Anılar
Bugün 1 Kasım 1994 çalışma masama dayalı koltuğumdayım. İçimde bir huzursuzluk. Bedenimde belirli bir yorgunluk var. Canım iş yapmak istemiyor, dalgınım. Karşımda asılı duran portreme takıldı gözlerim. Kurucusu olduğum “Hoca Mithat İlçe Kütüphanesi” için yaptırırken bir kopya da kendime ayırmıştım. Fotoğrafa bakarken, geçen 70 yılın anıları canlandı gözümde. Her şeyiyle, hüzün dolu bölümleri de olsa; geçmişi anmak yine de hoş oluyor.
1930 yılında Gülnar Hükümet Konağı yandıktan sonra, nüfus kütükleri yeniden düzenlenirken; “İliklerin kemiklerin iyice gelişsin de öyle git askere” diyerek seni üç yaş küçük yazdırdım demişti, babam. Nüfus kağıdımda, doğumu 1339 yazdığına göre aslı 1336 olur. Yani 1920 yılı Ekim ayında İçel İli Gülnar ilçesi, Bozağaç köyünde dünyaya gelmiş olmalıyım.
1928 yılında, bir süre mahalle mektebine gittiğimi anımsarım. Caminin bitişiğinde loş bir odada ders yapardık. Koca sarıklı bir hocamız vardı. Ocağın yanında bir şilte üzerine bağdaş kurar, yanındaki uzun sopayı da hiç eksik etmezdi. Ben de arkadaşlarımla hocanın karşısında dizlerimiz üzerinde kuru kilim üzerine çökerdik. Arkaya doğru 2-3 sıra oluştururduk. Arap harfleri öne arkaya sallanıp, koro halinde okur, anlamını bilemediğimiz heceleri ezberlemeye çalışırdık. O yıl sanırım “Harf Devrimi” oldu Latin harfleriyle eğitime başlandı. Duvara uzun bir levha (yazı bloku) asıldı. Muallim bey (öğretmen) son ders biterken, elindeki sopa ile bir harf göstererek; “Bunu kim okursa ilk kez onu dışarı çıkaracağım” derdi. İzninizle sınıfın en zekileri biz, iki Hüseyin idik. Gösterilen sözcükleri ikimizden biri okurdu önce. Ve bizler salıverilirdik önce. Mayıs ayı başlarında okulumuz tatil oldu. Bahar gelmiş, her yer yeşermiş, ve renk renk çiçekler açmıştı. Okulun disiplinli, sıkıcı ve monoton havasından kurtulunca; kırda sığır gütmek daha keyifli oluyordu. Sığır güderken, “Menekşe Deresi” denilen yerde, çamlar arasında çocuklarla sığırların yakınında oyun oynuyoruz.
İkinci sınıfa geçtiğim yılın yazında amcam geldi. Uşak ilimizde hakimlik yaparken, istifa etmiş avukatlık yapıyordu. Beni götürüp, okutacağını söyledi, birlikte Uşak’a gittik. Böylece 1928 yazında, ilk kez Mersin’i görmek kısmet oldu. Yeniden, tekrar İlkokula başladım. 1929 ve 1930 yıllarında 1.ve 2. sınıfları Uşak’ta Gazi İlkokulunda okudum. Amcamın ölümüyle tekrar köye dönüp ilkokulu orada bitirdim.
Derslerde okulun en iyisiydim. O yıllarda köy okulları 3 yıllıktı ve tek öğretmen okuturdu. Okulu bitirene diploma verilirdi. Ben mezun olurken “Çoban Şahadetnamesi” de aldım…
Mayıs ayı başlarında okulumuz tatil oldu. Bahar gelmiş, doğa tüm ziynetini takıp takıştırmıştı. Okulun disiplinli, sıkıcı ve monoton havasından kurtulunca; kırda sığır gütmek daha keyifli oluyordu. Bir gün “Menekşe Deresi” denilen yerde, çamlar arasında arkadaşlarımla sığır güdüyordum. Bir ara ilerdeki tepelerden bir ses duyduk. Sese kulak verince, “Oyn… Hüseyin”! diye bağırıyordu. Beni arıyorlardı. “Eyyy! diye yanıt vererek, sesin geldiği yöne, çağırana doğru yürümeye başladım. Karşılaştık. Arkadaşlarımdan küçük İbrahim’di bu gelen.
“Hüseyin seni muallim Bey çağırıyor” dedi., ben Ne yapacağımış beni, Muallim Bey? deyince, “Bazar’dan başka Muallim Bey gelmiş, seni imtihan edecekmiş diye yanıtladı. Gülnar’a o zaman Pazar anlamına Bazar denirdi.
Sığırları arkadaşlarıma emanet edip birlikte köye doğru koşturduk. Okula girdiğimizde “kanter” içindeydik. Öğretmenimizin yanında ki Adana Öğretmen Okulu Müdürü değerli bir insandı. Beni görünce “Gel bakalım çoban, seni bir imtihan edelim de, Bir çoban şahadatnamesi verelim” dedi. Karatahtanın başına geçtiğimde terden sırılsıklam olmuştum. Yorgundum. İçimi bir ürperme kapladı. Heyecandan kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpmaya başladı. Onlar sordu, ben yanıtladım. Okuttular, yazdırdılar, hesap yaptırdılar. “tamam çık” dediler. İmtehanı kazanmış, Şahadetnamesini hak etmiştim.
Gazanfer Uğural ile sıkı bağlar.
1988 yıl yaz Aliağaya gelen bir bay, bana Yeni Şakran’a gelen Gazanfer, hoca hani resimlerin dedi. Resim mesim yok dedim. Hocam, biz seni böyle mi biliriz, resim isteriz senden, nasıl yaparsan yap. Beni devamlı ikaz edip İstanbul’a davet etti. İşte yeniden resim yaşantım böyle başladı, bana itici güç oldu. Hayatım değişti. İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 1995/34.sayısından alınmıştır.
GÜLNAR ANILARI – HÜSEYİN SEVİM






