KARAC’OĞLAN VE TOROSLAR – ALİ UYSAL

ozan.jpg

Ben Toros Dağlarına,dağlar arasındaki vadilere,koyaklara,tepelere,kanımdaki arzular gibi çağıldayan akarsulara sürekli yakınlık duyuyorum.Neden acaba?Bu neden Karac’oğlan olabilir mi?Tek neden O olmasa bile etkisi büyük.Bu sevgi,şair olmadığım halde o yöreye şiir yazdıracak kadar gür;

Sanat kokar köylerinde halılar
Can bağışlar akarsular,yaylalar
Gülden daha güzel karaçalılar
Dağlarına kurban olam Silifke

dedirtecek kadar koyu.Bir bende mi var bu sevgi?Ben tanıdık bu sevgiyi saz tutan her elde,o büyük ozanla tanışmış her yürekte gördüm.Yalnız Mersin yöresinde değil,Anadolu’nun her bölgesinde gözledim.Bu konuyla ilgili yaşamımın en renkli bir anısını sizlere anlatayım:Giresun Öğretmen Okulundan Mersin Öğretmen Okuluna yeni atanmıştım.”Mut’ta Karac’oğlan şenlikleri var.” dediler.Olayı hemen öğrencilere duyurdum.İsteklilerin kültür edebiyat yayın kolu başkanına yazdırmalarını söyledim.Yoğun bir istekle karşılaştık.Şenliğe katılmak üzere, öğretmen-öğrenci karışımı,dört otobüs yola koyulduk.
Mut’a geldiğimizde tören başlamak üzereydi.Bu şirin kasabanın dev çınarlı bir meydanı var.Alan tıklım tıklım dolmuştu.Ülkemizin her yöresinden sazını alan halk ozanı damlamıştı.Eminim ki bu şenlik beni çok mutlu edecek;ama önce Karac’oğlan’la mut’un ne ilgisi var,onu bir anlatayım size:Çoğu kişi bu büyük ozanımızın Mutlu olduğunu savunur.Mutlular da O’na sahip çıkmış.Kasabanın yakınında yan yana iki tepe vardır.Biri “Karac’oğlan Tepesi”,diğeri “Karaca Kız Tepesi”.Bu iki sevdalının kendi tepelerinde gömütleri vardır.Mut’u ziyaret eden halk ozanları onların gömütlerine uğramadan dönemezler.
Evet şimdi nerde kalmıştık.Halk tören alanını doldurmuştu.Dinleyenler arasında bir de bakan vardı.Halk ozanları bir gün önce aşıkların mezarını ziyaret etmişti.Aralarında şu anda aramızda bulunmayan “Erzurumlu Reyhani” de vardı.Erzurum nere Mut nere !Sevginin gücüne bakın.Reyhani Karac’oğlan’ın yattığı yeri öyle bir düşlemiş ki…Şanına yakışır bir yapıt.Yolu bile çiçeklerle donatılmıştır.Hiç de umduğunu bulamamış Reyhani:Bir keçi
yolundan gidiliyor Karacaoğlan’ın mezarına.Koca ozan bir toprak yığınının altında yatıyor.Ruhuyla birlikte saçları da ayağa kalkmış Reyhani’nin.Şenliğin başladığı gün bu ruh haliyle,sazı kaptığı gibi ,açış konuşması bile yapılmadan fırladı kürsüye.Duygularını saza,besteye,sözlere döküverdi:

Dün uğradım mezarına
Gül istedi Karac’oğlan
Çetin gidilir yanına
Yol istedi Karaca’oğlan

Nur mezarı bezenecek
Ruhu değer kazanacak
Bakan beyden uzanacak
El istedi Karac’oğlan

Yalan yanlış gezmeyecek
Sakin olup tozmayacak
Öz Türkçeyi bozmayacak
Dil istedi Karac’oğlan

Daha çürümemiş teni
Böyle keşfetti Reyhani
Sözü taze sazı yeni
Tel istedi Karac’oğlan

Ne olurdu bu türkünün,bu bestenin güzelliğini ve benim o andaki duygularımı olduğu gibi anlatabilsem.Bu olanaksız.Türkü bitti,ben uçmuşum;kendimden geçmişim.Bir baktım avuçlarım yanıyor.”Ne oluyor?” diye düşünürken çılgınca alkışladığımı anımsadım.Gençtim o yıllarda.Bir kez dinlediğim şiiri ezberleyebiliyordum.O günden bu yana ezberimde bu şiir.
Toroslarla Karac’oğlan öylesine kaynaşmıştır ki ikisinin öyküleri anlatmakla bitmez.Ölümsüz ozanın sevgilileri bu dağlar üstünde yaşamıştır.Onlarla özellikle Zeynep ve Elif’le ilgili büyüleyici serüvenleri ve türküleri vardır.Karacaoğlan’ı Toroslardan uzaklarda, Torosları da Karacaoğlan’sız her iki yüce varlığı anlamsızlaştırır.

ALİ UYSAL

ALİ UYSAL

Köy Enstitüsü mezunu, edebiyat öğretmeni. Özellikle halk kültürü, Karacaoğlan, N. Hikmet konularında konuşmacı, yazar.

scroll to top