İlginç ve İddialı Konuşma: “Mersin’in Kuruluşu: Gerçeği Bulmalıyız”

M.Kayadelen.jpg

yumuktepe.com yazarlarından Mehmet Kayadelen 17 Kasım 2017 günü Kültürhane’de “Mersinin Kuruluşu; Gerçeği Bulmalıyız” konulu önemli bir konuşma gerçekleştirdi.

Mersin Müşterekleri adlı Topluluğun Kent Sohbetleri adını verdiği etkinlikler  kapsamında yapılan konuşmada ilginç ve çok yeni tespitler  yapan Kayadelen, Mersin’in ne zaman ve nerede kuruldu, nereler bataklık, nereler mersinlik idi, İbrahim Paşa hangi bataklıkları kuruttu, kentin ilk sakinleri kimlerdi ve adı nereden geliyor, Arap Alevileri ne zaman ve nereden geldi ya da getirildi gibi sorulara bugüne kadar verilmiş cevapların birden fazla olduğuna dikkat çekti ve bu sorulara verilmiş cevapları teker teker irdeledi. Sonuçta, anılan sorulara verilen cevapların nerede ise tamamının yanlış olduğunu belirtip bu konulardaki kendi kişisel kanaatlerini ve Mersin’in kuruluş dönemi tarihi ile ilgili gerçeklerin bulunması için yapılması gerekenlerle ilgili önerilerini sıraladı.

Kayadelen,  yumuktepe.com’da daha önce benzeri yayımlanan ve pek çok kaynağa dayanan kanaat ile önerilerini şöyle sıraladı:

1- Birkaç yüzyıldır (olasılıkla 1517’den beri) ıssız olan Çukurova’ya, 1760’lı yıllarda Suriye’deki Arap Alevilerinin bir bölümü göç etmeye başladı. Var olan kentlerin çevrelerine ve akarsu yakınlarına yerleşip tarımla uğraştılar.  

2- Yerleştikleri yerlerden biri de, Yumuktepe yakınında, Mersin Çayı’nın doğusundaki boş arazilerdir. Karaduvar, Karacailyas, Adanalıoğlu Köyleri, Arap Alevilerin aynı dönemde kurduğu diğer köylerden bazılarıdır. Mersin gelişti, diğerleri köy olarak kaldı.

3- Mersin’de 1809 yılında birkaç kulübe vardı. İlk kulübe ne zaman yapıldı, bilinmiyor. 1800 yılı civarında olabilir. 

4- Mersin’in kaderini değiştiren ilk etken, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın, Çukurova’yı işgal altında tuttuğu dönemde (1832-1840) Mersin’e bir iskele yaparak burayı Çukurova’nın giriş kapısı ve ihraç limanı yapmasıdır.

5- İskeleye sahip olması ve diğer bazı gelişmelerle Mersin bir cazibe merkezi oldu ve dünyanın pek çok yerinden göç almaya başladı. Hristiyanlar, Rumlar, Levantenler vd, Mersin cazibe merkezi olduktan sonra, olasılıkla 1830’lu yılların ikinci yarısında, Mersin’e gelmeye başlamış olmalıdır.  

6- Mersin, Mersin Çayı’ndan doğuya, Yumuktepe’den güneye doğru gelişti. Dolayısıyla, ilk dönemde Mersin’e gelenlerin yerleştikleri mevki, geliş zamanı hiyerarşisini de kabaca gösterir. Yani, bir ailenin yerleştiği yer, Yumuktepe ve Mersin Çayı’na ne kadar yakınsa, o aile Mersin’e o kadar erken gelmiş olmalıdır.

7- Kent adının kaynağına ilişkin bilgiler de yetersizdir. En güçlü olasılık, mersin (murt) bitkisinden geliyor olmasıdır. Ancak bu olasılıkta da cevaplanamayan önemli sorular vardır.

8- Sıraladığım bu tezler doğru ise, pek çok yerde tekrarlanan şu tezler doğru olmamalıdır:

– Mersin sahilde kuruldu. Bir balıkçı köyü idi.

– Mersin, 19 yüzyılda bataklıklarla, sazlıklarla ve mersin ağaçları ile kaplı idi. Bataklıkları İbrahim Paşa kuruttu.

– Yoğurt Pazarı, Mersin’in oluşumundaki ilk ve tek noktadır.

– Mersin şu tarihlerden birinde kuruldu: 1671 yılı, 1825 yılı, 1812 yılı, 1830’lar, 19. yüzyıl ortaları.

– Kenti kuranlar şunlardan biridir: Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde sözünü ettiği Mersinoğlu Köyü mensupları, Mersinli Aşireti mensupları, Ortodoks Rumlar, Hristiyanlar, Levantenler, civar kasaba ve köylerden gelenler.

– Kentin adı şunlardan birinden gelmektedir: Mersinoğlu Köyü’nden ya da Mersin yakınlarında var olduğu iddia edilen Mersinli Aşireti’nden.

– Çukurova’daki Arap Alevileri, İbrahim Paşa tarımı ya da pamuk tarımını bildikleri için Mısır’dan getirdi. Mersin’deki Arap Alevileri, İbrahim Paşa ordusu ile gelen ancak ordu ile dönmeyip Mersin’e yerleşenlerdir.

9- Burada sözünü ettiğim tezlerin tartışılması, varsa yanlışlarının bulunması beni mutlu eder. Ancak tersi kanıtlanana kadar da doğru kabul edilmesi gerekir. Bilgilerimde önemli değişiklik olursa kanaatlerim de değişebilir tabii.

10-Tarihi 1800 yılı dolaylarına uzanan, 1861 yılında Belediye Meclisini, 1886 yılında Ticaret Meclisini oluşturabilmiş, ilk gelişme döneminden beri dünyanın pek çok yeri ile çeşitli biçimlerde ilişkisi olabilmiş, üniversiteye sahip olalı 20 yılı aşmış bir kentin tarihinin bu kadar temel yanlışlar üzerine kurgulanması mazur görülebilir bir kusur olmasa gerekir.

Bu kusurun daha fazla sürdürülmemesi, kent tarihinin doğru biçimde yazılması için konu ile ilgili herkesin elinden geleni yapması gerekir. Yapılabilecekler de şunlar olabilir

a) Bilgi kirliliğine yol açan yayınlara destek verilmeyebilir. Kent tarihi ile ilgili yayınlar, mümkün olduğunca süzgeçten geçirilerek yayımlanabilir.

b) Mersin tarihindeki yanlışların ayıklanması, eksiklerin tamamlanması çalışılmalarına bir an önce başlanabilir. Bu çalışmalar;

– yalnızca Akdeniz ilçesinin bir bölümünü değil, tüm ili ya da en azından merkez ilçelerini de kapsamalı;

– bu coğrafyadaki eski kentlerin var oluş ve yok oluş nedenleri de sorgulamalı;

– ön yargılara ve şovenist duygulara değil, tarihsel gerçeklikler ile alan araştırmalarına dayandırılmalıdır.

c) Bu türden çalışmaları her hangi bir kişinin tek başına yapabilmesi elbette kolay değildir. Bu nedenle gerekiyorsa ekip çalışmalarının ve/veya doktora düzeyindeki çalışmaların da özendirilmesinde yarar olabilir.

Mehmet Kayadelen’in, Mersin’in kuruluş dönemine dair görüşleri irdelediği “Mersin’in Kurulduğu Yıl ve Yer”, “Mersin’de Nereler Bataklık idi?”, “Mersin’in İlk Sakinleri ve-Adının Kaynağı” ile “Arap Alevileri Ne Zaman ve Nereden Geldiler” başlıklı yazıları yumuktepe.com’da okunabilir.

Biyografik Bilgi

scroll to top