ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ – ALİ UYSAL

adır-2.jpg

(öyküleriyle Karacaoğlan şiirleri). HALK KÜLTÜRÜ
ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ
Yaşam,boşa geçirilmemsi,içinin doldurulması,dolu dolu yaşanması gereken bir armağandır kişiye.Karacaoğlan bu armağana hiç ihanet etmemiştir.Kusursuz olarak hakkını vermiştir:Mevlana’nın deyimiyle “her gün bir yerden göçmüş,her gün bir yere konmuş,bulanmadan,donmadan akıp gitmiştir.”Dilediği dala konmuş,dilediği çiçeği koklamıştır.
Böylesi bir yaşam,ömrü olumlu yönde etkiler.Karacaoğlan bu nedenle uzun yaşamıştır.Ne var ki her başlangıcın bir de sonu vardır.Bu son yaklaştığında Karacaoğlan durumun ayırdında olamamıştır.Seksen doksan yaşlarında bile başında gençlik çağının kavak yelleri esip durmuştur.Hatta on beş yaşında bir kız emmi dediğinde “Bir kız bana emmi dedi neyleyim!” diye çığlık atmıştır.
Oysa yaşamın doğal akışını,doğal yasalarını hiçbir güç değiştiremezdi.Karacaoğlan da bu kurala boyun eğmek zorunda kaldı.Duygularında,düşüncelerinde,yaşam biçiminde belirgin değişimler görülmeye başladı.Yaşamının bu dönemi Karacaoğlan’a yakışmıyordu.Yaşam çizgisinde yürüyüşü Onunla örtüşmüyordu.
İyimser olmayan düşüncelerle yürüyordu Mut yöresinde.Kolunda helkeleri Yörük kızları geçiyordu yanından yöresinden.Kimileri de yayık yayıyordu.Oğlak,keçi melemeleri birbirine karışıyordu.Toros Dağlarının eski etkileri nerelerdeydi şimdi!
Böylesi düşler içindeyken uzun geçen ömrünü sorgulamaya başladı:”İşte geldim gidiyorum.Yaşamla çok sorunum olmadı.tüm davam kızlarla, güzellerle.”
Bir ağacın dibine kurulup bir türkü çalıp söyledi:
Karacaoğlan der ki hazeller ile
Döküldü yaprağım gazeller ile
Bir davamız kaldı güzeller ile
Ancak davamızı Mevla’m aralar.
Bu türkü içindekileri dökmeye yetmemişti.Ömür boyu yaşadığı mutlulukları,çektiği çileleri düşündü.Şerit gibi geldi geçti gözlerinin önünden yaşantısı.Yüreğinin acılarla kaplı bölümünü türkülere dökmeyi diledi canı.Duygularla dolup taştığı böylesi anlarda zorlanmazdı hiç.Türküler saçılıverirdi çevreye.Saz da eşlik ederdi sesine.Telli saz sanki kendiliğinden öterdi;iş düşürmezdi Karacaoğlan’a:

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağuları, sağ iken
Kahbe felek vermez benim muradım
Viran oldum, mor sünbüllü bağ iken

Aradılar, bir tenhada buldular
Yaslandılar, şıvgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim, ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönlüm farımaz
Akar gözlerimin yaşı kurumaz
Şimden geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum, güzellere bey iken

Karac’oğlan der ki, bakın geline
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş, biz burada yoğ iken

Köy Enstitüsü mezunu, edebiyat öğretmeni. Özellikle halk kültürü, Karacaoğlan, N. Hikmet konularında konuşmacı, yazar.

scroll to top