KİLİKYA BÖLGESİ SİKKELERİ -M.AKİF YÜCEL

balefoto-129-e1335700189597.jpg

İnsan yaşamının önemli bir parçası olan sikkeyi, ağırlığı ve içindeki maden miktarı, Devlet tarafından üzerine konan resim ve yazılarla garanti altına alınmış küçük maden parçaları olarak tarif edebiliriz.

İnsanlar, en ilkel şekilde yaşadıkları Taş Devrinde ihtiyaçlarını kendileri temin ettikleri için alışverişe gerek duymuyorlardı. (M.Ö.7000) Uzunca yıllar sonra yerleşik hayata geçerek ziraatla uğraşmaya başlamış ve ürettikleri malların fazlasını başkalarına vererek onlardan kendi ihtiyaçları olan malları almak sureti ile takas adı verilen alışveriş şeklini kullanma yoluna gitmişlerdir.

Bu şekildeki alışverişte en çok kullanılan takas malları, insanın yaşamını devam ettirebilmesi için lüzumlu olan temel gıda maddeleri ile sonradan ödeme birimi hüviyeti kazanan sığırlardır.

İnsan ve insan topluluklarının birbirleri ile olan ilişkilerinin çoğalması sonucu kişi ve topluluklar arasındaki alışveriş de artmış ve bunun neticesinde her zaman ve istenilen miktarda, kolaylıkla kullanılabilen ödeme vasıtalarına ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaç duygusu ile insanın yaratıcı gücü, önceleri madenden yapılmış alet ve süs eşyalarını bütünü ile ödeme vasıtası olarak kullanmış, daha sonraları küçük ödemeler için bunları parçalara ayırmışlardır.

Bu gelişim süreci içinde maden; özellikle çubuk, kurs, piramit gibi şekiller verilerek alışverişte kullanılmış, daha sonraları ise madeni çubuklar kullanmada kolaylık olmak üzere eşit parçalara ayrılmıştır. Bu parçaların üzerine ağırlık ve ayarı önceden tespit edilip ve de Devlet garantisi altına alınınca gerçek anlamda ilk para meydana gelmiştir. Bu şekilde ilk para M.Ö. 7. yüzyılda Lidyalılar tarafından tabii altın ve gümüş karışımı olan elektrondan basılmıştır.

Antik çağda, bugünkü Adana ve İçel illerini kaplayan kısma Kilikya bölgesi adı verilir.

Müzemizin kuruluşundan bu yana, bölge içinde yer alan şehirlerin Grek ve Roma devri yaşamlarına ait olan sikkeler vatandaşlardan satın alınmak sureti ile Müze kolleksiyonlarına kazandırılmıştır.

Sikkeleri elimizde bulunan önemli Kilikya şehirleri, bugün baraj gölü altında kalan Augustapolis (Adaneon), Aegeae (Yumurtalık), Anazarbus (Anavarza), Mopsuetıa (Misis), Mallos (Karataş), Flavidpolis (Kadirii), Tarsos (Tarsus), Kelenderis (Gilindire), Nagidus (Bozyazı), Soloi (Soli) dir.

Bu şehirlerin Grek çağına ait Sikkeleri, Grek gümüş para birimi olan Drahminin iki katı ağırlığında stater olarak basılmış olup, bugünkü maddi değerleri oldukça yüksektir. Ancak yeri gelmişken söylemekte yarar vardır ki, bir sikkeye verilen fiyat; onun kondisyonunun yüksek oluşuyla az ya da çok bulunur oluşuyla, sikke üzerine işlenen figürlerin sahip olduğu işçilikle, yapılmış olduğu madenle az ya da çok yıpranmış oluşu ile yakından ilgilidir.

Bu gibi özelliklerden habersiz olan sade vatandaş eline geçirdiği herhangi bir sikkeyi büyük hayallerle müzeye getirmekte ancak, sikke bu özelliklere sahip değilse takdir edilen değer karşısında hayal kırıklığına uğramaktadır. Şurası bir gerçektir ki çıkarılan yeni kanunlarla milli servetimiz olan eski eserlerin yurt dışına kaçırılmasını önlemek amacıyla getirilen her esere dolayısıyla sikkeye tüm bu özellikler göz önüne alınarak verilebilecek en yüksek değerler takdir edilmektedir.

Milattan önce 6. ve 5. yüzyılda Grek para birimi olan Drahminin satın alma gücünü gösteren yazılı kaynaklar, kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır. Buna göre bir sığır 5 Drahmi, bir koyun 2 Drahmi, bir ailenin bir yıllık ihtiyacı ise 200 Drahmi idi. Daha sonraki tarihlere ait (M.Ö. 4. yüzyıl) Kaynaklardan genç bir kölenin fiyatının 150-200 Drahmi arasında değiştiğini, bir ayakkabıcı çırağının günlüğünün 2 Obol (1/3 Drahmi), orta halli bir insanın günlük ihtiyacının 3 Obol (1/2 Drahmi), araba kirasının 10 Drahmi, bir elbise fiyatının 18 Drahmi, bir mimarın günlüğünün ise 3 Drahmi, 3 Obol olduğunu öğrenmekteyiz.

Yukarıda adı geçen şehirlerin Roma hâkimiyetinde iken bastıkları sikkeler büyük çoğunlukla bronzdandır. Bunların ön yüzlerinde zamanın imparatorunun portresi vardır. Arka yüzlerinde ise, o şehrin mimari, dini, sosyal ve siyasi faaliyetlerini aksettiren kompozisyonlar işlenmiştir.

Bugün Adana Müzesine bağlı antik Anazarbus kentinde yarı yıkık durumdaki şehir kapısının orijinal durumu hakkındaki bilgiyi Roma imparatoru Valerianus’a ait bir sikkenin arka yüz tasvirinden öğrenmekteyiz. Bunun gibi sikkelerin incelenmesinden diğer vesikaları ele geçmemiş bazı tarihi olayları orijinali kaybolmuş sanat eserlerini ve içlerindeki maden oranlarından devletin veya şehrin maruz kaldığı enflasyonu tespit edebilmekteyiz.

Bu yazımızla kapsamı ve inceleme alanı çok geniş olan sikkelerin küçük bir kısmından genel olarak bahsetmek olanağı bulduk. Daha önce de söz konusu edildiği gibi elinde eser bulunan vatandaşların bunları müzeye getirmeleri kendilerinin yararına olup, hem kendilerini vicdani sorumluluktan kurtaracak, hem de eserlerine aldatılmadan hakiki değerleri verilecektir. Bütün bunların yanında getirilecek her eserin geçmişin aydınlatılmasında bir kaynak olacağı unutulmamalıdır.

(*)  Müze Müdürü

(**) Bu yazı  “İçel Sanat Kulübü” Aylık Bülteni “Nisan 1995 -35. Sayı” sinden alınmıştır.

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top