ANTİK DÖNEM YAZARLARI :
PSEUDO-SKYLAKS VE ESERİ “PERİPLOUS”
MÖ 4 yüzyılda yaşayan antik coğrafya yazarı Pseudo-Skylaks’ın kaleme aldığı İskân edilmiş Avrupa Asya ve Afrika Denizinin Çevresindeki Seyr-ü Seferi adlı eserinin Asya Bölümü içinde, Kilikia kentleri arasında tarihte ilk kez Zephyrion kentinin de adı geçmektedir…“Kilikia: Pamfilya’dan sonra. Kilikia halkı gelir ve Kilikia Bölgesi’nde şu kentler vardır: Selinous, Kharadrous kenti ve limanı, Anemurion burnu ve kenti, Nagidos kenti (ki bu kent) bir adaya sahiptir. Seton’a doğru Posedeion Limanı, Salon, Myous, Kelenderis kenti ve limanı, Aphrodisias ve diğer bir liiman; Holmoi Hellen kenti … stadia uzaklıktadır. Terk edilmiş Sarpedon kenti ve ırmağı. Hellen kenti Soli. Zephyrion kenti…”
Eserin yazarı “Pseudo-Skylaks” olarak adlandırılır…Bu belge tartışmalı da olsa Zephyrion’un tarihini MÖ 4. yüzyıla kadar uzanmış olabileceğini düşündürüyor.
AMASYALI STRABON (MÖ 64/63 – MS 24)
…Strabon’un “Geographika” (Coğrafya) adlı eserinde Zephyrion’dan Soli ve Mallos arasında bir kent olarak söz eder: “Lamos’tan sonra “önemli bir kent olan Soli’ye (Viranşehir/Mezitli) gelinir. … Sonra Zephyrion’a (Mersin) ve denizden biraz yukarda bulunan ve Aristobulos’a göre Sardanapallos tarafından kurulmuş olan Ankhiale’ye (Karaduvar) gelinir.”
SIR FRANCIS BEAUFORT (1774-1857)
İrlandalı Amiral…Gemisinin arızasını giderdikten sonra tekrar yola çıkmış ve Mezitli sahilinde Viranşehir (Soli-Pompeiopolis) antik limanına, daha sonra Mersin’e gelmiştir.
“MERSİN: Pompeiopolis’in doğusuna doğru yapay Tümülüslere benzeyen bazı küçük tepecikler vardır; daha ilerde küçük bir ırmağın yakınında, kıyıdaki birkaç kulübeye yerlilerin Mersin adını verdiği yere geldik. Bu yerin hemen yanı başında bulunan birkaç iri taş ve eski kiremit, bir zamanlar burasının önemli bir yapının alanı olduğunu gösterir gibiydi. Fransız yapımı on sekiz pound’luk iki demir top kumsalda yatıyordu; bunlar daha önceki Ağa’nın Mısır’ı boşaltmamız sırasında satın aldığı ve Karaduvar yakınında bir kale dikmek için malzeme topladığı söylenmekteydi; ancak işgüzarlık dolu bu gayret gösterisi karşılığında Babıâli onu kementle ödüllendirmişti…”
VICTOR LANGLOIS (1863-1929)
Langlois Çukurova gezisini 1852 – 1853 yıllarında yaptı. Kendisine Fransa’nın Tarsus Konsolosu yardımcı oldu. Taşlık Kilikia’nın tarihi yapılarını, ören yerlerini yakından inceleyerek çizimlerini yaptı. Tarsus ve Adana yöresindeki Bizans ve Ermeni dönemine ait yapıları yerinde inceledi. Çukurova’daki envanter çalışmaları süresince çizgili yelek üzerine, göğsüne Hıristiyanların simgesi “Haç” ile Müslümanların kutsal “Hilal” şeklini yerleştirdi.
Fransa’da 1861 yılında “Voyage dans la Clicie -Kilikia’da Bir Gezi” adıyla yayınlanan eseri Mersin’de 1947 yılında ‘Eski Kilikia’ adıyla Rahmi Balaban tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlandı. Konumuz Mersin ve Zephyrion ile ilgili bir alıntı aşağıdadır:
“Pompeiopolis’den Mersin’e giderken, Yumruk şatosu (şato=kale) solda kalır. Ve bir Türk köprüsünden geçince Mersin şehrine varılır. Deniz kenarında güzel evler vardır. Bu evlerin olduğu yerde eski bir şehir harabesi vardır ki, burası eski Zephyrion şehridir. İşte bu Zephyrion harabeleri üstünde bugünkü Mersin vardır.
… Mersin Elize rüzgârlarına maruz olmakla birlikte bu havalinin en mühim iskelesidir. Bunlardan başka Mersin’de Tarsus Fransız Başkonsolosu Mr. Jille tarafından 27 Kasım 1836 tarihinde Hariciye Nazırı Teber’e yazılan tahriratta, (yazılı rapor) denizden on metre kadar kenarda dalgalı zamanlarda dalgaların örttüğü tuğlalardan yapılmış mezarların bulunduğu yazılıdır. Beş şekil mezar vardır. Bu mezarların batısında lâhit şeklinde diğer mezarlar da bulunmuştur.
HIRİSTİYANLIK DÖNEMİ
Her ne kadar güvenirliği sorgulansa da; Geç Hıristiyan dönemlerine ait bazı dini kaynaklarda aşağıdaki bilgilere ulaşıyoruz:
Roma İmparatorluğu’nu ikiye bölen ve Doğu Roma İmparatoru olan Diokletianus (d.245-ö.312) zamanında Roma tanrılarına ibadeti reddettiği için tutuklanan Zephyrionlu Dulas’ın Tarsus’a götürülürken yolda öldüğünü biliyoruz (MS 15 Haziran 310). Dulas daha sonraları aziz ilan edilerek şehitlik mertebesine yükseltilmiştir.
Hıristiyanlık döneminde, Tarsus Metropolis iken, “Zephyrion” da bu bölgenin piskoposluğu olarak Antakya Patrikhanesi ruhani liderliğine bağlanmıştı. Tanınmış ilk piskoposu Aerius 381 yılı Mayıs-Temmuz ayları arasında İstanbul’da Aya İrini Kilisesi’nde Roma İmparatoru I. (Flavius) Theodosius tarafından (d.347- ö.395 / Doğu ve Batı Roma İmparatorluğunu birleştirerek birlikte yöneten son imparator. Ölümünden sonra imparatorluk ebediyen ikiye ayrılmıştır) toplanan Birinci “Kpl” Konstantinopel (İstanbul) Konsülü’ne katılmıştır.
…408 yılında Roma İmparatorluk dönemi diplomatik misyonlarına ait eşsiz bir belge olan Notitia Dignitatum’da da “Zephyrion” adını görüyoruz.
İmparator II. Theodosius (408-450) zamanında Zephyrion Piskoposunun Zenobius olduğunu biliyoruz. 451 yılında organize edilen, Chalkedon (Kadıköy) konsül toplantısında Zephyrion, Hypatios tarafından temsil edilmiştir. Bilinen son piskoposu 692’de Kpl. (Konstantinopel) Konsülü’ne katılan Petros’tur.
Zephyrion’un adı V. yüzyılda Antik Çağ tarihçisi Hierokles tarafından yine Tarsus’a bağlı I. Kilikia şehirleri arasında sayılmaktadır.
BULUNTULAR FRENK MAHALLESİ
…Toros pasajı ve Panoroma Apartmanı inşaatı ırasında kazılarda çıkan bir sütun başı da şimdi Toros pasajı içinde görülebilir.
Mersin Büyükşehir Belediyesi Taş Binasının deniz tarafında 1980’li yıllara kadar dev bir taş dibek görünüyordu. Akibeti belirsiz.
Merkez Bankası’nın arsasında yapımdan önce bulunan ve inşaat sırasında sökülüp/kırılıp ortadan kaldırılan dört gözlü bir kemer kalıntısı vardı!
…Şehir içinde temel kazılarında çıkan mermer aslan heykeli ise şimdi Mersin Müzesi’ndedir. Ayrıca pişmiş toprak kutu bir lahit ile bir erkek heykeli gibi buluntular hakkında şimdi bilgi sağlanamıyor.
Kıbrıs kökenli birkaç tane (Pers tarzı) giyimli kuros ve kuros heykel parçası dışında Kilikia Bölgesi’nde Grek-Arkaik Dönemi’ne ait heykeltıraşlık eserleri yok denecek kadar azdır. Bunlardan ilki, mermerden yine bir kuros olup Halkevi bahçesinde sürdürülen temel kazısı çalışmaları sırasında gün ışığına çıkarılmıştır. Ergun Laflı ve Mathias Recke tarafından ayrıntılı olarak ele alınan eser, bilim dünyasına tanıtılmıştır.
Kız Enstitüsü inşaatı sırasında, eski Çavuşlu Mahallesi çevresinde bazı binaların temel kazılarında, anforalar, antik dönemden kalan çeşitli parçalar bulunmuştur. Pozcu semti kurulmadan önce o sahillerde mezar yapıları gözleniyordu.
Yukarıda verilen bilgilerden, günümüzün Mersin kent yerleşiminin antik Zephyrion üzerinde yapılanmış olduğunu anlıyoruz. Ancak ilk dönemde Mersin’de müze bulunmadığından çıkan eserler önce Adana Müzesi’ne götürülmüş, daha sonra Mersin Müzesi’ne getirilmiş, bu arada pek çoğu da kaybolmuştur! Elde kalanlar Mersin Müzesi’nde görülebilir…
PEUTİNGER LEVHALARI (TABULA PEUTİNGERİANA)
Colmar’da bir keşiş/rahip tarafından 13.yüzyılda yapılan, ilk harita örnekleri sayılan Peutinger Levhaları’nda da Zephyrion kenti gösterilmektedir. Peutinger Haritası, günümüze ulaşan, bilinen tek Roman Umumi kamu yolu haritasıdır; 0.34 metre yüksekliğinde, 6.75 metre uzunluğunda, 11 bölümden oluşan, orijinal rulonun bir ortaçağ reprodüksiyonu parşömen tomarıdır. Çok şematik bir haritadır…
ZEPHYRION LİMANI
Kazı sonuçlarına baktığımızda, eldeki verilere göre Yumuktepe, Roma İmparatorluğu’nun ilk zamanlarında artık Zephyrion adlı bir limandı. Ne var ki, deniz kıyı çizgisinin güneye kayması ve 10 kilometre kadar güney batıdaki Soli/Pompeiopolis kentinin deniz ticaretini ele geçirmesi, Yumuktepe’nin gerilemesi sonucunu doğurdu…
İsabelle Caneva’nın araştırmalarına göre de, Mersin Efrenk Deresi’nin -Tarsus Berdan Çayı (Kydnos) ve Mezitli (Liparis) Çayı gibi- yatak değiştirmesinin sonucu olarak, zaman içinde kentin kaderini değiştirmiş olması mümkündür.
ZEPHYRION – 2000 YILLIK LİMAN KENTİ 2/4. Bölüm






