MERSİN KUZEYİNE BİSİKLETLİ KEŞİF – Ceyhun EKİZ

Bisikletli.jpg

 KeÅŸif rotası: AyvagediÄŸi- Çapar- Dorak- Pirömerli- Kaklıktaşı- Taşçılı- Parmakkurdu- PuÄŸkaracadaÄŸ (yeni parkur) – (GidiÅŸ- dönüş otobüs taşımalı) Süre: 4,42 s mesafe: 31,41 km
Namrun (Çamlıyayla) güneyindeki Boztepe köyünden bir kolu gelen Deliçay(Selindi) vadisi ve doğusundaki köyler belki de az gidebildiğim, gizemli olduğunu düşündüğüm için hep ilgimi çekmiştir. Burada Ayvagediği, çevre köylerin geçiş yolunda olduğu için toplanma ve ihtiyaç merkezi olmuştur. İki hafta önce Parmakkurdu’na geldiğimde kahvede konuştuğum köylüler Tepetaşpınar’a gitmemi önermişlerdi. Ben de bugün o tarafa, Çapar’dan gelen yoldan gidip değişiklik yapmak istedim.

Sabah Belediye otobüsünün taşıma hizmetiyle, bisikletimle beraber Mersin merkezden binerek Ayvagediği’ ne geldim. Kahvedeki çay molasında kuşluk kahvaltısı yaptım. Mola sonrasında rüzgardan korunmak için üzerimi sıkı giyindim. Çapar köy girişine, dereye kadar kıvrılan yoldan inerken çevremde üzüm bağları, şeftali, vişne, erik ağaçları sonbahara hazırlanıyordu. Hava bulutlu az serindi.
Köprüden Deliçay Deresi’ni geçerek az bir tırmanışla Çapar köy merkezindeki kahveye vardım. Kahve kapalı dışarıda bir kişi oturuyordu. Ben de geriye dönerek Dorak köy yoluna girdim. Hemen girişte yabani alıç ağacının yere dökülen meyvesinden toplayıp yedim. Alıç sulu olmasa da harika bir lezzeti vardı, hala o tadı hatırlıyorum. Dere boyunca inişli giden yoldan sonra hafif tırmanışla ilerledim. Biraz iniş biraz düz olan yol sıklaşan ormanla birleşerek güzelleşti. Yaklaşık iki km sonra bir köprü ve yol ayrımından dönemeçli tırmanışla ilerleyip Dorak köyüne yöneldim. Burada sağdan giden yolun Şahinpınarı’na çıktığını hatırladım. Çünkü daha önceki yıllarda yürüyüş guruplarıyla buraya gelmiştik. Dere boyunca batıda birkaç evden oluşan mahalle oluşmuştu. Yol kenarında yabani asmada kalan üzümden minik bir salkım alarak tadına baktım, bekleyen meyveler iyice şekerlenmişti. Asfalt yol bitip toprak hale gelince bozuldu. Bir de virajlı tırmanış başlayınca yorgunluktan sık mola verdim. Doğudaki tepeye varınca karşıma birkaç evden oluşan mahalle çıktı. Köylüler ağaçlardan zeytin çırparak hasat yapıyorlardı. Az kuzeye az güneye döne döne tırmanarak en üstteki tepeye vardım. Tepede, batıda Deliçay (Selindi) deresinin oluşturduğu vadiye üstten bakarak Çandır Kalesi ve Çandır tepesini izledim. Dorak köyüne girişte, tavuk çiftliklerinin zaman içinde çoğaldığını fark ettim. Köyde çalışanlara yolu sorarak kuzey doğuya yöneldim. Biraz daha doğuya gidince, Killik’ten gelip Boztepe Körmenlik Namrun’ a (Çamlıyayla) giden kavşakta yolu hatırlayarak Pirömerli tarafına yöneldim.
Yol kenarında küçük kulübeden oluşan bir kahve görünce durup çay molası verdim. Oturanlarla sohbet ederken giyecek satışı yapan çerçi ile tanışıp sohbet ettim. Pirömerli’ yi görmek için doğuya doğru, köy merkezine gittim. Burası Tarım Kredi Kooperatifi, bakkal, okul olan büyük bir merkezdi. Karşıda kahveyi bulunca çay ve yemek molası verdim. Kahvedekilerle sohbet ederken yıllar önce yürüyüş guruplarıyla geldiğimiz eski muhtarın kahvesini sordum.  her köyde olduğu gibi şehre göçler artınca kırsal nüfus azalmış o kahve de  kapanmıştı.
Mola sonrası yola devam ederek batıya Tepetaşpınar yoluna döndüm. Sağlı sollu büyükçe tavuk çiftlilerini geçerek bir km sonra çatallaşan yolun sola gideni Kaklıktaşı, sağa gideni ise Tepetaşpınar’a gittiğini gösteren tabelayı gördüm. Daha önce gitmediğim Kaklıktaşı yolunu tercih ederek devam ettim. Bu yol yeni olunca benim için keşif olacaktı.
Kaklık: Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre genellikle kaya ve ağaç kovuklarında oluşan su birikintisi veya hayvanların su içmesi için taşların oyulmasıyla yapılan küçük su yalağı anlamına gelen bölgesel bir terimdir.
Yoldan dik inişle beraber Taşçılı köyüne devam ettim. Tepeden aşağı indikçe farklı manzaralar oluşuyordu. Güzel bir yolda çam ağaçları ve makinin eşliğinde geçerken sakinlikte ilerlemek keyifliydi. Taşçılı köyü okulu olan büyük bir yerleşimdi. Yıllar önce bir öğretmen arkadaşı ziyaret sebebiyle gelmiştim.
Okuldan çıkan çocuklarla korna çalarak selamlaşıp ilerledim. Yol boyunca zeytin toplayan köylüler sezonu bitirmek için hızlı hızlı çalışıyorlardı. Güney batıya devam eden rahat ve sakin yolun devamında Parmakkurdu yol ayrımına gelince güneye Puğkaracadağ’a yöneldim. Ana caddeye erken ulaşmayı hedefleyip ilerledim. Demirhisar’a ulaşıp az hızlanmak istesem de Taşçılı yolunda itibaren ana caddeye ancak bir saatte ulaşabildim. Uygun bir durakta araç beklemeye başladım. Bir otobüs gelince binerek eve doğru yol aldım.
Günün özeti: Yine bilinmeze gizemli bir yolculukta, yıllar önce bir kısmını gördüğüm yerleri görüp nostalji yapmak gezip görmek ayrı bir güzellik kattı. Yaylada sonbaharı karşılamak keyifli oldu. Yeni rotalarda buluşmak dileğiyle. Doğada kalın, hoşça kalın. 03 Kasım 2022

Share this post

Biyografik Bilgi

scroll to top