ŞİNASİ DEVELİ İLE SÖYLEŞİ – ZİYA AYKIN

inasi-Develi.jpg

Ziya Aykın – İçel Sanat Kulübü Bültenin 200. Sayısı için hazırlanıyor. Bu sayıya ulaşabilmiş olmak hepimizin bir birini kutlayacağı çok önemli bir başarı. Kulübümüzün aktif , üretken bir üyesisiniz. Kitaplarınız, yazı ve konuşmalarınızla bizlere bilgi ve yön verdiğiniz için Mersin’in yerel tarihi araştırmalarını tetiklediğiniz için Mersin’in ve İSK nın size her zaman borçlu olduğu düşüncesiyle bizim için çok özel ve önemlisiniz…Öncelikle 200. Sayı için düşüncelerinizi almak isterim.
Şinasi Develi – Kulübün bülteni için emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. .. İsterseniz ben bu konuda kısa bir yazı yazıp vereyim. (*)

Z. Aykın – Çok mutlu oluruz. Bültenlerimiz içeriği ile hem kültür ve sanat hem de İSK nın kendisi ile ilgili bir başvuru kaynağı haline geldi. Adeta kendi tarihini de yazdı. Bu büyük bir kazanım. Ancak başka kurumların belge toplama ve tarihe not düşme konusunda zayıf kaldığını görüyoruz……
Şinasi Develi – Evet bu yerleşmemiş. Bizde böyle bir merak yok. Bakın ben kitap yapmaya karar verdiğimde eksiklerimi tamamlamakta çok zorluk çektim. Araştırıyorum. Hiç kimse Mersin’le ilgili bir şey yazmamış. İçel yazılmış Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Tarsus yazılmış hiçbir Allah’ın kulu müstakil olarak Mersin’i yazmamış……Biraz Halkevi Dergisinde yazmıştır ama O da belgelere dayanarak değil. ..

Sonradan biraz değişti herhalde.
Şinasi Develi – Üniversite kuruldu, gençler geldi, Allah Rahmet etsin Gündüz Artan Bey geldi.

Gündüz Artan ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Şinasi Develi – Gündüz Bey Mersin için büyük bir değerdi. O hayatta kalsaydı çok farklı işler yapardı. “O” müthiş bir araştırmacı idi. Yeter ki kafasını bir konuya takmasın. Hiç unutmam “Payaslı” diye bir şair duymuş iki sene geldi bana bunu sordu. “Yahu hocam Ben Mersinde böyle birisini duymadım” diyorum bir süre sonra tekrar soruyor…

Günümüzde araştırma yapanları nasıl buluyorsunuz ?
Şinasi Develi – Şimdi kimse alınmasın ama bugün Mersin tarihi ticarete dökülmüştür. Daha kitap yazılmadan para aranmaya başlanmaktadır. Ben hiçbir kitabım için para almadım. Görmediniz ne imza günü yaptım ne de parayla kitap sattım.

Sizden önce böyle kapsamlı bir araştırma yapan, dünden Mersin ile ilgili yazılı bir şey olmadığı gibi İskeleler, Gümrük Binası, Gümrük Meydanı gibi Mersin’in yapı taşları da yok. Korumak kimsenin aklına gelmemiş.
Eser kalmadığı gibi yazmamışlar da. Eski Belediye başkanlarını düşünüyorum. Yetkili, etkili, kafası çalışan kişiler, ama hiçbir şey yazmamışlar. Tuhafiyeciler Çarşısı, Bedesten, Posta sokağı buna benzer bir sürü isim. Bunları kim bilir diye uzun süre araştırdım. 1927 yılında basılmış Fransızca bir broşür geçti elime. O broşürde Mersinli tüccarların ilanı var. İki ilanda adres olarak Moskova Caddesi ve Moskova Çarşısı geçiyor. Resmiyette kesinlikle böyle bir şey yok, bilen de yok. Gabriel Butros buranın en eskilerindendir. Ona sordum. “Olsa olsa şu Silifke Caddesinde köşe başında Moskova Konsolosluğu vardı. Muhtemelen adını oradan almış olabilir “ dedi. Biz çocukken gidip seyrederdik bir makarna fabrikası vardı. Sahibi İtalyan’dı. Onun ilanındaki adreste de “Moskova Caddesi” var. O zaman bunu Mozaik Dergisi’nde şimdiki Silifke Caddesinin eski adı Moskova Caddesidir diye yazdım. Sonra bu bilgi adeta çalındı. Yazan bunu ilk defa kendisinin ortaya koyduğunu yazdı. Sonra da diğer şeyleri çalan çalana, Canları sağ olsun ne yapayım.

Korsan cd ler korsan kitaplar, bilgi çalmalar bu artık önlenemez bir hal aldı. Benim araştırarak yazmış olduğum Mersinli Ahmet’in yaşam öyküsünü bir bakanlık sitemden almış birkaç “virgül” yerine” ve” değişikliği ile aynen kendi resmi sitesine koymuş. Nasıl olsa hiç bir beklentimiz yok ben de canları sağ olsun diyorum.
Benimde “Dünden bugüne Mersin” Kitabımı da alıp aynen , olduğu gibi koymuşlar bir siteye. Bir mesaj yazdım. Cevap verdiler. Bir yerine yazmışlar adımı. Bu arada benim de bir sitem var “sinasideveli.com” .

Evet biliyorum. Çok güzel, içeriklerini insanın gözüne sokmaya çalışmayan, zarif bir ara yüzü var. İçeriğindeki eski Mersin fotoğrafları ve sizin yazılarınız için bir şey söylemek haddimize değil.
Şinasi Develi – Şimdi yeni bir kitabım daha çıktı birkaç gün önce. Artık bundan sonra da yeni kitap yapamam herhalde. Yerel gazetelere günlük yazılar veriyordum onu da bıraktım. Bizim Sanat Kulübü Bülteni gibi çok uzun zamandır devam eden bir dergi var. Deniz Ticaret Odasının. Yaklaşık iki yıldır oraya yazıyorum. Gündüz Artan da yazıyordu oraya. Bir süre sonra yazılarımı toplayıp bir kitap haline getirmek için izin istediler. Ben elinizdekiler yetmeyebilir deyip birkaç yazı daha verdim. Bunlarla yeni bir kitap yaptılar. “ Anılardan Seçmelerle Mersin”

Kutlarım, hayırlı olsun. Bu kitapta seçmeleri olduğuna göre daha çok yazı var bu tür, öyle anlaşılıyor.
Yazılarımın hepsini saklarım. Her birine numara veririm. Şu anda numara 340 civarında.

Benim gördüğüm kadarıyla araştırma, merak, sosyal sorumluluklar çocukluktan başlıyor.
Biz buraya 1927 de Tarsus dan geldik. İlkokula burada başladım. Babam maliyede memurdu, emekli olunca bir damga pulu bayisi dükkanı açtı. İstasyon büfelerini demiryolu emeklilerine, damga pulu bayiliğini maliye emeklilerine verirlerdi.
Babam dükkanı açtığında o zaman Fransız işgalinden kalma Paris’te basılmış taş baskısı resimler satıyordu. Babam ölüp ağabeyim dükkanı kapatınca bu resimler elimizde kaldı. Ben o zaman 14 yaşında idim. Bu resimlere bakar düşünürdüm, o şekilde bir araştırma merakı oluştu bende. O resimleri ağabeyim kutularıyla topluca sattı. Üzüldüm. Ancak geçtiğimiz yıllarda çeşitli biçimlerde tekrar sahip oldum.

Şinasi Develi -Belediye Bulvarı önü - 14.05.1935

Şinasi Develi -Belediye Bulvarı önü – 14.05.1935

Şehirde gezermiydiniz.?
Şinasi Develi – Benim o sıralarda bisikletim vardı. Bütün Mersini bisikletle bir saatte gezerdim.

Bilgi toplayıp not alırmıydınız?
Tabi, tabi. Not alırdım. Daha sonraki yıllarda da Tüccar Kulübüne üye olunca kulübün en genç üyelerinden biriydim ve ister istemez hep benden çok yaşlı kişilerle beraber otururdum. Onlar merakımı bilir ben sormadan anlatmaya başlarlardı.

Kaç tane kitap yazdınız ?
“Dünden Bugüne Mersin” her baskısında biraz daha değişiklikler ve ilavelerle 4 ayrı kitap oldu. “Eserleriyle Anıtlaşan Vali Tevfik Sırrı Gür” kitabım da ikinci kez ilavelerle basıldı. “Akdeniz de İnci Kent Mersin” , “Eski Mersinde Yaşam” ve bu son “Anılardan Seçmelerle Mersin”

 Akdenizde İnci Kent mersin” isimli kitabınızı bilmiyordum.
Şinasi Develi – O kitapta Mersini turistik açıdan tanıtmaya çalışıyordum. Çıkınca bir tanesini rahmetli Hanri Atat’a götürdüm. Sonra bana “Yahu Mersin Paris ten de güzelmiş” demişti. Çok çabuk bitti. Ben de sadece bir tane kaldı o kitaptan.

14.03.1937 Saat 10.00 da sınıf arkadaşlarımızdan 202 Şaban tarafından verilen çay ve pasta ziyafetinden sonra 3 A lı arkadaşlarımızla fotoğraf - Şinasi Develi

14.03.1937 Saat 10.00 da sınıf arkadaşlarımızdan 202 Şaban tarafından verilen çay ve pasta ziyafetinden sonra 3 A lı arkadaşlarımızla fotoğraf – Şinasi Develi

Tekrar basımı için başvurulsa nasıl olur acaba ?
Şinasi Develi – Merak yok, ilgilenmesi gerekenlerde merak yok. Benim bu kitaplarımdan bile haberleri yok.

Tek çocuğunuz Etem Bey ve onun tek çocuğu var onların merakı var mı ?
Şinasi Develi – Pek belli etmiyorlar ama ben onların da meraklı olduklarını biliyorum. Meraklı ve ilgililer. Biliyorsunuz onlar da avukatlar.

Çocuğunuz ve torununuzla ayını büroda avukatlık yapmak kimseye nasip olmayacak bir mutluluktur.
Asıl ne kimseye nasip olmaz biliyormusunuz? Üçümüzün birden tek davaya girmemiz. Benim başladığım, 40 yıldan beri süren bir davayı oğlumun sonra da torunumun katılmasıyla üçümüzün birden sürdürülüyor olmamız.

Gerçekten ilginç… Sanıyorum bu bir arazi davasıdır.
Evet bir arazi davası. Bunu ulusal medya haber yapmak istedi ancak biz sıcak bakmadık.

Baroya kaç yıldan beri üyesiniz?
1944 yılında üye oldum. Eskiden staj 2.5 yıldı ve sonunda sınav vardı. Bu nedenle avukatların çoğunluğunu genellikle emekli hakimler oluştururdu. Zaten tüm İçel İlinde 25 avukat vardı. Ben Mersinde stajla avukat olan ikinci kişiyim… Bu 2.5 yıl boyunca para kazanmadan yaşamını sürdürebilmek meseleydi. Hatta ben avukat olduktan sonra da bir iki yıl hiç iş gelmedi. Kimse avukatını, doktorunu, berberini değiştirmek istemez. Bu nedenle sıkıntı çektim. Gerçi sıkıntı nedeniyle öğrenciyken çalışmaya başlamıştım.

İlk nerede çalıştınız ?
Şinasi Develi – 8 yaşında Azakhanda Girit muhaciri ihracatçı Ergirzade Ali Beyin yanında çalışmaya başladım. Ne iş yapardın derseniz çay kahve söylemek, götür getir işleri vb. İki yıl orda çalıştım. Daha önce adı “Tüccar Hanıydı” ben girdiğimde adı yeni değişmişti. Yarısı Hıristiyan tüccardı. Sonra Mersindeki iki fabrikadan biri olan mobilya fabrikasında çalışmaya başladım. Mobilya ihracatı yapan bir fabrikaydı. Orada da telefonlara bakıyordum. İki yıl “Halk Eczanesi’nde çalıştım. İki yıl Mirkelem’da , Onlarda soyadlarını aynı anlama gelen “Sözmen” olarak değiştirdiler.

Halkevi Temsil Kolu olarak  temsil için (Ümidin Güneşi) gittiğimiz Fındıkpınarı'nda. Şinasi Develi

Halkevi Temsil Kolu olarak temsil için (Ümidin Güneşi) gittiğimiz Fındıkpınarı’nda. Şinasi Develi

 Bu çalışmalar yaz tatillerinde ?
Tabii. Yaz boyunca çalışır okul harçlığımızı kazanırdık. O zamanlar zenginlerin çocuğu da babalarının yanında çalışırdı. Kazandığımız ayda 5 lira gibi bir şeydi ama etin kilosu 16 kuruş, bir kilo ekmek 5 kuruştu. Bu arada bir fotoğraf makinası almıştım okul zamanında da arkadaşlarımın fotoğraflarını çeker oradan da para kazanırdım. Hukuk fakültesine başlayıncaya kadar bu fotoğraf işi devam etti. Mersinin ikinci amatör fotoğrafçısı olduğumu fotoğraf dernekleri bilmezler. Nerelerde çalıştığımı sıralıyordum. Özel idarede çalıştım mümeyiz olarak. Sınava girdim, kazandım.

Ankara Hukuk Fakültesinde okurken nasıl oldu.
O zamanlar devam zorunluluğu yoktu. Ben baharda, sınav zamanları izin alıp Ankara’ya gidiyordum. Orada geceyi gündüze katıp ders çalışıyor, sınava giriyor ve tekrar işimin başına dönüyordum. Böyle tempoyla 4 yılda bitirdim. Ankara Hukuk Mektebi olarak girdim o zaman üç yıllıktı. Bizler okurken adını Hukuk Fakültesi olarak değiştirdiler ve 4 yıllık oldu. Biz 700 kişi olarak başladık 40- 50 kişi kadar mezun olduk.

 Fotoğraf konusuna dönebilirmiyiz?
Şinasi Develi – Orta okulda bir yaz tatilinde çalıştım ve 15 lira param oldu bankada. O zamanlar Mersine üç günde bir gelen “Kurun” isimli bir gazete vardı. Orada gördüğüm bir ilanda okuduğum yeni ithal edilmiş olan “Velta” marka körüklü fotoğraf makinası için bedeli olan 14 lirayı yolladım. Bu arada bankadan parayı çekerken memur “oğlum parana yazık değilmi?” dedi. Neyse makina geldi ama nasıl kullanacağım? O zamanlar fotoğraf makinası sahibi çok az. Üstelik bu körüklü, üzerinde birçok ayarları olan çok değişik bir makina. Kimse anlayamıyor… Fotoğrafçı dükkanlarına gitmeye de çekiniyorum. “Bir ilkokul öğretmeni var o fotoğrafçılıktan anlar ama öğretmez.” dediler. Bir aracı vasıtasıyla yanına gittim. Makinayı görünce şaşırdı. Biraz konuşunca beni sevmiş olacak ki bana yol gösterdi, yardımcı oldu. Bu öğretmen ilk amatör fotoğrafçı bende ikinciyim yıl 1935. Öğretmen ,”ilk olarak Sedat Sahir’e gideceksin” dedi. Bu kişi fotoğraf malzemeleri de satan Selanik göçmeni bir kırtasiyeci idi. Öğretmenin verdiği listeye göre gerekli malzemeleri aldım. Film ve kart banyolarını nasıl yapacağımı da tarif etti. “Evinizde elektrik var mı ? “ dedi. Yoktu. “Büyük bir gaz lambası al, bir karton al delik aç, önüne kırmızı bir cam koy…”. Ben bütün tariflere göre evimizde merdiven altını “karanlık oda” haline getirdim. Deneyerek birkaç kutu film, kart bozduktan sonra istediğim gibi fotoğraflar elde etmeye başladım. Zaman ayarım saymaktı, kaça kadar sayarsam ne olacağını öğrendim. Sonra ortaokul ve lise boyunca okul arkadaşlarımın fotoğraflarını çekerek harçlığımı kazandım.

Yanlış anlamadımsa agrandizör olarak bir gaz lambası ve karton mu kullandınız?
Evet. O şekilde sayısız fotoğraf bastım.

O fotoğraflardan hiç var mı elinizde?
Şinasi Develi – O kadar çok ki .

Bu söyleşi için o fotoğraflardan verebilir misiniz?
Şinasi Develi – Elbette veririm. Makinamın önüne zincirle kurulan özel bir aparat vardı vardı, onu takar kendimi de çekerdim. Bültenin 200. Sayısı için yazacağım yazıyı ve o fotoğrafları en kısa zamanda ulaştırırım.

Ziya Aykın – Çok teşekkür ederiz.

(*) SÖZ KONUSU YAZI İÇİN TIKLAYINIZ…………………………..

Bu söyleşi İçel Sanat Kulübü Bülteni 200. sayısında yayınlanmıştır.

Biyografik Bilgi

scroll to top