SAMİ GÜRTÜRK – ( Yazan : Yaşar ÖZTÜRK)

silifke-e1382429049263.jpg

17 Nisan 1915 yılında Silifke’de doğan Sami Gürtürk’ün anne ve babası 3 aylıkken ayrıldı. Babasının yanında kalan Sami Gürtürk 4 yaşında babasını da yitirdi. Babaannesi ile yaşamaya başlayan Sami Gürtürk, yanlızlığını evlerindeki atla paylaştı. Atın, ardından babasının, yeni yeni kaynaşmaya başladığı üvey ablasının ve ona kol kanat geren babaannesinin ard arda ölümleri onu etkiledi. Tek başına yaşam ile savaşıma başladı. ilk öğrenimini Konya ve Trabzon’da yaptı.. Bir gün kapısının önünde kendisi gibi yalnız bir köpek buldu. Kendi karnını doyurmaktan yoksun olmasına karşılık onu doyurmaya çalıştı. Ancak köpeğini de yitirdi. Beslemekte zorlandığı köpeğini bir komşunun evinin önünde zincirlenmiş olarak buldu. 17 yaşında annesini bulmak için tekrar Silifke’ye uzun bir deniz yolculuğu yaparak döndü. Yeniden evlenen annesinin evine giderek 17 yaşına kadar hiç kimsenin kendisini öpmediğini söyleyen Sami Gürtürk, dedesinin öpücükleri ile karşılandı. Sabahı “Güzel Silifke” ile tanıştı.
Yaşamının ikinci baharını Silifke Orta Okulu’na yazıldıktan sonra yaşamaya başladı. Anamur, Mut, Gülnar, Erdemli, Ermenek ve köylerden gelenleri ile birlikte şimdi yerinde yeller esen Silifke orta okulunda okudu. Hüseyin Gezer, Ethem Aydın ve ilhan Selçuk’un da okuduğu bu okulun önemini şöyle dile getirir. “Gerçekten çoğumuz yoksulların çocuklarıydık. Ne var ki onurlu ve mutluyduk. Umutluyduk çünkü okumanın bizi güzel yarınlara götüren en iyi yol olduğuna inanırdık. Onurluyduk, çünkü Mustafa Kemal Paşa’nın ve Kurtuluş Savaşı destanını yaratan ulusun çocuklarıydık” Sami Gürtürk tıpkı ilhan Selçuk gibi Atatürkçülüğü yakasında bir rozet değil, yüreğinde ve usunda yaşayan ve yaşatan insanlardan biriydi. Kendisini ve arkadaşlarını çağdaş bir Türkiye ülküsü için yetiştiren öğretmenin yıllar sonra büstünün yapımı için öncülük etti. Onca başvurusuna karşılık kendisi ve arkadaşlarının bu isteğini yaşarken gerçekleştiremedi. Bu gerçekleşmesini istediği düşlerinden biriydi.
Adana Öğretmen Okulu’na başladı. Ardından Haydarpaşa Lisesi’ne geçiş yaptı. Bir süre sonra aralarında yazar Zihni Anadol’un da yer aldığı 8 arkadaşı ile birlikte Kütahya Lisesi’ne sürgün edildi. Edebiyat derslerine giren Eflatun Cem Güney’den etkilendi. Yüksek Öğretmen Okulu’na girdi. 56 yıl yaşamı birlikte omuzlayacağı Müyesser Çolpan ile tanıştı. Kültür ve sanat konularını içeren karşılıklı konuşmalar, Fransızca dersleri ile örnek bir yaşamın temelini attılar.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünde okumaya hak kazandı. İkinci Dünya Savaşı yangınından kaçan ve o dönem bir aydınlanmanın fitilini tutuşturan Prof. Von Petters, Prof. Von Aster,  Mazhar Şevket İpşiroğlu, Halil Vehbi Eralp, Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu ve Prof. Hilmi Ziya Ülken’in öğrencisi oldu.
Mezun olduktan sonra Müyesser Çolpan ile evlendi. İki öğretmen ilk görev yerleri olan Antalya’ya gitti. Sami Gürtürk’’ün öğrencileri ile sadece okulda ya da okul süresince değil bir ömür boyu sürecek olan bağları örülmeye başladı. Cumhuriyet Gazetesi ünlü ikinci sayfa editörü Sami Karaören bu zincirin ilk halkası oldu. Yazar Abdullah Rıza Ergüven, Doğu Perinçek, Uğur Mumcu, Cüneyt Canver, Ümit Doğanay, Arslan Başer Kafaoğlu, Hasan Fahri Kınal.. ve diğerleri.
Demokrat Parti iktidarı ile başlayan fırtınadan Sami Gürtürk de nasibini aldı. Köy Enstitülerinin mimarı Tonguç Baba’nın da içinde yer aldığı 7 öğretmen kurban edilecekti. Sami Gürtürk Tevfik ileri’nin emri ile bakanlık emrine alındı. İçi yana yana çok sevdiği Milli Eğitim Bakanlığı’na karşı dava açtı. Ressamlıkla direnme savaşı verdi. Dava sonuçlandı. Ancak öğretmenlik kapısı kapatılarak, kütüphaneci olarak Amasya’ya gönderildi. Daha sonra Ankara’ya Genel Müdürlüğe alındı. Burada Mustafa Kemal ve onun yapıtlarına karşı toplu savaşa giren yayınlara karşı durdu. Gazeteler hedef gösterdi. Fotoğraflarda Halk Kütüphaneciliği adlı bir kitap hazırladı. Hazırladığı kitap ne yazık ki Türk Kütüphaneciliğinin önde gelen adı olarak ilan edilen Adnan Ötüken tarafından zincirlenerek depoya atıldı.
Danıştay’ın kararı ile öğretmenliğe dönen Sami Gürtürk’ü bir süpriz bekliyordu. Eşi Ankara Deneme Lisesi’nde görevdeyken onu Antalya’ya göndermişlerdi.”Her güçlü erkeğin arkasına güçlü bir kadın vardır” sözünü doğrularcasına Müyesser Gürtürk MEB Tevfik İleri’nin makamına çıktı. “Ne hakla yuvamızı durmadan parçalıyorsun?” sözleri Sami Gürtürk’ü eşinin yanına getirdi.
33 yıllık öğretmenlikten sonra 60 yaşında emekli oldu. Silifke’ye döndü. Bidilik, Savaşım Sürüyor, Silifke Tarihi adlı kitaplarını yazdı. İçel Sanat Kulübü, Türk Dili, Kıyı, Kemalist Ülkü dergilerine sürekli yazdı. Cumhuriyet Gazetesi ikinci sayfasında dönem dönem yazılarıyla ışık tuttu. Eşiyle birlikte Adana Huzurevine yerleşti. Amansız hastalığın pençesindeyken bile elinden kalem ve kitap düşmedi. Onu son iki ay içinde hiç yalnız bırakmayan öz evladı gibi sevdiği Kemal, Pervin, İnci ve eşi Müyesser Gürtürk’ün kollarında, 1993 yılında söylediği gibi çok sevdiği dostu Kamil Hoca’yı yitirdiği ay Kasım’ın 22. günü aramızdan ayrıldı.
Çok sevdiği ve yanına gömülmeyi istediği annesinin yanında toprağa verildi. 17 yaşında ancak kavuştuğu ancak sonra yine yitirdiği annesinin yanındaydı artık.
Bu yazı  “İçel Sanat Külübü” Aylık Bülteni “Aralık 1996 – 54. Sayı” sından alınmıştır

Ziya Aykın

Ziya Aykın

Biyografik Bilgi

scroll to top