SİLİFKE VE ÇEVRESİNDE DERLENEN KINA TÜRKÜSÜ VE BUNUN MUKAYESELİ ÖRNEKLERİ-Yard.Doç.Dr.Berat ALPTEKİN

kına1.jpg

Türk kadını, her şeyi ile insanımızın duygularını, düşüncelerini aksettiren, onun ruh haline tercüman olan birisidir. Biz onu bazen ninni söylerken, bazen masal anlatırken, bazen çift sürerken, bazen de düğünlerde,  güzel günlerde eğlenirken görürüz. Yine iyiliğe, mutluluğa sevinen bu anne; bazen de acı ile karşı karşıya kalır ve ağıt okumaya başlar. Ağıt sadece ölüm hadisesi üzerine mi okunur? Hayır… Eşyasını, malını kaybeden insandan tutunuz da çocuğunu askere yollayan, kızını gelin gönderen anneye kadar herkes bu konu ile ilgilenir. İşte bu yazımızda kızın gelinlik elbisesini giyeceği saatin yaklaşmasına çok az bir zaman kala, yani düğünden bir gün evvel (bazen düğün günü) kız evinde düzenlenen kına merasiminde söylenen türküler (ağıtlar) üzerinde duracağız.
….Kına merasiminin yapılış şekli her köye göre değişmektedir. Göksu ırmağını bir kesit olarak ele alacak olursak değişiklik kendiliğinden görülmektedir. Ancak genelde kına merasiminin yapılışını burada vermek istiyoruz.
Düğünden bir gün evvel (akşam) sadece kadınların bilhassa genç kızların katıldığı toplantı kız evinde yapılır. Daha evvelden hazırlanan kız evi, kına türkülerini en iyi şekilde söyleyen köyün ileri gelen hanımını da çağırır. Kadınlar gelin adayını süsledikten sonra onu topluluğun ortasına alırlar ve çeşitli eğlencelerden sonra hazırlanan kına kızın eline yakılmaya başlanır. Diğer taraftan da türkücü (ağıtçı) kadın veya kızın arkadaşları «deIbek», «deblek» eşliğinde:
Çatdılar ocak taşını,
Kurdular düğün aşını,
Çağırın gelsin kız kardaşnı,
Kız anası, naz anası,
Yok mu bunun öz anası.
mısralarını söylemeye başlar. Bu merasim kız (gelin adayı) ağlatılıncaya kadar devam eder. Bu hadise ve eğlenceden sonra «hayırlı olsun» dilekleriyle kızın  eline kına yakılır ve merasim sona erer.
Yukarıda geleneğin köylere göre değiştiğini belirtmiştik. Diğer köylerde orijinal bulduğumuz bazı hususları burada zikretmenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Gelin, oğlan evine, gelmeden önce, yetişkin kızlar kınayı yuğururlar. Hazırlanan kına yuvarlak hale getirilir. Genellikle yedi olan yuvarlakIarın üzerine mum dikilerek gelinin yanına getirilir. Bu sırada delikanlının birisinin eline silah; genç kızın eline ise yastık verilir. Erkek üç defa silah atar, kız her silah atılışında yastığı yere vurur. Neticede’ kız yastığı kıble tarafa kor, iki bekar kız gelinin kollarına girerek üç defa onu kıbleye göre konulan yastığın üzerine oturtup kaldırırlar, daha sonra da kına türkülerini okumaya başlarlar.
Burada önemli olan husus yedi ve üç sayılarıdır. Bu sayılar Orta Asya’dan günümüze Türkler arasında kutsi bir değere sahip olmuştur. Halk nesrinde. (Bilhassa, masal, halk hikayesi, efsane), destanlarda, halk şiirinde en çok kullanılan motifler arasındadır.

(1) Cahit ÖztelIi, Halk TürküIeri / Evlerinin Önü, İstanbul 1983, 769-771.
(2) Mehmet Özbek, Folklor ve Türkülerimiz, İstanbul 1981, 403-417.
(3) Ahmet Şükrü Esen, Anadolu Ağıtları (Haz.Pertev Naili Boratav, Remy Dor), Ankara 1982.

I (1)
Gelin ağlar yaşın yaşın,
Gitmem diye sallar başın,
Gitmem diye sallar başın,
Şimdi gelir bey kardeşin.

Ağlama gelin ağlama,
El oğludur bel bağlama,
Gelinlik mübarek olsun
Dünyada gelin sağ olsun.

Gelinin geydiği atlas,
Atlasa iğneler batmaz,
Atlasa iğneler batmaz,
Gelin güveysiz yatmaz.

Ağlama gelin ağlama,
El oğludur bel bağlama,
Gelinlik mübarek olsun.
Aman güveği sağ olsun.

II (2)

Atladı geçti eşiği,
Sofrada kaldı kaşığı,
Büyük evin yakışığı

Kızım kınan kutlu olsun,
Vardığın yerde dilin tatlı olsun.

İşte geldim gidiyorum,
Sılamı terk ediyorum,
Kötü sözü nediyorum,

Hadi gelin kınan kutlu olsun,
Vardığın yerde dilin tatlı olsun.

Bu geline gerek gardaş,
Ağlaşıyor eşim sırdaş,
İki gözüm canım gardaş,

İşte geldim gidiyorum,
Sılamı  terk ediyorum.

Bu geline gerek ana,
Ağlayalım yana yana,
İki gözüm canım ana,

İşte geldim gidiyorum,
Sılamı  terk ediyorum.

III (3)

Geline gerek bir bacı,
Ağlıyaydı acı acı,
İki gözüm başım tacı,

Şen baban evi şen olsun,
Giderim haberin olsun..

Geline gerek bir yoldaş,
Ağlıyaydı yavaş yavaş,
İki gözüm nuru gardaş.

Şen baban evi şen olsun,
Giderim haberin olsun.

Geline gerek bir ana,
Ağlıyaydı yana yana,
İki gözüm ağla bana,

Şen baban evi şen olsun,
Giderim haberin olsun.

IV (4)

Baba  kızın çok muyudu?
Bir kız sana yük müyüdü?
Körolası emmilerim,
Hiç oğlunuz yok muyudu?

Kız anası kız anası,
Hani bunun  öz anası.

Yazıya bostan ekerler,
Kökünü deste çekerler,
Gurbet ele giden kızın,
Gözüne sürme çekerler.

Kız anası kız anası,
Çağır gelsin öz anası.

Elimi yuduğum arklar,
Belimi verdiğim dutlar,
Aha bindim gidiyorum,
Silip süpürdüğüm otlar.

Kız anası kız anası,
Elinde mumlar yanası.

Gelinci geldi kapıya,
Dam başıma zindan oldu.
Gurbet ele varanaça,
Üzengim porvana döndü.
Asbabım üzerimde soldu.

V (5)

Çıktım ünnüğün gaşına,
Çığırdım dudu guşuna,
Doğan ayın onbeşinde,
Gızmı gınan gutIu olsun,

Mısır’ dan gınan geldi mi?
Yunuruldu ele girdi mi?
Gız annen de duydu mu?
Bacıın gınan gutIu olsun.

Biner atın eyisine,
Gider yolun gıyısına,.
Çığırın gelsin dayısına,
Gızım gınan gutlu olsun.

Gız anası gız anası,
Hani bunun öz anası.

Çıkdım gavak yarısına,
Balta vurdum gurusuna,
Doğan ayın birisine,
Gızım gınan gutlu olsun.
Söyle dilin datlı olsun.

Çatdılar ocak daşını,
Vurdular düğün aşını,
Çığırın gelsin gardaşını,
Bacım gınan gutIu olsun,
SöyIe dilin datlı olsun.

Evlerinin  önü gaysı,
Dibine dökülür eyisi,
Çığırın gelsin emmisi,
Gızım gınan gutlu olsun,
Söyle dilin datlı olsun.

Tece deresinin akıntısı,
Kemerinin yıkıntısı,
Gızının  düğünü olur,
Varmadı  mı anasına okuntusu.
Yard. Doç. Dr. Ali Berat ALPTEKİN – Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

(1) İshak Sunguroğlu, Harput-Yollarında 3. Cilt İstanbul 961, 161•162.
(2) Cumhuriyetin 50. Yılında Malatya 1973 İl Yıllığı, 121.
(3) Çemişgezek Halk Eğitiminin Sesi Bülteni 19. (Derleyen: A. Ziya Demirel, Halk Eğitimi Merkez Müdür Vekili)
(4) Derleyen: Suna Gökfidan, Osmaniye, Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve edebiyatı Bölümü  1.sınıf öğrencisi.
(5) Derleyen.: Ali Berat Alptekin, Silifke, 34, Temmuz 1979.
(*) yumuktepe.com notu : 1988 yılı itibariyle
İÇEL KÜLTÜRÜ-MERSİN HALK EĞİTİMİ MERKERZİ VE AKŞAM SANAT OKULU MÜDÜRLÜĞÜ YAYIN ORGANI-YIL 2 SAYI 6 (EYLÜL 1988) Alınmıştır. Yazar ve dergiye emeği geçenlere teşekkürler.

Biyografik Bilgi

scroll to top