GENÇLİĞİN BİR BAŞKA TARİFİ ETHEM AYDIN ÖĞRETMEN – Meriç ALKAN

Ethem-Aydin.jpg

“Onuncu Yıl Marşı’nı her dinlediğimde ağlarım.”
Mektuplarından birinde böyle yazıyordu Ethem Aydın Hocamız. Çok derin bir anlam gizliydi bu cümlede; bizim kuşağın bile belki tam olarak duyumsayamayacağı bir anlam. Gazi Eğitim Enstitüsü’nden sınıf arkadaşı ve Mersin Lisesi’ndeki öğretmenlik yıllarından meslektaşı Hüseyin Sevim Hocamızın anısına çıkarttığımız kitaptaki yazısı -ki aynı yazı onun için çıkartılan kitapta da yer aldı- bu cümlenin dayandığı gerçeğin bir örnek ile anlatımıydı sanki. Ne yazık ki, bizim yakından ya da eserlerinden tanıdığımız, özel bir dönemin bu değerli insanları yavaş yavaş terk ediyorlar dünyamızı.
Ethem Aydın Hocamızı kendi çağdaşlarının birçoğundan ayıran bir özelliği vardı; genç kalışı. Yaşamının her evresinde bu özelliğini gözlemek mümkün. Öylesine gençti ki, ölümüne bile bir anlamda bu özelliği neden oldu, diyebiliriz.
Günümüzde, daha orta yaşlarda olan birçok kişinin uzak durduğu bilgisayarı yetmişli yaşlarında kullanmaya başlayan, sürekli okuyan, sürekli düşünen ve düşündüklerini de Türkçe’nin en yeni biçimiyle yazıya döken, genç kalmış bir beyindi Ethem Aydın Hoca. Her Mersin’e gidişimizde birkaç kez karşılaşırdık. Ta Adana’dan kalkıp gelirdi; bir de bakardık ki, sessiz sedasız gidivermiş. Sevmezdi konuşmayı. Yazdıklarında da dile getirirdi bunu. Çok iyi anlardım, Hoca’nın yazmayı konuşmaya yeğleyen bu özelliğini. “Verba volent, scripta manent (Sözler uçar, yazılar kalır)”!
Çok yazardı. Hem de öyle güzel yazardı ki…Mektubun tadını unutmamış az sayıdaki kişilerden biriydi.
Ethem Aydın Hoca’yı tanımayan bir kişi, buraya kadar okuduklarından onun bir felsefe ya da edebiyat öğretmeni olduğu çıkarımını yapabilir. Ethem Aydın Hoca, kendi deyimiyle işbilgisi-yazı-resim öğretmeniydi ve bu tanımın ressamlık tanımının önünde yer almasını yeğlerdi.
Ortaokul yıllarımda ben de öğrencisi olmuştum. Ölümünden hemen önce eline geçen mektup Derneğimizin, Öğretmenler Günü nedeniyle gönderdiği ileti olsa gerek. Yani, bir öğretmene yazılan ve öğrencilerinin şükranlarını dile getiren satırlar.
Oysa, bir ressamdı da. Gittiği her yerde elindeki bloknota eskizler yapan ve sonra onları özgün biçemiyle tuvale yansıtan, son güne kadar da üreten bir ressam… Ekim 2000 de Derneğimizin Mersin’de düzenlediği Ethem Aydın Sergisi kapsamında Doğan Akça dostun büyük emeğiyle hazırlanan kitapta, onu en iyi biçimde kendi dilinden anlatmanın mümkün olacağını düşünmüş ve mektuplarından alıntılarla bezemiştim yazımı…
Hem eskizlerini hem de tuval üzerine yaptığı çalışmaları son olarak bu sergide zengin bir biçimde izleme fırsatı bulmuştuk. Serginin ardından İçel Sanat Kulübü Lokali’nde düzenlenen yemekli toplantıda ise yaşadığı günün heyecanı ile uzunca süre keyifle oturmuştu.
Gazanfer Uğural anısına hazırlamak istediğimiz kitap ile ilgili olarak yazdığım bir mektuba verdiği yanıtta “Bilgisayarım, Gazanfer’e yazdığım övgü mektuplarıyla doludur, sağlığında kendisine ulaşan. İnsanlar ölümlüdür. Siz de ben de bir gün öleceğiz. Bunu yas günlerine dönüştürmek yerine şenliklere dönüştürmeyi düşünmek, evrensele saygıdır.” diyor ve anmanın çeşitli biçimlerinden örnekler veriyordu.
Daha önceki bir mektubunda da şöyle yazmıştı: “Yine eğer, size yazdığım gibi, yaşanmışları anılara dönüştürmeye, bir de mektuplarımı yayımlamaya kalkarsam, sekreter şart olacak.”

Sanki, yazdıklarının yayımlanmasını ister gibi görünüyor bu cümlesinde. Mektup da olsa, muhakkak ki deneme tadında mektuplardır hepsi.
Yine yazdıklarından, bilgisayarında çok değerli bir mektup arşivi bulunduğu anlaşılıyor. Bu arşivin ve diğer eserlerinin değerlendirilmesinin onun istediği türde anma biçimlerinden biri, kendi sözcükleriyle ‘evrensele saygı’, olacağını göz önünde bulundurmak gerek. (Eserleri arasında bir de TEMA Vakfı aracılığı ile Mut’ta oluşturduğu bini aşkın ağaçtan oluşan orman var.)
“Hocam, son aylarda mektubunuz gelmez oldu” diye yazmaya niyetlenmişken, Ethem Aydın Hoca’nın okuyamayacağı bir son mektup oldu bu.
Onun, “Sevgi, yağmurunuz olsun!” sözleri ile anısına saygılar. İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2003/119. Sayısından Alınmıştır.

Share this post

Biyografik Bilgi

scroll to top