“Onuncu Yıl Marşı’nı her dinlediÄŸimde aÄŸlarım.”
Mektuplarından birinde böyle yazıyordu Ethem Aydın Hocamız. Çok derin bir anlam gizliydi bu cümlede; bizim kuÅŸağın bile belki tam olarak duyumsayamayacağı bir anlam. Gazi EÄŸitim Enstitüsü’nden sınıf arkadaşı ve Mersin Lisesi’ndeki öğretmenlik yıllarından meslektaşı Hüseyin Sevim Hocamızın anısına çıkarttığımız kitaptaki yazısı -ki aynı yazı onun için çıkartılan kitapta da yer aldı- bu cümlenin dayandığı gerçeÄŸin bir örnek ile anlatımıydı sanki. Ne yazık ki, bizim yakından ya da eserlerinden tanıdığımız, özel bir dönemin bu deÄŸerli insanları yavaÅŸ yavaÅŸ terk ediyorlar dünyamızı.
Ethem Aydın Hocamızı kendi çağdaşlarının birçoğundan ayıran bir özelliği vardı; genç kalışı. Yaşamının her evresinde bu özelliğini gözlemek mümkün. Öylesine gençti ki, ölümüne bile bir anlamda bu özelliği neden oldu, diyebiliriz.
Günümüzde, daha orta yaÅŸlarda olan birçok kiÅŸinin uzak durduÄŸu bilgisayarı yetmiÅŸli yaÅŸlarında kullanmaya baÅŸlayan, sürekli okuyan, sürekli düşünen ve düşündüklerini de Türkçe’nin en yeni biçimiyle yazıya döken, genç kalmış bir beyindi Ethem Aydın Hoca. Her Mersin’e gidiÅŸimizde birkaç kez karşılaşırdık. Ta Adana’dan kalkıp gelirdi; bir de bakardık ki, sessiz sedasız gidivermiÅŸ. Sevmezdi konuÅŸmayı. Yazdıklarında da dile getirirdi bunu. Çok iyi anlardım, Hoca’nın yazmayı konuÅŸmaya yeÄŸleyen bu özelliÄŸini. “Verba volent, scripta manent (Sözler uçar, yazılar kalır)”!
Çok yazardı. Hem de öyle güzel yazardı ki…Mektubun tadını unutmamış az sayıdaki kiÅŸilerden biriydi.
Ethem Aydın Hoca’yı tanımayan bir kiÅŸi, buraya kadar okuduklarından onun bir felsefe ya da edebiyat öğretmeni olduÄŸu çıkarımını yapabilir. Ethem Aydın Hoca, kendi deyimiyle iÅŸbilgisi-yazı-resim öğretmeniydi ve bu tanımın ressamlık tanımının önünde yer almasını yeÄŸlerdi.
Ortaokul yıllarımda ben de öğrencisi olmuştum. Ölümünden hemen önce eline geçen mektup Derneğimizin, Öğretmenler Günü nedeniyle gönderdiği ileti olsa gerek. Yani, bir öğretmene yazılan ve öğrencilerinin şükranlarını dile getiren satırlar.
Oysa, bir ressamdı da. GittiÄŸi her yerde elindeki bloknota eskizler yapan ve sonra onları özgün biçemiyle tuvale yansıtan, son güne kadar da üreten bir ressam… Ekim 2000 de DerneÄŸimizin Mersin’de düzenlediÄŸi Ethem Aydın Sergisi kapsamında DoÄŸan Akça dostun büyük emeÄŸiyle hazırlanan kitapta, onu en iyi biçimde kendi dilinden anlatmanın mümkün olacağını düşünmüş ve mektuplarından alıntılarla bezemiÅŸtim yazımı…
Hem eskizlerini hem de tuval üzerine yaptığı çalışmaları son olarak bu sergide zengin bir biçimde izleme fırsatı bulmuÅŸtuk. Serginin ardından İçel Sanat Kulübü Lokali’nde düzenlenen yemekli toplantıda ise yaÅŸadığı günün heyecanı ile uzunca süre keyifle oturmuÅŸtu.
Gazanfer UÄŸural anısına hazırlamak istediÄŸimiz kitap ile ilgili olarak yazdığım bir mektuba verdiÄŸi yanıtta “Bilgisayarım, Gazanfer’e yazdığım övgü mektuplarıyla doludur, saÄŸlığında kendisine ulaÅŸan. İnsanlar ölümlüdür. Siz de ben de bir gün öleceÄŸiz. Bunu yas günlerine dönüştürmek yerine ÅŸenliklere dönüştürmeyi düşünmek, evrensele saygıdır.” diyor ve anmanın çeÅŸitli biçimlerinden örnekler veriyordu.
Daha önceki bir mektubunda da şöyle yazmıştı: “Yine eÄŸer, size yazdığım gibi, yaÅŸanmışları anılara dönüştürmeye, bir de mektuplarımı yayımlamaya kalkarsam, sekreter ÅŸart olacak.”
Sanki, yazdıklarının yayımlanmasını ister gibi görünüyor bu cümlesinde. Mektup da olsa, muhakkak ki deneme tadında mektuplardır hepsi.
Yine yazdıklarından, bilgisayarında çok deÄŸerli bir mektup arÅŸivi bulunduÄŸu anlaşılıyor. Bu arÅŸivin ve diÄŸer eserlerinin deÄŸerlendirilmesinin onun istediÄŸi türde anma biçimlerinden biri, kendi sözcükleriyle ‘evrensele saygı’, olacağını göz önünde bulundurmak gerek. (Eserleri arasında bir de TEMA Vakfı aracılığı ile Mut’ta oluÅŸturduÄŸu bini aÅŸkın aÄŸaçtan oluÅŸan orman var.)
“Hocam, son aylarda mektubunuz gelmez oldu” diye yazmaya niyetlenmiÅŸken, Ethem Aydın Hoca’nın okuyamayacağı bir son mektup oldu bu.
Onun, “Sevgi, yaÄŸmurunuz olsun!” sözleri ile anısına saygılar. İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2003/119. Sayısından Alınmıştır.






