KUVVA-İ MİLLİYE’NİN İÇEL’DE TEŞEKKÜLÜ – Alaaddin ÖZBİLİCİ

İstiklal Harbi’mizin başlangıcında, MONDROS  MÜTAREKESİ’NİN uygulamaya konulmasından, düzenli ordu kurulup, düşmanla muharebelere girişinceye kadar geçen süreye Kuvayı Milliye denilmektedir. Bu Kuvayı Milliye tanımı daha ziyade Batı cephesi için geçerlidir. Zira Güney cephesinde (1.)Batı cephesindeki gibi düzenli bir orduyla karşılaşmamaktayız.

Güney cephesindeki olayların tümü kuvayı milliye içinde zikredilir. Bu dönemde silahlı kuvvetler mensupları ile kaynaşan halk (millet) Kuvayı Milliye dediğimiz teşkilatı vücuda getirmiştir. Bu teşkilat işgalci düşmanla olağanüstü zorluklar ve imkansızlıklar içinde çatışmıştır. Hatta bu çarpışma  sadece işgalci düşmanla değil yurt içindeki zararlı unsurlarla da olmuştur. Vatanın savunulması ve düşmandan temizlenmesi için şahlanmış bu Kuvayı Milliye teşkilatları her yönüyle araştırılıp Türk gencine anlatılmalıdır. Biz burada Kuvayı Milliye teşkilatlarının sadece bir parçası olan İçel bölgesini ele alacağız. Teşkilatlanma nerede kim tarafından başlatılmış? Nasıl bir yol takip edilmiş? sorularına cevap arayacağız.
İçel bölgesinde Kuvayı Milliye teşkilatını kurmak üzere Yüzbaşı Emin Resa Bey (Aslan) görevlendirilmiştir. Emin Resa 1. Dünya Savaşı esnasında  6. Ordu Menzil Müfettişliği emrinde Kerkük mıntıkası levazım reisliği yapmaktadır. Mondros mütarekesinden sonra memleketi olan Konya’nın Ilgın ilçesine gelmiş, burada kendi başkanlığında bir Kuvayı Milliye teşkilatı kurmuştur. Emin Bey Ilgın’daki çalışmalarına devam ederken Konya Kuvayı Milliye teşkilatı başkanı Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey’den aşağıdaki telgrafı almıştır: (2)
“Ilgın’da Kuvayı Milliye Teşkilatına memur Emir Resa Bey’e. Ilgın Kuvayı Milliye Teşkilatını idare etmek üzere vazifenizi Müdafaai Hukuk reisi Esiroğlu Ali ve jandarma kumandanı Mülazım Kazım Efendilere talimat vermek suretiyle devrederek heyeti temsiliyeden alınan emir üzerine Konya heyet–i merkeziyesince Adana’ya bağlı 1  Numaralı Umum Kuvayı Milliye Fedai Müfrezeleri Kumandanlığına tayin edilmiş olduğunuzdan talimat almak ve hemen teşkilata başlamak üzere acele Konya’ya teşrifenizi rica ederim”  Konya 06-12-1919  İMZA  Binbaşı
Bilindiği gibi Heyeti Temsiliye TBMM kuruluncaya kadar geçici hükümet görevi yapmıştır. Emin Resa Bey aldığı talimata göre teşkilata Konya’dan itibaren başlayarak Karaman, Mut, Mağara, Silifke, Lamas, Elvanlı (Tömük), Erdemli dolaylarında sürakli teşkilat yaparak bölgede fedai müfrezeleri oluşturacaktır. (3)
Mersin bölgesinde bulunan düşmanla temasa geçilecek ve Adana’ya doğru harekete geçilecektir.  Bütün bu hareketler gizlilik içinde yürütülecektir.
Mersin’de Fransız işgali 17 Aralık 1918 tarihinde olmuştur. İşgal çoğu Ermeni olmak üzere 1.500 Fransız askeriyle gerçekleştirilmiştir. (4)
Emin Resa Bey’in İçel bölgesinde faaliyetlerine başlamadan önce Fransız işgaline tepki olarak bazı hadiseler olmuştur. Daha  Sivas Kongresi esnasında 5.1.1991 tarihinde Fransız işgaline tepki olarak Mersin’de Yeni Cami Minaresinin tepesine müezzin Hacı Dede tarafından Türk bayrağı çekilmiş. Mersin’de gençlerin isteği, Jandarma Tabur Komutanı Ali Rıza Bey ve Türk İslam Cemiyeti’nin rızası ile çekilen bu bayraktan ötürü Hacı Dede yargılanmış, Hintli, Tunuslu, Cezayirli, Müslüman askerlerin baskısı sonucu bayrak  astığını söylemiş ve bir daha yaptığı takdirde Beyrut’taki mahkemeye gönderileceği tehdidiyle serbest bırakılmıştır. (5)
Burada şunu belirtmekte fayda var. İngilizler ve Fransızlar işgalleri ekseriyetle Müslüman sömürge askerleriyle gerçekleştiriyorlardı. Bu askerler halka diğer işgalci askerlere göre (Yunan, İngiliz, ,Fransız, Ermeni) daha  yumuşak davranıyorlardı. Bu Müslüman askerlerin içerisinde silahları ile birlikte Kuvayı Milliye tarafına geçenler bile olmuştur. Sömürgelerindeki Müslüman kamuoyu özellikle İngilizleri Türkiye üzerinde daha dikkatli davranmaya zorlamıştır. Gandhi bir Hint gazetesine gönderdiği yazıda: “Türkiye meselesi Hindistan’daki 70 milyon Müslüman’ı, dolayısıyla da bütün Hindistan’ı ilgilendiriyor. Müslümanların  isteği Türk topraklarının temiz kalmasıdır Türkiye’nin parçalanmamasıdır.” Demiştir.(6)
Yine bu babda Hintli Müslüman liderlerden Ağa Han’ın hazırladığı bir rapor İngiliz Hindistan Bakanı Mantagun tarafından kabineye sunulmuştur, bu raporda: “Türkler tarih boyunca yabancı boyunduruğuna boyun eğmediler, Türkiye’nin bölünmesi Hindistan’da sonu gelmez olaylara yol açar. Hintliler için Türkiye meselesi bir ölüm kalım meseledir.”(7) iafdeleri yer almıştır.
Güney cephesinde Fransız işgaline en çok sevinenler hiç şüphesiz Ermeniler olmuşlardır. İşgallere Fransız askerlerinin yanında Ermeni Lejyonları da katılmaktadırlar. Fransızların Ermeni taraftarlığı yapmaları yüzünden, Fransız işgal bölgelerine yoğun bir Ermeni göçü yaşanmaktaydı. Hatta bu göçün boyutlan o kadar büyük olmuştur ki, Çukurova’da nüfusun çoğunluğu nerede ise Ermenilerin eline geçecekti. Bunun için hükümet Ermeni göçünü engellemek isteyecek ve göçü durdurma kararı almıştı.  (8) Ermeniler bu kararı KASIM 1919 içerisinde Ermeni patrikhanesi meclisinde aldıkları bir kararla itilaf kuvvetleri mümessillerine şikayet etmişlerdir. (9)  Bu Ermeniler Fransızların emrinde polis görevi ile  Türk ahaliye oldukça kötü davranmışlar ve  Türklerin işgallere karşı direnişini daha da artırmışlardır.
Çukurova’da siyası ortam böyle iken Emin Resa Bey Mut Silifke yolunu takip ederek, Müdafay-ı Hukuk Cemiyetleri ve gönüllü müfrezeler kurarak Mersin’e doğru yaklaşmaktadır. Mut teşkilatı kurulduktan sonra 6 Şubat 1920 de Mağara’ya gelinmiştir. (10) Mağara kozmopolit bir yapıya sahiptir. Bu nahiye birçok gayri Türk ve Milli mücadele aleyhtarını  barındırmaktadır. Bu nedenle Emin Bey nahiyenin giriş ve çıkışını kontrol altına almış, böylece teçhizatının ne kadar olduğunu dışarıya sızdırmasını önlemiştir. Bu  sırada Emin Bey Nahiye Müdürü Hüseyin Rıza Bey aracılığıyla Silifke’deki Osmanlı Mutasarrıfına haber göndererek  Mağara da asayişin sağlandığını bildirmiştir. İşgalci güçlerin nüfusu altında bulunan mutasarrıf bölgede Kuvva- i Milliyenin güçlendiğini anlayınca Heyeti Temsiliye ile haberleşmeye başlamıştır. Yine bu sırada bölgenin eşrafından Silifke’de Hafız Emin (İçel Milletvekili Emin İnankur) Rıza Efendizade Sami  (Silifke Belediye Başkanı)  Kaymakamzade Nuri, İtilaf devletlerinin vatanı taksim etmelerini kınıyor Heyet – i Temsiliyeye ve bölgedeki Kuvva-i Milliye Teşkilatına teşekkür ve bağlılıklarını bildiriyorlardı. (11) Kısa zaman içinde  bu teşkilatlar Torosların her yerinde kurulmuş, adeta Toroslar Fransızlara bir set olmuştu, Fransız işgal kuvvetleri sadece sahil şeridinde ve ulaşım hatlarında tutunabilmekteydiler.
41.Tümenin emrindeki Güney Bölgesi Milli kuvvetleri birçok gruplara (müfrezelere) ayrıImışlardı.(12) İçel bölgesindeki gruplar şunlardı:
A) Kıyı Grubu
Bölgesi; Anamur (dahil)- Tece deresi (hariç)
Komutanı: 139. Alay 3.Tabur Komutanı Binbaşı Emin.
Karargahı: Silifke, Anamur, Gilindire, Taşucu, Lamas ve Elvanlı’da gözetleme müfrezeleri.
Mevcudu 300 er.
B) Mersin Gurubu
Bölgesi: Tece Deresi (dahil) – Deliçay (hariç)
Komutanı: Binbaşı Emin Resa (Emin Arslan diye adlandırılan bu zat Temmuz 1920 de başka yere atandığından yerine yüzbaşı İbrahim verilmiştir.)
Karargahı: Emirler, Bu grupta dokuz tane küçük bölük  bulunmaktaydı. Bunların toplam mevcudu 700 piyade ve bir miktar da süvariden  ibaretti. 1. Osmancık Bölümü, (Şahmurlu Sırtında), 2 – Demirtaş Bölüğü (Emirler’de) 5- Yavuz Bölüğü (Buluklu da). 6-Turgut Bölüğü (Hebilli’de) 7 -Doğan Bölüğü (Çopurlu da) 8 – Kıyı Barbaros Bölüğü (Emilerde yeni kurulmaktadır). 9 Makineli Tüfek Bölüğü (Emirler’in Kuzey Doğusunda).
C) Tarsus Grubu
Bölgesi; Deliçay (dahil)- Tarsus çayı (Dahil)
Komutanı: Binbaşı İsmail Ferahim (Şalvuz).
Karargahı: İhsaniye. Bu grupta da yaklaşık 750 piyade ve 100 kadar da süvari bulunmaktaydı. Bunlar da sekiz bölüğe ayrılmışlardı. Bu bölükler 1. Akçakocalı’da. 2.Sucular’da da. 3. Sari İbrahimli’de.
4. İhsaniye’de. 5. Sarıköy’de 6. Şükraniye’de. 7 .Yaşpaz’da. 8. İhsaniye’de  (Süvari Bölüğü) bulunmaktaydılar. (13)
Bölgede  Kuwa – i Milliye teşkilatları tamamlandıktan sonra 11 şubat 1920 de Emin Resa Bey Heyet-i Temsiliye adına  Mustafa Kemal’den şu telgrafı almıştır.
“Mağaraya gelmiş olan Kuvva-i Milliye Kumandanlarından Emin Bey’e:
Fransızlar teslih ettikleri Ermenilerle beraber bütün tahtı işgallerinde bulunan mıntıkayı icrayı mezalim eylemekle iktifa etmeyerek Maraş’ta  bulunan dindaşlarımıza katliam yapmaktadırlar. Maraş ahali – i islamiyesi düşmanın faikiyetine rağmen kemal- i şeref ve namus ile mukavemet ve müdafaa etmektedirler. Urfa civarındaki ehli İslam dahi müdafaa-i hukukları için Maraş zulüm didelerine yardım etmek için Fransız kuvvetlerini kasabanın haricindeki Gureba hastanesinde mahsur bulundurmaktadırlar. Birecik halkı dahi Urfa ve Antep mezalimine karşı teheyyüç ederek  silahlı müdafaaya sarılmak üzeredirler. Fransızların Maraş’taki  kuvvetlerini takviye ile mezalimi tesdide devam etmekte oldukları anlaşıldığından Maraş’a muavenet etmek üzere bilumum Adana, Ayıntab, Maraş menatık meşgulesinde teşebbüsatı ciddiye ve katiye icrasına mecburiyet hasıl olmuştur. Binaenaleyh;
1.Hemen Mersin üzerine hareket edeceksiniz.
2.Müteferrik bir halde tesadüf edilecek Ermeni, Fransız kuvvetleri serian bertaraf olunmazsa, muvasalaları kat edilerek tezyik ve imha olunacaklardır.
3.Düşmanın kıtaatı askeriyesi meşkuk, cephe, muharebesi icrasına lüzum yoktur. Mütemadi çete muharebatı ve düşmanın mucasalasının kat’i maksadın teminine kafidir.
4.Mümkün olursa düşmanın Mersin Limanından istifadesinin menine çalışılacaktır.
5.Şimendüfer hattı ehemmiyetli surette tahrip edilecektir.
6.Dahil olacağınız mıntıkadaki ahali-i islamiyyesi her tarafta kıyan ettirtek nazar – ı dikkatten dur tutulmamalıdır.
7.İcraat raporlarınızı merbut bulunduğunuz makama vermekle beraber Ankara’daki Heyet-i  Temsiliye’ye de bildirmelisiniz. (14) .
İMZA  – Heyet-i Temsiliye Namına – Mustafa Kemal
Heyet-i Temsiliyeden bu emir üzerine artık Mersin üzerine harekete geçme zamanı gelmişti. Daha önce nizam ve intizamı  yapılıp gruplara ayrılan kuvvetler, yavaş yavaş işgal altında olan bölgelere doğru kaydırılmaya başlanmıştı. Silifke – Mersin yolu denetim altına alındı. Mersin’e doğru harekatın  başlatıldığı haberi ve Ankara’ya bildirildi. 9 MART 1920 tarihinde Ankara’dan gönderilen “İşar-ı ahere kadar harekatınızın tehiri” emirli telgraf harekatı durdurmuştur. Fakat çalışmalar devam etmektedir. Silifke-Mersin arasında erzak taşıyan arabalar  (bunların-çoğu ermenidir) durdurularak yükleri müsadere edilmiştir. 26 Mart 1920 de Ankara’dan hareketa devam edilmesi emri gelmiştir. (15) Bunun üzerine Kuvva-i Milliye birlikleri sahil şeridinden (Silifke’den Mersin’e doğru) ve Toroslar’dan hucum etmeye başlamışlardır. Pozantı taraflarında büyük bir bozguna uğrayan Fransız kuvvetleri Mersin’e doğru çekilmek istemişlerdir.  Karboğaz(Panzin Çukuru) denilen yerde Gülekli Türkmenlerin kurduğu pusuda tam manasıyla bozguna uğramışlar, (16) Tarsustaki Hacıtalip Çiftliği baskını ile (15- 19 Temmuz 1920) Tarsus’taki  Mersin’le olan irtibatları  tamamen kesilmiştir. Fransızlar  bunun üzerine Tarsus’u kurtarmak ve Mersin bağlantısını tekrar kurmak için Adana’dan kuvvet göndermeye başlamışlardır.  27-29 Temmuz 1920 tarihlerinde  Tarsus’a taarruz etmeye başlayan Fransızların  Tarsus’a doğru ilerleyişleri  Adana bölgesi komutanı  Sinan Tekelioğlu müfrezeleri tarafından izlenerek durum 41. Tümen komutanlığına, bildirilimişsede,  Fransızlar, Şakirpaşa çiftliği ve Kahyaoğlu kesimindeki Türk müfrezelerini yenmişler ve Yenice’ye doğru ilerlemeye başlamışlardır.  Fransızların bu harekatını Tarsus  çayının doğusunda  Molla Kerim Komutasındaki Çeliktaş müfrezesi karşılamış fakat bu müfreze topçu ve makineli tüfek desteğinden yoksun olduğu için Fransızları durduramamışlar  lakin büyük kayıplar verdirmişlerdi. Fransızlar 28- 29 Temmuz gecesi Tarsus’a  girmişlerdi. Fransızlar Tarsus’a, girdikten sonra  Türk topçusu muhtelif yerlerden Tarsusu bombardımana başladı. Fransızlar bu ateş altında büyük kayıplar verdi. Bu sırada Emin Arslan  Bey Mersin grubu komutanlığından alınarak yerine Binbaşı İhsan Bey atandı.15-17 Ağustos 1920 deki Küçük Ziyarettepe (Yeniçeşeyh Köyü) taarruzu ile Fransızlara büyük kayıplar  verdirildi. Fransızlar  karadan bir şey  yapamayacaklarını anlamışlar ve öç almak için 26 Ağustos 1920 de  Kazanlı Köyü yakınlarına getirdikleri birkaç harp gemisi ile Evci, Teke, Kürkçü, Yukarı ve Aşağı Burhanlı, Hebilli, Sarıibrahimli köylerini bombardıman etmişlerdir. (18)
Bu olaylar 3-4 Ocak 1921 tarihine kadar böyle devam etti. Fransızlar bölgede tutunamayacaklarını anlayarak bölgeyi  terk etmek zorunda  kaldılar. 20 Ekim 1921’de  Ankara’da Yusuf Kemal (Tengirşek) ile, Henry Franklin – Bouillion  tarafından imzalanan anlaşma ile Fransızlar işgal ettikleri tüm yerlerden çekildiler.  Bu anlaşma İngiltere ile Fransa’nın arasını açtı. İngiltere  Fransayı tek başına barış anlaşması yapmakla 5 Eylül 1915 te aralarında imzaladıkları anlaşmaya  aykırı davrandığını, Fransızlar ise bunun barış anlaşması değil mahalli bir anlaşma olduğunu iddia etti. (19)
Sonuç olarak bu bölgedeki Kuvva-i Milliye teşekkülü batıdakine göre daha değişiktir. Burada  teşkilatın kurulacağı alan düşman işgali altındadır. Bu nedenle  de gizlilik esastır. Sadece düşmanla değil, hükümet memurlarıyla da uğraşılmıştır. Anadolu ile yapılacak ulaşım sadece bu bölgeden geçtiği için (Bölgedeki ulaşım hatları Fransızların işgal bölgelerine açılan tek kapılarıdır) bölge stratejik öneme haizdir. Bu nedenle de düşman  bölgeye özel önem vermektedir. Bu şartlar altında bölgede Kuvva – i Milliye teşkilatları kurulmuş, tüm- imkansızlıklara rağmen düşmanla her türlü mücadeleye girişilmiştir.
1.A.Hulki Saral,Türk İstiklal Harbi IV Güney Cephesi, Ankara 1966, s.1. Güney Cephesi dediğimiz alan İran sınırlarından Toros geçitlerine kadar ortalama 1000 km uzunluğunda 250 km. genişliğinde olup Fırat nehri ile iki kısıma ayrılmıştır. Doğuda  kalan kısım Elcezire Cephesi, Batıda kalan kısım ise Adana  Cephesi olarak isimlendirilmiştir.
2.Emin Arslan Karakaş, İçel Kurtuluş savaşı  Tarihi Hatıraları, Mersin 1942.s.6
3.Emin Arslan Karakaş a.g.e.s.7 vd.
4.Tevfik  Bıyıkoğlu, Türk İstiklal Harbi 1.  Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı Ankara 1962,s.70
5.Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü II, Ankara 1984, s.88
6.Zeki Sarıhan, a.g.e,s.90
7.Zeki Sarıhan; a.g.e.s.157.
8.Prof. M.Tayyip Gökbilgin, Milli Mücadele Başlarken II, Ankara 1965, s.205
9.Prof.M.Tayyip Gökbilgin, a.g.e., s.206
10.Emin Arslan Karakaş, a.g.e.s.11
11.Emin Arslan Karakaş, a.g.e.s.13
12.Harp Tarihi  Dairesi Arşiv No.5-801, Dosya No 8
13.A. Hulki Saral, a.g.e. s.164 vd.
14.Emin Arslan Karakaş, a.g.e.s.16
15.Emin Arslan Karakaş, a.g.e.s.32
16.Politika Ansikdopedis, Tercüman Gazetesi Yayını s.268
17.Harp Tarihi  Dairesi Arşiv  N.6-2132, Dosya No.11
18.A.Hulki Saral, a.g.e.s.176 vd
19.Politika Ansiklopedisi. s.394
*İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü Yüksek lisans öğrencisi.
Bu yazı  “Mersin Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Yayın Organı” olan “İÇEL KÜLTÜRÜ”  Nisan 1988 – 5. Sayısından alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top