MERSİN ESKİ EVLERİ – Sevil ERÇİN

Eski-Mersin.jpg

Mersin’in ayakta kalan eski evlerinde görünen mimarisi çok yönlüdür. Çok yönlü yaşayış ve olaylar, insanların toplu olarak bir kültür ve ortak mimari geliştirmesine imkan vermemiştir. Bu yüzden ayakta.kalan yapılara baktığımızda her kültürün izini görebiliriz. Ortak bir kültür yaratamama kaderini Mersin’le birlikte ticaretin yarattığı bütün Anadolu şehirleri paylaşmaktadır. Hızla gelişen bu şehir, kimliğini kazanmaya hazırlanırken, ekonomik sebepler ve son yıllarda ortaya çıkan dikey yükselme arzusu, bu şehri mimari kimliğinden koparıp, eski kimliğini kaybettirerek apartmanlarla dolu, gürültülü, mimari yönden kişiliksiz bir şehir yaratmaya zorlamıştır. Eski evlerde doğup büyüyenler, ya da eski sokaklarını, bahçelerini özleyen insanlar, sadece özlemekle yetinip kalan güzelliklerin yok olmasına seyirci kalmayı tercih etmişlerdir. Üç beş kişinin mücadelesi de bunları ayakta tutup korumaya yetmiyor.
Şehre girdiğinizde birden şaşırıyorsunuz, bu şehrin geçmişi nerde diye. Galiba 70-80 yıl önce insanlar buraya gelip yerleşip, bu apartmanları yaptılar diye düşünü¬yorsunuz. Sonra şehrin sokaklarında biraz gezinince apartmanlar arasında geçmişin izlerini taşıyan o güzel evleri görüyorsunuz. Yalnız ve bakımsız olan bu evler inatla yaşamaya çalışıyor.
Bugün ayakta kalan evlere baktığınızda Anadolu şehirlerindeki gibi mahallelerin bir çeşme, cami, mescit etrafında kurulmadığını görüyorsunuz. .
Bu şehrin bugün sadece. iki anıtsal çeşmesi mevcut. Ticaret merkezinde iki katlı kesme taştan yapılan evlerde, bahçe ve bahçe duvarı görülmüyor. Bu evlerde girişler direk sokağa açılmaktadır. Tek katlı ve ticaret merke¬zinden uzakta olan evlerin, yeni imarlaşma yüzünden hiç bahçeleri yokmuş gibi görünüyorsa da, her evin bir bahçesi mevcut. Bahçe-içinde meyve ağaçları, çardak, ufak bir havuz var ama kuyu yok. Bunun yerine evlerin bahçelerinde tulumba kullanılmış.
Geçmişte yedi iskelesi olan bu şehir denizle irtibat sağlamamış, bütün yollarını denize paralel yapmıştır. insanlar pek denizle uğraşmamış, geçimlerini ondan sağlamamışlardır. Binaların yapı malzemesi alt katlarda kesme taş, üst katlarda çıkma ve duvarlar bağdadi ve hımıştır. iki katlı evlerin ayrı ayrı konut olarak kullanılanların yanı sıra alt katlarının çok büyük depolar olarak kullanılanları da vardır. Alt katları depo olan bu evler, ticaret merkezinde limana yakındır. Çatı örtüsü evlerde (denizi e bağlantısı olsa gerek) Marsilya’dan gelen Marsilya kiremitleri ile örtülüdür. Çatılar kırma çatıdır. Saçaklar çok geniş tutulmamıştır. Saçakların süslü olduğu örneklere rastlanır. Mersin’de taş ile yapılan evlerde süslemeler genellikle cephede toplanmıştır. Bu süslemeler cumbada, pencere sövenlerinde, kapı üstlerinde göze çarpar. Cepheleri düz olan yapılar yanında, cumbalı olanları da vardır. Son dönem yapılarda cumba ile birlikte balkonlar yapılmaya başlanmıştır. 19. yy’da kullanılmaya başlanan volta döşeme balkonlarda çok kullanılmıştır. Daha sonraları ahşap ya da kesme taştan yapılan cumbalar geleneksel özelliklerini kaybetmeye başlamışlardır. Cumba altlan dökme demir ya da taş konsollarla desteklenmiştir. Evlere girişler alt katta ya direk sokaktan, ya da üç dört basamakla yükseltilmiş yuvarlak kemerli eyvan şeklinde, bir girişledir. Üst katlar ayrı konutlar olduğu için dışarıdan çıkılan bir merdivenle eve ulaşılır. Tek katlı dış sofalı evler bahçe içerisindedirler. Akdeniz mimarisi özelliğini taşıyan dış sofalı evler Mersin’de çok az kalmıştır. Bu evlerin alt katları sivri yüksek kemerlerle yapılmıştır. Üst katlara çıkış köşeden bir merdiven iledir. Üç ya da iki oda sofaya açılmaktadır. 19. yy’dan sonra bu dış sofalar geniş camlı yüzeylerle kapatılmıştır. Evlerin genellikle iç sofalı ve karnıyarık plan tipinde olduğu görülür. Sofa etrafında genellikle iki yada üç oda vardır. Sofadan odalara geçişler köşelerden değil, ortadandır. Eklemelerle bozulan bu evlerde orijinal sofa bulmak zordur. Sofa gene odalar arası ortak kullanım özelliğini korumaktadır. Yalnız yükseltilmiş eyvan (cumba) kısmı sofayla aynı hizada yapılmıştır. Odaların tavan ve yer kaplaması ahşaptır. Sofada ve odalardaki tepe pencereleri kalkmıştır. Mobilyanın yaşamımıza ¬girmesiyle (19.yy) odaların vazgeçilmez unsuru olan dolaplar ve ocaklar görülmez. Sofada ve odalarda tavan süslemesi sayılı birkaç evde mevcuttur. Kalemişi olanların yanısıra, ortadaki çiçek ya da yıldız motifinden dışa doğru ışınsıl olarak yerleştirilmiş oymalı ahşap çıtalar ile oluşan tavan göbekleri yaygındır. Pencereler dikdörtgen şekilde yapılmışlardır. Pencere söveleri ve lentolar vurgulanmıştır. Pencereler ahşap pancur ve kafeslerle örtülüdür. Antik yapılardan gelen etkiyle ikiz pencereye çok rastlanır, renkli camlarla süslenmiştir. Çatı katlarında yer alan cihannüma Mersin evlerinde de mevcuttur. Evlerde kitabelere pek rastlanılmamaktadır. Bu yüzden evlerin mimari dönem ve üsluplarını tespit etmek oldukça zordur. Cephe biçimleri ve benzemesel ayrıntılar bu yapıların 19.yy ikinci yarısı ve 20.yy başında yapıldığını göstermektedir.
Orta Anadolu, Akdeniz, Levanten mimarilerin karışımından oluşan yeni mimarisiyle Mersin’de çok yönlü güzel bir mimari mozaik oluşmuştur. Ne yazık ki bugün yok olmak üzeredir.
(*) Sevil ERÇİN – Arkeolog – Sanat Tarihçisi

Bu yazı  “İçel Sanat Külübü” Aylık Bülteni “Kasım 1995 – 41. Sayı” sından alınmıştır.

Sevil ERÇİN in MUSTAFA GÜNLÜ EVİ  başlıklı yazısı için burayı tıklayınız……………..

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top