Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

jeoturizm.jpg

Sıkça uzaklaşırdı obasından. Nerelere gider, nerelerde eğlenir, kimlere gönül verir? Obasından bilen olmazdı. Ancak türküleri duyulurdu uzaklardan.
Bu yüzden doğup büyüdüğü yer bile tartışılırdı; çünkü gezip gördüğü yerlerde bir güzele sevdalanır o yöreyi sıla bilirdi. O nedenle şiirlerinde belirlediği memleketi gerçeği yansıtmıyordu.
Yine de aşağıdaki dörtlük memleketi hakkında gerçeğe yakın bir kanı taşıyordu:
Kozan Dağından neslimiz
Arı Türkmendir aslımız
Farsak’tır durak yerimiz
Gurbette yar eğler bizi
Uzun süren gezilerden sonra obasına gelişi bir bayram havası estirirdi. Yakınları çevresini sarıp isteklerini sıralarlardı. Bu kez yine aynısı oldu. Üstelik sevdiği kız da aralarındaydı bu kez.
Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Kimi aşktan özleyişten, kimi yaşamın gerçeklerinden isteklerde bulunmaya başladı. Ortalarına kurulup tüm istekleri içine alan bir türkü çalıp söyledi. O söylerken türküsünü kuşlar ötmedi, yeller esmedi, çiçekler kokmadı, sular akmadı!

İNSANOĞLU YERYÜZÜNE GELENDE

İnsanoğlu yeryüzüne gelende,
Kur’ağaçtan meyve bitmiş gib’olur.
Kâmil olup on beşine değende,
Cevahirden yükün tutmuş gib’olur.
Talana da deli gönül, talana,
Gide gele orta yeri dolana.
Bir yiğit, sevdiği yakın olana,
Her gün düğün, bayram etmiş gib’olur.
Bir yiğit yaslanıp dizine yatsa,
Yârinin yağlığın yüzüne örtse,
Her dem sevdiğinin sesin işitse,
Gökyüzünde turna uçmuş gib’olur.
Yüce dağ başında yayılan ceylan,
Avcılar geliyor, dört yanın dolan.
Her olur, olmaza sırrını diyen,
Boz bulanık çaya akmış gib’olur.
Kolda götürürler şahanı, bazı,
Her zaman severler gelini, kızı.
Yiğidin ikrarı, güzelin sözü,
Taze yağı bala katmış gib’olur.
Karac’oğlan der ki: Bizi kayıran,
İki canı birbirinden ayıran,
Muhannet aşıyla karın doyuran,
İki elle zehir tatmış gib’olur.

ALİ UYSAL

ALİ UYSAL

Köy Enstitüsü mezunu, edebiyat öğretmeni. Özellikle halk kültürü, Karacaoğlan, N. Hikmet konularında konuşmacı, yazar.

scroll to top