ŞÖVALYE’nin ÖLÜMÜ – (Piyer DAKAD* 1941-2026)
Şubat 1964 İstanbul. Genç adam kafenin şemsiyesi altında yağmakta olan yağmurdan daha hızlı ağlıyordu. Şık paltolu bir bey, sorun nedir yardımım dokunur mu? dedi. Babam öldü biraz önce… Derhal anneni aramalısın dedi yabancı.
Jozef DAKAD (Le Chevalier DAKAD) 65 yaşında İstanbul’da vefat etti. Caro RAAD ve Basile DAKAK’ın ikinci evladı Jozef, 1899 yılında İskenderun da doğdu. Babası Halepli Katolik bir ailedendi ve İskenderun’da gümrük müşaviri idi. Annesi Caro Raad, Halebin büyük bir burjuva ailesine mensuptu. Basil bey işleri büyütmek için çocuklarını da alıp Mersin’e göç etti. 1910’da Mersin’de öldü. Aileyi ayakta tutmak için Jozef okulu bırakarak Belemedik’te Almanlarla tünel yapımında çalıştı. Polyglottu. (Çok dil konuşabiliyordu). Süratle Almanca da öğrendi. Kızılhaç’ta çalıştı. Lisan bilgisi nedeniyle Mersinin kanalizasyon işlerini yapan Alman firması Lenz’in muhasebe bölümünde çalıştı. Jozef bey 1920 yıllarının başında Nader ailesinin dünyalar güzeli kızı Jorjet’e aşık oldu. Jorjet hanım Jozef beyden on yaş küçüktü. Aşk ateşi körüklenerek sönmeden onyedi yıl sürdü. Dedikodular Bulgar dağını aşınca 1939 da evlendiler. İlk meyve 1940 da Caroline (Lina) ile geldi. 1941’de Piyer, 1942’de Amy aileyi meyve ve çiçek sepetine çevirdiler. Hepsi, babalarından aldıkları dil öğrenme yeteneği sayesinde Polyglot oldular. Anneleri evde Fransızca ve Arapça, baba İngilizce, Arapça konuşuyordu. Hizmetliler, görevliler, resmi işler, okul, Türkçe. İngilizce çocuklara fındık, fıstık gibi geldi. Lenz, Shell, Mobil, Foster/Wheeler, Chicago Bridge, Hollanda Kraliyet Liman Şirketi. ATAŞ Rafinerisi ve Limanı ve tahıl silosunu inşa ederken 1950’lerin ortasından sonra kent uluslararası bir şantiye haline geldi. Çok firma çok iş, nitelikli, lisan bilenlere olan istemi artırdı ve herkes iş sahibi oldu. Adana ve İskenderunlu ailelerin çocukları da bu rüzgarda nasiplerini aldılar.
Piyer İleri İlk Okulunda öğretimine başladı. Öğretmeni Mukadder SOFUOĞLU hanımın anılarına bir göz atalım;
“Sınıfım üçüncü sınıfa geçti. Çocuklar geçmiş iki yıla göre çok farklılaştılar. Ateş gibiler. Öndeki sıralardan birinde iki erkek çocuğum birinci sınıftan beri yan yana oturuyorlar Atok İlhan ve Piyer Dakak. Arkadaşları Piyero diye çağırıyorlar. Ne sorsam ikisinin eli cevap için havada. Yanlarına gittim, kısık sesle, çocuklar sınıf cevap veremezse size soracağım sakin olun dedim. Teneffüste bahçede çocukların arasında geziyoruz. Piyero kapıdaki satıcılardan bir şeyler alıp yiyor, içiyor ve bazılarını dönüp arkadaşlarına satıyor. Çocuklar alış verişi bilmiyorlar bile. Sınıfta siz de doğrudan satıcıdan alıp yiyebilirsiniz dedim. Jorjet hanım çok ilgili, sık sık geliyor, soruyor ve takip ediyor. Özenli bir anne. Diğer çocuğumun annesi Belediye Reisi. Arada doktor babası geliyor, soruyor”
İlk öğretimden sonra Piyero İstanbul’a Saint Jozef lisesine gitti. Ve oradan Corc amcasının ve Radie halasının bulunduğu Lyondaki Fransa’nın iyi üniversitelerinden birisi olan “Lyon Üniversitesi ”ne giderek hukuk ve İktisat okumaya başladı. Ancak babasının kronik kalp hastalığı nedeni ile ona yardımcı olmak için okulu bitirmeden bırakıp 1960’da Mersin’e döndü.

“Eski Mersin” Facebook – Renklendirme Hakan GÖK
Toros Otelinin 1933’te kurulduğu yıllarda ilk adı “Bellevue** Otel” idi. Nader ailesinin yaşam evleri olan bu ikiz yalılar birçok değişiklikler yapılarak otel haline getirilmişti. Bellevue Otel adı daha sonra Toros Oteli olarak değiştirildi. 1958 yılı geldiğinde Jozef bey oteli yenileme ve yeni bir mimari plan ile baştan yapma işine girişti. İnşaatı 1964 yılında Piyero bitirdi. Otel dört katlı, 53 odalı olarak servise açıldı. Merkezi ısıtma sistemi, asansör, odalarda banyo ve tuvalet vardı. İçinde birinci sınıf bir aşçının yönettiği lokanta, pastane, bar, asansör, akşamları canlı müzik, dalgaların duvarına vurduğu deniz manzaralı teras, granit zemin gibi modern ötesi bir otel meydana çıkmıştı. Zaten Shell, Mobil, FW (Foster/Wheeler), Chicago Bridge, TC Deniz Kuvvetleri Amirallik Ofisi, tüm odaları yıllık olarak kiralıyordu.
Otel bir anda kentin ve hatta civar kentlerin cazibe merkezi haline geldi. Lina ve Amy Ataş rafinerisini yapan Amerikan firması FW (Foster/Wheeler) da sekreter olarak çalışıyorlardı. Diğer bir alt müteahhit firma olan Chicago Bridge’nin mühendisleri de Otel’de kalıyorlardı.
Piyer beyin babasının ölümünden sonra tüm işi kontrol altına alması uzun sürmedi. Kentte inşaat işleri de yapmaya başladı. Otelin güney terasında müşteriler için güzel bir yüzme havuzu yapmıştı. Kullanım azalınca havuzun bulunduğu yere çok şık bir apartman yaparak kent siluetini çeşitlendirdi. Piyero Mersinde birçok konuda örnek ve önder olarak yaşamını sürdürdü. En iyi evlerde oturdu, en iyi arabaları kullandı. Birçok huyu babasına benzerdi. Kolay gülmez, kolay beğenmez ve her şeyi ince detayına kadar incelemeden karar vermezdi. Annesi Jorjet hanıma olan düşkünlüğü ve saygısı tam bir örnekti. Kentlerine olan tutkularından dolayı üç kardeş Lina, Piyer ve Amy her Nisan başında Avrupa’da bulundukları yerlerden gelerek evlerine yerleşirler eski dokuyu, kokuyu içlerine çekerek dostluklarını tazelerlerdi.
Mayıs başında kent sevdalımızı Paris’te yitirdik. Vasiyeti üzerine Akbelen Parkında şimdi anası, babası ve çocukluk arkadaşları ile birlikte uzun uykusuna yatırdık. Yıldızlar yoldaşın olsun, kente değer katan kıdemli kenttaş. Selami Gedik-Mersin, 25.05.2026
* Dakkak,Arapça’dır, daqqa=ezmek, dövmek, vurmak demektir, günlük Arapçada değirmenci, metal döven sanatçı (demirci), ince iş yapan usta manalarına gelir. jozep bey zaman içinde soyadının batı ülkelerinde daha iyi söylenebilmesi için soyadını DAKAD olarak değiştirmiştir.
** Bellevue; güzel manzaralı






