SALNAMEDE MERSİN – NEDİM ARDOĞA

Salname.jpg

…Salname eski dilde “Yıllık” demek; Tanzimat döneminde 1847 yılında Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895) tarafından getirilmiş bir yenilik. Önceleri hükümet salnameleri olurmuş, daha sonra vilayetler de salname hazırlamağa başlamışlar. Agoston ve Master’in Osmanlı Ansiklopedisine göre, bu gibi salnameler hükümetin vilayetleri tanıması açısından büyük önem taşırmış. Adana vilayetinin ilk salnamesi 1870 yılında yayınlanmış. O tarihte Adana vilayeti bugünkü Mersin ilini de kapsadığından, bu salname bir bakıma Mersin salnamesi sayılabilir.

Bu salname bir takvim ile başlıyor. Bunu bir kronoloji cetveli izliyor. Cetvel Hicretten 6212 yıl öncesine tarihlenen Hazreti Adem ile başlayıp Rumi 1284 (Miladi 1858) yılındaki Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahati ile bitiyor. Giriş bölümünden sonra idari taksimat ve başlıca mülki idare amirlerinin isim listesi var. Yalnız söz konusu yerleşim birimlerinin bir kısmının yeri ve bugünkü adları belli değil. (Tanıtım toplantısında Sn. İbrahim Bozkurt bu konunun kendileri için de sorun oluşturduğunu belirtti.)

Diğer bölümler ise çok çeşitli. Örnek vermek gerekirse; askeri birlik ve komutanların isimleri, mahkeme heyetleri ve çeşitli memur listeleri, yabancı ülke temsilcileri, vilayet genelinde Hıristiyan cemaat (o zamanki adıyla millet) liderleri, yabancı vapur acentaları, eğitim, ekonomi, pazar yerleri, nüfus, akarsu ve köprüler, yaptırılan yollar, bazı merkezler arası süvari mesafeleri, kaplıcalar, antik dönem eserleri ve önemli yatırlar… Salnamede Mersin’i ilgilendiren bölümlerden seçtiklerim şunlar:

Öncelikle idari yapılanmaya bakalım. O tarihte kazalar sancaklara, sancaklar da vilayetlere bağlıydı. Ancak 1864 yılından sonra Türkçe sancak kelimesi yerine Arapça liva kelimesi kullanılmağa başlandı. Salnamede de idari taksimattan bahsedilirken, liva kelimesi kullanılmış, ancak diğer bölümlerde sancak kelimesi kullanılmağa devam edilmiş. Buna göre 1870 yılında Adana vilayetinin dört sancağı varmış; bunlar Adana merkez sancağı ile, Payas, Kozan ve İçel sancakları. (Salnamede içil yazıyor) Bugünkü Mersin ili Adana ve İçel sancakları tarafından kapsanmış. İlin doğusu, yani Mersin ve Tarsus kazaları Adana merkez sancağına, batısı ise İçel sancağına bağlıymış. İçel sancağının merkezi salnamede belirtilmemiş, ama bu merkezin günümüzde Karaman ilindeki Ermenek olduğu anlaşılıyor. Anamur, Gülnar, Silifke, Mut ve Karataş kazaları da bu sancağa bağlıymış.
Adana ve İçel sancakları arasındaki sınır salnamede yok. Ama 1892 tarihli ve Vital Cuinet imzalı haritaya göre, sınır Alata çayı. Bu çay antik dönemde Dağlık ve Ovalık Klikya’yı birbirinden ayıran Lamas ırmağının sadece 10 km doğusunda. Demek ki, Osmanlı dönemindeki sınırlarda hala antik dönemden izler bulmak mümkün.
Gerçi her kazanın nüfusu ve idari yapısı tek tek verilmiş. Ancak verilen bu rakamlar o tarihlerde usul olduğu gibi sadece erkek nüfusa (nüfusl u zükur) ait.

Tarsus’un nüfusu 20 423, Tarsus’a bağlı iki nahiye (bucak) ve 133 köy var. İki nahiyeden Namrun Çamlıyayla ilçe merkezinin eski adı. Gülek ise Toroslar’da yakın zamana kadar bucak merkeziydi.
Mersin’in nüfusu ise 11 822. Mersin’e bağlı iki nahiye ve 82 köy var. Nahiyeler Elvanlı ve Kalınlı adlarını taşıyor. Elvanlı günümüzde de Tömük kuzeyinde büyük bir köy. Buna karşılık Kalınlı günümüzde mevcut değil (veya isim değişikliğine uğramış.) Salnamede yeri belirtilmeyen bu nahiye diğer kaynaklara göre Mezitli’nin kuzeyindeymiş. Ne var ki, gerek iki nahiye teşkilatının ortak oluşu, gerekse mesafe cetvelinde i ki nahiyenin tek kalemde gösterilmiş oluşu sebebiyle bu konunun araştırılması gerektiğine inanıyorum.

İçel’e bağlı kazalardan Anamur’un nüfusu 10 763. Bu kazaya bağlı Silinti adlı bir nahiye ve 82 köy var. Silinti, bugün Antalya sınırları içinde kalan Gazipaşa ilçesinin eski adı. Şu halde nüfus ve köy sayısının bir bölümünün günümüz Antalya ilinde kaldığı söylenebilir.

Gülnar’ın nüfusu 8 510. Gülnar’ın 53 köyü var, fakat nahiyesi yok. Ancak Gülnar kaza merkezi bugünkü Gülnar değil. Çeşitli kaynaklarda kaza merkezinin Gilindire (bugünkü Aydıncık) olduğu belirtilmekte. Zaten salnamede de pazar yerleri ile ilgili bilgi verilirken, bugünkü Gülnar Anay karyesi (köyü) olarak belirtiliyor.

Silifke’nin nüfusu 5 266. Silifke’ye bağlı Bulacalı adında bir nahiye ve 38 köy var. Günümüzde Bulacalı adında bir yerleşim yeri yok. Gerçi akla Taşucu yolundaki Bolacalıkoyuncu köyü geliyor. Ama Silifke’ye bu kadar yakın bir köyün nasıl olup ta nahiye merkezi yapıldığı açık değil. Mut’un nüfusu 6 231. Mut’a bağlı Sarıkavak adında bir nahiye ve 63 köy var. Silifke Mut yolunun doğusundaki dağlık alanda yer alan Sarıkavak Cumhuriyet döneminde de uzun süre Kürkçü adıyla bucak merkezi olmuştu.

Karataş kazasının neresi olduğu belli değil. (Tabii burada Adana’nın güneyindeki Karataş’tan söz etmiyoruz.) Ama diğer kaynaklarda, Osmanlı döneminde bu kazanın İçel sancağının doğusunda yer aldığı belirtiliyor. Alata ve Ayaş arasında Karataş adında bir iskeleden de bahis var. Demek ki Karataş bugünkü Erdemli dolaylarında bir kaza merkeziymiş. Karataş’ın nüfusu 4 971. Kazanın 25 köyü var, fakat nahiyesi yok.

Bu bilgilerden, 1870 te bugünkü Mersin ilinin bulunduğu bölgenin (Gazipaşa dahil) erkek nüfusunun 67 986 olduğunu öğreniyoruz. Bölgede 476 köy varmış ki, bu sayı günümüzde 551 olan sayıya yakın. Kazalar ise 1987 öncesi Mersin ilçeleriyle (Karataş yerine Erdemli olmak üzere) hemen hemen aynı.

Diğer bilgilere gelince, temel eğitim düzeyinin Adana merkez sancağına bağlı yerlerde o dönem ölçüleri içinde hayli iyi olduğu anlaşılıyor. Mekteb’i sibyan (ilkokul) sayıları Salnamede Tarsus’ta 60, Mersin’de ise 31. Buna karşılık İçel sancağında mekteb’i sibyan sayıları düşük: Silifke de iki, Anamur, Gülnar ve Mut’ta da birer mekteb’i sibyan varmış. Karataş’ta ise hiç yok. Vilayet genelinde sadece dört rüştiye. (ortaokul) olup, bunlardan biri Mersin’de biri Tarsus’ta ve biri de İçel sancağındaymış. (Ancak bu sonuncusunun yeri belirtilmemiş; Ermenek olabilir.)

Salnamede ekonomik yaşam ile ilgili bilgiler de var fakat bu bilgiler çok yetersiz. Bununla birlikte gerek Tarsus ve gerekse Mersin kazalarında pamuk dahil çeşitli ürünler yetiştirildiği ve ihracat yapıldığı belirtiliyor. Ancak bazı meyveler ismen belirtildiği halde, turunçgillerden bahis yok. Belli ki henüz turunçgiller yöre çiftçilerince bilinmiyor. (Oysa Adana merkez kazasında portakal ve limon yetiştirildiği kaydedilmiş.) İçel sancağında ise tarımsal üretim yapıldığı belirtildiği halde, ihracattan bahsedilmiyor. Tarsus ve Mersin, kazaları ile İçel sancağındaki ormanlarda çam, katran, ardıç, ceviz, aşısız zeytin gibi ağaçların olduğu ve bu kerestelerinin ihraç edildiği de belirtilmiş.
Maden olarak Mersin’in Elvanlı nahiyesinde ve Silifke’de lületaşı olduğu kaydedilmiş. Mensucat ağırlıklı sanayi tesisi olarak, Tarsus’ta yedi, Mersin’de de iki fabrika sayılıyor.

Ticari faaliyet üzerinde özellikle durulmuş. Buna göre vilayet genelinde üç yerde liman teşkilatı varmış ve bu üç yerden biri Mersin diğeri de Silifke’ymiş. (Silifke sahilde olmadığına göre bu liman Taşucu veya Taşucu Boğsak arsındaki Liman kalesi olabilir) Sadece Mersin’de vapur acentalığı varmış. Salnameden Mersin’e Mısır, Fransız ve Rus gemilerinin tarifeli olarak, İngiliz gemilerinin ise tarifesiz olarak sefer yaptıklarını öğreniyoruz. Vilayet genelinde sekiz yabancı ülkenin temsilcileri olduğu, ancak bunlardan beşinin Mersin, ikisinin de Tarsus’ta görev yaptığı belirtilmiş.

Salnamede Asarlı Atika (eski eserler) konusu da işlenmiş. Tarsus’ta Gözlükule ve Donuktaş’ın yanı sıra iki adet te kapının olduğu belirtiliyor. Demek o tarihte Kleopatra kapısı dışında bir kapı daha varmış. Ayrıca Gülek ve Namrun nahiyelerindeki kalelerden de bahsediliyor. Mersin’de Soli üzerinde durulmuş, ama Soli adı yerine Şehr’i Viran ve Pompeipolis adları kullanılmış. İlginç olan şey salnamenin Sofi’de seksenden fazla sütun olduğunu belirtmesi. Ayrıca yine Mersin kazasının kırsal alanında çok sayıda harabe olduğu ancak isimlerinin tespit edilemediği belirtiliyor.

İçel sancağında kayda geçen dört kale var. Anamur’da denize kenarındaki kale tanımlaması ile belli ki Mamure kalesi kastediliyor. Salnamede yer alan diğer kaleler ise, Silifke ve Mut’taki kaleler ile deniz içindeki kale yani bugünkü adıyla Kızkalesi.

Salnamede Makamat’ı Aliyye (yatırlar) için de ayrı bir bölüm var. Tarsus’taki Şit, Lokman, Danyal, Hızır, Bilal Habeşi, Halife Memun türbeleriyle ve Eshabı kehf, Gülnar Zeyne’de Aliyyu Semaerkandi, Silifke’de Tevekkül Sultan gibi ismi bugün de iyi bilinenlerin yanı sıra, her kazadaki önemli yatırlar da kayda geçirilmiş.

Salnamenin mülahazat (düşünceler) bölümünde vilayet mühendisinin henüz harita düzenleyemediği ancak sonraki yıllarda bu haritanın da salnameye ekleneceği belirtilmekte. Salname “sehv ve noksandan dahi aridir denilemeyeceği” ibaresiyle ve verilen bilgilerdeki hataların hoş görüleceği umuduyla bitmektedir.

İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni Mayıs 212. Sayısından Alınmıştır

Biyografik Bilgi

scroll to top