KARAMAN GEZİSİ – Ümit AKGÜN

kızılgeçit.jpg

BİR MUTLU GÖZÜYLE BiNBiR KİLİSE GEZİSİ *
….Saat 11.00 civarında Karaman’dayız. Hedef Taş Kale. Eski adı Kızıllar olan Taş Kale Kasabası il merkezine 46 km. uzaklıkta olup genişçe bir vadi içine kurulmuştur. Taş Kalede Manazan ve İncesu Mağaraları, Taş Mescidi ve Ambarları görmek istiyoruz. Manazan Mağaraları Taş Kaleye 3 km. kala olanca heybetiyle bizi karşıladı vadinin sol tarafında yüksekçe bir yamacın üzerinde Bizanslılardan kalma büyük bir kaya kütlesi. Manazan Mağaraları kum, at ve ölü meydanı diye isimlendirilen katlardan meydana gelmekte. Katlara çıkış merdivenleri olarak sekiz ile onbeş metre arasında değişen bacalar kullanılır. Dikdörtgen prizma şeklindeki bu bacaların dört duvarında el ve ayaklarımızı kullanarak çıkabileceğimiz ayaklıklar vardır. Manazan Mağaralarının giriş katında çok sayıda kaya mezarları görülebilmekte, girişten sonra baca ile çıkılan kum kalede hücreler yer alır. Salonun sonunda taban yüzeyinin altına oyularak yapılmış su deposu bulunur. Bir üst katta at meydanından sonra ölü meydanına çıkılır. Yakın zamana kadar burada birçok insan cesedi varmış. Bunun için buraya ölü meydanı denilmiştir. Bu cesetlerden bir tanesinin Karaman Müzesinde teşhir edildiğini öğrendik. Manazan Mağaralarından sonra Taş Kaleye geliyoruz. Yemyeşil bir Taş Kale Ambarları, Taş Mescidi ve otantik haliyle bizi karşılıyor. Halkının bize olan yakınlığı gerçekten ilgi çekici. Bir tepsi nefis yağlı darıyı bize ikram için uğraşan kadının samimiyetini ve konukseverliğini unutmak mümkün değil. Taş Kalenin hemen girişinde sol tarafta dik yamaç üzerinde ambar olarak kullanılan yüzlerce kaya evleri var. Bugün de bunlar buğday ambarları olarak kullanılmakta. Doğal tahıl ambarı olarak kullanılan bu kayaların ilk katlarında hububat bozulmadan, ilaçlamaya gerek kalmadan, iki-üç sene daha yukarıdaki katlarda yedi-sekiz yıl muhafaza edilebilmekte imiş. Taş Kale de Erdal Bey ve Bülent Beyin son derece dikkatli çalışmalarını gördük. Gelenek ve göreneklerine sıkı bir şekilde bağlı olan Taş Kale halkının sıcak ilgisinden çok memnun kaldığımızı tekrar ifade etmek istiyorum. Çok mutlu bir şekilde Taş Kaleden ayrılıyoruz. İstikamet Maden Şehir, Binbir Kilise.
Kılbasan üzerinden Maden Şehire ilerliyoruz. Karaman’a 50 km. uzaklıkta bir bölge volkanik bir araziden geçiyoruz, bölge hakkında Erdal ŞENEL Bey gruba açıklamalarda ulunuyor.
Hırıstiyanlığın önemli merkezlerinden olan aradağ çevresi ve Değle köyü uzun süre
Hıristiyanları barındırmıştır. St. Paul ve arkadaşı Barnabas Hıristiyanlığı propagandası için Konya’ya gelmişler ve burada uzun sure kalarak propaganda yapmışlardır. Daha sonra bu elçiler Karaman’ın kuzeydoğusundaki Derbe Şehrine geldiler burada propagandalarına devam ederek bir çok Hıristiyan kazandırdılar. Hıristiyanlar mabetler yaptılar ve buradaki Hıristiyanlara rehber olarak rahipler tayin edip Konya’ya döndüler. Karaman sınırları içinde Kızıllar, Gökçe, Alahan, İbrala, Manazan, Zengen, Maden Şehri ve Değle gibi Hıristiyanlığa merkezlik etmiş birçok yerleşim yeri mevcuttur.
Maden Şehir Binbir Kilise olarak bilinen tarihi harabelerin üzerindedir. Köye girerken sağdaki ilk binaya büyük kilise denmektedir. Muntazam kesme taşlardan yapılmıştır. Kilisenin girişi ile dokuz kemerli sol kanadı ayaktadır. Mabedin kuzeyinde büyük bir sarnıç bulunmaktadır. Binbir Kiliseler Şehri susuz bir arazi üzerinde kurulmuştur. Çevrede ne bir kaynak suyu ne de bir akarsu vardır. Keşişhaneler, rahip ve şakirt odalarında ve hususi evlerin hemen hemen hepsinde sarnıç vardır. Guruba buradaki yerli halk tarafından da çok sıcak bir ilgi gösterildi. İkram edilen üzümün altın sarısı güzelliğini kelimelerle anlatmak mümkün değil. Buradan da mutlu bir şekilde ayrılıyoruz, İstikamet Değle. Bizleri burada altı kilise, sarnıçlar, daha önceki dönemlere ait kalıntılar, Roma şehre giriş kapısı, kaya mezarları karşılıyor. Hayretimiz ve mutluluğumuz çok büyük. Bu kadar çok güzelliği bir arada görmek eğitimlerin en güzeli oluyor bizim için. Mersin’e tam 375 km. var. Mersin’e geri dönüş zamanı geldi artık. Kaptanımız bizi geldiğimiz yoldan geri götürüyor. Sertavulda Doğan ATLAY abimizi aldığımız yere geri bırakıyoruz. Sertavulun güzel suyundan ve çayından içtikten sonra yavaş yavaş Mut’a doğru iniyoruz. Mut’ta bu tatlı ve güzel insanlardan ayrılmak çok duygulandırıyor beni. Hepsi ile teker teker vedalaşıyoruz ….
Ümit AKGÜN – Diş Hekimi
*(İÇEL SANAT KULÜBÜ GÜNÜBİRLİK GEZİSİ)
İÇEL SANAT KULÜBÜ Aylık Bülteni 29. Sayısından alınmıştır

Top