MERSİN’E ARAP AİLELERİN GÖÇLERİ – Abdülvahap KOKULU

Mersine-göç.jpg

Ortadoğu (Arapça konuşulan bölge)1516-1918 yılları arasında 402 yıl Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Osmanlı’nın yükseliş dönemindeki sınırlarını ele aldığımızda Osmanlı’nın  zengin kültürlerinden birisinin de Arap kültürü olduğunu söyleyebiliriz.
(Bu bildiri 19-22 Kasım 2008 tarihinleri arasında Mersin Üniversitesi tarafınadan düzenlenen ” Mersin
sempozyumu 2008″ kapsamında 20 kasım 2008 de sunulmuştur)

Abdülvahap Kokulu (“)

İÇİNDEKİLER

1-GİRİŞ
2-MERSİN’E ARAP ASILLI AİLE GÖÇLERİNiN  GENEL SEBEBLERİ.
2.1  TANZİMAT FERMANI ÖNCESİ  MÜSLÜMAN ARAPLARIN BÖLGEYE GÖÇ  VE YERLEŞME ANA SEBEBLERİ
2.2  TANZİMAT SONRASI BÖLGEYE GÖÇ EDEN-YERLEŞEN  MÜSLÜMAN ARAP’LAR VE HİRİSTİYAN ARAPLAR   MÜSLÜMAN VE HİRİSTİYAN   ARAPLARIN TANZİMAT SONRASI GÖÇ VE YERLEŞMELERİNİN  GENEL SEBEPLERİ
3-MERSİN’E GÖÇ EDEN-YERLEŞEN ARAP ASILLI  AİLELERİN  GELDİKLERİ BÖLGELER VE ŞİMDİKİ ÜLKELERİ
4-GÖÇLERLE GELEN ARAP ASILLI AİLELERİN  KÜMELEŞTİKLERİ İBADETHANELER .
5-GÖÇLERLE GELEN ARAP ASILLI AİLELERİN KÜMELEŞTİKLERİ SEMTLER VE KÖYLER
6-GÖÇLERLE GELENLERİN EĞİTİM VE ÖĞRENİMLERİNİN GELİŞTİRİLME OLANAKLARI VE   TÜRKÇE’Yİ ÖĞRENME-ÖĞRETME  GİRİŞİMLERİ
7-MERSİN’E GÖÇ EDEN ARAP ASILLI  AİLELERİN  YAPTIKLARI ESAS  İŞLER
8-ARAP ASILLI AİLE GÖÇLERİNİN  MERSİN KENT YAŞAMINA SAĞLADIĞI YENİLİKLER.
9-GÖÇLERDEN ALINABİLECEK DERSLER VE   GELECEĞE  BAZI ÖNERİLER

1 – GİRİŞ

Bu bildirimizle  Çukurova bölgesinin Doğu Akdeniz kıyı kenti olan Mersin kesimine olan Arap – İslam, Arap Hiristiyan ailelerin göç ve yerleşim sebebleri ve sonuçları akademik bir üsluptan ziyade derleme, gözleme dayalı bir yapı içerisinde ele alınacaktır.

Mersin’in yerlisi yoktur. Bugünkü Mersin nüfusu  160 yıldan bu yana süregelen göçlerin toplamından ibarettir.1860’lı yıllardan itibaren Mersin’e göçlerle gelen Arap kökenli MÜSLÜMAN VE HIRİSTİYAN aileler “Osmanlı teb’asındandı“ ve Osmanlı Anayurduna ”Barış” ve “Huzur” dolu Osmanlı’nın bereketli güney coğrafyasında yaşamlarını sürdürmek için bu topraklara yerleşmişlerdir.
Mersin’e Osmanlı döneminde göçlerle gelenler birlikte yaşamanın eşsiz birleştiricisi olan “Hoşgörü”yü yaşam biçimi olarak kabul etmişlerdir

2 – MERSİN’E ARAP ASILLI AİLE GÖÇLERİNİN  GENEL SEBEBLERİ

TANZİMAT FERMANI ÖNCESİ MÜSLÜMAN ARAPLARIN BÖLGEYE GÖÇ  VE YERLEŞME ANA SEBEBLERİ

• Hazreti Ömer zamanında başlayan Arap-İslam Anadolu Seferleri (M.S 654)
• Muaviye zamanında başlayan İslami Fetihler (M.S 680-683)
• Abbasiler döneminde (M.S 745-799)Abbasi Halifesi
• El-Müstansır’ın Arap Alevilerine baskı yapmaları ve Alevi Arap’ların Tarsus, Adana, Misis, Haruniye ve Ayas yörelerine yerleşmeye başlamaları
• Şam mütesellimi Süleyman Paşa’nın  Alevi Arap nüfusa yaptığı çeşitli baskılar
• M:S 1200 yılında Lazkiye’deki deprem

KAVALALI MEHMET ALİ PAŞA ‘NIN  OSMANLI’YA GÖVDE GÖSTERİSİ VE BÖLGENİN KEŞFİ

Mısır Valisi Kavalalı  Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’ nın Mısır ,Suriye üzerinden Anadolu’ya Osmanlı’ya karşı yönlendirdiği ordu içerisinde  Kuzeydoğu Afrika ve Ortadoğu kökenli Müslüman Arap kökenliler de mevcuttu. Bunların bir kısmının anayurtlarına dönmeyerek bölgede almışlardır.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim’in bugünkü Suriye topraklarından sonra Amik ve Çukurova ‘da Tarım arazilerinin ıslahı ve verimliliğini arttırma amacıyla Suriye ve Mısır’dan ziraat işlerini bilen Arap kökenli Osmanlı Teb’ası Müslümanları kara ve deniz yolu ile bölgeye getirmesi göçlerin bir başka kaynağıdır.

TANZİMAT SONRASI BÖLGEYE GÖÇ EDEN-YERLEŞEN  MÜSLÜMAN ARAP’LAR VE HİRİSTİYAN ARAPLAR   MÜSLÜMAN VE HİRİSTİYAN ARAPLARIN TANZİMAT SONRASI GÖÇ VE YERLEŞMELERİNİN  GENEL SEBEPLERİ

TANZİMAT SONRASI GELİŞMELERİN TEMEL ETKENLERİ OLAN SİYASİ ANLAŞMALARA GENEL BİR BAKIŞ.

Osmanlı imparatorluğu XIX.yüzyıl  Tanzimat dönemindeki yeniden yapılanma radikal değişimler süreci içerisinde çeşitli   ticaret anlaşmaları yapmıştır.Bu anlaşmalarla verdiği tavizler ,ticari bilgi ,sermaye ve deneyime ve yabancı dillere sahip Hıristiyan Arap iş adamlarının  ilgisini çekmiş ,bu tüccarların stratejik Osmanlı kentlerine (İstanbul – İzmir – Mersin-İskenderun) göç etmelerini,yerleşmelerini sağlamıştır. Arap – Hiristiyan ailelerin yabancı sermaye   destekli olarak kurdukları ve geliştirdikleri ekonomik işletmelerin insan gücü kaynağı ise,aynı merkeze göç etmiş
Arap – Müslüman Osmanlı teb’alı  aileler olmuştur.

1838 BALTALİMANI ”SERBEST TİCARET” ANTLAŞMASININ YABANCILARA SAĞLADIĞI AVANTAJLAR

Baltalimanı Antlaşması (16 Ağustos 1838) Osmanlı Devleti’nin İngiltere ile imzaladığı serbest  ticaret  anlaşmasıdır. Osmanlı Devleti’nin diğer devletlere borçlanmasına yol açmış ve mali çöküntüsünü hızlandırmıştır.

Bu antlaşmanın bazı maddeleri şunlardır

• İç ticarete Osmanlı vatandaşları yansıra İngilizlerin de katılması öngörüldü.
• İngiliz vatandaşları Osmanlı ürünlerini ihraç etme hakkına sahip oldular.
• Transit resmi kaldırıldı.
• İngiliz gemileriyle gelen İngiliz malları için bir defa gümrük ödendikten sonra mallar alıcı tarafından nereye götürülürse götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti. Böylece İngiltere vatandaşları Osmanlı Devleti sınırları içinde ticaret yaparken Osmanlı vatandaşlarından bile daha az vergi ödeyeceklerdi.

1839 TANZİMAT FERMANI İLE YABANCILARA SAĞLANAN AVANTAJLAR
Hukuk alanındaki yenilikler
• Fransız Ticaret Kanunu esas alınarak hazırlanan Ticaret Kanunnamesi yürürlüğe girdi. Bu kanunla faiz, anonim şirket ve kambiyo senedi kavramları ilk kez Osmanlı hukukunda yer aldı.
• Tüm vatandaşlar “Osmanlı vatandaşı” sayılarak din farkılıklarına bağlı ayrıcalıklar kısmen kaldırıldı.
• Yeni Ceza Kanunnamesi hazırlandı. Tümüyle Batı kaynaklarından esinlenen ikinci Ceza Kanunnamesi kabul edildi.
• Ceza ve ticaret davalarına bakmak üzere, laik ilkelere göre işleyen nizamiye mahkemeleri kuruldu; bu mahkemelere müslümanların yanısıra gayrimüslim hakimler atandı.
• 1851′de ticaret mahkemeleri kuruldu.

HIRISTİYAN ARAPLARIN BÖLGEYE GELİŞLERİ  VE  DÖNEMİN MUAZZAM LOJİSTİK OPERASYONLARI

A) 1859 yılında inşaatına başlanan Süveyş Kanalı  için gerekli olan tomruklar Mersin iskelesine getirilerek   buradan gemilere yüklenmişlerdir. Bu Olağanüstü ve tarihi lojistik operasyon,  Lübnan’dan ,Lazkiye’den, Mısır’dan  birçok  tüccar,denizci,tahmil tahliyeci grupların   Mersin’e getirilmeleri ile sürdürülebilmiştir
B) Kırım Savaşı’nın yarattığı koşullar sonucunda  Avrupa’da oluşan tahıl ihtiyacı ve sevkiyatı,  Mersin iskelesi (sancağı)nın dikkati çekmiş  ve Lojistik operasyon için Lübnan’dan, Lazkiye’den, Mısır’dan birçok  tüccar, denizci, tahmil tahliyeci grupların  Mersin’e getirilmeleri ile sürdürülebilmiştir.
C) İngiliz tekstil sanayiinde ortaya çıkan pamuk açığının Çukurova’dan karşılanması için  1864 ‘lı yıllarda Mersin ile Tarsus arasındaki 80-100 bin dönüm  bataklık arazinin kurutularak pamuk üretimine uygun  hale getirilmesi işgücü gerekmiş ve bu konuda deneyimli olan Amik(Samandağ)-Çukurova(Adana-Karataş),Tarsus yöresinde yaşayan bahçe tarımı uzmanı Arap kökenli ailelerden yararlanılmıştır.

3 – MERSİN’E GÖÇ EDEN-YERLEŞEN OSMANLI TEB’ASI ARAP ASILLI AİLELERİN  GELDİKLERİ BÖLGELER VE ŞİMDİKİ ÜLKELERİ
Lazkiye – İdlip – Halep – Şam (Suriye), Beyrut – Sayda – Trablus (Lübnan)  Hayfa – Yafa (Filistin – Ürdün) Dimyat (Mısır) Bingazi (Libya)

4 – GÖÇLERLE GELEN ARAP ASILLI AİLELERİN  KÜMELEŞTİKLERİ İBADETHANELER
Latin Katolik Kilisesi :  1853 yılında Sultan Abdülmecid tarafından verilen fermanla inşaatına başlanmış ve 1898 yılında bitirilmiştir. Günümüzde Uray Caddesi olarak bilinen yerin Doğu ucunda faaliyetlerine devam etmektedir.
Arap Ortodoks Kilisesi : Atatürk Caddesi üzerinde bulunan kilisedir. 1852- inşa edildiği bazı makalelerde  tespit edilmiştir. Bir başka makaleye göre kuruluşu 1870’li yıllardır.Halen Mersin’de açık en eski kilisedir.
Maroni Kilisesi : Uray Caddesinde ve Latin Kilisesinin biraz batısındaki bu kilise Arap Hıristiyanlar tarafından 1876 yılında inşa ettirilmiştir.
Kilise 1952 yılına kadar açık kalmış, bundan sonra cemaatin azalması ve papaz bulunamaması gibi nedeni ile ibadete kapanmış Vakıflar Gen.Md.’de devredilmiştir. Uzun süre kapalı kaldıktan sonra 1986 yılında Cami’ye dönüştürülmüştür
Tahtalı Camii : Yeni cami’den sonra Mersin’de kurulan ilk cami’dir.Lazkiye Mahallesine yerleşen Arap asıllı ailelerden Mahmut Şami tarafından bağışlanan bir arsaya yapılmıştır.Cami inşaatı bitiminde minarenin yapılmasına teknik ve parasal imkan bulunamayınca minaresi tahta’dan yapılmıştır.

5 – GÖÇLERLE GELEN ARAP ASILLI AİLELERİN KÜMELEŞTİKLERİ SEMTLER VE KÖYLER

MÜSLÜMAN ARAPLAR
Kiremithane Mahallesi (Tahtalı – Avniye Camii çevresi) Bahçe Mahallesi Merkeze bağlı Karaduvar, Yaka, Karacailyas, Kazanlı beldeleri,

HİRİSTİYAN ARAPLAR
Nüzhetiye mahallesi,(Arap Ortodoks camii çevresi) Camişerif Mahallesi (Maruni Kilisesi çevresi)

6 – GÖÇLERLE GELENLERİN EĞİTİM VE ÖĞRENİMLERİNİN GELİŞTİRİLME OLANAKLARI VE TÜRKÇE’Yİ ÖĞRENME – ÖĞRETME  GİRİŞİMLERİ

MÜSLÜMANLARIN GİTTİĞİ OKULLAR

Cumhuriyet öncesi 1896 yılında Mersin’in doğu mahallesi Cami Şerif’te açılmış Kayatepe ilkokulu Eski Türkçe öğretime geçmiş ancak Müslüman Arapların yerleştiği Batı mahallelerinde oturanlar ulaşım vs sebepleri ile buradan yararlanamamışlardır.
Bu gerçek 1923 yılında Atatürk’ün Mersin’i ziyaretlerinde Devlet yetkililerince anlatılmış,Mustafa Kemal Arap kökenli ailelerin yaşadığı semtte mahalle sakinleri ile görüşmüş ve burada bir Ermeniye ait olduğu bilinen binanın okul haline çevrilmesi önerilmiştir..(Gazipaşa İlkokulu) Bu binanın okul olarak kamulaştırılması ve bir anlamda Türkçe öğrenebilmek için  Arap Kökenli bir aile reisi,iş adamı  1923 yılı değeri ile 5000 lira bağışta bulunmuştur.
Bu sempozyum vesilesi ile ve bu bağışı yapan annemin Büyükbabası  iş adamı (Mehmet Ağa) Mehmet  Hadra’yı rahmetle anıyorum.
Gazipaşa İlkokulu Cumhuriyet’le birlikte Türkçe eğitim ve öğretime geçen Mersin’deki ilk okuldur.

HIRİSTİYAN  GİTTİKLERİ OKULLAR

1. Rahip ve rahibe adaylarının yetiştirildikleri Kilise içi okullar,
2. Kilise cemaatinin devam ettiği okullar (6-7 adet)

Varlıklı Hıristiyan Arap Aileler ve çocukları eğitim gereksinimlerini karşılamak amacıyla yurtdışına (Lübnan-İtalya-İsviçre-Fransa) gitmişlerdir.   Bunlar dışında kalanlar Müslüman- ların gittikleri okullara devam etmişlerdir.

7 – MERSİN’E GÖÇ EDEN ARAP ASILLI  AİLELERİN   YAPTIKLARI ESAS  İŞLER
Günümüzdeki ekonomik yaşamın temelleri olan bazı sektör ve hizmetlerin  Arap asıllı Müslüman ve Hıristiyan ailelerince ilk başlangıcının yapıldığını ifade etmek mümkündür. Bunlar;  Pamuk tarımı uzmanları   Yaş sebze tarımı uzmanları, Narenciye tarımı uzmanları Tarım emekçileri, Dış ticaret uzmanları ve yardımcıları (Tüccarlar,komisyoncular) Deniz yükleme boşaltma lojistik hizmetleri (Usta Gemiciler,deniz lojistik emekçileri) Deniz nakliye araçlarının bakım onarım emekçileri (kalafathane personeli) Kara yükleme boşaltma lojistik emekçileri, (Depolama-Karaulaşım)

8 – ARAP ASILLI AİLE GÖÇLERİNİN  MERSİN İŞ HAYATINA SAĞLADIĞI BAZI YENİLİKLER

1-Dış Ticaret de lojistik kültürü-disiplini,

• Günümüz Mersin’inde deniz  lojistik sektörünün  etkin kişi ve şirketlerinin çoğunluğu Arap Müslüman ve Hıristiyan kökenli ailelerin çocukları ve torunlarıdır.
• Kendi adlarına şirket kuran diğer Mersin’li iş adamlarının birçoğu da yine bu Arap Müslüman-Hıristiyan aile şirketlerinden yetişmişlerdir.
• Zenginlik ve başarı getiren ticari yaşam, savaş karşıtı bir bilinci de birlikte getirmiştir,
• Ticari ve ekonomik refahın  ayrıca ticari işbirliklerin yoğun olduğu bölgelerde “savaş”ın çıkması ve devamı  zor olmuştur,(Mersin Kurtuluş savaşı öncesinde düşman işgalinden Kuvayı Milliye güçleri ile kurtulan ilk şehrimizdir.3.Ocak.1922)
• “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi”nin yıllarca titizlikle korunduğu ve savaş karşıtı ortamın bulunduğu birkaç bölge’den birisi de  Mersin ve çevresi olmuştur.

2-Birlikte barış içerinde yaşama kültürü,

Mersin’e göç ederek yerleşen Arap Müslüman ve Hiristiyan ailelerin birlikte ayrıca burada yaşayan diğer  halk kesimleri ile barış ve dayanışma içerisinde yaşamasından kaynaklanan Osmanlı Teb’ası kültürü son yıllara kadar Mersin  sosyal yaşamının temeli haline gelmiştir.

• Farklı din, mezhep ve kültürlerdeki aileler  arasında evlilikler olmuş, çocuklar doğmuştur.
• Bu aileler kutsal gün ve gecelerde birbirlerini kutlamayı bir gelenek haline getirebilmişlerdir.
• Bu aileler birbirlerinin yemeklerini birleştirerek farklı tadlarda Mersin yemek ve mutfak kültürünü oluşturabilmişlerdir.
• Bu aileler birbirleriyle tenis oynayabilmiş, Türkiye’de  ilk sinema salonlarının açılmasına sebep olmuş, Tüccar Kulübü olgusu ile sosyal birlikteliklerin farklı boyutlarda gelişmesine de sebep olmuşlardır.
• Bu ailelerin hiçbiri ibadet yerlerinin çan ve ezan seslerinden rahatsız olmamışlardır.
• Bu ailelerin ebedi istirahatgahları bile dünyada ender rastlanacak bir örnekle  aynı mekanda  yapılandırılmıştır.

3-Yaş sebze meyve üretiminde yenilikler

Mersin’e göçlerle gelen özellikle Müslüman Arap aileler bildirimizin başında açıkladığımız Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu  İbrahim’in Çukurova bölgesindeki  tarım reformlarından nasibini alan deneyimlerini yeni tarım ürünleri ile Mersin’e taşımışlardır.Bu konuda en önemli örnek pamuk ve narenciye’dir. Özellikle Narenciye alanında Şammuti, Trablus, Yafa, Waşington, şeker, valensia portakalı türleri bunlara verilecek örneklerdir.

4-Yöresel tadlarda yenilikler

Bugün Mersin’in ticari yaşamının önemli kalemleri hatta sektörleri haline gelen ve her birinin adının aslı da Arapça olan Cezeriye’nin, kerabiç’in ve Tantuni’nin ilk üreticileri Mersin’e göçlerle yerleşmiş Arap kökenli Müslüman tatlıcı esnaf ve sanatkarlarıdır.

5-Kuyumculuk sanatı

Özellikle Halep ve Beyrut yörelerinden Mersin’e göç eden birçok kuyumcu ustası ve zenaatkarı beraberlerinde Arap-Hıristiyan kültürünün “takı”modellerini de getirmişlerdir. Mersin’de açılan ilk kuyumcu dükkanlarının sahipleri Arap-Hıristiyan asıllı ailelerdir. Bu dükkanlara çırak olarak alınan ancak ustalarının dili olan Arapça’yı bilen, aynı mahallede yaşayan Mersin’li çocuklar ve gençler geleceğin Türkiye’sinin önemli kuyumcuları arasına girmişler ve özgün takı modellerini “moda”haline getirmişlerdir. Türkiye’de ilk kez Endüstri Meslek Liseleri bünyesinde açılan takı tasarımı ve Mersin Üniversitesi bünyesinde açılan  “Takı Tasarımı Meslek Yüksek Okulu” önemli bir kazanımdır.

9 – GÖÇLERDEN ALINABİLECEK DERSLER VE  GELECEĞE  BAZI ÖNERİLER

Mersin’in tarım ve kıyı kenti olmasına bağlı  doğal zenginlikleri,iklimi ve  ekonomik canlılığı ile bu canlılıktan zenginleşen  sosyal yapısı her  türlü ayırımcılığa   izin  vermemiştir. Mersin’e eski ve yeni göçlerle yerleşen tüm yurttaşlar  arasında gereksinim duyulacak ekonomik  işbirlikleri ile sosyal ve kültürel projeler ,Geçmişin başarı öykülerinden güç alınarak,ve bilimsel ilkeler ışığında ,Devlet ve sivil toplum örgütlerince ele alınmalı ve güncellenmelidir.Mersin’de bunu gerçekleştirecek  geleneksel barış ve hoşgörü iklimi esasen vardır

Mersin tarihi geçmişinden bu yana bir “Ana” konumundadır.Bu ana kucağına sığınmış insanları tıpkı Mersin’e göçlerle yıllar önce gelmiş insanlara yapıldığı gibi  eğiterek, istihdam olanakları sağlayarak,onların mal varlıklarını, maddi ve fiziksel güçlerini verimliliğe, işbirliğine yönlendirerek bu yeni topraklarda huzurla yaşatan  eski Mersin’lileri,Mersindeki yetkili ve sorumlu  kamu ve özel kurum ve kuruluşlarını bu konuda yapılan tüm çalışmaları takdir ediyor ve uygulayanları tebrik ediyoruz.
Ancak;
İskelelerin varlığı ile  özellikle Deniz lojistik tarihi bağlamında önemli bir geçmişe sahip olmuş Mersin’in Liman İşletmeciliği deneyimlerinin korunmamış ve geliştirilmemiş olması bir kayıptır. Mersin’de bu konuda okulların yeni yeni açılmakta olması ve Mersin limanının bir Singapur’lu firma tarafından işletilmekte olması dikkat çekicidir.

İskelelerin varlığı ile Akdeniz kıyılarımızdaki mütevazi kalafathanesine sahip olmuş Mersin’in kalafathane deneyimi ve kültürünü tersane endüstrisine çevirememiş olması önemli bir kayıptır. Denizcilik ve Balıkçılık konusunda yetişmiş Arap kökenli Müslüman ailelerin deneyimlerini Devletimizin çeşitli teşvik ve özendirmelerle bir endüstriye dönüştürmemesi ve halen Mersin’deki Açık Deniz balıkçılığının, Balık çiftliği üreticiliğinin Mersin’liler dışındaki kesimlerin hakim olması önemli bir kayıptır.

Bazı Öneriler;

a) Narenciye konusunda 150 yıldan beri  geleneksel tür ve teknikler muhafaza edilmiş ve Akdeniz bölgesindeki(İspanya-Sicilya-İtalya…) ülkelerinde rastlanan ürün çeşidi geliştirmelerinde geç kalınmıştır.
b) Narenciye’nin yan ürünleri reçel, meyve suyu üretimleri Mersin’de yeni gelişmektedir.
c) Dünya Kozmetik ve tatlı yiyecek sektörünün önemli hammaddesi Narenciye çiçeği suyu üretimi yoktur. Narenciye çiçekleri ağaç diplerinde çürümeğe terk edilmektedir.
d) Mersin’de önemli bir üretim imkanı olan şeker kamışı ve hurma’nın yetiştirilmesi ve ticaret sektörüne kazandırılması için çalışılmalıdır. Bugün Hurma, aynı ve benzer toprakları, iklimleri paylaştığımız  İran,Fas,Tunus,Mısır’ın önemli Tarım girdileri arasındadır ve kurutu- larak (tıpkı bizim kayısı-üzüm-incir örneği) ihraç edilmesi sektör halini almıştır. Mersin’de Hurma, şeker kamışı üretimi – ticareti koşulları bilimsel bazda ele alınmalıdır.
e) Zeytinyağı ve Şarap endüstrisini de buna ilave edebiliriz.
f) Cezeriye ve Kerebiç’in kalitelerinin  rekabet koşullarından zarar görmemesi ayrıca   çağdaş ambalajlama ve pazarlama olanakları ile Türkiye ve hatta dünya  sektörüne taşınması için iş dünyası kuruluşlarımız projeler üretilmelidir.
g) Mersin’in iç ticaret hacminin önemli bir kalemi olan cezerye,tantuni, kerebiç konusunda doğru,sağlıklı bilgilerle donatılmış personel yetiştirme konusunda ilgili kurum ve kuruluşların  kurslar düzenlemesinde yarar vardır.
h) Kuyumculuğun Türkiye ve Dünya  Kuyumculuk alanına taşınmasında bu okulların önemli yararları olmaktadır. Kuyumculuk sanatı adına bir fuar-sergi veya sempozyumun “Mersin”adı ile anılmasında yarar vardır.

GERÇEKLEŞEN ÇAĞDAŞ BİR   UMUT !  “RIS MERSİN”  PLATFORMLARI

RIS Mersin platformunun Tarım ve Lojistik alanındaki sonuçları ve burada önerilen ekonomik çözümler  geçmişten geleceğe Mersin’in gelişme çizgisinin aslında  bir devamıdır. Mersin’de yerleşik bir dış ticaret ,tarım kültürü ve disiplini ,RIS Mersin Platformunun benimsenmesi ve üzerinde projeler üretilmesine yol gösterici bir faktör olmuştur. Mersin’in iklimi,doğal ve tarihi altyapısı birçok dünya kentini kıskandıracak boyuttadır.Turizm Mersin’in ekonomik yaşamının etkili bir aktörü olmamıştır. RIS Mersin platfomunun Turizm alanındaki sonuçları ve burada önerilenler ise Mersin’in geleceğine yönelik yeni bir fırsattır. Bu fırsatın başarıya ulaşmasında yine Mersin’in geçmişinde yaşanan barış ve kentte ortak yaşam kültürü disiplini alışkanlıkları ve  enerjisinden yararlanılmalıdır.

Bu sempozyum bu başarı öyküleri ve gerçekleri ile dolu  Mersin tarihine bakışı yenileyerek, geleceğe doğru yeni ufukların açılmasına Hız ve dinamizm kazandırmasını diliyoruz

YARARLANILAN ESERLER
Mersin Kentinin Kuruluş Öyküsü…………………..İbrahim Oğuz –  MTSO yayını 2006
Bir Zamanlar Mersin’de………………………………..Prof.Dr.Uğur Ersoy –  Evrim Yayınevi-1997
Mersin’de Yaşayanlar – Yaşananlar……………..Gündüz Artan –  İçel Sanat Kulübü Yayınları 2008
“Mersin”dedikleri…………………………………………..Nermin Ergenekon Müldür –  Bulvar Ofset 2002
Arap Alevilerin Tarihi-Nusayriler………………… M.Emin Galip Et tavil – Çivi Yazıları (Tercüme İsmail Özdemir) – Berdan Matbaası 2000
Kavalalı Mehmet Ali  Paşa (Son Firavun)……Gilbert Sinoue – (Çeviren Galip Akkoyunlu) – Doğan Kitap 1999
Eski Mersin’de Yaşam…………………………………..Şinasi Develi – Avcı Ofset 2007
Dünden Bugüne Mersin………………………………..Şinasi Develi – 1990
19.yy’da Mersin ve Akdeniz Dünyas………………Mersin Üniv. Akdeniz Kent Araştırmaları Merkezi – 2002
Tarih İçinde Mersin Kolokyum II…………………….Mersin Üniversitesi – 2005
Fransisken Kapüsen Rahiplerin Mersin’deki 150.Yılı (Latin Katolik Kilisesi yayını)
İçel Tarihi…………………………………………………….. Necati Çıplak -1968 Ankara
Atatürk Silifke’de…………………………………………….İzzet Aslan – 1981
Mersin Tarihi Kronolojisi………………………………Gündüz Artan – 2003
İçel İli Yakın Çevre İncelemeleri……………………Ali Demirtaş – 1996
İçel Antolojisi………………………………………………..Kerim Yunt – 1952
Turistik İçel……………………………………………………Rahmi Yalın
İçel Tarihi……………………………………………………….Sait Uğur  – 1949

Bu çalışmamın gerçekleştirilmesinde çok değerli eserlerinden yararlandığım;

Mersin üniversitesi Kent tarihi  Araştırma Merkezi mensubu değerli bilim adamlarına,

Görüş ve düşüncelerinden yararlandığım değerli  büyüklerim ;

Sn.Nevit Kodallı, Sn.Gündüz Artan, Sn.Abdülvahap Nane, Sn.Salim Yılmaz, Sn.Halil Kürek (Dondurmacı Halil), Sn.Mehmet Acı (Tantuni’nin mucidi) Sn.Fuat Beybars, amcam Sn.Halil ve Orhan Kokulu, Sn.Mehmet Öztep, Dayım Sn.Mustafa Harda, halam Sn.Meryem  Hadra, Sn.Tahsin Özcan, Sn.Şevket Yönel, Nedim Özgen, Sn.Şarman Toroğlu değerli arkadaşım Tarih öğretmeni Burhan Özacun, Sn.Ali Makam ile Hıristiyan dini mensubu büyüğüm Sn.Dr.Viktor Venüs, sevgili arkadaşlarım Yusuf Salluhi, Remon Kumdereli, Lina Nassif’e teşekkür eder,
Faris ve Pakize Kokulu ayrıca İğneci ünvanı ile tanınan Jorjet hanımı, komşumuz Mari Vosbikyan’ı, Diş Hekimi Vahan Karaca’yı rahmetle anarım.

(x)Abdülvahap Kokulu 1946 Mersin Doğumludur.Tevfik Sırrı Gür Lisesi, (1965) Ankara İktisadi ve Ticari ilimler Akademisi (1969) Mezunudur.Şişe Cam’da 30 yıl çeşitli birimlerde Yöneticilik yapmış ve buradan emekli olmuştur.(2000) İçel Sanat Kulübü, Mersin Polifonik Korolar Derneği Yönetim Kurullarında ve çeşitli çalışmalarında görev yapmıştır.
İçel Sanat Kulübü aylık dergisinde deneme – öykü çalışmalarına yer verilmektedir. Beş yıldan bu yana Türk-Arap Ülkeleri İş Adamları Derneği Dernek Müdürlüğünü ifa etmektedir. İngilizce – Arapça bilmektedir.
Evli 1 kız çocuğu ve 1 torunu vardır.

BAKINIZ : 1730-1930 YILLARI ARASINDA MERSİNE GÖÇEN AİLELER (tıklayınız)

BAKINIZ:  MERSİN’İN GÖÇLERLE KURULUŞU (tıklayınız)

BAKINIZ : ŞURUP TADINDA MERSİNLİLER-CENNET’TE DENİZ VAR MI? (tıklayınız)

A.VAHAP KOKULU

A.VAHAP KOKULU

İktisatçı. Solist, korist, sunucu, prog.cı. Sanat derneklerinde yönetici. Mersin ve Mersinli-ler sevdasıyla "Şurup Tadında" yazar.

scroll to top