,

MERSİN ŞEHİR MEZARLIĞINI KİME BORÇLUYUZ – Gündüz ARTAN

Mersin-mezarlik.jpg

Öykümüz, 2 Teşrinievvel [Ekim] 1929 Çarşamba günlü Yeni Mersin Gazetesi’nin ön sayfasında iki sütun üzerinde yayımlanan “Genç ve Gayur Belediye Reisimiz Mithat Beyefendiye” başlıklı açık mektupla başlar. Dr. Kâşif Ömer imzalı bu açık mektubunda (Türk Ocağı il müfettişi, göz doktoru) Kaşif Ömer Bey, “üç, dört gün önce kaybettiği biricik yavrusunu, yerlilerden bir zatın hibe ettiği söylenen yeni mezarlığa [Mahmudiye Mahallesinde şimdi Erkek Sanat Enstitüsünün yeri] defnettiklerini; etrafını düzenlemek için duvarcı ustasıyla gittiği mezarlığın yürekler acısı durumunu anlatmaktadır. “Kapısı olmayan, natamam duvarlı ve içinde sebze bahçesi bulunan mezarlıkta, bahçe yanına açılan arka su salıverildiği için mezarlar sular altındadır.” Çok duygulu ve saygılı bir ifadeyle kaleme alınan açık mektubun son bölümleri şöyledir:
“Zatialinizin azim, gayret ve yüksek hissiyatınız baba kalplerimize su serpecek ve Türklüğe yaraşacak şekilde bir mezarlık yapmağa çok kâfidir.
Bilmiyorum, belki mezarlığın Evkaf, Hususi Muhasebe, Belediye arasındaki aidiyet ve merbutiyeti [bağlılığı] meselesi tamamı ile halledilmemiş olabilir. Size yalvarırım, bu iş her şeyden evvel belediye işidir, icabında orada ölüsü olanlara rüsum tarh ediniz, duvarını ikmal buyurunuz, kapı taktırınız, yavaş yavaş teşçire, çiçeklerle süslemeye başlayınız ve her şeyden evvel bekçi ikâme buyurunuz. Bu da olmuyorsa Belediye çavuşlarından birini günde bir defa olsun orada dolaştırınız.
Zatialileri gibi aziz ve azimkâr bir arkadaş olarak pek yakın icraatınızı bekler, diğer iyi işleriniz gibi muvaffakiyetle artık mahlul [halledilmiş] meseleler meyanına girdiğini göreceğimize emin olduğumu arz ederim, hürmetlerimi kabul buyurunuz efendim.”
Ertesi gün 3 Teşrinievvel 1929 günlü gazetede “Evkaf idaresine at İslam mezarlığı ile ilgili olarak son günlerdeki müracaatlar üzerine Belediye Tebabetinin [doktorluk] hazırladığı raporun Belediye Reisi ve Heyetinin dikkatini celbettiği”, Belediye Reisinin konuyla ilgilendiği, Evkaf Müdüriyeti ile temasa geçildiği haberi verilmektedir.
8 Teşrinievvel Pazar günlü gazetede Belediye Tebabetinin “müdellel ve mufassal” [Delilli ve ayrıntılı] raporu yer almıştır.
“1. Şehre asgari iki buçuk kilometre mesafede, akan sulara uzak bir yerde, etrafı ehli ve vahşi hayvanların girmesine mâni olacak duvarlarla kapalı, oldukça vasi bir yer olması.
2. Mezarlık dahili, yağmur ve çamurdan müteessir olmayacak derecede ufak ve muntazam yollar ve taksimatla muhat bulunması.
3. Güzel kokular neşreden servi, çam gibi ağaçların dikilmesi sureti ile havanın evsadına mâni olunması.
4. Kabristanın dahiline bir bekçi kulübesi ile bir de muntazam gusûlhane inşaası.
5. Emvantın laakal [Cenazenin en az] iki buçuk – üç metre tahteltürab [toprak altında] defni.
6. Şehirde kabre kadar muntazam bir yol inşası ve etrafına ağaçlar dikilmesi.
7. Emvantın nakli için muntazam bir atlı araba imali.”
Aradan bir ay geçtiği halde Belediye Reisinden cevap alamayan Dr. Kâşif Ömer Bey, 10 Teşrinisani 1929 Pazar günlü Yeni Mersin gazetesinde “Acaba Büyük Bir Şey mi istedik?” başlıklı, Muhterem Sıhhiye Müdürü Bey efendiye açık mektup yayımlamıştır.
Belediye Reisinin “cevap tenezzülünde bulunmadığını”, “yok bilmem Belediye-Evkaf meselesi imiş, kanun çıkmamış imiş, bir şey yapamazlarmış” gibi bahanelerin “bir Belediye Reisini, bir Mersin çocuğunu, üzerinde birçok pislikler yapılan ve her gün bir karış geçirilerek belki de gayri Türk ellerle çift sürülen, arpa ekilen tecavüzü gördüğü halde tedbir almaktan vazgeçirir mi?” diyerek üzüntüsünü dile getirmiştir. “Bildiğim bir şey varsa bütün resmi makamatın harekete geçmesi, mezarlığı ve tecavüzü görerek ihmalkârların yalnız kanunla değil, aynı zamanda duygu ile hareket etmelerinin teminini vazifedarlara resmi, sıhhi ve medeni ders verilmesi zamanı artık çoktan gelmiştir.”
Bu yeri teberru eden Mahmut Şami Efendi ile gerekirse parası ödenerek veya mahkemeye verilerek meselenin halledilmesi gerektiğini anlatan mektubunda Kaşif Ömer Bey, “Sıhhat Müdürü muhterem meslektaşım Dr. İbrahim Beyefendi, bari sıhhat noktasından zatialileri müdahale buyurunuz da ölülerimiz dolayısıyla tecavüz, ihmal ve kaybolmak tehlikesinden kurtulsun” ricasında bulunmaktadır.
Nihayet 12 Teşrinisani Salı günlü gazetede Belediye Reisi Mithat Bey, “Acaba Nasıl Anlatacağız” başlıklı “Dr. Ömer Kaşif Beye” cevap yazısında konuya açıklık getirmektedir.
Sıhhiye Müdürüne yazılan açık mektupta şahsına yöneltilen insafsız ve tecavüzkar ifadeye üzüldüğünü belirten Belediye Reisi, ilk mektuptan önce kendisini ziyarete gelen doktor beye, başka bir dairenin sorumluluğundaki yer ile meşgul olamayacağını anlattığını, “çok ağırbaşlı olması lazım gelen Türk Ocakları Müfettişine” kırgınlığını belirtmektedir.
Ertesi gün (13 Teşrinisani) Yeni Mersin’de “Ne Mutlu Söyleyebildik” başlıklı ve “Mithat Beye” hitaplı mektubunda Dr. Kaşif Ömer Bey, “bana ne” denmesinden ve ağırbaşlılık nasihatinden üzüldüğünü, adının yanlış yazılmasını bile hoş gördüğünü fakat Türk mezarlığının hali karşısında susmanın ağırbaşlılık olacağını kabul edemeyeceğini saygılı bir ifadeyle yazmaktadır.
Öykümüze ertesi gün (14 Teşrinisani) F. Fikri [Mutlu] “Doktor Kaşif Ömer Beye” mektubuyla katılmaktadır. “Bu şehrin yalnız bir derdi mi var, o da yalnız kabristan mıdır?
Türk Ocakları müfettişi bulunmaklığınız ve Türklüğe çok kalbi merbuyetiniz olduğu hasebile size sorarım.
Belediyeyi vazifesi olmadığı halde ölülere hürmete davet edeceğinize, muhterem doktorumuz ölü hayatı yaşayan ocaklarınızla biraz fazla meşgul olsa acaba doğru ve daha faydalı bir iş yapmış olmaz mı?
Taraf olmak istemem ama Belediyeyi savunmaya girişen bu zata karşılık, Dr. Kaşif Ömer Bey’in “Mersin’de Zührevi hastalıklar için bir cemiyet (Verem Mücadele Cemiyeti gibi) kurulması” gerektiğini belirten yazısının (19 Teşrinisani 1929, Yeni Mersin) “doğru ve daha faydalı bir iş” olduğunu belirtmekten kendimi alamıyorum.
Dr. Kâşif Ömer Bey, F. Fikri Bey’e 17 Teşrinisani günlü gazetede “Dilek Ne Güzel Fakat başlıklı cevap yazısında “arkadaşlık kaygısıyla, mantıkla telifi güç yollara düşen” F. Fikri Beyin “bunlarla uğraşacağına” tavsiyesini yadırgadığını, faydalı pek çok hizmet sunan Türk Ocağı yerine Tüccar Kulübü vesaireye gideceğine Ocağın diriltilmesi için Mersinli olarak yardıma koşması gerektiğini hatırlatmaktadır.
Bu arada 17 Teşrinisani günlü gazetede, “Evkaf Dairesi Neden Susuyor?” başlıklı haberde, Evkaf Dairesinin suskunluğuna bir mânâ verilemediğini belirtilmektedir.
18 Teşrinisani Pazartesi günlü gazetede “Evkaf Cevap Veriyor” başlıklı ve “Mersin Evkaf Müdür H. Mazlum” imzalı cevap yazısında “Müdüriyeti Umumiye (Genel Müdürlüğe) müracaata cevaben, bekçi ikâmesine mahal olmayıp natamam duvarın kaç lira masrafla ikmali kabil olabileceğinden sorulduğu; fakat bekçi olmayınca şark cihetinde bulunan hane sahiplerinin kabristana pislik ve saire atmamalarının teminindeki zorluk” belirtilmektedir.
Böyle sürüp giden öyküye “biraz da şaka” karışarak mizah öğesi de katılmıştır.
28 Teşrinisani günlü gazetede “Biraz da şaka” köşesinde “Yeni Mersin Gazetesi Müdürü Fuat Beyefendiye” hitaben “Mersin Mezarlıkları ölüleri Müşavere Meclisi Reisi (İmza Okunmamıştır)” imzalı yarım sayfayı geçen mektup ilgimizi çekmektedir. “Söylendi, yazıldı, cevap verildi, tekrar yazıldı, tekrar cevap verildi.
Hepsini dinledik, mesele okuyan ve dinleyenlerden ziyade bizi alakadar eder.
Bu yazı üzerine Belediyenin bütün faaliyetini tatil ederek bütün memurlarını, mühendislerini, müstahdemlerini ve tekmil vesaitini cem ile mahallemizin imarına başlayacağını düşündük.
Ertesi sabah “ağır başlı hareket tavsiyesi” endişelerimizi izale etti, tatmin edilmiş olduk.
Artık mesele kapanmış addedilmek lazım gelir. “Böyle sürüp giden mektup bir bakıma yazılara nokta koymuş oluyordu.
Bir yıl sonra, 25 Birinci Kanun [Aralık] 1930 Perşembe günlü Yeni Mersin gazetesinde “Asri Bir Kabristan Tesis Edilecek” başlıklı haber, konuya yeniden el atıldığını duyuruyordu.
Belediye Encümeninde Mezarlıklar Komisyonu kurulduğu, şehir dışında istimlak edilecek 50-60 dönüm arazide, şoseyle gidilecek asri mezarlık yapılınca, şehir içindeki mezarlıkların nakil ettirileceği belirtiliyordu.
Gazete haberlerine göre, 1932 yılında “Şehir mezarlığı için yer aranıyor”, 1933’te “Şehir mezarlığı için istimlake başlandı (105 dekar). “1938 yılında” Şehir Mezarlığı açıldı.
Yolun sağ tarafı Müslümanlara, sol tarafı Gayrimüslimlere ayrıldı. Şehrin çeşitli yerlerindeki mezarlıkların nakline başlandı.” Böylece dokuz yıllık öykü mutlu sonla gerçekleşmişti.
İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2003/123. Sayısından Alınmıştır.

Share this post

Biyografik Bilgi

scroll to top