KIZKALESİ TEMİZLİK KAZISI – YAŞAR ÜNLÜ

Kızkalesi-1.jpg

2001 YILI KIZKALESİ TEMİZLİK KAZISI – YAŞAR ÜNLÜ *

İçel İli, Erdemli İlçesi, Kızkalesi Beldesinde bulunan Kızkalesinde (İç kale) yapılan temizlik kazısı çalışmaları Bakanlığımız Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 22.08.2001 gün ve 9425 sayılı onayları ile 2001 yılı kazıları 05.10.2001 günü başlatılmış ve 03.11 2001 günü bitirilmiştir.
Kazı çalışmalarına Mersin Müzesinden F. Güler GÜRKAN ve Yaşar ÜNLÜ’nün katılımı ile yapılan kazı çalışmalarında 57 işçi çalıştırılmıştır.
Mersin- Silifke Karayolunun 60. km’sinde Kızkalesi Beldesi Korykos antik kenti sınırları içerisinde kalan ve karaya çok yakın bir ada üzerinde konumlanan Kızkalesi (İç kale) benzerine çok az rastlanılacak bir miras mozaiğini oluşturmaktadır. Korykos ismine ilk kez III. Antiokhos zamanında M.O. 197 de rastlanır.Ancak,nekropol den çıkartılan M.Ö. 4.yy. ait eserler kentin daha önce kurulduğunu işaret eder. MÖ. I.yy. da bastırdığı sikkelerle bağımsız olduğunu gösteren Korykos Kenti M.Ö. 72 de Roma egemenliğine girmiş, Roma ve Bizans döneminde önemli bir liman kenti olmuştur.
İçkale Bizans döneminde yapılmış ve 11.yy. sonu 12.yy. ortalarında tamamlanmıştır. Kale 1361 yılında Kıbrıs Krallığının koruması altına girmiş, 1448 yılında Karamanoğlu Beyliği’nin buyruğuna geçmiş ve son olarak da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kalenin karaya en yakın mesafesi 400 m.dir. Kızkalesi’nin yapımında üzerinde yer aldığı adanın ölçüleri ve topografyası kalenin mimari şeklini almasında önemli bir faktör oluşturmaktadır. 8 kule ile tahkim edilmiş, yüksek sur duvarları ile çokgen bir plana sahip olan kalenin kuzey duvarlarının kıyı sınır çizgisinde, doğu duvarlarının kıyı sınır çizgisinin çok yakın paralelinde olduğu, güney ve batı duvarlarının dışında ise daha fazla kayalık alanların bırakıldığı görülmektedir. Doğu, batı ve güney duvarlarında birer kapı mevcut ise de ana giriş kapısı karaya bakan yarım daire planlı kule içerisindedir. Kuzey ve batı yönde yer alan kuleler yarım daire veya yuvarlak planlı olup, Akdeniz’ e bakan güney yöndeki kuleler kare planlıdır. Doğu sur duvarı üzerinde ise payanda görevi yapmakta olan üçgen bir kule bulunmaktadır. Güneydoğu köşede yer alan E kulesi çok işlevli bir kule olup,önünde bazı yapılar mevcuttur Batı sur duvarına bitişik inşa edilen revak düzenlenmesi ise avluya ayrı bir görünüm kazandırmaktadır.
Bir çok kulenin kuşattığı kale Akdeniz kıyısındaki Korykos Kenti ve dış kalenin (Karadaki Kale) savunmasına yardımcı olmak amacıyla yapılmış bir gözetleme ve ön savunma kalesi niteliği taşımaktadır.
Aydınlatma elemanları daha önceki yıllarda tamamlanmış ve halen restorasyon çalışmaları devam etmekte olan Kızkalesi kazı çalışmalarına kalenin doğu kesiminde başlanılmıştır.
Kale iç alanının büyük ölçülerde açmalara elverişli olması nedeni ile 10 x IO m ebatlarında yapılan plan kareler için, kalenin batı kesiminde yer alan revaklı alandaki kemer ayaklarının oluşturduğu düzlem esas alınmıştır.
Çokgen planı sahip olan kalede büyük bir kısmı IOx10 m. ebadında 28 adet açma açılmıştır. 8 kuleyle takip edilmiş olan kale yüksek surlarla çevrilmiştir. Sur duvarlarında yer alan 4 yapıdan kuzeyde olan ana giriş kapısıdır. Kale içinde su gereksinimi karşılayabilmek için kaya içerisine oyularak yapılmış 6 adet sarnıç bulunmaktadır.2001 yılı içerisinde kale içinde yapılan kazı çalışmalarında orta alanda büyük bir yapı kompleksi ortaya çıktı. Mozaik ve Opus-sectile taban döşemeleriyle kaplı odalar birbirleriyle bağlantılı olup, odaların bir çoğu orta kesimdeki kabul salonuna açılıyor. Yapı, güneydoğu köşesinde yer alan küçük bir şapelle (küçük kilise) de bütünleşmiştir.

MİMARİ SERAMİK VE KÜÇÜK BULUNTULAR
Kale içi temizlik kazısı çalışmalarında yüzeyde mevcut olan iki adet kireç taşı sütun parçası ile bir adet mermer sütun gövdesi, bir adet haç motifli sütun başlığı haricinde moloz içerisinde bulunan bir adet haç motifli alt kısmı kırık yuvarlak taş, iki adet kireç taşı sütun başlığı, bir adet mermer kırık sütun parçası, bir adet yazıtlı taş ve bir adet su şebekesine ait taşkale içerisinde bir araya getirilmiştir.
Bir adet mermer kaplama taşı ile korkuluk levhası olabilecek kırık parçalardan oluşan haç motifli bir plaket ile yine haç motifli kırık taş levha mimari buluntular arasında değerlendirilebilir.
Dolgu içerisinde çok sayıda tessera ile opus-sectile örnekleri ele geçmiştir. Bunlar restorasyonda gerekli olabilir düşüncesiyle bir araya getirilerek muhafaza edilmiştir. Bazı küçük mermer kırıklarına rastlanmıştır.Bunlar çok az sayıda olduğundan zemin yapımından çok pano veya levha olarak kullanılmış olabilirler.
Yeşil, mavi, kahverengi ve sarı renklerin fazla kullanılmış olduğu bir çok kırık seramik parçası örneklerinden de seramik yapımında daha çok sgrafitto ve slip tekniklerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bunların yanı sıra sırsız seramik örnekleri de bulunmuştur. Özellikle iki bölmeli sarnıç ve havuzların yakınında çok sayıda testi, çeşitli ebatlarda anfora kulp, ağız, boyun ve gövde parçaları ele geçmiştir. Bir adet tek kulplu bütünlüğünü koruyan testi bulunmuştur. Dolgu içerisinde çok sayıda çatı kiremidi bulunmuştur. BunIar bütün olarak ele geçmemiştir.
Cam buluntu az sayıdadır.Kırık bilezik parçaları, yuvarlak cam obje bunlardan bazılarıdır.
Bronz zincirli çubuk, bronz halka, bronz dikiş yüzüğü ile kurşun minyatür küre ise diğer buluntular arasında sayılabilir ancak fonksiyonlarını kaybetmişlerdir.
Sarnıç içerisinden de bir adet taş maske ele geçmiştir.

KAZI ÇALIŞMALARI SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN İSKELETLER
Geç dönemde yapılan ve apsis altında kriptası (mezarı) bulunan diğer şapel ise, bugün kale iç avlusunda ayakta kalabilen tek yapıdır. Kazı sonucunda küçük buluntulardan çok mimari bulgular ortaya çıktı. Kızkalesi kazı çalışmaları sırasında şapel tabanı altındaki kripta, imtiyazlı kişilerin gömüldüğü mimari özellik gösteren tek mezar durumundadır. Ancak daha önceleri define arayıcıları tarafından apsis tabanın kırılarak içeri girilmesi sonucunda gömüler tahrip edilmiş ve iskeletler şapel içerisine dağınık vaziyette atılmıştır. Orta çağa ait olan bu mezar içinde ortaya çıkan iskeletler ne yazık ki tahribat nedeniyle bütünlüğünü kaybetmiştir. Ancak kale iç avlusu içinde başka gömüler de ortaya çıtı. Bunlar yüzeye çok yakın olup, farklı yönlerde gömülmüşler. Sur duvarlarından düşen taşların meydana getirdiği molozların üst seviyesinde sıkıştırılmış toprak zeminle hemen hemen aynı seviyede, altta mozaik bir zemin ya da bir yapı olduğu bilinmeden dolgu toprak açılarak yapılan ve arkasına yapıştırılan kağıdı ve el yazısı kaybolmamış plaketin ait olduğu gömüler 19.yy. sonu 20.”. başı gibi bir zamana aittir.
1-C5 açması içerisinde,doğu sur duvarı üzerinde batıya doğru geniş bir alana yayılmış olan 120 cm. yüksekliğindeki moloz yığınlarının üst seviyesinden 30-35 cm. altta başı doğuda, vücut bütünlüğü molozdaki taşlar nedeniyle hafif dağılmış olarak ortaya çıkmıştır.
2-DI açması içerisinde yüzey dolgusunun 20 cm. altında başı kuzeyde olmak üzere kuzey- doğu doğrultusunda, elleri karında birleşik kafatası yarım kesik olarak bulunmuştur.
3-DI açmasında dolgu toprağın 20 cm. altında başı batıda, ayakları doğuda, eller karında birleşmiş vaziyettedir.
4-C3 mekanı içerisinde baş kuzeyde, ayaklar güneyde,sağ el karında, sol kol gövde altında bel hizasına dönük şekilde bulunmuştur. Alnın üst kısmında L şeklinde bir kırılma ve çatlama mevcuttur.
5-D4 açmasında vücut kuzeybatı güneydoğu istikametinde ve başsız olarak bulunmuştur.
6-D2 mekanında gövde kuzeyde ve batıya dönük, dizler doğuda, ayaklar dizden itibaren bükülerek batıya dönmüş, vücut ve bacakları ters bir şekilde bulunmuştur. Kemiklerde diğerlerine göre çürümenin fazla olduğu gözlenmiştir.Bu iskeletin başı mevcut değildir.Yüzeyden 25 cm. derinlikte ortaya çıkmıştır.
7-8-9-10-11-12- Şapel içerisinde moloz dolguda vücut bütünlüğü olmadan bulunmuşlardır ve baldır kemiklerinin ikili sayılması ile adetleri belirlenmiştir.
13-H kulesi içerisinde daha geç dönemde yapılan platformu çevreleyen taş duvar dibinde molozun 75 cm. derinliğinde bulunmuştur. Bu iskeletin sadece baş ve 1 adet baldır kemiği mevcuttur.Geri plandaki platformun önünde yer alan ve kulenin iki kapısı arasındaki dikdörtgen şeklindeki bu alan temizliğinde zeminin orijinal seviyede olmadığı,daha üst seviyede muhtemelen taş zemin kaplaması olduğu ve sonradan kırıldığı kule duvarındaki izlerden anlaşılmaktadır. İskelet kırılan bu zeminde sonradan oluşan moloz içerisinde bulunmuştur.
14-15- D5 mekanında dolgu toprağın 25-30 cm. altında birbirine yakın olup biri kuzeydoğu-güneybatı, diğeri doğu batı istikametinde bulunmuştur.
16-17- Şapel içerisinde güney duvarına yakın moloz üst seviyesinden 30 cm. altta vücut bütünlüğü olmadan karışık olarak bulunmuşlardır.
18- DI açması içerisinde ortaya çıkan iskeletin başı batıda, ayakları doğuda olup,elleri karında birleştirilmiş vaziyettedir. Dolgu toprağın 30 cm. altında bulunmuştur. Göğüsün alt kesimindeki omurların birinin üzerinde küçük bir deliği olan metal bir plaket ve metal küçük bir halka, biraz daha altta metal bir kolye daha , karında birleştirilmiş ellerin altında ise andız ağacından yapılmış 47 adet tespih tanesi bulunmuştur.
Metal plaketin ön yüzünde altta iç içe geçmiş iki kalp motifi vardır. Bu kalplerin üzerinde birer vazo ve vazolardan çıkan çiçekler ile yaprakların oluşturduğu çelenk içerisinde haç motifi ve yine çiçekler yer almaktadır. Üstte deliğin çevresinde de bir taç bulunmaktadır. Plaketin arka yüzüne ise bir kağıt yapıştırılmıştır. Kağıt üzerine el yazısı ile yazılmış olan yazıdan sadece aralıklı birkaç harf kalmıştır.
Bir yüzünde rahibe Theresa’ ya ait, diğer yüzünde ise ROMA yazısı vardır. Üzerinde yazılar bulunan ve döküm tekniği ile yapılmış bir nevi seri üretim olan bu metal kolyenin 19 yy. sonu, daha çok 20. yy. başlarında imal edilen kolyelerden olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
19- E5 mekanı içerisinde mozaik üzerine açılan bir alana batı-doğu yönünde,eller karında birleştirilmiş vaziyette bulunmuştur.
20-Yıne E5 içerisinde 19 nolu gömün kuzeyinde ve mozaik tabanlı odanın kuzey duvarı bitişiğinde batı-doğu yönünde bulunan bu iskelet bir çocuğa aittir.ve başı mevcut değildir.
21 -El açmasında baş kuzeybatı, ayaklar güneydoğuda eller karında birleştirilmiş şekilde dolgu toprağın 25 cm. altında bulunmuştur.
22- Şapel içerisinde kuzey duvarı yanında moloz üst seviyesinin 40 cm. altında,baş batıda, ayaklar doğuda bulunmuştur.Vücut bütünlüğü tam değildir. Moloz alt kısımda 25 cm. kadar devam etmektedir.
Ayrıca apsis tabanındaki açıklıktan kriptaya girilmiş burada 1 kafatası ile dağınık şekilde, tek iskelete ait olmayan bir çok kemik ele geçmiştir. Kripta zeminine inilmiş ancak in situ bir iskelete rastlanmıştır.
Kızkalesi her ne kadar bir ada üzerine inşa edilmiş olsa bile gerek dönemi gerekse işlevi yönünden karadaki kaleyle bir bütün olarak ele alınmalıdır. Karada;dış kalenin haricinde çeşitli sivil yapı kalıntıları,birçok kilise ve geniş nekropol alanları mevcuttur. Bu bütünlük göz ardı edilmediği takdirde kalede ölen bir kişinin karada bulunan nekropol alanına götürülmesi ve orada gömülmesi mümkündür. Aynca Kızkalesinin üstlendiği işlevi ve yüzölçümü burada bir nekropol alanı yapmaya elverişli değildir.
Ada içerisinde geniş bir alana yayılmış olan bu iskeletlere ait herhangi bir mezar şekli ortaya çıkmamaktadır Doğu, güney ve orta mekandaki yapı kompleksi ile giriş kulesi içerisinde yönleri hemen her birinde farklı istikamette olan bu gömülerde bir sandukaya, bir taban veya kapağa, çevresinde bir taş dizisi veya duvara rastlanmamış olup, hepsi basit mezarlardır.
Çok hareketli olan giriş kulesi içerisinde, sur duvardan düşen taşların meydana getirdiği molozların üst seviyesinde, askeri açıdan çok önemli harekatlara sahne olması mümkün E ve D kulesi arasındaki sıkıştırılmış toprak zeminle hemen hemen aynı seviyede, altta mozaik zemin ve bir yapı olduğu bilinmeden dolgu toprak açılarak yapılan ve henüz arkasına yapıştırılan kağıdı ve üzerindeki el yazısı kaybolmamış plaketin ait olduğu gömüler dönemine ait değillerdir. Hatta 19 yy. sonu 20. yy. başı gibi yakın bir döneme ait sade mezar gömüleridir. Özellikle şapel çevresinde konumlanan mezarlardaki gömülerin buraya gömülmüş olmaları Hıristiyan olmalarından kaynaklanmaktadır.
Şapel apsis tabanı altında yer alan mezar ise kendi dönemi içerisinde ve özellik arz eden bir konumda yapılmıştır. Dönemine ait imtiyazlı kişilerin gömüldüğü bu mezar adadaki Ortaçağa ait birden fazla kişinin gömüldüğü tek mezar durumdadır.
17 numaralı mezarlara ait iskeletler tutanakla Kızkalesi Emniyetine teslim edilmiş olup, Erdemli Cumhuriyet Savcılığınca incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir.
18-20 notu mezarlara ait iskeletler ise, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde görev yapan antropologların inceleme yapabilmesi için hazırlanarak İçel Müzesine teslim edilmiştir.
İskeletleri ayrıca Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi Antropologları Gülay ASLAN ve Asuman ALPAGUT incelemiştir.
Ayrıca iskeletlerin bir kısmı da İstanbul Adli Tıp kurumuna incelenmek üzere gönderilmiştir.
* ‘Mersin Müzesi

İçel Sanat Kulübü  Aylık Bülteni 119. Sayısından alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top