NARLIKUYU MOZAİK MÜZESİ ve “ÜÇ GÜZEL”İN KİMLİĞİ – MUALLA YILDIRIM

Tarihin ünlü isimlerini, komutanlarını, büyük ordularını ayağına kadar getiren Kilikya yöresinin ne denli soylu bir geçmişe sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu soylu zenginliğe doğa da eşlik ediyor cömertçe .. Deniz, dağ, güneş, kum, orman, rüzgar ve iklim perilerinin bu yöreyi güzelleştirmek için yaptıkları yarıştan doğmuştur KiLiKYA… Ulaşım kolaylığı, sevecen, konuksever canlı insanları ve özgün folkloru ile de yerli yabancı her meraklı yüreğin ilgisini çekiyor asırlar boyu … Hem turizm hem ticaret açısından çok önemli bir yurt parçası olma niteliğini taşıyor gururla … 
Kilikyanın en ilgi çekici ören yerlerinden birisi de Mersin’e 64 km. uzaklıktaki şirin bir koy çevresinde yer alan Narlıkuyu örenidir.
Narlıkuyu öreni antik PAPERON kenti kalıntılarından oluşur. Zeus Tapınağı, Cennet – Cehennem Obrukları, Astım Mağarası olarak tanımlanan Narlıkuyu Mağarası ile konuklarını içten “Merhabalarla” karşılar.
Bu koyda; denizle ırmağın buluştuğu noktada; kuşların takla atarak oynaştıkları, yıkandıkları bir kaynak bulunur. Irmağın Cennet Obruğu içinde kalan bölümü söylencelerde STYKS IRMAĞI olarak anılır. Yeryüzünü ölüler ülkesinden ayıran kutsal ırmak olarak tanıtılır öykülerde …
Kaynağın yakınlarında yer alan “Üç Güzeller Mozaik Hamamı” bugün müze olarak değerlendirilmiştir. M.S. 4. y.y.’ın ilk yarısından kalan bu yapı Romalı Kumandan POİMENİOUS tarafından; burada kaynayan gizemli suyun yöre halkına şifa sunması dileği ile yaptırılmıştır. Bugün hamam olarak kullanılmaz haldedir. Fakat kaynağın oluştuğu yerde suyun ısısının 8 °C’den 28 ° C’ve birdenbire sıçraması ile ortaya çıkan ısı değişimi hala doğal bir fizik tedavi sağlamaktadır.
Hamamın günümüze kalan taban mozaikleri antik dönemin en çarpıcı ve güzel örneklerinden biridir. Mozaiklerin üst kenarında yer alan yazıtta “EY KONUK DOST, ŞİMDİYE KADAR GİZLİ DURAN BU GÜZEL SUYU KİMİN YENİDEN BULUP ORTAYA ÇIKARDIĞINI ÖĞRENMEK İSTİYORSAN; BİL Ki O, İMPARATORLARLA DOSTLUK KURAN, ONLARIN ARKADAŞI, KUTSAL ADALAR = Prens Adaları’nı YÖNETEN ŞEREFLİ POİMENİOS’tur” sözcükleri yer alır.
Mozaikte işlenen “Üç Güzel Kız” ise tanrılar tanrısı ZEUS’un Titan Okyanus’un kızı OURYNOME ile olan beraberliğindan doğan üç kızıdır. Söylencelerde KHARİTLER, GRETYALAR, GRAZİALAR gibi tanımlamalarla yer alırlar. Bu üç kızkardeşten AGLAİE parlaklığı , EUPHROSYNE sevinç, neşe ve güzelliği THALİA ise ışıltı ve çiçeklenmeyi simgeler. Dostları, arkadaşları olan muzik tanrıçaları (perileri) MUSALAR = Müzler ile birlikte dolaşırlar Olimpos ve yeryüzünde … Müzler olmadan şölenlere katılmazlar. Tanrı APOLLON’un çaldığı Lir eşliğinde densederler .. Olimpos onlar sayesinde neşe ile dolar … Onların dokunuşları ile keyiflenir tanrılar, tanrıçalar …
Neşe ve mutluluk veren dokunuşları sadece ölümsüzler için değildir … İnsanoğlundan da esirgemezler bunu … Hangi ölümlünün yanına gitseler, omuzuna dokunsalar o insan mutluluktan uçar…. insan yaşantısını güzelleştiren, göze hoşgeleni simgeleyen perilerdir, tanrıçalardır Grazialar.
Sanat etkinliklerini esinleyen güçlerde onların elindedir. Bu nedenle Güzellik Tanrıçası AFROoiT, Bilicilik (falcılık=Kehanet) ve musiki Tanrısı APOLLON ve ideal genç erkek güzeli simgesi ADONİS ile birlikte betimlenirler çoğu kez … En büyük tutkuları Apollon’un liri eşliğinde ezgilerin coşkusu ile kendilerinden geçercesine dans etmektir. Bu genç ve sevimli periler önceleri giysili iken; M.Ö. 4 y.y.dan itibaren çıplak olarak betimlenirler.
Narlıkuyu’da da keklikler ve kumrular arasında; yumuşak dokunuşlar içinde çıplak olarak dans ederken verilmişlerdir. Bu üç güzelin taşıdığı imgeler; Kilikya ve yöre insanının karekteristik özelliklerini yansıtır adeta .. Cömert, neşeli, parlak yüzlü, ışıltılı, tüm yaşam zorluklarına karşın sevinç ve mutluluk anlarını doyasıya yaşamaya çalışan insanlarla doludur Kilikya … (Silifkeliler için söylenen “kapı gıcırtısına oynarlar” tanımı dans perileri Kharitlerin mirası mı acaba?) Doğada katılır bu cömertliğe. renklidir, coşkuludur, ışıltılıdır, doğurgandır…
işte bütün bunlar geçmişte bu yörede yaşayan insanlara bu hamamda yıkanırlarsa sevinç, neşe ve mutluluk dolu bir gün, bir yaşam geçirecekleri inancını aşılamıştır. Bu inanç hiç kaybolmasın … Sürsün sonsuza dek …
(*) Mualla YILDIRIM – Sanat Tarihçisi

Bu yazı  “İçel Sanat Külübü” Aylık Bülteni “Ekim 1994  -29. Sayı” sından alınmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top