Sözcük anlamıyla "ESHAB" Arapça bir sözcük olup, "Sahip" sözcüğünün çoğuludur. ESHAB, yaranlar, arkadaşlar, dostlar anlamına gelir. KEHF ise, mağara demektir. Dolayısıyla "Mağara Arkadaşları" anlamındadır." /> Sözcük anlamıyla "ESHAB" Arapça bir sözcük olup, "Sahip" sözcüğünün çoğuludur. ESHAB, yaranlar, arkadaşlar, dostlar anlamına gelir. KEHF ise, mağara demektir. Dolayısıyla "Mağara Arkadaşları" anlamındadır." />

YEDİ UYURLAR-ESHABI-I KEHF – Arşt.Şahin ÖZKAN

yediuyurlar.jpg

Sözcük anlamıyla “ESHAB” Arapça bir sözcük olup, “Sahip” sözcüğünün çoğuludur. ESHAB, yaranlar, arkadaşlar, dostlar anlamına gelir. KEHF ise, mağara demektir. Dolayısıyla “Mağara Arkadaşları” anlamındadır.
Dünyanın çeşitli yerlerinde “Yedi Uyurlar” mağaraları vardır. Bu ülkelerin isimleri: İspanya, Cezayir, Mısır,
Ürdün, Suriye, Afganistan ve Doğu Türkistan’ dır.Ülkemizde de  Tarsus’tan  başka   Efes ve Afşin’de de Eshab-ı Keyf yerleri vardır.
Yedi uyurlar’ın yaşadığı yer olarak en çok kabul gören yer Tarsus’takidir. Yedi uyurlar, Kur’an-ı Kerim’in 18. Suresi olan Kehf süresinde anlatılır. Hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar tarafından kutsal bir yer olarak saygı görür. Kur’anda Yedi Uyurlar’ın isimlerinden söz edilmez. Kur’an’da Yedi Uyurlar’ın uyudukları süre 309 yıldır. Hıristiyan kaynaklarında ise, bu süre 150 veya 197 yıldır. ESHAB-I KEHF’in yaşadığı  zaman bazı kaynaklara göre M.S. 298 yılında uyuyup tam 150 yıl uyuduktan sonra, M.S. 448 yılında uyanmışlardır. Diğer bir söylentiye göre 251′den 448′e kadar tam 197 yıl uyumuşlardır. Bu olayın olabileceği tarih genelde 249-251 yılları arası gösterilmektedir ki, Yedi Uyurlar’ın uyandıkları zamanın imparatoru TEYEZOZİS 401-450 ‘li yıllarda  krallık   yapmıştır.Yedi uyurların yaşadığı zamanda Tarsus çevresini hakimiyeti altında tutan Roma imparatoru DEKYANUS (DAKYANUS) veya TEKYANUS şeklinde söylenmektedir. Hıristiyan kaynaklarında bu kral DEKYUS (DECIUS) olarak geçmektedir.TABERİ, Eshab-ı Kehf’in sığındığı mağaranın bulunduğu dağın adını BENCİLÜS olarak belirtir. Tarsus’ta Eshab-ı Kehf mağarasının bulunduğu dağa halk ta Bencilüs demektedir.
İBN-İ İSHAK’a  göre Yedi Uyurlar’ın  sayısı 8′dir dokuzuncu köpekleridir. Buna göre: 1- Meksemlina 2-Mahsemlina 3-Yemliha 4-Martus 5-Kesutunis 6-Bironis 7-Rosmünis 8-Batünis 9-Kalüs.Diğer bir söylenti  de  Hz. Ali’dendir. Buna  göre  Eshab-Kehf’in  isimlerinin 7 olduğu, köpekleri ile 8 ettikleri belirtilir. Buna  göre: 1-Yemliha  2-Mekselina  3-Mislina  4-Mernuş  5-Tebernuş  6-Sazenuş  7-Kefeştetayuş  8-Kıtmir.Bazı inananlara göre Hz. Peygambere Cebrail tarafından bu sayı iletilmiştir. Halk bu isimleri ezbere bilmektedir.Bu efsanede adı geçen gençlerin bazı kaynaklarda devrin kralının akrabası oldukları belirtilmekte iken, bir diğerinde kralın danışmanı oldukları  görüşüne yer verilmektedir. Yine diğer bir kaynakta bu gençlerin şehrin ileri gelenlerinden oldukları  belirtilmiştir.İsa’dan sonra da putataparlık yaygın bir şekildeydi. Özellikle krallar  putlara tapar onlara kurban keserlerdi. Halkıda bu inançta olmaları için zorluyorlardı.Bu kralardan DAKYANUS ülkesini dolaşarak onları bu inanca zorluyordu.Bu durumu gören şehrin ileri gelenlerinden bir kaç genç veya kralın danışmanlarından bir kaç kişi tanrıya inanıyor ve ibadet ediyorlardı. Kralın adamları bu gençleri kralın huzuruna topladılar.Kral bunlara hitaben: “Sizi bu tanrılara  inanmaktan alıkoyan  nedir? Bu şehir  halkını neden kendinize örnek almıyorsunuz? Ya bu tanrılara inanırsınız ya da ölümü tercih edersiniz.” dedi.Bu  gençlerden  biri kralın önünde ayağa kalkarak: “Bizim tanrırımız göklerin ve yerin sahibidir. Biz ondan  başkasına Tanrı demeyiz.” dediler.Bu sözlerden sonra kral gençlere biraz daha düşünmelerini öğütleyip şehirden ayrıldı.Sonra birisi: “Madem siz onlardan ve onların tanrılarından uzaklaştınız, o halde bir mağaraya sığının ki Tanrınız size rahmetini yaysın ve işinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın .”dedi.Gençler her biri babalarının evlerine dağılarak kendilerine bir miktar azık aldılar. Daha sonra şehrin yakınlarındaki BENCİLÜS dağındaki bir mağaraya gitmeye karar  verdiler. Mağaraya giderken yolda bir çobana rastladılar. Ona’da düşüncelerini anlattılar. Bunun üzerine aynı düşüncede olan gençlerin bu tebliği ile inanan çobanda onlara katıldı. Çoban gençlere katılınca onun sadık köpeği de onları takip etmeye başladı.Gençler mağaraya yerleştikten sonra YEMLİHA isimli genç kılık değiştirerek şehre gidiyor, yiyeceklerini alıyor ve şehirde kendileri için ne söylendiği hakkında bilgi toplayıp yine mağaraya dönüyordu.Bir gün YEMLİHA şehre indiğinde DAKYANUS’un şehre geri geldiğini duydu ve ağlayarak az bir yiyecekle mağaraya döndü ve durumu arkadaşlarına haber verdi. Gençlerde: “Tanrımız bize bu durumdan bir kurtuluş yolu hazırla” diye dua ettiler. Daha sonra güneş batmak üzere idi ki Tanrı onlara bir uyku verdi ve uyudular. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış bir vaziyette uyumuştu.        Güneş doğduğu zaman mağaranın sağına meyleder, batarken de yine bunlara dokunmadan batardı. Ayrıca uzun süre bir taraflarına yatmalarından dolayı o tarafları ağrımasın diye zaman zaman diğer taralarına dönüyorlardı.        Bu arada şehre tekrar gelen DAKYANUS, bu gençleri bulamayınca babalarına haber gönderdi. Babaları da gençlerin evden biraz erzak alarak ayrıldıklarını, fakat yerlerini bilmediklerini söylediler. Daha sonra gençlerin ENCİLÜS (BENCİLÜS) dağındaki mağarada bulunduklarını haber alan DAKYANUS, adamlarını alıp mağaranın önüne kadar vardı ve onları buraya hapsedip açlıktan ölmelerini sağlamak için içeri girmek yerine mağaranın ağzını büyük taşlarla ördürdü.DAKYANUS’un yakınlarından iki kişi  (Binderos ve Dutas) gelecek nesillerin anlamaları için bu gençlerin isimlerini, sayılarını ve başlarından geçen olayları iki kurşun levhaya yazarak bakır sandıkçanın içine koyarak mağaranın içine attılar.YARANLAR, Kur’an’a göre 309 yıl uyudular. Şehir halkından ULYAS isimli bir çoban, yağmurdan koyunlarını korumak için mağaranın ağzındaki taşları yıkmıştı. Mağarada uyuyan gençlerin olup bitenlerden haberleri yoktu. Normal uykudan uyanmış gibi kalktılar ve ibadet ettiler. Sonra ne kadar uyuduklarını birbirlerine sormaya başladılar.       Sonra  yiyecek işlerinden sorumlu YEMLİHA’yı bir  miktar gümüş para ile yiyecek alması ve durumu öğrenmesi için şehre gönderdiler. Şehrin kapısına gelen YEMLİHA, başını kaldırıp kapının üstüne baktığında bir HAÇ gördü. Sonra şehrin giriş kapılarında da aynı işareti gördü. YEMLİHA, bir dükkana girip alacaklarını aldıktan sonra  elindeki gümüş parayı uzattı. Dükkan sahibi  antika parayı görünce şaşırdı. Parayı komşularına gösterdi. YEMLİHA’nın hazine bulduğunu sandılar ve onu yönetici ARYUS ve TANTİYUS’a götürdüler. ARYUS, DAKYANUS’un yüzyıllar önce yaşamış bir kral olduğunu söyledi. YEMLİHA’da başlarından geçen olayları anlattı. ARYUS: “Bu olay öldükten sonra dirileceğimize en büyük delildir” der. Hep birlikte halkla mağaranın önüne gelirler. Gençler de yattıkları yere tekrar dönerek ölürler. Yedi uyurlar – Eshabı kehf efsanesi – Eshabu keyf – Araştırmacı Şahin ÖZKAN

ÖNERİLEN KAYNAKLAR:

KURAN-I KERİM KEHF SURESİ

TARSUS TARİHİ VE ESHAB-I KEHF 1993- PROF.AHMET AKGÜNDÜZ

İNCİL

Öğretmen. Mitoloji konusunda bir çok makalesi var, Belgesel araştırmacısı. Amatör olarak gezi rehberliği yapıyor.

scroll to top