Mersin’in düşleri gerçekleşmekte, İçel Sanat Kulübü katkısını sürdürmektedir.   Mersin’de artık Opera, bale, filarmoni ve oda orkestraları, korolar, galeriler, konservatuarlar, üniversite, güzel sanatlar-, mimarlık-, iletişim fakülteleri, sanat dernekleri, dergiler, festivaller, sanat danışmanları vardır. Bütün bunlar artık var olması İçel Sanat Kulübü’nün misyonu bitirmemiştir. Bütün bu yeni kurumların,  etkinliklerin kentin enerjisini toplayıp, kendilerine akıtacak, özverili bir gönüllüler topluluğuna gereksinmesi vardır. Coşkulu, güzelliklere ve sanata düşkünlüğünü tutkuya dönüştürmüş, duyarlı,  uygar bir kent ve ülkede yaşama arzusu etrafında toplanmış ve uygar dünya ile kucaklaşmak ve bütünleşmek isteyen birçok insanı bünyesinde barındıran ve onların Mersin’de birçok ilki başlatmış örgütü İçel Sanat Kulübü herhalde bundan sonra da kentine ve insanlarına değerli hizmetlerini sürdürecektir…İSK İçel Sanat Kulübü- Bir Model- H.Fazıl Tütüner

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top