SİNEMA 100 YAŞINDA – Doğan AKÇA –

Bu yıl 100 yaşına basan sinemayı tanıdığımda her halde o 50 yaşlarında koca bir adam, bende 7-8 yaşlarında küçücük bir çocuktum.
ilk olarak hangi filmi gördüm, nasıl etkilendi m bilmiyorum. Ama bu buluşmanın mutlaka bir yazlık sinemada olduğunu düşünüyorum. Çünkü o zamanlar Mersin’de daha çok yazın sıcak günlerinde evlerden kaçmak, hem eğlenmek için yazlık sinemalara gidilirdi. Otuz-kırk bin nüfuslu Mersin’in her mahallesinde bir-iki yazlık sinema vardı. Birde yazlık sinema çoluk çocuk, sere serpe gidilen, kışlık sinemalar gibi bir takım kısıtlamaları olmayan mekanlardı. Zengin, fakir herkesin tek eğlencesiydi yaz gecelerinde.
Bana göre en ünlü yazlık sinema şimdi Kültür Müdürlüğü ve kütüphanenin bulunduğu binanın damındaki Kurum Sinemasıydı. Hem en büyük, hem en serin sinemaydı ama beni asıl etkileyen her yaz Tarzan filmlerini tekrar tekrar getiren tek sinema olmasıydı. Sanırım o seri filmlerin hepsini, Tarzan Maymun Adam, Tarzan Newyork’ta, vS.nin her birini belki on kere seyretmişimdir. Akşam sinemaya gitme müsadesini ve babamdan 5 kuruşu kaptımmı doğru Kurum Sinemasına.
Bu yazlık sinema maceramız bundan 1015 yıl öncesine kadar sürdü. Hatta iki çocuğumuz çok küçükken bile sinemaya gitmekten vazgeçemedik. Her çocuk bir arabaya konulur verelini sinema denirdi. Biraz sonra serin bahçede çocuklar uyurlar bizde filmimizi seyrederdik.
O zamanlar, yani 1950 li yıllarda da, 30-40 bin nüfusa rağmen 3 tane kışlık sinema vardı Mersin’de. Şu anda da var olan Kurum Sineması, şimdi yıkılmış ve çirkin bir işhanı haline gelmiş, Belediyenin tam karşısındaki, dünya güzeli Güneş Sineması ve Halk Evlerinin kapanmasından sonra sinema haline getirilen şimdiki Devlet Opera ve Balesi salonu, yani Halkevi Sineması.
Ama şimdiki kışlık sinemalar gibi öyle pis kokan, buz gibi soğuk, her tarafı dökülen mekanlar değildi bunlar. Pınl pırıl, tertemiz, içine
girildiğinde mutluluk duyulan yerlerdi. Özellikle 6 matinaları tam bir şölendi. Çünkü yeni film ilk defa o matinada oynatılır, günlerce önceden yer ayrııtılır, insanlar operaya, tiyatroya gider gibi en şık elbiselerini giyer, öyle gidilirdi bu matinalara. (Şimdi operaya, baleye bile böyle gidilmiyor. Oysa sanata, özellikle opera, bale, tiyatro gibi sanat gösterilerine saygıdır bu. Bence mutlaka uyulması gerekir.) Gerçi sinemaya giderken şöyle veya böyle giyinilecek gibi bir kural yoktu ama insanlar birbirlerini etkilemiş ve gizli, gizemli bir kural oluşmuştu sanki.
Mesala 1950 li yıllarda biz 16-17 yaşında çocuklar bile mutlaka kıravat takmak ve tıraşlı olmak ihtiyacını duyardık sinemaya giderken. iyi hatırlarım sinemaya gideceğim bir gün babamın dükkanına uğramış ve tıraş olmak, sinemaya gitmek ve dışarıda yemek yemek için para istemiştim Babam 2,5 lira vermişti. Sakal tıraşı 50 kuruş, sinema 1 lira, bir büyük tabak humusta 1 liraydı 1955 te. 1940 larda Mısır filmleri ülkeyi istila etmişti.
Ümmü Gülsüm, Abdülvahap gibi güzel sesli Mısır’lı sanatçılar herkesin tanıyıp sevdiği yıldızlardı. Sonra Türk Sineması devletinde vergi indirimi, vs. desteklerini aldı ve Mısır sinemasının yerine geçti. Hatırlarım, Hüseyin Peyda’nın “Mezarımı Taştan Oyun” adlı filmi kışlık Güneş Sinemasında hasılat rekorları kırmıştı. Tabi bu filmlerde iş yapmanın baş kuralı filmin acayip şekilde acıklı olmasıydı.
Bu arada Amerikan Filmleri de ülkeye girmeye başlamış ve Ferdi Tayfur, Adalet Cimcoz, Orhan Boran’ın mükemmel dublajlarıyla büyük ilgi çekmişti.
Ben hala o eski, duygu yüklü, insan tarafı ağır basan, mutlaka iyi insanı savunan Amerikan Filmlerini seviyor ve özlüyorum.
Mustafa Kavukçuoğlu kulübümüzde bir sinema kolu kurmak istiyordu. Şimdi ona destek veriyor ve kısa zamanda bu işi başaracağına inanıyorum.
Eğer başarır ve bize o eski filmlerden örneklerde gösterebilirse tadına doyamayız sanırım.

“İçel Sanat Kulübü” Aylık Bülteni “Nisan 1992 -1. Sayı” sından alınmıştır.

Mersinde Sinemalar Konusunda Şinasi DEVELİ nin yazısı için bu satırı tıklayınız.
Güneş Sinemasına ilşkin Gündüz ARTAN ın yazısı için bu satırı tıklayınız.
Mersin sinemalarına oldukça geniş bir yer verilmiş olan Mehmet KAYADELEN’in “Soğuksu Cad”. yazısı için bu satırı tıklayınız. 

Biyografik Bilgi

scroll to top