MERSİN’DE TÜRK OCAĞI – Gündüz ARTAN

TÜRKOCAKLARI-1912.jpg

Türk Ocağı
1912 yılında kurulan Türk Ocağı, Hamdullah Suphi Tanrıöver’nin 1913’te başkan seçilmesinden sonra canlanmış, İstanbul’da ve vilayetlerde Ocaklar açılmıştır. 191 1 yılında kurulan Türk Yurdu Cemiyeti’nin aynı yıl yayınlamaya başladığı Türk Yurdu Dergisi, (191 1-1931, 233 sayı), Balkan Savaşı’nın bunalımlı döneminde yetişen genç kuşak arasında büyük bir ilgi uyandırmıştı. Devrin tanınmış edebiyatçı, ilim ve fikir adamları ile gazetecilerin yazdıklarını okuyan genç kuşak “Osmanlı görüşü”nü terketmeye, “Türklerin başlı başına bir dünya oluşturduğunu” görmeye başlamışlardı.(1)
1913 yılında Türk Ocakları tarafından yayınlanmaya başlayan Halka Doğru, Türk Sözü, Bilgi dergilerinde “Halk İçin halka faideli olmak İçin” yapılan yayınlar, yine 1913 yılında, Türk Yurdu yayını on kitap, gençlerin ulusal konuları düşünmelerinde ve Anadolu’ya, halka yönelmelerinde çok etkili olmuştur.
Amacı “köylülere sıhhat, maarif konularında yardım etmek” olan Köy Teşkilatı, gençleri çok heyecanlandırmıştır.
Mersin’de:
Bu coşkuyla bir çok genç “mefkureci öğretmen”, Anadolu’da görev almak için kasabalara, bu arada Çukurova’ya, Adana’ya, Mersin’e koşmuşlardır. Mersin gençlerine Türkçülüğü aşılayan İlk öğretmenlerden biri 1909’da açılan Rüştiyenin Edebiyat öğretmeni Agah (Doğrul) Bey’dir.
Mersin’de 1913 yılında “münevverü’l fikir” gençler, Şİhab dergisini çıkarmışlar, böylece her konuda aydınlatma görevini yerine getirmeye çalışmışlardır. (2)
Bu görüşümüzü doğrulayacak örnekler vardı:
Halkbilimi araştırmalarıyla tanınan Ali Rıza (Yalman Yalgın) Bey, İstanbul Muallim mektebi’n den 1920 yılında mezun olunca Mersin’de göreve başlamıştır. (3)
Gülnar’da Milli Eğitim Memurluğu ve Mersin’de Gazi Paşa İlkokulu Başöğrefmenliği yapan Merhum Zeki Teoman (1912 Aydıncık- 1990 İstanbul)’ın, İlkokul Öğretmeniyle ilgili bir yazısında (4) “1923-24 yılllannda Talât Kayıhan’ın (Soyadı yasasından sonra Talât Uras), Gülnar Fevzipaşa İlkokulun’na öğretmen ve başöğretmen olarak geldiğini, onu Türk Ocağı’nın gönderdiğinin söylendiğini; okulda bir izci örgütü doğunu, İzci giysilerini dikip giydirdiğini’ anlatmaktadır.
Birinci Dünya Savaş sonunda Mersin ve Çukurova’nın, daha sonra İzmir’in işgali üzerine başlayan Milli Mücadelede ve Çukurova’da Kuvayı Milliye hareketinde, özellikle Adana Darü’l Muallimin [Erkek Muallim Mektebi) mezunu genç öğretmenlerin katkı ve çabaları, bu birikimin doğal sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Yine bu yıllarda Ulusal duygulara seslenerek yayılmaya boşlayan ve yasal olmayan sosyalist görüşlü grupların yöneticileri de gerekli yerlere, özellikle işçilerin yoğun bulunduğu Zonguldak, Mersin, Kayseri gibi yerlere propagandacılar seçip gön dermeye başlamışlardır.
Mersin; sayıca az oldukları halde yabancıların, İnsafsızca ezdikleri yerli halkın, “milli şuurla” uyandırılması gereken bir ticaret kentiydi.
Mersin’in ilerlemesi halkının veya hükümetin çalışması ve teşviki ile olmamıştır. Hep yabancıların lehine, yerlilerin aleyhinedir.Dışarıdan gelenler kazandıkça, yerliler, hak sahibi olanlar kaybetmiştir. Mersin, Mersinlilerin zararına ilerlemiştir.
(Atatürk, Kurtuluş’tan sonra Mersin’i İlk ziyaretinde (17 Mart 1923), Millet Bahçesinde Mersinlilere hitabında bu gerçekleri anlatmış ve “Mersinliler, bu memleketin hakiki sahibi olunuz.” demiştir. Gazi’nin İzmir İktisat Kongresinden (17 Şubat-4 Mart 1923) sonra İlk yurt gezisinde Mersin’e gelmesi ve Mersinlilere hitabı İlginçtir.)
Atatürk’ün Mersin Gezilerinde:
Mustafa Kemal Paşa, İstiklal Savaşı’ndan sonra çıktığı yurt gezilerinde gençlik kuruluşlarını ziyaret etmeye ayrı bir önem vermiş, birçok önemli konuşmayı buralarda yapmış, para yardımında bulunmuştur. Gittiği her şehirde Türk Ocağı’nı ziyaret etmiş, ayrı adlar altında çalışan derneklerin Türk Ocağı’na dönüşmesi için tavsiyelerde bulunmuştur. Adana’da “Türk Gücü”, Mersin’de “Gençler Birliği” onun tavsiyesiyle Türk Ocağı’na dönüşmüştür. (5)
Mustafa Kemal, 17 Mart 1923 günü Mersin’i ziyaretinde Müdafaai Hukuk Cemiyetinin Merkezi binasının alt katındaki Gençler Birliği’nde kendisini bekleyen gençlerle samimi sohbetinde, Birliğin bağlı bulunduğu bir merkezin olmadığını öğrenince onlara “Umumi merkezi olan bir cemiyete, mesela Türk Ocağı’na bağlanamaz mısınız?” diye sorar. Toplu olarak, “Çok iyi olur, derhal bağlanacağız” diye cevap veren gençlerin bu davranışından memnun olan Gazi Paşa, “İyi, çok İyi çalışmalarını” tavsiye eder, yanındaki bir yetkiliye, bin lira teberru edilmesini bildirir. (Bu para İle vilayet kütüphanesi kurulmuştur.)
Derhal toplanan” gençler, Birliğin feshini kararlaştırır ve Türk Ocağı’nın İdare heyetini seçerler. Hükümet hekimi Dr. Reşit Galip Bey başkan seçilir. (6)
Aynı gün Millet Bahçesi’nde Mustafa Kemal’e hitaben yaptığı konuşmayla dikkati çeken Dr. Reşit Galip Bey, resmi görevinden ayrılarak Mersin’de serbest hekimlik, Türk Ocağı başkanlığı, Mersin Ticari İdadisinde Hukuk, Türkçe öğretmenliği de yapmıştır. 1923 yılında Adana Türk Ocağı Dergisi, Altın Yurd’da yayınlanan bir yazısında “Türk Ocakları’nın doğrudan doğruya halk İçin çalıştığını, şehir ve kasabalar gibi köylere de yararlı olduğunu” anlatmıştır. (7) Mersin’de Türk Ocağı:
1924 yılında canlandırılan Türk Ocakları tarafından birçok il ve ilçede bu arada Mersin, Tarsus ve Silifke’de Ocaklar açılmış, “bedeli mukabilinde emsali metrukeden (terkedilmiş mal) binalar temin edilmiştir.” Cumhuriyetin İlanı üzerine Mersin Türk Ocağı Reisi Dr. Reşit Galip Bey, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çekmiştİr. Yine Dr. Reşit Galip Bey’in, 3 Mart 1924 ‘te hilafetin kaldırılması üzerine Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği telgraf şöyledir:
“Ankara’da Reisicumhur
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine,
İnkılap altında atılan büyük ve müteyemmin adımları, derin meserret ve heyecan hisleri içinde şükranla karşılıyoruz. Memlekette mütebaki irticai kale ve sedlerinin de tamamen yıkılması temenniyatını arz ile ellerinizden öperiz.
Mersin Türk Ocağı Reisi
Dr. Reşit Galip
(Hakimiyeti Milliye Gaz. 10 Mart 1924)”
Mersin’de 200 cilt kitapla kurulan Kütüphanede kısa zamanda 1000 kitap toplanmıştır. Harf devriminde Mersin Türk Ocağı binasında, Ocak Sinemasında ve kenar semtlerde gece dersleri, hanımlar İçin kurslar düzenlenmiş, Tarsus’ta Ortaokul ve Mersin’de Akşam Tecim Okulu, Ocak girişimiyle açılmıştır. 5 Ocak 1925 Kurtuluş Bayramı şerefine ve Ocak 1925’te Gazi Mustafa Kemal’in eşiyle geldiği ve 11 gün konuk olduğu, Mersin ziyaretinde müsamereler düzenlenmiştir.
1926 yılında Mersin Türk Ocağı Müzik Kolu, Darü’l Elhan şark müziği öğretmenlerinden Ziya Bey tarafından kurulmuştur. (Hakimiyeti Milliye Gaz. I Mayıs 1926)
Her hafta cuma günleri yapılan konferanslara mahalli aydınlar yanında genel merkezden davet edilen kişiler katılmıştır. 1926 yılında Mersin’de Ocak binasında, Dr. Reşit Galip Bey tarafından “Cumhuriyet ve İnkılâplar”, Liman yetkililerinden M. Beran tarafından “Mersin Limanı” konulu konferanslar verilmiştir. (Hakimiyeti Milliye Gaz. 30 Eylül 1926)
1926 Kurultayı’nda Mersin için “Türklerin iktisadi hayata ve sermayeye hakim olmalarını sağlayacak çalışmalar yapılması” önerilmiş, Mersin delegesi mebus Nazım Bey görevlendirilmiştir.
Mersin’de köycülük çalışmalarına bağlı olarak 1926 yılında açılan dispanser ve çocuk dispanserinde köylülere, fakir kişilere sağlık hizmetleri verilmiştir.
(Hakimiyeti Milliye Gaz. 21 Teşrinievvel 1926)
Cumhurbaşkanı Atatürk, 12 Şubat 1931 Perşembe günü öğleye doğru Ege Vapuru ile Mersin’e gelişinde, saat 16’da Hükümeti, Fırkayı, Gençler Birliği ile Türk Ocağı’nı ziyaret etmiş ve iki gençlik kuruluşunun birleşmesini İstemiştir. (8) Birlik Başkanı Muallim İhsan Bey’dir. 22 Kasım 1948 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde, “Atatürk’ün; Gençler Birliği’ni ziyaretten sonra Türk Ocağı’na geçtiği, bazı eleştirilerde bulunduğu ve Ankara’ya dönüşünden sonra Ocakların lağvedildiği” anlatılmaktadır. (9)
Atatürk, aynı gezide 17 Şubat 1931 ‘de Adana Türk Ocağını ziyareti sırasında, Adana’da Türkçe konuşmayan yirmi binden fazla vatandaş olduğunu, “Türk Ocaklarının başlıca vazifesi bu gibi unsurları -ki bunlar Türk vatandaşıdırlar, halde ve afide talih ve mukadderatımız birdir- bizim dilimizi konuşan hakiki Türk yapmaya çalışmaktır” demiştir.
Mart 1931 ‘de görevini tamamladığı gerekçesiyle kapatılan Türk Ocaklarının yerine 19 Şubat 1932’de kurulan Halkevleri’nin başkanlığına Dr. Reşit Galip ‘İn getirilmesi de çok ilginçtir.
1- Dr. Yusuf Sarınay: Türk Milliyetçiliğinin Tarihi Gelişimi ve Türk Ocakları (1912-1931)” İstanbul 1994, 391 S. Ötüken Yayınları (S. 115)
2- Ceride-i Sofine Gazetesi’nin 23 Haziran 1329 (7 Temmuz 1913) tarihli 52. sayısındaki küçük bir haberden (Ahmet Nezih Galitekin: “Basın Yayın Tarihimizle İlgili Notlar” Müteferrika Dergisi. Yaz 1995, sayı: 6, 5.121)
3- Ali Rıza (Yalman-Yalgın) (1888 Selanik/Usturumca- 1960 İstanbul) İstanbul Muallim Mektebinden 1920 yılında mezun olunca Mersin’de göreve başlamıştır. Köy ve yurt sevgisiyle 1922 ‘den itibaren Toroslar’a yaptığı araştırmalarını ve Oğuz Pehlivan, Karacaoğlan İncelemelerini Tarsus gazetesinde (1927) ve Yeni Mersin gazetesinde (1928) tefrika etmiştir. Toroslardaki araştırmalarım “Cenupta Türkmen Oymaktan” başlıklı beş kitap halinde yayınlamıştır.
1928 yılına kadar Mersin Kurtuluş İlkokulu Müdürü olarak görev yapan Ali Rıza Bey, 1928’de aylık “Bilgi” dergisini (22 Mart 1928-3 Mayıs 1928) yayınlamıştır. Gaziantep’e atanması üzerine orada Şakir Sabri (Yener) ile yine “Bilgi” adıyla bir dergi yayınlamışlardır.)
4- Zeki Teoman: “Öğretmenim” Türk Basın Birliği Dergisi, Sayı: 104, Temmuz 1976, s.13
5- Dr. İbrahim Karaer: Türk Ocakları (1912-1931). Sistem Ofset, Ankara. 1992, 228s. Türk Yurdu Neşriyatı: 7 (S. 19)
6- Fikri Mutlu: “Atatürk Mersin’de.” Kuvayı Milliye Dergisi C:11. , Sayı: 127, Mart 1971, sayı: 128, Nisan 1971
7- Altın Yurd. No: 5, 9 1339 (1923)
8- Mehmet Önder: Atatürk’ün Yurt Gezileri. Tisa Matbaacılık Ankara. 1975, 281 s. T. İş Bankası Yayınlan: 159. (S. 267)
9- Şinasi Develi: Dünden Bugüne Mersin (1836-1990). Mersin 1990
İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 84. Sayısından Alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top