NAMIK KEMAL VE CUMHURİYET İLKOKULU BİNALARI – MEHMET KAYADELEN

ankaya-İlkokulu.jpg

Yok edilmiş kültürel miraslardan – Namık Kemal ve Cumhuriyet İlkokulu binaları – Mehmet KAYADELEN
Mersin kentinin kuruluş döneminde yapılıp bugünlere kalamayan binalardan ikisi de, İstiklal Caddesi üzerinde ve bu caddenin Zeytinlibahçe Caddesi ile kesiştiği mevkideki Kırmızı Lacivert ve Özel İdare işhanlarının yerlerinde var olmuş, biri 1977 yılına kadar Cumhuriyet İlkokulu, diğeri 1985 yılına kadar Namık Kemal (NK) İlkokulu olarak kullanılmış binalardır. 1890 yılında inşa edilmiş bu binaların yıkılması ile yalnızca iki kültürel miras yok edilmiş olmadı; aralarında ailemizin üç kuşaktan bazı mensupları ile eşim ve beş kardeşinin de bulunduğu binlerce Mersinlinin ilkokul yıllarına ait acı-tatlı anılarının mekânları da ortadan kaldırılmış oldu. Evet, Çankaya Mektebi iken 1929 yılında sevgili babamız (Kuyumcu) İbrahim Kayadelen’in yeni Türk harflerini öğrendiği, NK İlkokulu iken de 1952-1985 yılları arasında farklı dönemlerde altı çocuğu, iki gelini ile üç torununun yaşama hazırlayan genel eğitimi aldıkları, unutulmaz anılarını biriktirdikleri bina da artık yok.

Binaları yıkılan bu okullardan Cumhuriyet İlkokulu şimdiki binasına hemen taşınıp eğitim öğretime kesintisiz devam edebilmiş iken, Namık Kemal İlkokulu şimdiki binası 1993 yılında tamamlanana kadar eğitim-öğretime ara vermek zorunda kalmış. Bu nedenlerden olsa gerek, web sitelerinin Tarihçe bölümlerinde Cumhuriyet İlkokulu tarihini 1926 yılından başlatarak ilk binası ile ilişkilendirmekte iken, sonradan ortaokula dönüştürülen NK Ortaokulu tarihini şimdiki binasının tamamlanma yılı olan 1993 yılından başlatıyor; daha önce aynı adla var olmuş bir okul ile ilişkisini kurmuyor. Dolayısıyla, NK İlkokulu, ilk binasının yok edilmesiyle kalmıyor, adı da geçmişte hiç var olmamış muamelesi görüyor.

Namık Kemal İlkokulu binası
Cumhuriyet İlkokulu ilk binasına ilişkin ayrıntılı bilgimiz yok, NK İlkokulununkine ilişkin var. Süreç içinde binada ve bahçelerinde kimi değişiklikler olduğunun ve belleğin yanıltabileceği gerçeğinin altını çizerek, NK İlkokulu ilk binasının benim öğrenciliğime denk gelen 1950’li yıllardaki durumu hakkında şunlar söylenebilir:

Okulumuz, bir bölümü depo/odunluk olarak kullanılan su basmanının üstüne duvarları yığma doğal beyaz (kireç taşı/dolomit?) kesme taştan yapılmış, tek katlı, çatısı kiremitle örtülü kâgir bir yapıydı. Uzun kenarı kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve tahminen 18-20 m x 8-10 m boyutlarında olan dikdörtgen bir salonu, bu salonun her iki uzun kenarında yer alan toplam on odası ile biri kuzeyde diğeri güneyde iki bahçesi vardı. Odalardan yedisi derslik, diğerleri Başöğretmen odası, öğretmenler odası ve harita-malzeme odası olarak kullanılmaktaydı. Salonun zemini desenli karo döşeli, dersliklerin zemini ahşaptı. Salonun kuzey kenarında, zeminden yüksekliği yaklaşık bir metre olan ahşap bir sahne vardı. Salon, müsamere vb gösterilerde de, soğuk ya da yağışlı havalardaki törenlerde de kullanılabiliyordu. Kış aylarında salona kurulan iki adet odun sobası ile tüm okul ısıtılırdı.

Kuzey ve güney bahçeleri pek çok açıdan farklıydı. Güneydeki daha “havalı” idi. Okula giriş-çıkışın güney bahçesinden yapılması planlanmış olmalı ki, bu bahçeden hem yola hem de salona açılan ahşap kapılar daha büyük ve daha kaliteli idi. Bahçelerden binaya 7-8 basamaklı merdivenlerle çıkılabiliyordu. Kuzeydekinde kıvrılan iki taş merdiven, güneydekinde basamakları mermer olan bir düz merdiven ve bu merdivenle salon kapısı arasında bir balkon vardı. Balkondan salona açılan kapının kemerli üst bölümü vitraydı.

Mersin tarihinin aydınlatılmasında çok değerli katkıları olan Avukat Sayın Şinasi Develi anılarında, 1920’li yıllarda güneydeki bahçenin ortasında fıskiyeli büyük bir havuz ve bu havuzun üzerinde kuş heykelcikleri olduğundan söz eder. 1950’li yıllarda havuz da yoktu, kuş heykelcikleri de. O yıllarda, bahçenin ortasında, üstünde çeşitli kabartma/oyma figürlerin bulunduğu bir mermer lahit; duvar kenarlarında da sütun parçaları olduğu düşünülen, alt uçları oymalarla süslenmiş, 70-80 cm yüksekliğinde iki adet silindirik mermer ile tahminen bir buçuk metre yüksekliğinde bir küp vardı. Şimdilerde müzede olduğu söylenen o lahit kime ait idi? Lahit ve sütun parçaları yıkılan kiliseden arta kalanlar mıydı? O küp neyin nesiydi? Şimdi nerede?

1960’lı yılların ilk yarısından itibaren güneydeki bahçenin bir köşesinde, öğrencilerin gözdesi “İzzet Amca” her gün kerebiç tezgahını kurardı. Kerebiçlerinin şekli bugünkü gibi içli köfte biçiminde değil, sini köftesi biçiminde idi. Yani bir tepside pişirilmiş, dilimlere ayrılmış, iki irmikli pasta katı arasında ceviz içinden bir kat ve en üstte de kaymağı olurdu. İsteyene yalnızca kaymağını da satabilirdi. İzzet Amcanın, son yılların önemli kerebiç imalatçılarından “Kerebiççi Oğuz”un kayınbabası olduğunu, kerebiç imalatını damadına da öğrettiğini yakın geçmişte tesadüfen öğrendik. Buna göre, Kerebiççi Oğuz’un tarihi ile okulumuzun yıkılan binasının tarihi 1960’lı yıllarda kesişiyor.
İlk biçiminde, kuzeydeki bahçe güneydekinden daha büyüktü. Ortasındaki voleybol oyun alanını çevreleyen çizgiler ile duvarları arasında 3-4 metrelik mesafeler vardı. Törenler bu bahçede yapılırdı. 1959 yılında, bugün İstiklal Caddesi olarak adlandırılan yolu açma ve genişletme çalışmaları kapsamında kuzeydeki bahçenin önemli bir kısmı yola tahsis edilince, törenler, görece daha büyük hale gelen güneydeki bahçede yapılır oldu. O yıla kadar, şimdilerdeki adı Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesi olan Mersin Lisesinin kuzeyinden geçmekte olan yol Kuvâ-yı Milliye (Hastane) Caddesine kadar uzanamıyordu, Soğuksu Caddesi ile kesiştiği kavşakta sonlanıyordu. Yol açma ve genişletme çalışmaları kapsamında, anılan lise binasının kuzey cephesinde bulunan 4-5 metre genişliğindeki çiçekli ve ağaçlıklı bahçe de yola tahsis edildi ve Lisenin o cephesindeki zemin kat derslikleri kaldırımın hemen kıyısında yer alır oldu.

Okulumuzun 1950’li yıllardaki Başöğretmeni, Mersin İdmanyurdu Spor Kulübünün iki numaralı kurucusu olduğunu yakında öğrendiğim İbrahim Bigam Dalgün’dü. Beşinci sınıflara matematik dersine giren, işini ciddiyetle yapan, çok disiplinli bir öğretmen ve yöneticiydi.

Tarihçeleri
Bu iki okulun binaları, şimdilerde Zafer Çarşısı ya da Bit Pazarı olarak anılan yerde bir zamanlar var olmuş Rum Ortodoks Kilisesine bağlı ve onun çevresinde Rum Ortodoks Cemaatinin kız ve erkek ilkokulları olarak yapılmış. Özel İdare İşhanının bulunduğu yerdeki bina, NK İlkokulu binası, Kız Ortodoks Rum Mektebi – Mavromation Partena Gogogion (Georgeion); Kırmızı Lacivert İşhanının bulunduğu yerdeki bina, Cumhuriyet İlkokulu binası, Rum Ortodoks Erkek Mektebi imiş.

Yerel kaynaklara göre, öyküsüne sonraki alt başlıkta kısaca değinilecek olan kilise ile kız okulu binası, o dönem Mersin’inin en zenginlerinden, Mersin’e önemli yapılar ve sanayi tesisleri kazandıran, tahminen 1850’lerde Kıbrıs’tan göç etmiş Rum Cemaati mensubu Hacı Konstantin Mavromati tarafından yaptırılmış. Erkek okulunu kimin yaptırdığına ilişkin bilgi yok. Bu okulların masrafları Rum Kardeşlik Derneği tarafından karşılanmış. Derneği de 1905 yılında ölünceye kadar esas olarak Hacı Konstantin Mavromati finanse etmiş. Ancak, Osmanlı döneminde her cemaatin, kilise, havra vb mabetlerinin yanında, bunlara bağlı birer okulu olduğu; bu okulların gerek kuruluş sırasında gerekse işletilmesinde yapılacak harcamaların tamamının bu kurumları kuran kişi veya kişilerce karşılanması gerektiği bilgileri esas alınırsa, Kilise ve iki okul için birlikte izin alındığı, bunların aynı zamanda yapıldığı ve resmi finansörlerinin Rum Kardeşlik Derneği olduğu düşünülebilir.

 Çankaya Mektebi güney bahçesi merdivenlerinde ilk mezunlar, 1929 yılı (İ. Kayadelen arşivi).

Çankaya Mektebi güney bahçesi merdivenlerinde ilk mezunlar, 1929 yılı (İ. Kayadelen arşivi).

Erkek Okulu, 8 sınıfta 5 öğretmenin hizmet verdiği ve 1905 yılında 120 öğrenciye sahip bir okul; kız okulu ise, biri müdür 5 öğretmenin ders verdiği, 7 sınıflı, 200 öğrencili ve küçük çocuklar için yuvası olan bir okul olarak tanımlanmakta.

Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra (3 Mart 1924) çıkarılan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ile bu Rum okulları da kapanmış ve binaları Milli Emlak’e devredilmiş.

Kız okulu binası Milli Emlak’e devredildikten sonra 1941 yılına kadar Çankaya Mektebi (İlkokulu) olarak kullanılmış. Kız Enstitüsü kurulduğu 1943 yılından 1949 yılına kadar bu binada eğitim-öğretim yapmış. Bina, 1949 yılından yıkıldığı 1985 yılına kadar da Namık Kemal İlkokulu olarak kullanılmış. Peki, bu bina 1941-1943 yılları arasında ne olarak kullanılmış? Olasılıkla, deniz okullarının (Harp Okulu, Gedikli/Astsubay Okulu ve Lise) reviri olarak. Çünkü bu binanın, deniz okullarının Mersin’de bulunduğu yıllarda (1941-1946) bir süre revir olarak kullanıldığına dair bilgi de var. Anımsanacağı gibi, İkinci Dünya Savaşı sürerken, Almanya Balkanları da işgal etmeye başlayınca, Heybeliada’daki deniz okulları 1941 yılının Mayısında Mersin’e taşınmıştı.
Erkek Okulu binası ise, binası yanınca Mersin İdadisi’ne; İdadinin taşındığı 1926 yılından itibaren de Cumhuriyet İlkokuluna tahsis edilmiş. Şimdilerdeki Özgür Çocuk Parkının bulunduğu yerde olan Mersin İdadisinin yanan binası uzun süre Yanık Mektep olarak anılmıştı.

 Namık Kemal İlkokulu güney bahçesi merdivenlerinde öğrenciler, 1962 yılı (S. Kayadelen arşivi).

Namık Kemal İlkokulu güney bahçesi merdivenlerinde öğrenciler, 1962 yılı (S. Kayadelen arşivi).

Rumlardan devralınan bu iki okulun bina, laboratuvar vd olanaklarının Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk okullarınınkilere göre daha nitelikli olduğu ve eğitim kalitelerinin daha yüksek olduğu belirtilmekte.
Bu yazıdaki üç fotoğraf kız okulu olarak yapılan binanın bazı kısımlarını göstermektedir. İlk iki fotoğraf güney bahçesindeki mermer merdivenlerde yaklaşık 33 yıl arayla çekilmiş. Çankaya Mektebi ilk mezunlarını gösteren ve sevgili babamızın da (Alttan ikinci sırada sağdan birinci.) yer aldığı 1 nolu fotoğrafın 1929 yılı başlarında; NK İlkokulunun disiplinli ve sevilen öğretmenlerinden Sabahat Kiper’in aralarında bir kardeşimin de bulunduğu bir sınıfını gösteren 2 nolu fotoğrafın 1962 yılında çekildiği tahmin edilmektedir. 1 nolu fotoğraftakiler, Harf Devrimi olarak anılan “Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun”un yürürlüğe girmesiyle (3 Kasım 1928), Türk harflerini bu okulun gece öğretiminde ilk öğrenenler. Aralarında kuyumcu kalfası, bakkal gibi esnafların da olduğunu bildiğimiz bu kişilerin giyim kuşamları, o dönem Mersin’inin kültürel yapısı hakkında önemli bir göstergedir. Dönemin Başöğretmeni İ. Bigam Dalgün (En üst sırada en sağda) ile bazı öğretmenlerin de göründüğü 3 nolu fotoğraf ise 1953 yılında kuzey bahçesinde çekilmiş.

Kiliseye ne oldu?
Büyüklerimiz 1950’li yıllarda, şimdilerde Zafer Çarşısı ya da Bit Pazarının bulunduğu alandan söz ederken “Eski kilise yeri” derlerdi de nedenini anlayamazdım. Meğer çok yakın geçmiş denebilecek bir zamana kadar orada var olmuş, bu iki okulun komşusu bir kiliseyi kastediyorlarmış. Kiliseden kalma tek öge olan mermer bir kapı çerçevesi Çarşının doğu girişinde hâlâ durmakta ancak dikkate edilmezse çevresindeki görsel kirlilikten fark edilememektedir. Peki, o kiliseye ne oldu? İnanılması zor ama Mersin’e çok önemli yapılar kazandırmış ve bu nedenle de adı yaptırdığı liseye ve stadyuma verilmiş olan efsane valimiz Tevfik Sırrı Gür’ün emriyle yıktırılmış.
İki okulun tarihçesini bütünleyebilmek açısından o kilisenin genellikle bilinen iç karartan öyküsünü de özetlemekte yarar var.

Rum Cemaati, 19’uncu yüzyılın ortalarında, bir ibadet yeri oluşturmak için girişimde bulunur. Dönem yöneticilerinin çeşitli etkenlerle gayrimüslim cemaatlere bakışındaki inişli çıkışlı seyrin etkisi ile olsa gerek, merkezi yönetimden izin alınması ve bürokratik işlemlerin tamamlanması yüzyılın son çeyreğine kadar sürer. Cemaatin önde geleni Konstantin Mavromati’nin çabalarıyla, Suriye’den getirilen mermer ve Pompeipolis’ten taşınan taşlar da kullanılarak çift çan kulesi ve bir kubbesi olan, içi tamamen mermerden, Şinasi Develi’ye göre “Mersin’in dört tarafından biblo görüntüsü ile görülen” gösterişli bir kilise yapılır. Ayios Georgiyos (Aya Yorgi) adı verilen kilise 1885 yılında (1890 diyen de var.) ibadete açılır. (Kilisenin fotoğrafı internette bazı sitelerde yer almaktadır.) Lozan Mübadelesi (Değişimi) olarak bilinen Lozan Barış Antlaşması’na ek protokol (1923) uyarınca gerçekleştirilen Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Mersin’deki Rumlar da gönderilince, Kilise kısa bir süre kullanılmaz ve sonra camiye dönüştürülür (1924). Camiye, o günlerdeki yöneticilerin ruh halini yansıttığı kanısını uyandıran bir ad da verilir: Zafer Camisi. Mersin’de Müslüman nüfusun ihtiyacını karşılamaya yetecek kadar cami bulunduğundan olsa gerek, bu cami pek rağbet görmez. Kilise binası, 1934 yılına kadar sinema, konferans salonu, okullar ile Halkevi temsillerinin sahnelenmesi gibi çeşitli amaçlarla kullanıldıktan sonra kendi haline terk edilir ve bekçisi ve sahibi olmayan bir yapının kaçınılmaz akıbetine uğrar: Kapısı, penceresi gibi sökülecek ve para edecek ya da kullanılacak nesi varsa sökülür, harabeye dönüşür, ipsiz sapsızların mekânı olur.

 

Meriç Alkan arşivi

Meriç Alkan arşivi

Mersin’e vali olarak atanan (1943) Tevfik Sırrı Gür, yokluk, yoksulluk demeden kente Halkevi binası kazandırma işine girişince Arap Ortodokslarına, Rum Ortodoks Kilisesini kullanmalarını teklif eder. Amacı, kiliselerini (Arap Ortodoks Mihail Arhangelos Kilisesini) yıkıp arsasını Halkevi inşasına uygun bulduğu alana eklemek. Cemaat teklifi kabul etmez. Bunun üzerine Vali, Rum Ortodoks Kilisesini yıktırma kararını alır. Kilisenin yıkım ve söküm işleri 8 Şubat 1945 günü başlar. Sökülen taşların bir kısmı yeni Halkevi binasının inşaatında kullanılır.

Kilisenin yıkılmasıyla açığa çıkan alanda, 1950’li yılların başlarında derme çatma dükkânların yer aldığı bir çarşı oluşmaya başlamıştı. Zamanla, boş alanlar doldu, iç yolların eni daraltıldı ve üstleri örtüldü, ancak dükkânların nitelikleri çok az iyileşti. Ve ne yazık ki, mülkiyetinin Mersin Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu öğrendiğim bu mekândaki gelişmeleri kamu kurumları kayıtsızlıkla izledi. Çarşı, ne mekânın önceki görkemi ile bağdaşıyor, ne de Mersin’e yakışıyormuş. Ne gam! Camide yaşatılamayan “zafer” adı, bu çarşıda yaşatılıyor ya!
Kilise ve okul binaları neden yıkıldı?
Valinin yıkım kararını Kilisenin işlevsiz ve bakımsız olduğu gerekçesi ile aldığını da, intikam duyguları ile aldığını da söyleyen var. Halkevi, lise, stadyum gibi yapıları yoktan var edebilen bir vali için Kilisenin bakımı çok mu zordu? Ya da kimden neyin intikamı?
Peki, tapu kayıtlarında eski eser olduğu beyanı bulunmasına karşın anılan iki okul binasının daha yakın geçmişte yıkılıp yerlerine işhanları yapılmasının gerekçeleri neydi? Kültürel az gelişmişliğin umursamazlığıyla peşine düşülen üç beş kuruşluk rant mı, başka bir şeyler mi?
Bu okulların tarihlerine sahip çıkılabilse
Tarihi bugünün değerleri ile yargılamanın anlamı yok. Ama binlerce yıl öncesine ait kültürel değerleri gün ışığına çıkarabilmek için kentin kıyısındaki Yumuktepe Höyüğü’nde ilk kazı çalışmaları başladıktan (1937) yıllar sonra, kentin ortasındaki bu kilise ve okulları yıktırmanın en hafif ifadeyle bir çelişki olduğu da not edilmeli.
Keşke Mersin’e gönüllü olarak göçüp yerleşmiş, Mersin’in ilk kuruluşuna katkıda bulunmuş olan Rumlar, homojen bir toplum yaratma ideali uğruna Mersin’den zorla gönderilmeselerdi de, o hep övündüğümüz Mersin’deki kültürel çeşitlilik/zenginlik içinde yerlerini almış olsalardı. Keşke, o güzelim kilise ile iki okul binası yıkılmasaydı da orijinal halleriyle bugünlerde örneğin müze olarak kullanılabilselerdi.

Yok edilen Kilise ve iki okul binasını yeniden yapma olasılığı, mevcut koşullarda yok görünüyor. Keşke olabilse. Bari bu iki binada eğitim-öğretim faaliyetinde bulunmuş okulların tarihlerine sahip çıkılabilse. Dileriz, Yenişehir NK Ortaokulu ve Cumhuriyet İlkokulu yöneticileri, daha fazla gecikmeden, mümkün olabilecek tüm kaynaklara erişerek okullarının tarihlerine ilişkin mümkün olduğunca çok ayrıntıyı ortaya çıkarır ve bunları gelecek kuşakların öğrenebilmesi için gerekli önlemleri alırlar. Dileriz Mersin’de ayakta kalabilmiş kültürel miras niteliğindeki tüm yapılara en kısa zamanda sahip çıkılır ve bu yapılar restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılır.

Teşekkür
Bu yazının hazırlanma sürecinde bildiklerini paylaşan ailemiz mensuplarına, özellikle çaba gösterip yeni kaynaklara erişmemi sağlayan kardeşim İsmail Kayadelen’e teşekkür ederim.
Yararlanılan Kaynaklar
1) Meriç ALKAN; Kişisel yazışma, Mayıs 2014.
2) Abdullah AYAN; Azınlık Malları ve Mersin 1-6; abdullahayan.wordpress.com.
3) Selçuk Akşin SOMEL; Gayrimüslim Okulları Nasıl ‘Azınlık Okulu’ Oldu, http://research.sabanciuniv.edu/21969/1/Gayr%C4%B1_Muslim_Okullar%C4%B1_Nas%C4%B1l_Az%C4%B1nl%C4%B1k_Okullar%C4%B1na_D%C3%B6n%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC_Somel.pdf
4) Necdet CANARAN; Bir de Dostluk, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Kasım 2011.
5) H. Şinasi DEVELİ; http://dundenbugunemersin.blogspot.com.
6) H. Şinasi DEVELİ; Anılardan Seçmelerle Mersin; Mersin Deniz Ticaret Odası, 1. Baskı, Ekim 2013.
7) H. Şinasi DEVELİ; Aya Yorgi Kilisesi; İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 47. sayısından (Mayıs 1996) aktaran http://www.yumuktepe.com/aya-yorgi-kilisesi-h-sinasi-develi/.
8) H. Şinasi DEVELİ; Mersin’de ve Genelde Bit Pazarları; Mersin İMECE Gazetesi, 04.07.2011, http://www.gazeteimece.com/mersin-de-ve-genelde-bit-pazarlari-makale,250.html.
9) Ali GÜLER; Osmanlı Devleti’nde Gayrimüslimlerin Din-İbadet, Egitim-Ögretim Hürriyetleri ve Bu Bakımdan “Kilise Defterleri”nin Kaynak Olarak Önemi (4 Numaralı Kilise Defteri’nden Örnek Fermanlar), http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1153/13571.pdf, Erişim 28.05.2014.
10) Kadir ULUSOY ve Bahattin DEMİRTAŞ; Osmanlı’nın Son Döneminden Günümüze Mersin’de Eğitim; Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 1, Aralık 2008; http://www.adyusbd.com/Makaleler/1527326621_KULUSOY.PDF, Erişim 05.05.2014.
11) Meltem TOKSÖZ; Familyand Migration: TheMavromatis’ Enterprises and Networks; Cahiers de la Méditerranée, 82 (2011), s. 359-382; http://cdlm.revues.org/5754.
12) Tülin Selvi ÜNLÜ ve Tolga ÜNLÜ; İstasyondan Fenere Mersin, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, 2008. http://issuu.com/mersintso/docs/istasyondanfenere_web/159.
13)Mersin Yenişehir Namık Kemal Ortaokulu web sitesi http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/33/13/723853/icerikler/okulumuzun-tarihi_187469.html?CHK=30795de568edc5d67b45927d6dd503a1.
14) Mersin Yenişehir Cumhuriyet İlkokulu web sitesi http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/33/13/723914/icerikler/okulumuzun-tarihcesi_385685.html?CHK=b4949d370053558c9106394ac19c8041.
15) http://tr.yenisehir.wikia.com/wiki/Çankaya_İlk_Öğretim_Okulu/Genel_Bilgiler.
16) http://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye-Yunanistan_nüfus_mübadelesi.
17) http://tr.wikipedia.org/wiki/Mersin_İdman_Yurdu.

 

Maden mühendisi. Ankara’da yaşıyor. Mesleki örgütlerde etkin görevler üstlendi. Çeşitli konularda yayımlanmış yazıları var.

scroll to top