PAMUĞUN ÇOCUĞU MERSİN VE MERSİN İSKELELERİ – TANITIM TOPLANTISI

Pamuğun-Çocuğu1.jpg

Semihi Vural’ın yazdığı “Pamuğun Çocuğu Mersin ve Mersin İskeleleri” kitabı Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) tarafından bastırıldı. Mersin’in kazandıkları maddi yapılar yanında kaybettiği kültürel ögeler ve iskelelerini konu alan kitabın tanıtım toplantısına Semihi Vural ve kitabın editörü İhsan Toksöz, MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Sekreter Korer Özbenli hazır bulundular.
Açılış konuşmasını yapan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Mersin ve Mersin’in geçmişi ile çok az çalışma ve veri olduğunu belirterek MDTO olarak özellikle bu konuda çalışma yaptıklarını söyledi. Önceki yıllarda da kent tarihini konu alan çalışmanın kültür hayatımıza kazandırılmasında katkıda bulunduklarını belirten Lokmanoğlu, Yazar Semihi Vural’ın bu çalışmasının çok değerli olduğunu ifade etti.
Semihi Vural ise, Mersin ile ilgili çok eski çağlara ait bilgilerin bulunmasına karşın yakın geçmişine ait bilgilerin sınırlı olduğunu belirtti. Mersin’in unutulmuş devreleri olduğunu belirten Vural “Bir Yumuktepe diyoruz, bizi 9 bin yıl geriye götürüyor. Bir Zephyrium diyoruz, 2 bin yıl eskiye götürüyor. Ama kentin yakın geçmişine ayna tutacak olursak, Mersin’in ancak Şinasi Develi ile bir kitabı oldu. Mersin’in yakın geçmişini ondan sonra öğrenmeye başladık bu nedenle Kitabımı Şinasi Develi’ye Adadım” dedi.
1976 yılında Mersin’e ve bir Mersinliye aşık olarak kente geldiğini, o yıllarda Mersin’in muhteşem bir kıyı kasabası olduğunu ve Mersin’e sevgisinin hiç değişmediğini bu nedenle 50 yıldır biriktirdiklerini kitaplaştırmaya çalıştığını anlatan  Vural “Bu son kitabımda, kentin 1811’lerde Amiral Beaufort’un yani bölgenin deniz haritalarını çıkarmakla görevli bir kadronun Mersin’e gelmesinden itibaren başlayan ve 1960’lara kadar devam eden serüvenini anlatmaya, ipuçlarını bir araya getirerek bir örmeye çalıştım” diye konuştu.
Çalışmalarını her zaman öncelikle Tuncer Özmen, İhsan Toksöz ve Nihat Taner’e okuttuğunu belirten Vural, kitabın görsellerine çok güvendiğini, bu kitap için Mersin’in tüm kartpostallarını ve fotoğraflarını biriktiren Hayrettin Ergun’un görsel arşivini kendisine açtığını söyledi. Yazmaya başlaması için Mersin’e ilişkin bilgileri, belgeleri, kitapları kendisine ilk kez gazeteci Harun Arslan’ın getirdiğini vurgulayan Vural, kendisine destek olan tüm dostlarına teşekkür etti.
“Görsellerle, bu kitabı bir ortaokul öğrencisinin bile okuyabileceği, sıkılmadan bakabileceği bir başucu kitabı haline getirmeye çalıştım. Eğer beğenilirse ve bir iz bırakırsa mutlu olacağım” diyen Semihi Vural daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kitabın adındaki “Pamuğun Çocuğu” nun nedeninin sorulmasını “ 9 bin yıllık Yumuktepe, 2 bin yıllık Zephyrium dönemlerini ve son olarak da kentin 200 yıllık geçmişini temsil eden yakın dönemi her zaman birer bitki ile anıldı. Birinci dönem Yumuktepe’dir ve bitkisi buğdaydır. Dünyada ilk kez buğday tohumunu iyileştirip Avrupa’ya satan merkez Mersin’dir. Bu benim yüreğimi titretiyor. Mersin olarak bizim birinci bitkimiz ekmeklik iyileştirilmiş buğdaydır.
“İkinci ürünümüz Zephyrium döneminin tarımsal ürünü olan mersin bitkisidir. 1988’de Avrupa’da çıkan bir dergide Zephyrium sikkelerine ait özel bir bölüm ayrılmıştı. Zephyrium sikkelerinin üzerinde, elinde mersin bitkisi tutan bir tanrıça bulunuyordu ve o dergide böyle bir paranın dünyada başka hiçbir kentte basılmadığı belirtilmişti. Demek ki Zephyrium kentinin de tarihini bize mersin bitkisi anlatıyor. Mersin adını 2 bin yıl önce bu bitkiden alıyor.” Diyerek
Üçüncü bitkinin ise pamuk olduğunu belirtti. 200 yıl evvel, Mersin’in ortaya çıkışının Amerikan iç savaşından sonra artan pamuk ihtiyacına dayandığını, dünyada yaşanan pamuk krizi ile birlikte misyonerler ve araştırıcı kişilerin Hindistan ve Çukurova gibi dünyada pamuk ekilebilir alanları yeniden keşfettiğini, bu dönemde Çukurova’nın pamuk üretimi ile öne çıktığını ifade etti.
Üretimin ovada yapıldığını ancak limanda satıldığını kaydeden VURAL, “Adana ova ama iskelesi yok. Kazanlı İskelesi yetersiz kalınca Gümrük iskelesi, Taş iskele, Mavromati İskelesi gibi onlarca iskeleden mallar satılmaya başlamıştır. Kimisinde canlı hayvan, kimisinde başka bir mal, ancak yoğunluklu olarak pamuk satılmıştır. Kitabın kapağında yer alan Alman İskelesi, belki de 1. Dünya Savaşı için hazırlanmış dünyadaki ilk pamuk satım iskelesidir. Pamuk, Mersin’in kuruluşunu gerçekleştiren bitki. Mersin’in bir kimliği olacaksa bu pamuk olmalıdır diye düşünüyorum. Mersin’in pamuğun çocuğu olduğunu düşünüyorum” dedi.
Araştırmalarına göre, bu kadar çok iskele ile dünyaya açılmış başka bir kentin olmadığını kaydeden Vural, konuşmasının sonunda bir önerisi ve Mersinli kurumlardan bir ricası olduğunu belirterek, “Hava fotoğrafları üzerinde işaretlediğimiz yerlerde bugünkü Mersin’i Mersin yapan iskelelerin birer standını kurmak istiyoruz. Kültürel iz bırakılmasını istiyorum. Her iskelenin bulunduğu yere, üzerinde iskelenin bir fotoğrafı ve iskeleye ait bilgi notlarının bulunduğu küçük bir stant yerleştirebiliriz. Belki insanlar çocuklarıyla fotoğraf çektiriler o stantların önünde. Ve böylece Mersin’in sahilinde en az 8-10 iskelenin varlığından haberdar olan insanlar olur” mesajıyla  sözlerini bitirdi.

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top