MERSİN İSKELELERİ – 50. BL.

Mersin-Limanı-2.jpg

20 Yıl Öncesine Ait Bir Yayın
Mersin İskeleleri
Gündüz Artan / Semihi Vural

1860’lı yılların başında 100–150 haneli bir kasaba olan Mersin’de liman hizmeti görecek bir iskele bile yoktu. Yelkenli gemi ve kayıklar, yanaşabildiği kadar sahile yanaşıyor ve suya giren hamallar yükleme-boşaltma işlerini yapıyorlardı. İlk iskele, daha sonra yerine yolcu iskelesi olarak da kullanılan Gümrük İskelesi’nin yapıldığı, taşların yığılmasıyla kurulmuş ilkel bir iskeledir. 1886 yılında Adana-Mersin demiryolunun açılması ve bölgede pamuk tarımındaki hızlı artış, yeni iskeleler yapılmasını gerektirmiştir.

1913’te Toros Dağları’nı aşan demiryolu ile İç Anadolu’ya bağlanan kent, bir ulaşım kırılma noktası olarak limansız olmasına rağmen, ayrı cins emtia yükleme fonksiyonları üstlenen 122 iskelelerle güneyin en önemli ihracat limanı olmuştu. Mesela bütün Çukurova’dan pamuk alan “Sovyet Neft Sendikat” şirketi, pamuğu Mersin’de depolar ve yüklemesini gene Mersin’den yapardı. Bu firmanın meşhur bir pamuk eksperi yerli eksperleri etkileyerek ustalaşmalarına katkıda bulunmuştur. (Bu eksperin bir bıçak atışı ile bir balyanın içindeki pamukları çiçek gibi dışarı çıkardığı söylenirdi.)

Mavnalarla iskelelerden yüklenen emtia römorkörlerle çekilerek şileplere taşınırdı. Bu nedenle açıkta demirli gemilerle kıyı arasında devamlı bir mavna trafiği gözlenirdi.

Kıyıdaki belli başlı iskeleler; batıda bugünkü belediye hizasındaki sportif amaçlarla kullanılan İdman Yurdu İskelesi, doğuya doğru sıra ile; Gümrük Meydanı ağzındaki Yolcu İskelesi, Hükümet Konağı hizasına gelen Maden İskelesi, İstasyon hizasında bulunan ve demiryolu ile istasyon tiraj sahasına bağlanan Devlet Demiryolları İskelesi (en büyük vinçler bu iskelede bulunup, kent kıyılarından doğuya doğru bakıldığında vinçlerinin silüeti etkin biçimde algılanırdı). Bu en büyük iskeleden sonra Krom İskelesi ve Umumi Mağazalar İskelesi yer alırdı. Mersin bu iskeleler, mavnalar ve onları çeken romorkörler ile, yaz kış gemilerin açıkta beklediği hareketli açık bir limandı. Sadece kışın zaman zaman esen lodos bu hareketli görünümü aksatırdı. Kışın tahmil tahliye faaliyetlerinin aksaması Mersin’de bir liman inşasını 1920’den beri gündemde tutmuştur.

Atatürk’ün 1925 yılında Mersin ziyaretinde, liman yapılması dileği arz edilmiştir. Mersin’e modern bir liman yapılması hakkında 1926 yılında çıkarılan kanun, Doğu illerindeki ayaklanma nedeniyle bir süre sonra yürürlükten kaldırılmıştır.

29 Ağustos 1927’de “Mersin Liman İşleri İnhisarı TAŞ” kurulmuştur. 1942 yılında tasfiye kararı alan şirket devlete devredilmiştir.
Yapımına 1954 yılında başlanan ve 1961 yılında hizmete açılan Mersin limanı, TCDD ve Limanları İşletmesi’ne bağlı olarak hizmet vermektedir. (Semihi Vural / Gündüz Artan: “Mersin İskeleleri” yazı dizisi. Mersin Deniz Ticaret Odası Dergisi – Ocak 1995-Nisan 1995, s. 32-35).

İçel Sanat Kulübü eski başkanlarından merhum Ressam Doğan Akça şöyle yazmış:

“Biz ne güzel bir Mersin’de yaşamışız.
Mavnası, iskelesi, çakıl taşları, martısı olan o Mersin nereye gitti?”

Çeşitli kaynaklardan derlenen iskele adları ve yerleri %100 kesinlik kazanamaz. Ancak yüzyıllık süreç içinde anılan iskeleler, zaman içinde yenilenmiş, yanına yenisi eklenmiş, sonrakiler eski adlarıyla yaşamış ve anılmış olabilirler.

Anlatılanlar, Planlar ve Fotoğraflardan Yararlanarak Saptanan     MERSİN İSKELELERİ (Kitaba devam etmek için bu satırı tıklayınız)

Top