DÜMBELEK BOÄžAZI – SOLİ EKSENİNDE HİTİTLERİN AYAK İZLERİ – Fethi DENİZHAN
Sevgili Dostum Mursil 2. ye
BİRİNCİ BÖLÜM
“Ütopik dramatize anektod.” (… M.Ö.: 1330’lu yıllardan birinde…)
Torosların Akdeniz’e bakan yamaçlarında, balta girmemiÅŸ, insan ayağı deÄŸmemiÅŸ, meÅŸe, çam ve sedir ormanlarıyla kaplı bir coÄŸrafya köşesinin kıyısında bir yerlerde… (Sandal Karayakup) köyümde mütevazi yaÅŸamımı sürdürüyor ve Fanazlık’taki (1) asma bahçemde yeni mevsimi karşılamaya hazırlanıyordum. Yerler yemyeÅŸil, gök masmaviydi. Sırtımı bir aÄŸaca yasladım oturdum, önümde uçsuz bucaksız yeÅŸil vadilerin ötesinde Akdeniz kımış kımış yakamozlarla göz kırpıyor, ilk yaz güneÅŸi iliklerimi ısıttıkça yüreÄŸimdeki yaÅŸama sevinci kat kat artıyordu.
Az sonra üstteki meÅŸe aÄŸacının dallarında tatlı bir hışırtıyla ürperdi taze yapraklar. KurÅŸun göğüslü bir güvercin konmuÅŸtu dallardan birine. Baktım ayaklarında bir mektup. Uzattım ellerimi sevimli kuÅŸa, bir kanat çırpışıyla geldi ellerime. Mektubu açtım Sevgili dostum Hitit İmparatoru Mursil II. dendi. “Gelen baharla birlikte Arzaova (Çukurova) ülkesine doÄŸru sefere hazırlandığını, hatta bir hafta içerisinde koÅŸulu at arabaları, süvariler ve yayalardan oluÅŸan donanımlı bir ordu ile yola çıkacağını yazıyor, benden de kendisini Torosların Arzaova ülkesine açılan Dümbelek BoÄŸazının başındaki çayırlı düzlükte karşılayıp buradan ilerisinde yolda ordusuna rehberlik yapmamı istiyordu.”
Dostum II. Mursil’e yazdığım cevapta; kendisini ve görkemli Hitit ordusunu anılan yerde karşılayıp güneye, Akdeniz’e hatta Arzaova ülkesinin baÅŸkenti Apassa’ya dek rehberlik yapma fırsatının benim için onurlu bir görev olacağını belirttim: Mektubu muÅŸambaya sarıp, kurÅŸun göğüslü gök güvercinin ayağına baÄŸladım ve saldım bir sabah kuÅŸluk vakti sevimli kuÅŸu havaya.
Aradan iki hafta geçti… Hazırlık yapıp, doru atıma atladım ve sözleÅŸtiÄŸimiz Dümbelek BoÄŸazı’nın kuzey çıkışındaki yemyeÅŸil çayırlı geniÅŸ düzlüğe vardım. Küçük çadırımı kurdum. Oturup yolluÄŸumu yedim. Halı dokuması heybemde, aynı zamanda dostumu burada ilk karşılamada birlikte içmek üzere W kk getirdiÄŸim güneÅŸli Fanazlık baÄŸlarının üzümlerinden üretilmiÅŸ, altın renkli nefis ÅŸaraptan içtim. Beklemeye baÅŸladım…
Gün ikindiye vardığı, batıma üç mızrak boyu kaldığı sırada; yeÅŸil çayırlı geniÅŸ düzlüğün kuzey tarafından boÄŸazın başına doÄŸru düzenli ve bakımlı donanımları ile, ikindi güneÅŸinde göz alırcasına pırıl pırıl yanan bakır renkli Hitit ordusu göründü. Az evvel de öncüler gelmiÅŸti… Sevgili dostum Mursil, tunç bir heykel gibi, iri gövdesiyle atının üstünde dimdik, ordusunun önünde son derece dinç ve dirayetli görüntüsüyle ilerliyordu. Öncüler geldiler, karşımda dizildiler ve mızraklarını bir çizgi üzerinde yere çakıp ağır kılıçlarını çekerek saygıyla beni selamladılar. Öncülerin genç komutanının elini sıktım, alnından öptüm. Az sonra sevgili dostum atının dizginlerini ÅŸaklatıp topuklarıyla hayvanı tırısa kaldırdı ve bana doÄŸru sürdü. Yanıma gelince çevik bir Hitit Arslan’ı gibi atından atladı. Gülerek kollarını açtı. KucaklaÅŸtık, birbirimizin omuzlarını sıvazladık. Küçük çadırımın önünde çayırların üzerine serili yabankeçisi postlarına baÄŸdaÅŸ kurup oturduk. HoÅŸ beÅŸ ettik. Çocuklarımı eÅŸimi sordu. Ben de sevgili eÅŸine ve tüm ailesine sevgilerimi selamlarımı sundum. Kireçli Akdeniz yamaçlarının ve yakıcı Arzaova güneÅŸinin olgunlaÅŸtırdığı Fanazlık baÄŸlarının eÅŸsiz üzümlerinden kendi ellerimle ürettiÄŸim altın ve lal renkli nefis ÅŸaraplarından ikram ettim dostuma. Birlikte içip söyleÅŸtik. Gün akÅŸam oldu. Dostumun ordusu bulunduÄŸumuz geniÅŸ çayırlıkta, BoÄŸazın aÄŸzında mola verdi. Nizamiye oluÅŸturup güvenlik önlemleri ile geceyi karşılamaya geçtiler.
AkÅŸam; ikimiz deÄŸerli dostumun gösteriÅŸli çadırında av eti yiyip nefis ÅŸaraplar içerek seferle ve yarınki yolculukla ilgili planlar üzerinde uzun uzun söyleÅŸtik. Dostum Mursil: “Anadolu Hitit BirliÄŸinde yer yer zaaflar ortaya çıktığını, isyanlar baÅŸ gösterdiÄŸini, bu nedenle son yıllarda İmparatorluÄŸun gidiÅŸatının pek de iyi olmadığından bahsetti. “Arzaovalılar da isyan etmiÅŸler, hatta buradaki Federasyon görevlilerinin bazılarını gizlice ortadan kaldırdıkları bile söyleniyordu.
Dışarıda çelik gibi bir Toros gecesinin ayazı vardı. Vakit çoktan gece yarısını geçmiÅŸti… Bölmeli büyük çadırda odalarımıza çekildik…
İKİNCİ BÖLÜM
“Tarihin Işığında – Rehberin Anlatımı:” Hitit İmparatorluÄŸunda, Mursil II. : BaÅŸkent Hattusas’da bir gün (M.Ö. 1332) Kurultay topladı. Anadolu BirliÄŸinin pek çok eyaletinde kargaÅŸa vardı. Yer yen isyanlar çıkmaktaydı. Arzova’da da (Çukurova) isyan çıkmış, Kral Uhhalu Federasyon merkezine baÅŸkaldırmıştı. Mursil öncelikle bu isyanı bastırmak, kaybolan otoriteyi yeniden oluÅŸturmak üzere Arzova’ya bir sefer düzenleyeceÄŸini ve bu konu ile ilgili hazırlıklarını ve planlarını anlattı toplantıya katılanlara. Onların düşüncelerini öğrendi, fikirlerini aldı.
Bahar ayları geçip de ilk yaz günleri ile birlikte, izlenecek yol üzerinde kar kış engelleri kalkınca hazırlık yapıp, donanımlı ve disiplinli ordusu ile ülkesinden kalkıp Orta Anadolu’yu güneybatı yönünde geçerek Arzaova’ya sefere çıktı. Amasya, Tiyan, Tuvanova, Tokat, Ankara, Aksaray, Karapınar ekseninde geniÅŸ Anadolu yaylalarını, ovalarını arkada bırakarak ve yaklaşık bir aylık bir yolculuktan sonra, sonunda İvriz’den Toros daÄŸlarını aÅŸmak üzere ilerletti ordusunu…
SavaÅŸ arabaları, harp araç gereçleri ve lojistik destek arabaları ile süvariler ve yayalardan oluÅŸan tam donanımlı ve bakımlı Hitit ordusu, İvriz’i arkada bırakıp Torosların sert ve haÅŸin doÄŸasıyla savaşıma hazırlıklı, geçitleri izleyerek zirvelere doÄŸru ilerlemeye baÅŸladı. Torosların bu bölgesinde pek çok yerde henüz karlar erimemiÅŸti. Çok zorlu bir yolculuk yapmaktaydılar. Öncüler çıkıyor, yollar ve geçitler saptayıp ordunun esas ağırlığının daha kolay ilerlemesini saÄŸlıyorlardı. Sonunda çetin doÄŸa koÅŸullarını yenerek üçüncü gün ikindi vakti gün batımına üç mızrak boyu kala Dümbelek BoÄŸazı’nın kuzey aÄŸzında bulunan çayırlı düzlüğe ulaÅŸtılar. Burada gece mola verdiler. Ertesi gün; ÅŸafak kızıllığı ile birlikte uzun uzun çalan kalk borusu ile Hitit ordusunun dinamik ve disiplinli askerleri yarım saat içerisinde yürüyüş düzenine geçmiÅŸti bile.
Rehber ve öncülerin yol göstermesiyle BoÄŸazdan aÅŸağı doÄŸru yavaÅŸ yavaÅŸ süzüldü ordu. BoÄŸazın güney giriÅŸinden batıya doÄŸru yöneldiler. Arslanköy’den geçtiler. Yedigöz’e uÄŸrayıp buradan Çatak yönünde Toroslara tırmanmaya baÅŸladılar. Bölgedeki ara geçitleri izleyerek Tepeköy’ün kuzey tepelerine ulaÅŸtılar. Buradan güneye doÄŸru ilerleyerek Sarılar’dan sonra bir kol batıya yöneldi. Bu kol Söğütlü ve Nohutharmanı’ndan Çanlıca (5) vadisini güney yönünde geçerek Hisarkaya’ya (6) ulaÅŸtı. Buradan do Cicibağı bayırından inerek sarp geçitten Åžahna köyüne ulaÅŸtı.
Sarılar’da bıraktığımız kolu ise; Kurucaoluk (7) sırtlarında Arinanda Dağı (8) eteklerinde mola verdi. Burada hazırlık yapıldı. Arinanda kentini koruyan Arzaova askerleriyle kısa süren bir çatışma oldu.
Arzaovalı asiler savaşı bırakıp geri çekilerek Arinanda dağının zirvesindeki kentlerine sığındılar. Bu kente ulaşım; Kurucaoluk’tan bıçak sırtı gibi çok dar ve uzunca bir sarp geçitten olanaklıydı. Kentin içme suyu da bu sırtlarda inÅŸa edilen bir kanalla Kurucaoluk’taki kaynaktan saÄŸlanmaktaydı. Dağın zirvesindeki kente deÄŸil savaÅŸ arabalarını hayvanları bile çıkarmak olanaksızdı. Ancak yaya askerler güçlükle, hatta bazı sarplarda iplerle birbirlerine baÄŸlı olarak tırmanabilmekteydiler.
İleride bir zaman II. Mursil bu olayı şöyle anlatmıştır: “Arzaova halkını ve ordusunu Arinanda Dağında sıkıştırdım. Sularını da kestim. Böylece onları teslim olmaya zorlayarak yendim ve kenti teslim aldım. ”
Rehber: Hitit ordusu ilerlemeyi sürdürüyor. Arinanda Dağı’nın batı eteklerinde sarp geçitlerin bin bir güçlüğünü yenerek Akarca’dan Apassa’ya ulaÅŸtılar. Apassa Arzaova’nın baÅŸkenti idi. Güçlü Hitit ordusu Arzaova ülkesinin baÅŸkenti. Apassa’nın dış semtlerine dayandığı zaman iki ordu arasında çok ÅŸiddetli bir çarpışma gerçekleÅŸti. Arzaova’lılar canları pahasına baÅŸkentlerini savunuyorlardı. Bu ilk çarpışma kesintisiz bir gün bir gece sürdü. Oluk gibi kan aktı. Arzaova Kralı Uhhala BaÅŸkentte deÄŸildi. Soli’de yazlık saraydaydı. KuÅŸatmanın üçüncü günü her iki taraf için de dinlenme ve hazırlıkla geçti. Surlarda açılan gedikleri tamir eden Arzaova’lılar tamamen savunmaya çekildiler. Bu arada; Arinanda ordusunun tutsak düştüğü duyuldu. Bu çok kötü tesir bıraktı. Direnç kırılmaya ve bezginlik yaratmaya baÅŸladı. Öte yandan Hitit askerleri de uzun yolculuk nedeniyle yorulmuÅŸlardı. Günler böylece kuÅŸatma ve bazen de gece baskınları ÅŸeklinde geçti. Sonunda kuÅŸatmanın yirminci gününde Arzaova’lılar pes etti. BaÅŸkent Apassa düştü, Hitit İmparatoru II. Mursil kente kuzey kapısından at sırtında girdi. Kazandığı zaferin haklı gurur ile doÄŸruca BaÅŸkent yönetiminin bulunduÄŸu saraya yöneldi. Arkasında coÅŸkulu ve gururlu Hitit savaşçıları olduÄŸu halde sarayın önünde durdu ve iki askerin güçlükle taşıdığı uzun ve enli iri kılıcını yere sapladı. Atından indi. Arzaova’nın maÄŸlup yöneticilerinden birkaçı haÅŸmetli Hitit İmparatorunun önünde yerlere dek saygıyla eÄŸildiler ve öylece onun vakarlı ve dimdik sarayın merdivenlerinden yukarı çıkmasını izlediler.
Arzaova kralı Uhhalu, olanları Soli’de uzaktan takip etmiÅŸti. BaÅŸkentin düştüğü haberi Soli’ye ulaşınca gemiyle geceden Kıbrıs’a kaçtı.
Sarayda Kral Naibi Hitit İmparatorunu kapıda karşıladı ve tahtın bulunduÄŸu büyük salona aldı. Tahtı iÅŸaret ederek ve yerlere dek eÄŸilerek buyur etti. Koca Hitit İmparatoru bu teklifi reddetti. Salonun ortasında iki metreyi aÅŸkın uzun boyu ve iri bir Hitit BoÄŸasını andıran cüssesi ile durup kentin teslim koÅŸullarını karşısındakine kararlı bir ses tonuyla gürler gibi buyurdu. Kendisine ve ailesine zarar verilmeyeceÄŸi güvencesini verdi. Ancak can güvenlikleri için sarayın uygun bir yerinde tutsak olarak bulunacaklarını söyledi. Bu arada Arzaova’nın Akdeniz kıyısındaki BaÅŸkente 15 km. uzaklıktaki liman kenti Soli’ye haber gönderilmesini ve buradaki askerlerin direnerek boÅŸa kan dökülmemesini emretti. İkinci gün Soli teslim bayrağını çekti. Bu sırada gece Kral Uhhalu gizlice bir gemiyle Kıbrıs’a kaçmıştı. Sabah kent halkı bu durumu görünce hiç direnme göstermeden teslim bayrağını çektiler. Böylece Soli kan dökülmeden teslim alındı. Bir süre sonra İmparator Soli’ye indi. Böylece Puranda (9) kenti hariç Arzaova ülkesinin neredeyse tamamı tekrar BirliÄŸe geri dönmüş oldu.
Solinin de teslim olmasından yaklaşık on gün sonra da Puranda’ya sefer düzenleyerek kentte tekrar düzen kuruldu.
Mursil II. BaÅŸkent Hattusas’a mektup yazdı. KardeÅŸi Karkamış Kralı Sarısinnah’ı (Sarisinek) Arzaova’ya çağırdı. Ona Puranda’nın ValiliÄŸini vereceÄŸini ve tüm Arzovanın hakimi olmasını istiyordu. Güz gelmekteydi. Torosları kar kış bastırmadan Hattusas’a dönmeliydi. Bir süreden beri Hitit ülkesinde yönetim boÅŸluÄŸu doÄŸma tehlikesi belirmiÅŸti. Bu nedenle kardeÅŸini buraya çağırıyor, buraları ona emanet ederek asıl Hitit Ülkesine dönmeli ve yönetim boÅŸluÄŸuna izin vermemeliydi. Öyle de yaptı…
Anlatıcı : Kuzey Yolunun (Hitit Yolu) Şahna köyünde bıraktığımız kolunu izliyoruz.
Nohut harmanı, Sarıyayla, Körmenlik Dağı eteklerinden gelen Batı kolu ile Hisarkaya’dan gelen iki kol KüçükÅŸahna’da (Üzümlü Köyü) birleÅŸerek EÅŸekderesi kanyonunu izler. Paçadağı’nın doÄŸusundan geçer, Yarnaz’a çıkar. Buradan aÅŸağı inerek Akgeçit’ten Karayakup köyünün doÄŸusundan köy mezarlığını ikiye bölerek Fanazlık Tepesi’ndeki Antik kente ulaşır. Buradan da Sandal köyünün batısındaki beleni aÅŸarak günümüzdeki Sarıyar köprüsünün yaklaşık yüz metre kadar yukarısında tekrar iki kola ayrılır. Batı kolu saÄŸ yakayı izleyerek Nurkız Çatı’ndan DoÄŸu kolu ise: Sandal deresini günümüzde silinmek üzere kalıntıları bulunan antik köprü ile doÄŸuya geçer. Buradan da doÄŸuya doÄŸru tırmanarak ÖdemiÅŸ GediÄŸi’nden DoÄŸlu köyüne iner. DoÄŸlu deresini ÅžakiraÄŸa’nın deÄŸirmen yıkığından (Arıklı) doÄŸuya geçer, Cirman eteklerini izleyerek oradan da Soli’ye ulaşır…
Anlatıcı: (Yaklaşık olarak) M.Ö. 1000’li yıllarda; batıda Truva’dan baÅŸlayıp tüm batı Anadolu’yu geçerek, Ermenek, Mut, Mara, Uzuncaburç, Lamos (Lamas) ve Mata’yı izleyerek Elvanlı’ya, oradan da Liparis Çayının (Mezitli deresi) Akdeniz’e döküldüğü noktada kurulu Arzova (sonraları Kilikya) ülkesinin ortadoÄŸuya açılan liman kenti Soloi’ye (Soli, sonralan Pompeiopolis) uÄŸrayıp, Pitura ırmağının denize döküldüğü noktada kurulu antik Pitura’yı (Yumuktepe höyüğü) daha kuzeyden (olasılıkla Karaisalı ile menteÅŸ arasından) antik köprü ile Pitura ırmağını (Efrenk-Arslanköy deresi, Müftü deres) doÄŸuya geçip Tırmıltepe’ye, oradan yine antik Anhralos kentine (Karaduvar-Kazanlı) ve limanına uÄŸradıktan sonra Sida dağındaki [Kazanlı yakınlanındaki tepe) maden iÅŸleme merkezine uÄŸradıktan sonra doÄŸuya doÄŸru sırasıyla Rigma Gölü kıyısında kurulu Tarsos, Tarsisi’te Sidnos (Berdan) Irmağını (Tarsus) Jüstinyen köprüsü ile doÄŸuya geçerek Ceyhan ve Seyhan Irmağını (Misis’te) yine antik köprülerle geçerek, Assos’tan daha da doÄŸuya Mezopotamya içlerine, hatta batıya yönelerek İskenderiye’ye dek uzanan “Antik Roma Yolu ile Kuzey Yolu-Hitit Yolu-” bölgemizde iki noktada Elvanlı ve Soli’de (Mezitli) birleÅŸir ve aynı zamanda kavÅŸak oluÅŸtururlar.
(1) Fanazlık Sandal ve Karayakup köylerinin arasında bulunan antik yerleşim yeri.
(2) Dümbelek BoÄŸazı Arslanköy’ün doÄŸusundaki Toros geçidi.
(3) Apassa Apsun Köyü, Kuzucubelen ile beraber.
(4) Ivriz: Karaman iline bağlı yerleşim yeri.
(5) Nohutharmanı-Çanlıca : Sandal, Karayakup ve Şahna köylerinin yaylağı.
(6) Hisarkaya Mühlü yaylasının doğu sırtlarındaki antik yerleşim yeri.
(7) Kurucaaluk: Fındıkpınarı ile Tepeköy arasındaki geçit.
(8) Arinanda dağı Şahna köyünün doğusundaki Manit dağının Antik çağlardaki adı.
(9) Puranda: Mersin’in doÄŸusundaki PuÄŸ-KaracadaÄŸ köyü.
(10) Nurkiz Çatı: Sandal deresi, Karayakup deresi ile Karacaoğlan deresinin, Sarıyar ile Elvanlı arasında birleştiği nokta. Su çalı. Bu noktadan sonra akarsuyun adı Gilindirez Çayıdır.
(11) Ödemiş Gediği: Sarıyor köyü ile Doğlu köyünü birleştiren yolun aştığı gediğin adı. Kilikyalılar döneminde gümrük kapısı idi.
* Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal – Hatti ve Hitit Uygarlıkları kitabından alınmıştır.
İçel Sanat Kulübü Aylık Bülteni 2001/106. Sayısından Alınmıştır.





