BİR HARİTA ÖRTÜŞTÜRME DENEMESİ
İnş. Müh. Hasan Keskin ve Mimar Zeynep Aykın Keskin günümüzde Mersin’in “Google map” uydu görüntüsü ile Amiral Beaufort’un ‘X’ No.lu Mersyn haritasını örtüştürdüler. (Bkz. s. 41) Mersin’in iki haritadaki yazılı konumunun 200 yıllık süreçte değişmediği görüldü…
1- “Hisar amacıyla yapılmış bir bina kalıntısı” yazısının altında günümüzde de Mersin Limanı yer alıyor. (Yıldız ve altında, denizde çıpa simgesi.)
2- “Mersyn” yazısının işaret ettiği alan günümüzde Kültür Merkezi ile Belediye Taş Binası arasını saptamaktadır.
Bu çalışma, çok uzun yıllardır burasının bir liman olduğunu gösteriyor. Haritadaki yazıya göre: “Ruin of a building intended for a fort” ifadesi, bu alanda liman yanındaki “Hisarkale” olarak yorumlanabilir. Silifke “Limankale” veya Alanya “Kızılkale” gibi, buradaki fort=hisar (kule, burç) binasının gümrük hizmetleri ve limanın güvenliği için yapılmış olması akla uygun düşüyor.
WILLIAM SMITH (1769-1838)
Amiral Beaufort’un haritalarını değerlendiren İngiliz Jeolog William Smith de hazırladığı ve 1854 yılında yayımlanan “Yunan ve Roma Coğrafyası Sözlüğü”nde Zephyrion – Zephyrium kentinin Kayık Limanı Hisarı’na dikkatimizi çekiyor…
…Pliny (34.50) en iyi molibdenin Zephyrium’da hazırlandığını (işlendiğini) belirtirken şüphe yok ki bu yeri ima etmektedir. Çünkü Dioscorides’den biliyoruz ki (5.100) bu mineral komşu Corycos tepesinden temin edilmekteydi ve mükemmel kalitedeydi. Leake (Asia Minor, s. 214) onu Mersin nehrinin ağzının civarında aramaktadır. Bu burun hâlâ “Zafra” ya da “Zefreh” adını taşımakta ve Hamilton (Researches, i. p. 261) modern (Kaik) “Kayık” limanının antik Zephyrium alanını kapsadığını kabul etmektedir.
ZEPHYRION LİMANININ ÖNEMİ
Kilikia sahilinde Dağlık Kilikia ve Ovalık Kilikia arasında sahilde yer alan Zephyrion’un geçmişi hakkında çok da somut bilgiler bulunmuyor. Bununla birlikte kentin, birçok eski yazar tarafından belirtilen ve ilerideki bölümlerde buluntularını inceleyeceğimiz pek çok sikkesi vardır…
Anılan kent bugünkü Mersin olup, ticaret yollarındaki stratejik konumu ve liman oluşunun yanı sıra, komşu Coreyra’dan gelen madenlerden de (özellikle beyaz kurşun) kazanç sağlıyordu.
Günümüzde demir alaşımlarında kullanılan molibden işlenince gümüş gibi göründüğü için, antik dönemde sahte gümüş sikke basımında kullanılmıştır.
MÖ 68 / DÖNÜM NOKTASI
Modern tarihçiler Zephyrion şehrinin bilinen en eski resmi tarihinin başlangıcını MÖ 68 olarak kabul ediyorlar. Bu tarih Pompeius’un bölgedeki egemenliği ile ‘Zephyrion’ adının yeniden gündeme gelmesidir. Anlaşıldığına göre kent yaşamını sürdürüyor ve yeni dönemde de bazı haklarla özgürleşmiş olarak otonom sikke basımı devam ediyordu. (Ancak antik yazarlar bu adı çok daha eskiye, MÖ V. Yüzyıla kadar çekiyorlar.)
…Büyük olasılıkla Zephyrion kenti MÖ 68 yılından sonra yeni özgürlük hakları kazanarak yeniden yapılanmıştı. Bu tarihten sonra otonom sikke basımının da başlamış olduğu anlaşılıyor.
ROMA DÖNEMİNDE KİLİKİA
Küçük Asya’nın üçüncü eyaleti Kilikia idi.
…Roma İmparatorluğu’nun ilk zamanlarında Yumuktepe artık Zephyrion adlı bir limandı. Ne var ki, deniz kıyı çizgisinin güneye kayması ve 10 kilometre kadar güney batıdaki Soli’nin deniz ticaretini ele geçirmesi, Yumuktepe’nin gerilemesi sonucunu doğurdu. Yumuktepe daha sonraki dönemlerde liman olarak önemini kaybetti. Ancak kalenin Orta Çağ’a kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Hadrian’ın Şehri -HADRİANOPOLİS = ZEPHYRION
Roma Döneminde Zephyrion kentinin adının değiştirildiğini görüyoruz. İmparator Hadrianus zamanında (MS. 76-138) yeni yollar inşa edilmiş, yöredeki şehirler birbirine bağlanmış ve yeni mimari eserler yapılmıştır. Artık “Cilicia” isminin yanısıra bölge “Isauria” ve “Lycaonia” olarak da anılmaktadır. Bu dönemde Kilikia ekonomisi çok daha canlanmış, vergilerde önemli indirimler yapılmıştır.
İmparator Hadrianus’un (Publius Aelius Traianus Hadrianus) olasılıkla MS 117-118 yılları arasında bölgeye yaptığı ziyaretin onuruna Zephyrion adı değiştirilerek, “Hadrianopolis” (Hadrian’ın Şehri) unvanını almıştır. Nitekim Antalya’da da, İmparator Hadrian’ın MS 130’daki kenti ziyaret etmesi onuruna üçlü bir onur kapısı (tak) yaptırılmıştı.
SASANİ KRALI SHAPUR VE ZEPHYRION’UN ÇÖKÜŞÜ
Gülek Boğazı’ndan geçen “Tecim Yolu” nedeniyle ve verimli topraklara sahip olan ovadaki Tarsus, Adana, Misis ve Anazarbos gibi kentlerin çok zenginleşmesi bazı güçlerin iştahını kabartır. Mersin’in yerinde uzun süre yaşayan ‘Zephyrion’ kenti de dâhil olmak üzere, bu kentler birbirlerine hasmane davranışlar içine girip içsel enerjilerini zayıflatınca; 3. yüzyılın ortalarında (MS 260’lar) İmparator Valerian, Sasani krallarına esir düşer. Shapur’un ordusu Kilikia’da Toros geçitlerine kadar hemen her kentin tozunu attırır. Değerli malların depolandığı yerleri ve hazine dairelerini yağmalayıp ‘Zephyrion’u tarihten siler.
MS 260 yılında başlayan Pers saldırılarına direnemeyen kent, taş üstüne taş kalmamacasına ortadan tamamen kaldırılır. Bu tarihten sonra Zephyrion kentinde herhangi bir canlanma görülmez. .
ZEPHYRION’UN SON GÜNLERİ
7. yüzyılın ilk yarısında Halife Ömer döneminde (634–644) Kilikia’ya Arap akınları başlar. Tarsus alınıp Antakya’ya bağlı bir ordugâh kenti konumuna getirilir. …Kilikia’da asıl Arap-Bizans mücadelesi Halife Osman döneminde (644-656) Şam Valiliğine atanan Muaviye (661-680) ile yoğunlaşır.
672 yılında Bizans donanmasına ait bir filo Kilikia sahillerine saldırır. Kısa süre Bizans’ın olan bölge sürekli el değiştirir.
Harun Reşit (786–809) Kilikia’da savunmaya yönelik kaleler yaptırır. Mevcut olanları güçlendirir. Adana ve Mersin’e Türkmen aşiretleri yerleştirir. Bölgede ilk Türk kolonizasyonu gerçekleştirilir. Bizans ile suç muhafızlıklarını avasım (askeri bölge) adıyla bir sınır eyaletinde birleştirir. Bu çabalarıyla Tarsus, Arap ve Bizans arasında Antakya’ya bağlı bir uç kenti olur.
1069 yılından itibaren Kilikia’ya Selçuklular akınlar yapmaya başlar. Malazgirt zaferinden sonra (1071) Anadolu’ya giren Selçuklu komutanlarından Süleyman Şah, Kilikia’ya girerek 1082’de Tarsus’u ele geçirir. 1085’te Bizans İmparatorluğu’nun bölgedeki etkisi iyice azalır…
YUMUKTEPE’DE EŞ ZAMANLI BULUNTULAR
“…Belki de Yumuktepe, Zephyrion antik kentinin ‘akropolü’, Halkevi önünde liman yapıları, ayrıca kumsallar üzerinde varlığı bildirilen mezar yapıları da Zephyrion’un nekropolleri olabilir…”
PORT DE ZABARİ veya ZAFRA
Zephyrion, Küçük Ermenistan Krallığı döneminde (1199-1375) bir liman olarak adlandırılıyor, Port de Zabari veya Zafra olarak biliniyordu. Bu tarihten yaklaşık 600 yıl sonra, Mersin’in ilk yapılanmasında buraları Mersin’in iskelesi olarak tanımlanmaktaydı.
19. yüzyılın ilk yarısında Mersin önemli bir liman kenti olarak yeniden kuruldu. Önceki sayfalarda da belirtildiği gibi, bugünkü Vilayet Konağı, Halkevi, Arap Ortodoks Kilisesi ekseninde uzanan yeni kentin merkezinde ve Müftü Deresi üzerindeki Osmanlı Köprüsü çevresinde Zephyrion’a ait tesadüf eseri ve kazılarla bulunan eserler vardı. Antik yerleşke Pompeiopolis’ten alınan duvar köşe taşları, sütunlar, sütun başlıkları, mermer objeler de bunların arasındaydı.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre Mersin Merkez Bankası binasının yapımından önce yerinde görülen tuğla örgülü tonozlu yapılar burada bir Roma nekropolünü varlığını gösteriyor. “Tuğladan örülmüş mezar yapıları ve lahitlerden oluşan Roma Mezarlığı sahile yakındı. Antik kayıp kent Zephyrion’un yeri Karaduvar değil, kesinlikle Mersin’dir.”
Bu durumu sahil şeridinin topografyası da göstermektedir. Araştırmacı gezgin yazar Victor Langlois, o zamanki Mersin’in batısında bir kilometreden daha uzun bir genişlikte seramik parçaları, değirmen taşı kırıkları ve mermer kalıntıları bulduğunu belirtmektedir. Antik tuğla duvar kalıntıların arasında Avrupalı tüccarların konutları vardı.
Mersin’in üzerinde olduğu coğrafi burun (Zephyrion) Kydnos’un (Berdan) denize döküldüğü yer arasındaki tek dağ çıkıntısıdır.
(Tarsus’tan 16 mil uzaklıktaki kent Zephyrion adı…) Yukarıda verilen uzaklık ölçüsünü kilometreye çevrildiğinde: anılan Zafra limanı (daha doğrusu Zafra iskelesi) ile Tarsus arasında, 26 kilometre 300 metrelik bir uzaklık görürüz ki bu da aşağı yukarı günümüzdeki Mersin (Eski Gümrük Meydanı) Ulucami’nin yerine denk gelir.
ZEPHYRION KENTİ DARPHANESİNİN DÖKÜMÜ (Kaynaklar ve Buluntular Işığında)
Eski dünyanın bilinen tek “Zephyrion” kentine ait çeşitli dönemlerde darbettirilmiş tunç/bronz sikkeler, günümüzdeki bozuk para dediğimiz cep harçlıklarına benzer. Zephyrion kenti, Otonom yönetim sırasında sikke basma konusunda aktif bir gelişme göstermiştir. Şehir devleti yöneticileri, çarşı-pazar alışverişlerinde piyasa ekonomisine uygun sikkeler darbettirerek halkına kolaylık sağlamış olmalıdır.
Bu sikkelerin tarihsel bir akış içinde bizlere aktardığı bilgiler var. Ünlü imparatorlar ve eşleri, yöneticilerin kimlikleri, kente etkileri, halkın inançları, insanların giyim tarzı, saç-baş modası (başörtüsü gibi) farklılıklarını izleyebiliyoruz…
KİLİKİA’DA ZEPHYRION SİKKELERİ : Edoardo Levante (Çeviri: Tuncer Özmen)
Zephyrion yerleşim yeri, batıda Soli/Pompeiopolis ve doğuda Tarsus arasında, Mersin çayının (Deliçay) ağzında, batı Ovalık Kilikia’dadır. Zephyrion kentinin yaygın kalıntıları, bir kısmı sığ suların içinde, 19.yüzyıla kadar hala görülür durumdaydı. Ancak bölgede ciddi bir kazı yapılmadı ve son 30 – 40 yıl içinde bu antik kentin izlerinin üstü, modern Mersin’in devasa konut projeleriyle örtülmüş oldu…
Zephyrion çok erken iskân edilmiştir; arkeolojik araştırmalar Miken’den arkaik Yunan dönemine kadar çanak-çömlek kalıntısı ortaya çıkarmıştır. Kente ait yazılı referanslar çok sınırlıdır, ancak sikkelerine bakarak Roma döneminde belli bir öneme sahip olduğu söylenebilir. (Ancak, tarzlarına göre, bazı ‘otonom’ (özerk) sikkeler geç Helenistik dönemde basılmış (darp edilmiş) olabilir. Kent, Pseudo Skylax ile (yaklaşık MÖ. 340) başlayarak antik coğrafyacılarca Kilikia kentleri arasında anılır, ancak tarihi referanslar hemen hemen hiç yoktur.
Zephyrion darphanesinin ürettiği doksan yedi sikke tesbit edilmiştir; bunlar…kutsal figürler, Zeus, Athena, Poseidon, Kent tanrıçası, Apollon, Dionysos, Demos ve aşağıda ele alınan bir oturan tanrıçadır. (Toplam: 97 sikke).
SEÇİLMİŞ ZEPHYRION SİKKELERİ İLE BİR KRONOLOJİ TABLOSU ÇALIŞMASI
MÜZELERDEKİ ZEPHYRION ESERLERİ
Türkiye müzelerindeki Zephyrion eserlerinin envanter açılımını sağlamak zor! Araştırmacı ve arkeologların yurtdışı müzelerde rastladıkları ise şaşırtıcıdır. Zephyrion Antik Kenti’ne ait pek çok sikkenin müzelerde ve koleksiyoncularda olduğu aşikâr! Aşağıdaki define için ne söylenebilir?
ST. PETERSBURG HERMİTAGE MUSEUM’DA SERGİLENEN MÜCEVHERLER:
Zephyrion (Mersin) Definesi
British Museum’ki Tanrıça Büstü
ZEPHYRION’DAN KAÇIRILAN TANRIÇA
Umut Çor- …MÖ 100-150 yılları arasında Mersin’de ‘Zephyrion’ antik kentinde yaşayan hemşerilerimizin yaptığı sanat eseri bugün ne yazık ki British Museum’un raflarını süslemektedir.
British Museum, tanrıça figürü ile ilgili web sayfasında, eseri; “Gözleri gümüş kaplama ile işlenmiş, gümüş süslemeli taç takan bir tanrıçanın bronz başı.” diye tanımlar. Yine aynı sayfada eserin kimden satın alındığı kısmında “E. Chachati” adı yazar.
…bu muhteşem eseri satan E. Chachati adlı kişinin bu ailenin bir ferdi olup olmadığı net değildir. Sonuçta sahip çıkamadığımız bir Anadolu antik Zephyrion kentinin paha biçilmez değerli bir eseri bu şekilde elimizden çıkmıştır.
ZEPHYRION KRONOLOJİSİ
* MÖ 4. yüzyıl. Pseudo-Skylaks Zephyrion’u Kilikia kentleri arasında sayar.
* MÖ 175 Zephyrion Selefkos Krallığı ile eşzamanlı sikke basan kentlerden birisidir.
* MÖ 101 Zephyrion özgürlüğünü ilan etmiş olmalı.
* MÖ 68 Zephyrion kentinin resmi tarihinin başlangıcı kabul ediliyor.
* MS 117-138 Hadrianus’un ziyareti onuruna Zephyrion’un adı, Hadrianopolis (Hadrian’ın Şehri) unvanını alır.
* 260 Zephyrion, I. Shapur tarafından ele geçirilir ve yıkıma uğrar. 260 yılından sonra 1500 yıl boyunca bir kent “polis” statüsü taşımasa da, Zephyrion bir yerleşim yeri (bir uğrak yeri veya bir iskele) olma özelliğini yitirmemiştir.
* 408 Roma İmparatorluk dönemi diplomatik misyonlarına ait eşsiz bir belge olan Notitia Dignitatum’da Zephyrion adını görüyoruz.
* Çelişkili olsa da Geç Antik Dönemde ‘Chorion’ olarak tanımlanır.
* V. yüzyılda İskenderiyeli felsefeci (D. – MÖ 430) Hierokles tarafından Kilikia kentleri arasında sayılıyor. Arap kayıtlarında Kalamya (iskele yeri) olarak geçer.
* 1100’lere tarihlenen Peutinger levhalarında Zephyrion görülmektedir.
* 1080-1199 Küçük Ermeni Krallığı döneminde, 1199’dan 1375’e kadar Kilikia Ermeni Krallığı döneminde de kentin limanı Zabari veya Zafra olarak biliniyor.
…”En eski Kilikya haritası içinde Zephyrion = Zafira = Zafra iskelesi görülür. Mersin’in ilk liman adının ne olduğu konusunda çok az bilgi vardır… Mersin’in yerindeki antik Zephyrion kentinin üzerindeki son yerleşim yeri Port de Zabari (Zabari limanı) veya Zafra olarak biliniyordu.”
…Arapça’da zâferân (asfar) sözü ‘sarı’ anlamına gelmektedir. Türkçe’ de ‘Safran’, Yunanca’da ‘Zaforá’….
ZEPHYRION – 2000 YILLIK LİMAN KENTİ 3/4. Bölüm






