SAKIZ – Doğan ATLAY

Mut’ta unutulan adetlerimiz:
SAKIZ
Sakızın ne zaman çiğnenmeye başlandığı ve ne gibi evrelerden geçtiği hakkında bir bilgiye rastlamadım. Her kıtada bilindiğine göre insanlık kadar eski olsa gerek. Ansiklopedi ve sözcüklerde pek kısa olarak bahsedilir.
Bu yazımda Mut’ta istihsal edilip çiğnenen sakızlardan söz edeceğim. Bu tabii, tabii olduğu kadar nefis olan sakızlar jiklet geldikten sonra maalesef unutulmaya terk edildi.
A) Damla Sakız:
Buralarda «sakızlık» denen, sakız ağacının gövdesinden sızan özsu ilkin şeffaf bir sıvı iken hava ile temasından sonra katılaşmağa başlar. Kremi bir renk alır. Çiğnenme kıvamına kadar katılaşan  sakızlar çocuklar, kızlar ve kadınlar tarafından toplanır. Toplama işlemi her mevsim de yapılabilir. Zevkle çiğnenen damla sakızın kendine has güzel bir lezzeti ve kokusu olur. Çiğnendikçe katılaşan sakıza bir parça balmumu katılarak kıvamı ayarlanır.
B) Kanak:
Kanak, dağlarımızın bin metre kadar yüksekliklerinde yetişen bir bitkidir. Topraktan çıkar çıkmaz yapraklandığından gövde kısmı toprak içinde kalır. Yaprakları aynen tavşan kulağına benzer. İlkbaharda sarı çiçekler açar. Kanak bitkisi hemen her yerde olmadığı gibi tek başına da olmaz. O bir aile gibi 80 – 100 kadar kök bir arada biter ki buna «kanak ocağı» denir. Kanaktan sakız almağa da «kanak kesme» denir.
Kanak kesme işlemi Temmuz – Ağustos aylarında yapılır. Bu işi de ekseriya çocuklar ve genç kızlar yapar. Kanak kesecek kişi herhangi bir kanak 0cağına gelerek kanak köklerini 8 -10 cm. kadar derinlikle açar. Keskin bir bıçak ile kanak gövdesinin üst kısmından keser, kesilen yerden derhal süte benzeyen bir sıvı çıkar; buna «kanadı» denir. Hava ile temasından dolayı kaymaklandığı için kökten aşağıya akamaz, üzerine yumrarır kalır. Böylece 50 – 60 kök kesildikten sonra donmağa bırakılır. Ertesi gün hem bu akan kanak alınır, hem de 1 cm. kadar aşağıdan tekrar kesilir. Üç – beş kesimden sonra herhalde bitkinin öz suyu tükendiğinden artık kanamaz olur. O kanak ocağı da haliyle terk edilir.
Bütün sakızlarda ölçü birimi «gevim» dir.  Toplanan kanak sakızları soğuk suda yıkanarak acısı gittikten sonra gevimlere ayrılır. İstenirse hemen, istenirse temiz bezlere  çıkın yapılarak sonraları kullanılır. Kasabadaki arkadaşlara hediye edildiği de olur.
Kanak bitkisi iki cinstir: «Akkanak» ve «Tülü kanak». Yapı ve tabiat olarak ‘biri birinin aynıdır. Yalnız akkanağın yapraklan çok kısa, tüylü; tülü kanağın yaprakları da biraz uzunca tüylüdür. Tülü kanağın sakızı da akkanağa göre birkaç saat geç donar.
C) Çekme Kanak:
Yeşil renkli çubuksu bir bitkidir. Tarlalarda, bahçelerde bol miktarda yetişir. Adından da anlaşılacağı gibi yerinden çekerek çıkarılan bitkiler aynen kanakta olduğu gibi kökünün kopan yerinden beyaz bir sıvı çıkarır. Donduğu zaman alınıp çiğnenir. Bunu küçük çocuklar yapar, büyükler uğraşmazlar.
Ç) İmezik:
Çam ağaçlarından iki cins reçine çıkar. Birincisi sarı sakız. Bu acı ve yapışkan olduğundan çiğnenmez. Diğeri pembe renkli «İmezik» tir. Hem rengi, hem rayihası hoş bir sakızdır. Sünmez.
D) Buğday Sakızı:
Pek itibar edilmez ise de harman zamanı buğday taneleri ağızda yutulmadan çiğnenerek yapılır.
Temiz çamaşırlar için «Sakız gibİ»;
Sımaşık kimseler için «Sakız gibi»; Bir olayın çok konuşulmasına «Ağızlarda sakız oldu»;
İşi bozulan birisi için «Sakızı……… düşürdü» denir.
Kanakla ilgili bir notumuz daha  var: Bazı zevk sahibi kimseler sadece kanak sakızlarını «sakız çiçeği» denen bir çiçeğin taç yapraklan ile çiğneyerek renklendirirlerdi.

Doğan ATLAY’ın   (Emekli Sağlık Memuru) bu yazısı “Mersin Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü Yayın Organı” olan “İÇEL KÜLTÜRÜ”  Mayıs 1987 ayı  2. Sayısından alınmıştır.

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top